ASAYİŞ - 10 Ocak 2026 Cumartesi 17:09

Yalvaç’ta haber alınamayan yaşlı adam evinde ölü bulundu

A
A
A
Yalvaç’ta haber alınamayan yaşlı adam evinde ölü bulundu

Isparta’nın Yalvaç ilçesinde kendisinden günlerdir haber alınamayan 66 yaşındaki adam evinde ölü bulundu.


Olay, dün akşam saatlerinde Isparta’nın Yalvaç ilçesi Zafer Mahallesi Milli Egemenlik Caddesi bulunan apartmanın birinci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 66 yaşındaki Ali İhsan Kamit’ten birkaç gün haber alamayan komşuları durumu polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine Kamit’in yaşadığı daireye giren ekipler, yaşlı adamı kanepede hareketsiz halde buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Kamit’in yaşamını yitirdiği belirlendi. Kamit’in bazı sağlık sorunları olduğu öğrenildi. Kamit’in cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta’ya, hastane morguna kaldırıldı.



Yalvaç’ta haber alınamayan yaşlı adam evinde ölü bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da trafik kazasında vefat eden 14 yaşındaki kızın babası: "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış, kanlar içindeydi" Ankara’da yaya geçidinde otomobil çarpması nedeniyle vefat eden 14 yaşındaki kız çocuğunun babası, "Makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yanına gittiğimde kanlar içindeydi" dedi. Olay, 19 Şubat akşamı Çankaya ilçesi Turan Güneş Bulvarı’nda meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 14 yaşındaki Elif Güner’e yaya geçidinden karşı yola geçmeye çalıştığı sırada Yasin Aloğlu idaresindeki 06 BA 4825 plakalı otomobil çarptı. Kazada ağır yaralanan Güner olay yerinde hayatını kaybederken, gözaltına alınan Aloğlu çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Vefat eden lise 1’nci sınıf öğrencisi Güner’in cenazesi Karşıyaka Mezarlığında toprağa verildi. Kazayla ilgili konuşan Güner’in annesiyle babası ise Aloğlu’nun olay anında aracını süratli kullandığını ve makas atarak ilerlediğini ileri sürdü. "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış" Olayla ilgili konuşan baba Dündar Güner, "Kızım iftardan sonra arkadaşlarıyla birlikte kahve içmek istemiş. Dışarıya çıktığında yaya geçinde durduğu sırada makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yavrumuzu bizden götürdü. Böyle bir acı yok. Arkadaşları olaydan sonra bizi aradı. Herkesten önce kızımın yanına gittim. Kanlar içinde gördüm. Kalbi durmuş. Çarpan kişi muhtemelen kaçmıştı. Sonradan tutuklandığını öğrendim. Kim olduğunu bilmiyoruz. Tek istediğimiz bu olayı görenlerin bize ulaşması. Benim kızım şu anda okulda olacaktı ama artık toprağın altında. Bu acının tarifi yok" dedi. "Çok güzel hayalleri vardı" Kızının ileride veteriner hekim olma hayali kurduğundan bahseden baba Dündar, "Hayvanları çok severdi. Çevresindeki tüm hayvanları beslerdi. Veteriner olmak istiyordu. Çok güzel hayalleri vardı. Kedisinin doğum günü için hazırlıklar yapıyordu. Çok dürüst bir kızdı. Ona meleğim diye seslenirdim. Bir parçam gitti. Artık bu ömrüm nasıl geçer düşünmek istemiyorum. Umarım adalet yerini bulur" diye konuştu. "Hayalleri yarım kaldı" Anne Tuğba Güner ise hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirerek, "Olayı gören, araçlarında kamera kaydı olan kim varsa bize ulaşsın. Sürücünün makas atarak gittiğini gören kişiler bizi bulsun. Sadece bunu istiyorum. Kızımız melek oldu. Ciğerimiz yanıyor. Hayalleri yarım kaldı. Sebep olanlar umarım aynı acıyı yaşarlar. O kişi ömür boyu hapiste kalsa da kızım gelmeyecek ama en büyük cezayı almasını istiyorum" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde "haksız kazanç" davasında 3 sanık hakkında tahliye kararı Hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönelik, 1’i profesör, 11 sanıklı davada mahkeme, tutuklu 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Dava dosyasında tutuklu sanık kalmazken, duruşma eksiklerin giderilmesi için ertelendi. Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanlarının hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin 1’i profesör 11 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Cuma günü görülmeye başlanan duruşmaya, 3’ü tutuklu 11 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Cuma günü sanıkların savunmaları tamamlanırken, sanıklar savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını talep etti. Duruşmanın bugünkü oturumu, müşteki beyanlarıyla devam etti. "Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım" Beyanda bulunan müşteki Münevver Özyurt, sanık V.E.’den şikayetçi olmadığını belirterek, "Sanıklardan bir tek V.E. ve vizite yapan M.M.’yi tanıyorum. V.E. hocadan bir şikayetim bulunmamaktadır. Diğer hiçbir sanıktan da şikayetçi değilim. Ameliyatım iyi geçti bu konuda memnunum. Bu doktoru ben, kendi iradem ile tercih ettim. Hatta hocaya bizzat, ‘ameliyata siz girer misiniz?’ dedim. O da hasta yoğunluğunun olduğunu söyledi. Bana hastaneye bağış yaparsanız sizi ben ameliyat ederim dedi. Medikal alacağım dedi. Ben de kabul ettim ve bağışta bulundum, şikayetçi değilim. Faydam olsun diye bağış yaptım" şeklinde konuştu. Müşteki Ayşenur Yılmaz ise beyanında, "Kardeşim 1 yıldan fazla süredir kanser hastasıydı. Son olarak Yedikule Hastanesine gittik. Ameliyat için sıraya aldık. Kardeşim çok sıkıntılıydı. Ameliyat için bizden herhangi bir para istenmedi. Ameliyattan kardeşim sağ sağlim çıkınca kendim bağış yapmak istedim. Emekli öğretmenim ve bir maaşımı bağışlamak istedim. Hemşire hanımla görüştüm hocaya bilgi verelim dedi. Doktora söyledim bağış yapmak istediğimi söyledim. A. hanıma yönlendirdi. Bir yere imza atmam gerekmiyor mu dedim. Bana bir boş bir kağıt verdi. Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım. Bu bağış parasını elden verdim. Her hangi bir belge almadım. Kardeşimin durumu çok kötüydü bir aydan fazla süre sıra bekledi" dedi. "Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" Duruşmada, hastanenin eski Başhekimi Sedat Altın ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulundu. Altın, "2001-2015 arası ve 2019-2024 arası yıllarda Yedikule’de Başhekimlik yaptım. Hastaneler bu zamanda kadar, hasta ve hasta yakınından bağış almıştır. Ancak bağışı idare alır ve döner sermayeden makbuz kesilir ve teşekkürler belgesi verilir. Mesela ben başhekimken acil binası yapıldı ve bu bir bağıştı. Hastane eski olduğu için ve bakanlık ek ödeme yapmadığı için hasta yakınları bizlere bağışta bulunma isteğinde bulunurdu. Biz de onlara eksiğimizi söylerdik. Doktorlar bağış yapmak ister misiniz diye sormaz bağış yapmak isteyen bir hasta varsa idareye yönlendirir" diye konuştu. Hastanenin Başhekimi olan ve ‘tanık’ olarak dinlenen Nurettin Yiyit ise "Bağış sistemi idarenin etkisindedir cihaz bağışı ise komisyon kararı ile olur. Nakdi olacaksa bağış, döner sermaye üzerinden olur. Ancak bazen ikili ilişkiler ya da mevzuat dışı ilişkiler olabiliyor ancak bu ufak tefek tamirat tadilat işleridir. Nakdi ya da cihaz bağışı varsa mevzuata uygun ilerleriz. Bize CİMER üzerinden gelen şikayetlerde ’medikal malzeme aldırıldı’ gibi şikayetler oldu. Biz de bunları İl Sağlık Müdürlüğüne dilekçe olarak bildirdik. Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" şeklinde beyanda bulundu. Dava dosyasında tutuklu kalmadı Alınan savunma ve beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıklar V.E., Y.S. ve M.M.’yi ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine hükmetti. Verilen tahliye kararıyla birlikte dava dosyasında tutuklu sanık kalmadı. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.
Manisa Beyin ölümü gerçekleşen baba 5 hayata umut oldu Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan ve beyin kanaması nedeniyle hafta sonu Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesine sevk edilen Mustafa Özer’in (70), yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi tarafından alınan örnek bir kararla Özer’in organları bağışlandı. Yoğun bakım sürecinde yapılan tetkikler sonucunda beyin ölümü gerçekleştiği tespit edilen 3 çocuk ve 5 torun sahibi Mustafa Özer’in karaciğeri, iki böbreği ve korneaları, hastaneye gelen iki ayrı ekip tarafından alındı. Organlar, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere ambulanslarla İzmir ve Denizli’ye gönderildi. Aile olarak bağışlama kararı alındı Babasının yoğun bakımda tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını belirten Ramazan Özer, organ bağışı kararının ailece alındığını ifade etti. Özer, "Benim sonradan haberim oldu. Annem onay vermiş, kardeşlerim de onay vermiş. Beni aradılar, sen de onaylıyor musun dediler. Siz onay verdiyseniz benim için problem değil dedim" şeklinde konuştu. "Organları 5 hastaya umut olacak" Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Prof. Dr. Gönül Tezcan Keleş, hafta sonu gerçekleşen organ bağışının büyük önem taşıdığını belirterek, "Hastamız Mustafa Özer, yaygın beyin kanaması nedeniyle cumartesi sabah hastanemize getirilmişti. Yapılan tüm tetkikler maalesef beyin ölümünü kanıtlar düzeydeydi. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hastanın yaşama şansı hiçbir zaman olmuyor. Ancak diğer organlar sağlıklı çalıştığı için bunu organ nakli olarak değerlendirmek çok kıymetli bir basamak. Ülkemizde organ nakline çok ihtiyaç var." dedi. Hastanın karaciğeri, iki böbreği ve kornealarının 5 hastaya nakledileceğini belirten Keleş, "Kaybından dolayı çok üzgünüz ancak ailesinin özellikle Ramazan ayı içerisinde böyle manevi bir karar alması hepimizi duygulandırdı. 5 kişiye can olacak bu bağış için aileye teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Organ bağışı bekleyen çok hasta var" Organ bağışının hem Türkiye’de hem de dünyada büyük önem taşıdığına dikkat çeken Keleş, "Beyin ölümü gerçekleşen hastalarımızın sağlam organlarını, organ bekleyen vatandaşlarımız için değerlendirmek istiyoruz. Bu hem dini hem de tıbbi açıdan çok kıymetli bir durum. Tüm vatandaşlarımızı organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet ediyoruz" diye konuştu. Başhekim aileye teşekkür etti Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu da organ bağışında bulunan aileye başsağlığı dileyerek, "Mustafa Özer, organlarını bağışlayarak nakil bekleyen hastalara umut oldu. Bu duyarlılığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Organ bekleyen çok sayıda hastamız var. Gösterdiğiniz hassasiyet son derece kıymetli" dedi.