SAĞLIK - 12 Mayıs 2018 Cumartesi 11:22

Prof.Dr. Bilgehan Aygen: “2030’da karaciğer nedenli ölümlerde yüzde 70 artış olacağı ön görülüyor”

A
A
A
Prof.Dr. Bilgehan Aygen: “2030’da karaciğer nedenli ölümlerde yüzde 70 artış olacağı ön görülüyor”

Prof.

Prof.Dr. Bilgehan Aygen, Hepatit C’yi ortadan kaldıran yeni ilaçların kanser ve siroz gelişmesinin de önüne geçtiğini belirterek, "2030 yılında hepatit C virüsüne bağlı kompanse sirozda yüzde 40, dekompanse sirozda yüzde 60 ve karaciğer nedenli ölümlerde yüzde 70 artış olacağı ön görülmektedir" dedi.


Hepatit C virüs enfeksiyonu kronik hepatit, siroz ve karaciğer kanseri gibi önemli komplikasyonlara yol açabilen, tüm dünya ülkelerinde önemli bir sağlık sorunu. Kronik hepatit C hastalarının yaklaşık yüzde 10-20’sinde 20 yıl içinde siroz gelişiyor ve sirotik hastalarda ise bir yıl içinde yüzde 1-4 oranında karaciğer kanseri ortaya çıkıyor. Global olarak hepatit C virüsü, hepatit B virüsü ile birlikte ülkemiz dahil tüm dünyada karaciğer sirozu ve kanserinin yüzde 50’den fazlasından sorumlu.


Türkiye’de 2030 yılında karaciğer nedenli ölümlerde yüzde 70 artış olacak


Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (Klimik) Derneği, Viral Hepatit Çalışma Grubu (VHÇG) Başkanı Prof.Dr. Bilgehan Aygen, hepatit C virüsü ile ise dünyada 130-150 milyon kişinin enfekte olduğunu kaydederek, "Karaciğer hastalığına bağlı yılda 350-500 bin ölüm ve her yıl 3-4 milyon yeni olgu bildirimi yapılmaktadır. Ülkemizde genel sıklık yüzde 0.5-1 arasındadır, ancak risk gruplarında daha yüksek oranlar söz konusudur. Ayrıca ileri yaşlarda enfeksiyonun görülme sıklığı artmaktadır.Viremik yani HCV RNA pozitif olgu oranı yüzde 82 olarak bildirilmektedir. Türkiye’de ileri evre siroz olgularının yüzde 40’ından, karaciğer kanseri olgularının yüzde 60’ından hepatit C virüsünün sorumlu olduğu bildirilmektedir. 2030 yılında hepatit C virüsüne bağlı kompanse sirozda yüzde 40, dekompanse sirozda yüzde 60 ve karaciğer nedenli ölümlerde yüzde 70 artış olacağı ön görülmektedir.Ülkemizde tanı ve tedaviye erişim oranı düşüktür.2013 yılı verilere göre tanı oranı yüzde 20’nin, tedavi oranı ise yüzde 1’in altındadır" dedi.



Yeni Hepatit C ilaçları yüzde yüz başarı sağlıyor


Prof. Dr. Aygen, kronik hepatit C tedavisinde kullanılan yeni ilaçların, Türkiye’de 18 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan ve daha sonra iki kez güncellenen Sağlık Uygulama Tebliği doğrultusunda geri ödeme kapsamına alındığını vurgulayarak, Böylece birçok hastaya tedavi verme olanağı elde ettik. Sağlık Bakanlığı tarafından tedavi alan hasta sayısı ile ilgili resmi olarak açıklanan net bir sayı olmamakla beraber, yaklaşık 12-13 bin civarında hastanın tedavi aldığı tahmin edilmektedir. Bu sayı önümüzdeki günlerde daha da artacaktır. Tedavi verdiğimiz hastalarda başarı oranı çok yüksek. Mevcut yasa gereği tüm kronik hepatit C hastaları yeni tedavi seçeneklerini kullanamıyor" diye konuştu.


Prof.Dr. Bilgehan Aygen, yeni ilaçlarla yüzde 100’e varan başarılı sonuçlar elde edildiğini belirterek, Güncel tedavi olarak kabul edilen doğrudan etkili antiviral ajanlarla yüzde 90-100’e ulaşan kalıcı virolojik yanıt oranları söz konusudur. Kronik hepatit C tedavisinde birincil amaç, kür olarak da ifade edilen kalıcı virolojik yanıta ulaşmaktır. Kalıcı virolojik yanıt elde edilen hastaların yüzde 99’undan fazlası HCV enfeksiyonundan tamamen kurtulur. Doğrudan etkili antiviral ajanların eski tedavilere göre daha etkili olmalarının yanı sıra yan etkileri azdır ve hastalar tarafından iyi tolere edilebilen tedavilerdir. Ağız yoluyla kullanılmaları ve tedavi süresinin 8-12 hafta gibi kısa süreli olması önemli üstünlükleridir" dedi.



Yeni ilaçlar siroz ve ileri evre karaciğer hastalığını engelliyor


Prof.Dr. Bilgehan Aygen, Türkiye’de yeni tedavilerin kullanım onayı almasının ardından Klimik Derneği Viral Hepatit Çalışma Grubu olarak , ilacı kullanan 1370 hastanın tedavi sonuçlarını analiz ettiklerini dile getirerek, "34 merkezin katıldığı bu araştırma, ülkemizde en yüksek hasta sayısı ve tedavi sonuçlarına ulaşan bir araştırmadır. Çalışmaya alınan hastaların 1123 ( yüzde 82)’ünde tedavi ile ilgili sonuçlar elde edilmiştir. Önümüzdeki birkaç aylık süreçte tüm hastalarımızın sonuçları analiz edilebilecektir. Ülkemizde onay alan iki farklı tedavi seçeneğinin birleşik ve ön sonuçlarına göre; genel başarı oranı daha önce hepatit tedavisi olmayan hastalarda yüzde 96.4-98.3 ve daha önce hepatit tedavisi almış, ancak yanıt alınamamış hastalarda ise yüzde 98.5-99.6 bulunmuştur. Alt grup analizlerine göre (virüsün özellikleri, kullanılan farklı tedavi seçenekleri ve hastaların özellikleri gibi) yüzde 100 kalıcı virolojik yanıt elde edilen hasta gruplarımız da bulunmaktadır. Siroz gibi ileri evre karaciğer hastalığı olanlarda da yüksek başarı oranları saptanmıştır. Bu tedaviler ile yan etki görülme sıklığı ve hastaların yan etki nedeniyle tedaviyi bırakma oranları da son derece düşüktür. Ayrıca kronik böbrek yetmezliği, şeker hastalığı gibi altta yatan hastalığı olan hastalarda da yüksek başarı oranları elde edilmiştir" şeklinde konuştu.



"Ulusal bir eylem planı ortaya konabilirse Hepatit C tamamen ortadan kalkabilir"


Prof. Dr. Aygen,tedavideki başarı oranının yüksek olduğu ilaçların Türkiye’de kullanılabilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, "Buna karşın, ülkemizde tedavi verilen hasta sayısı çok düşüktür. Tedavi verilmesi beklenen hasta sayısının yaklaşık 60 bin civarında olduğu ön görülüyordu, ancak bu rakamın çok gerisinde kalınmıştır. Testi pozitif olan kişilerin yaklaşık yüzde10’u hepatit C hastası olduğunu biliyor. Öncelikle tedavi olması gereken hastalara ulaşım sağlanmalıdır. Bunun için de halkın bilgilendirilerek farkındalık yaratılması, HCV riski yüksek olan özel hasta gruplarına ulaşılması, hepatit ilaçlarının tüm ülke genelinde ulaşılabilir olmasının sağlanması, yasa gereği tedavi veremeyen tüm branş hekimlerine yönelik kısıtlamanın ortadan kaldırılması ve en önemlisi Sağlık Bakanlığı düzeyinde HCV eliminasyonuna yönelik ulusal eylem planının zaman kaybetmeden yürürlüğe konması gerekmektedir. Ancak bu şartlar sağlandığında HCV enfeksiyonunun tamamen ortadan kalkması gündeme gelebilir" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Turgutlu’da evini ateşe veren şahıs kalp krizinden hayatını kaybetti Manisa’nın Turgutlu ilçesinde kendi dairesini ateşe verdikten sonra kaçmaya çalışırken yakalanan şahıs, adliyeye sevk öncesinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Edinilen bilgiye göre olay, Turgutlu ilçesi Özyurt Mahallesi Şehit Ekrem Kaygısız Sokak’ta meydana geldi. Apartman içerisinde daha önce de elinde bıçakla yarı çıplak şekilde dolaştığı öne sürülen ve komşularının şikayetçi olduğu Barbaros Güleryüz iddiaya göre olay günü benzer hareketler sergiledikten sonra kendi dairesine girerek kapıyı kilitledi. Kısa süre sonra dairesini ateşe veren Güleryüz, ikametten çıkarak hızla uzaklaştı. Daireden yükselen alevleri fark eden vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin zamanında müdahalesiyle yangın diğer dairelere sıçramadan kontrol altına alınırken, apartman sakinleri büyük panik yaşadı. Olay yerinden kaçmaya çalışan şüpheli, mahalle sakinleri tarafından yakalanmak istendi. Öfkeli kalabalığın linç girişimini polis ekipleri engellerken, şahıs gözaltına alınarak emniyete götürüldü. İşlemleri tamamlanan Barbaros Güleryüz, adliyeye sevk edileceği esnada aniden fenalaştı. Sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Güleryüz’ün kalp krizi geçirdiği belirlendi. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Güleryüz hayatını kaybetti. Olayla ilgili geniş çaplı tahkikat sürüyor.
Muğla Dalyan’da masa tenisi doğayla buluştu Muğla’nın Dalyan bölgesinde Dünya Masa Tenisi Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte, masa tenisi açık havaya taşınarak her yaştan katılımcıyı doğa ile sporun buluştuğu renkli bir atmosferde bir araya getirdi. Muğla’nın dünyaca ünlü turizm merkezlerinden Dalyan, Dünya Masa Tenisi Günü kapsamında düzenlenen renkli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Tarih, doğa ve sporun buluştuğu organizasyonda, masa tenisi açık havaya taşınarak katılımcılara farklı bir deneyim sunuldu. Dalyan’ın tarihi dokusu ve eşsiz kanal manzarası eşliğinde kurulan masalarda her yaştan vatandaş raket salladı. Etkinlikte masa tenisinin sadece kapalı alanlarda değil, doğanın içinde de yapılabileceğine dikkat çekilerek sporun daha geniş kitlelere yayılması hedeflendi. Turnuva havasında geçen etkinlikte sporcular performanslarını doğanın enerjisiyle birleştirirken, katılımcılar da hem spor yapmanın hem de Dünya Masa Tenisi Günü’nü kutlamanın keyfini yaşadı. Mavinin ve yeşilin buluştuğu atmosferde gerçekleşen etkinlik, sporun birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Organizasyon kapsamında sporu hayatın merkezine taşıma mesajı verilirken, etkinliğe katılan sporcular ve destekçiler gün boyunca süren aktivitelerle unutulmaz anlar yaşadı. Etkinlik sonunda organizasyonda emeği geçenlere ve katılım sağlayan tüm sporculara teşekkür edildi.
Çanakkale Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü anma etkinlikler, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenle başladı. Törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza; bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir" dedi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, " Çanakkale; ne denizden, ne karadan, ne havadan ne de denizaltından geçilememiştir" diye konuştu. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü törenlerine Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Bahtiyar Ersay, Çanakkale Savaşaları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Yeni Zellanda Genel Valisi Dame Cindy Kiro, Avusturalya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jilly Morris, daire müdürleri, askeri erken, yabancı ülkelerin temsilcileri, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Tören, Türkiye Cumhuriyeti adına Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman’ın Şehitler Abidesi önünde bulunan Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü için Şehitler Abidesinde düzenlenen törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler, bu tarihî mirası; barışın, iş birliğinin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi yönünde önemli bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Geçmişin acılarından ders çıkararak, geleceği daha huzurlu ve daha güvenli kılmak ortak görevimizdir. Bugün burada, vatan savunması uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarken; aynı zamanda bu topraklarda hayatını kaybeden tüm yabancı askerleri de yad ediyoruz. Onların hatırası, bizlere barışın değerini hatırlatmaya devam etmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza; bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün bizlere düşen en önemli sorumluluk; bu anlamlı mirası gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak, barış kültürünü güçlendirmek ve insanlığın ortak değerlerini korumaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor; bu anlamlı törene katılım sağlayan siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Barışın, dostluğun ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir gelecek temennisiyle, sizleri saygıyla selamlıyorum" dedi. Anma töreninde konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tarihin en çetin mücadelelerinden birine sahne olan Çanakkale’de, Kara Muharebeleri’nin 111. yıl dönümünde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bugün burada, yalnızca bir askeri mücadeleyi anmak için değil; insanlık tarihine derin izler bırakan bir dönemin hatırasını yaşatmak, o günlerin fedakârlıklarını ve acılarını ortak bir anlayışla yad etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çanakkale, savaşın yıkıcılığını ve insan hayatı üzerindeki ağır bedelini en açık şekilde ortaya koyarken; aynı zamanda cesaretin, fedakârlığın ve insanlık onurunun en güçlü şekilde tecelli ettiği bir tarih sahnesi olmuştur. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, Çanakkale’nin hatırası ilk günkü anlamını ve önemini korumaktadır. Çünkü burada yaşananlar, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; aynı zamanda günümüz dünyası için güçlü mesajlar barındıran evrensel bir tecrübedir" diye konuştu. Çanakkale’nin buluşma, diyalog ve anlayışın simgesi haline geldiğini söyleyen Alan Başkanı Kaşdemir, "Bu anlamlı anma törenleri, geçmişte cephelerde karşı karşıya gelen milletleri bugün aynı değerler etrafında bir araya getirmektedir. Bu yönüyle Çanakkale; ayrışmanın değil buluşmanın, çatışmanın değil diyalogun, düşmanlığın değil karşılıklı saygı ve anlayışın simgesi haline gelmiştir. Çanakkale Kara Muharebeleri’nin başlangıcının 111. yıldönümü törenleri vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Tarihi Alan Başkanlığı olarak, davetimize icabet ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sözlerimin başında, Çanakkale’yi geçilmez yapan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi yaptığımız bu mübarek topraklarda bir ölüm-kalım mücadelesi vererek büyük bir zafer kazanan ve rahmet ve şükranla anıyor, o büyük insanları hayırla yad ediyorum. Ve yine, 111 yıl önce ülkeleri için buraya savaşmaya gelen İtilaf Devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor, hayatlarını kaybeden askerlerin artık bu toprakların bir evladı olduğunu, barış ve huzur dolu bu topraklarda Mehmetçiklerle yan yana ve koyun koyuna yattıklarını bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerini kullandı. Çanakkale Kara Muharebelerinin dünya tarihinde emsali az görünen bir muharebe olduğunu vurgulayan Alan Başkanı Kaşdemir, "Türk Milleti, Çanakkale’de büyük ve şanlı bir vatan müdafaası yapmış ve başarılı olmuştur. Çok açık ve haklı bir zafer kazanmıştır. Üzerinde tören yaptığımız bu topraklar, büyük acılara ve gözyaşlarına şahitlik etmiştir. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük ve en çetin savaşlardan birisi bu topraklarda yaşanmıştır. Türk Milleti, birlik ve beraberlik içerisinde çok önemli bir mücadele vermiş ve Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. Genç neferler ve genç komutanlar, büyük bir sorumluluk duygusu ve büyük bir cesaretle, tarihine yakışır bir mücadele sonunda galip gelmeyi bilmişlerdir. Zaferin mimarları olan askerler 20’li yaşların başında, komutanlar ise 30’lu yaşların başındaydılar. Bu kahraman gençler, omuzlarındaki tarihi sorumluluğu çok iyi idrak eden o nesil, Çanakkale’de dünyaya meydan okumuş ve devrin süper güçlerine kafa tutmuşlardır. Yaklaşık 8,5 ay süren, şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda galip gelen, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan Kahraman Türk Ordusu olmuştur" diye konuştu. Çanakkale’nin denizden, karadan ve havdan geçilemediğine dikkat çeken İsmail Kaşdemir, "Çanakkale; ne denizden, ne karadan, ne havadan ne de denizaltından geçilememiştir. Çanakkale’de, küllerinden yeniden doğan Türk Milleti, onurluca verdiği Millî Mücadele’den sonra, Cumhuriyetini kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasında ve temellerinde Çanakkale kahramanlığı ve Çanakkale Ruhu vardır ve bu ruh, hâlâ canlılığını korumakta ve ebediyen de korumaya devam edecektir. Aziz Milletimizin evlatları bu ruha her zaman sahip çıkacaktır. 111 yıl önce büyük acılara sahne olan bu topraklar, simdi barışın ve huzurun diyarı olmuştur. Dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olan Tarihi Alan, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır.Bizim bir hedefimiz var; bir gün gelecek, bu müstesna toprakları ziyaret etmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kalmadığı gibi, buralar milyonlarca yabancı ziyaretçi ile dolup taşacaktır" şeklinde konuştu. Alan Başkanı İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Tarihi Alan Başkanlığı olarak, tüm vatandaşlarımızı bu müstesna topraklara, Çanakkale Ruhu’nu teneffüs etmeye; yabancı misafirlerimizi de daha büyük kalabalıklarla buradaki törenlere katılmaya davet ediyoruz. Sadece törenler zamanı değil, tüm yıl boyunca, onları Tarihi Alan’da misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyacağımızı ifade ediyoruz. Çünkü Çanakkale Tarihi Alan’ı, hem dünyada hem Türkiye’de bir buluşma noktası haline gelmiştir. Çanakkale’yi geçilmez yapan, başta Çanakkale kahramanı olarak tarih sahnesine çıkan ve milletimizin gönlünü kazanan, milli mücadelemizin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızı ve aziz Mehmetçiklerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Onların hatıralarına her daim sahip çıkacağız ve Onları unutturmayacağız. Vatan sağolsun diyerek kara toprağa girenleri, dünya durdukça hatırlayıp, hâyırla anacağız. Bu toprakların kara bağrında, sıradağlar gibi durup, can fedâ edenleri baş tâcı edeceğiz. Bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa giren civanmertlerin ayak izleri olan bu mübarek toprakları gözümüz gibi koruyup, kollayacağız. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimizi göremesek de Onların bizi gördüklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Bu önemli günde, Çanakkale Kahramanlarını, aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyorum. Aziz ruhları şâd, mekânları cennet, makamları âli olsun. Allah onlardan razı olsun. Tüm insanlığın ortak mirası olan dünyamızda hep huzur ve barış olsun." İtilaf Devletleri adına konuşan Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti: "Çanakkale Savaşı’nın anıldığı bu kutsal günde, bu yarımadada hayatlarını feda eden, çoğu çok genç olan tüm cesur askerlere saygı göstermek üzere, Türk topraklarında sizlerin yanında bulunmak benim için bir onurdur. Bundan 111 yıl önce, Birleşik Krallık ve Britanya İmparatorluğu, İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda ve Fransa’dan gelen on binlerce İtilaf askeri, vatanlarına hizmet etmek üzere bu topraklara geldi. Bu boğaz, ortak tarihimizin en trajik olaylarından birinin sahnesi haline geldi. Mart 1915’ten Ocak 1916’ya kadar on binlerce asker, izleri bugün hâlâ görülebilen bir siper çıkmazında ateş ve yoksunlukla mücadele etti. Sadece savaşın şiddetine değil, aynı zamanda sıcağa, susuzluğa, açlığa ve hastalığa da göğüs geren bu askerler, tarihte kesin bir iz bıraktı. Bu çatışmaların insan kaybı çok büyüktür. Her iki taraf için de kayıplar ağırdır: İtilaf Devletleri’nde en az 60 bin ölü, buna ek olarak 125 bin yaralı ve hastalık nedeniyle 100 bin ölü. Ne kayıpların büyüklüğü ne de çatışmaların şiddeti bu adamların cesaretini azaltmadı. Onların cesareti ve fedakarlık ruhu asla unutulmayacak. Bugün, düşüncelerimiz bu şiddetli çatışmada savaşan, hayatını kaybeden veya yaralanan Türkiye ve eski Osmanlı Cihan Devleti, Birleşik Krallık ve İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz Milletler Topluluğu, Fransa ve denizaşırı topraklarından gelen askerlere yöneliyor. Bu savaşın ortak hafızamızda bıraktığı iz, ülkelerimizin bu savaşçılara duyduğu minnettarlığın bir kanıtıdır." Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu konuşmasına şöyle devam etti: "Türk milletinin kurucusu ve bu savaşta görev yapmış bir üst düzey subay olan Mustafa Kemal Atatürk, bu yarımadada ölen tüm milletlerin askerlerinin anısını onurlandırmaya önem göstermişti. Bu topraklarda, ordularımızın yaşadığı zorlukların hatırası hâlâ canlıdır. Ancak bu hatıra, barış adına halklarımızı birleştiren ve giderek güçlenen dostlukla zenginleşmiştir: Çanakkale Savaşı’nın anılması, dün savaşan tarafların uzlaşmasını, halklarımızın kardeşliğini ve ülkelerimizin barış için birlikte mücadele etme kararlılığını her zamankinden daha fazla somutlaştırmaktadır. Şiddetiyle hafızalarda yer etse de, Gelibolu Seferi, Fransa’nın üç büyük dost ülkesi olan Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda için kurucu bir olay haline gelmiştir. Avrupa topraklarında savaşın yeniden başlamasının üzerinden dört yıl geçti; NATO, topraklarımızı savunma konusundaki etkinliğini sürdürürken, her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olmak bizim görevimizdir çünkü Atatürk’ün şu temel sözüne göre ‘Büyük işler, önemli girişimler, ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir’. Barış ve istikrar gibi ortak bir hedef doğrultusunda güçlerimizi birleştirerek daha güçlüyüz. Dostlar ve müttefikler olarak bugün gösterdiğimiz teyakkuz, ortak bir anı ve duygu mekanı olmasının yanı sıra, affetme ve uluslararası dayanışmanın da sembolü haline gelen Gelibolu Yarımadası’nda savaşmış olanların torunlarına saygı göstermenin en güzel yoludur. Son olarak, bu anma törenlerini düzenleyen Türk ortaklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Fransa ve Türkiye bir zamanlar düşman ittifakların üyeleriydi, ancak düşmanlıklarımızı aşmayı başardık ve bugün birbirimiz için, aynı zamanda ortaklarımız için de güvenilir müttefikler haline geldik. Bu Fransız-Türk ve bugün uluslararası işbirliği, dünyanın geri kalanına bir mesaj olsun. Teşekkür ederim." Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve şehitler için dua edildi. Ardından Mehteran Takımı gösterisi yapıldı. Daha sonra askeri bando eşliğinde askeri birlik, konuk askerler, gaziler ve izciler resmi geçit töreni gerçekleştirildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Türk Yıldızları gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Türk Yıldızları gösterisi nefesleri kesti.