GENEL - 14 Haziran 2018 Perşembe 11:58

Prof. Dr. Hamdullah Şevli: "Millet Kırathaneleri okuma alışkanlığını kazandıracak"

A
A
A
Prof. Dr. Hamdullah Şevli: "Millet Kırathaneleri okuma alışkanlığını kazandıracak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim meydanlarında bahsettiği ’Millet Kıraathaneleri’ projesine Prof.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim meydanlarında bahsettiği ’Millet Kıraathaneleri’ projesine Prof. Dr. Hamdullah Şevli’den destek geldi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği Millet Kırathanelerinin kültürlerinde olduğunu söyleyen İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdullah Şevli, "Bu proje gerçekleştiği takdirde gençlere rol model olacaktır" dedi.



Millet Kırathaneleri peojesi sayesinde toplumun okuma alışkanlığının artacağını belirten Şevli, "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Millet Kıraathaneleri kuracağız" açıklamalarıyla başlayan bu süreçte aslına bakarsanız kütüphanelerin, kıraathanelerin asli anlamı bakımından gündeme gelmesi, tartışılması, kitaba, okumaya dair mevzuların konuşulması elbette sevindirici. Bir akademisyen olarak Cumhurbaşkanımızın Millet Kıraathaneleri açma düşüncesini son derece olumlu bulduğumu ve desteklediğimi belirtmek istiyorum. Burada ortaya konulan vizyonu daha iyi anlayabilmek için olayın arkasına bakacak olursak; Cumhurbaşkanımız okulları ziyaret ettiğinde öğrencilere "Oku, düşün, uygula, neticelendir" öğüdünü vermektedir. Ziyaret ettiği okullarda tahtaya yazdığına şahit olduk. Bu vizyonla, aslında hepimize öğrencilerin okuryazarlık, kavramları anlama, akıl yürütme, düşünme yada düşünebilme, kendi kendine öğrenebilme yeteneği kazanma yani öğrenmeyi öğrenme becerilerini kazanabilmelerini sağlayacak şekilde eğitim ve öğretimde yenilikler yapılması gerektiğini söylemektedir. Araştırmalar okuma tutumunun, okuma alışkanlığının, okuduğunu anlama becerisi ve akademik başarı üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Okuma alışkanlıkları ile okuduğunu anlama becerileri arasında bir ilişki vardır. İlköğretimin ilk yıllarından itibaren çocuklara kazandırılması gereken en önemli davranışlardan biri olan okumanın alışkanlık olarak kazandırılmasında aile, okul ve çevrenin etkili olduğu bilinmektedir" dedi.



"Millet Kıraathaneleri okuma kültürü oluşturma anlamında önemli bir proje"


Küçük yaşlardan itibaren çocuklara rol model olunmasını gerektiğini aktaran Şevli, şöyle devam etti, "Kıraathane, okuma evi yani kitap okunulan mekan demektir. Cumhurbaşkanımızın bahsettiği Millet Kıraathaneleri okumanın ve bilginin teşvik edileceği, çocukların ve gençlerin okuma alışkanlığı edineceği, araştırma alışkanlığı edineceği mekanlar olacaktır. Kültürümüz de olan bir şey aslında. Daha sonraları maalesef başka şekle dönüştü.Tekrar aslına döndürülmesi ile Millet Kıraathanelerinin okuma kültürü oluşturma anlamında çocuklarımıza ve gençlerimize okuma alışkanlığı kazandırmasına yönelik çok ciddi katkısının olacağına inanıyorum. Küçük yaşlardan itibaren çocuklara ailenin ve çevrenin olumlu rol model olması gerekmektedir. Sayıları hızla artan nargile kafeler, oyun oynanan kahvehaneler sigara içilen mekanlar hem sağlık açısından çok zararlı hem de harcanan vakit açısından baktığınızda insan sermayemizi harcama anlamında olumsuz örneklerle doludur. Burada görmüş olduğunuz 3 bin 200 metrekarelik üniversitemiz kütüphanesi, 70 bin basılı kitap, 170 bine yakın elektronik kitap, akademik veri tabanları üzerinden 25 bin elektronik dergi gibi ihtiyaç duyduğunuz alanda bilgiye, literatüre ulaşma imkanı öğrencilerimize ve araştırma yapmak isteyenlere hizmet sunmaktadır. Ancak çoğunlukla gençler kütüphaneleri sessiz sakin bir ortamda ders çalışmak için, ödev veya sunum hazırlamak amacıyla literatür taraması yapmak için kullanmaktadırlar. Elektronik kaynaklara kullanıcı adları ve şifreleriyle üniversite dışında da internet üzerinden erişim sağlayabilmektedirler".



"Kıraathaneler fikrini önemsiyorum"


Çocukların eğlenerek öğrenmeli ve okumaları gerektiğini ifade eden Şevli, "Kütüphane kültürünü geliştirme anlamında da kıraathaneler fikrini önemsiyorum. Normal bir kafede oturup çay içip bir arkadaşınızla bir konuyu tartışmak konuşmak istediğinizde müzik sesinden birbirinizi duyamıyorsunuz. Son zamanlarda özel sektör gelen talebe göre ihtiyaç hissetmiş olacak ki kitap kafelerin sayısında artış olduğunu gözlemliyorum. Çok güzel mekanlar açıldı. Kıraathanelerin halka açık mekanlar olarak düşünülmesi güzel. Üsküdar Belediyesinin açtığı kitap kafe ve Zeytinburnu Belediyemizin halkımızın hizmetine sunduğu kütüphaneler örneğinden yola çıkarak öngörümü belirtirsem Millet Kıraathaneleri de birer binadan çok, keyifle vakit geçirilen yerler olarak düzenlenecek diye düşünüyorum. Buralarda yazar ve şair buluşmaları, söyleşiler, sosyal projeler yapılabilir. Üniversiteler ve okullar destek vererek sadece akademik değil bu mekanları cazip hale getirecek sosyal projelerde yapmalı. Teknoparklar teknoloji ve bilim üreten kuluçka merkezleri gibi nasıl çalışıyorsa bu mekanlar da bir nevi sosyopark gibi çalışmalı. Çocuklar eğlenerek öğrenmeli ve okumalı, çocuklar için ayrılmış bir oyun alanı, onlara özel masalar,kitaplar ve raflar onları cezbedecek şekilde düzenlenmeli. Çocuklar için akıl oyunları, bilim sanat etkinlikleri, hikaye okumaları düzenlenerek küçük yaşlarda düzenli olarak kütüphaneye gitme alışkanlığı edinmeleri ve bu şekilde bir kültür oluşturulması önemlidir. Bilgi ve teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin etkisinin hayatın her alanında hissedildiği günümüz dünyasında toplumun genelinde böyle bir kültür oluşturma anlamında Türkiye’nin nitelikli insan gücü ihtiyacı düşünüldüğünde çocuklar ve gençlerin eğitim süreçlerine katkı sağlayacak bu projeyi önemsiyorum. Yüksek teknolojiye dayalı üretim ile refah düzeyinin arttırılması ancak ve ancak altyapısı güçlü gençler yetiştirmek için atılacak adım ve yatırımlarla mümkün olmaktadır. Bunun temelinde de toplumda buna etki edecek bir kültür oluşturmak son derece etkili olacaktır. Ülkemiz için milletimizin için geleceğimiz için inşallah hayırlı olacaktır" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Başkan Altay: “Mevcut ağaçlara göre şekillendirerek Türkiye’nin en ikonik kütüphanesini gençler için yapıyoruz” Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak Şehir Kütüphanesi inşaatında çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Şehir Kütüphanesi inşaatında incelemelerde bulunan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, kütüphanenin Darülmülk Projesi kapsamında yer alan 20 farklı projeden biri olduğunu hatırlattı. Başkan Altay, “Konyalıların hafızasında Büyükşehir Belediye binası olarak bilinen alandaki binamızı maalesef deprem yeterliliği olmadığından dolayı yıkmıştık. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak ticari olarak değerlendirdiğimizde milyarlarca lira edecek bir arsayı, kütüphane yaparak gençlerimize armağan etmeye karar verdik” dedi. “Mevcut ağaçların formuna göre bir kütüphane binası şekillendirdik" Başkan Altay, şehre Türkiye’nin en güzel kütüphane binalarından birini kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, “Türkiye’nin en ikonik kütüphane binalarından birisini yapıyoruz. İçerisinde ders çalışma alanlarının, etüt merkezlerinin, dijital kütüphanenin ve büyük kütüphane yapısının olduğu bir yapı oluşacak. Bu bina ile ilgili önemli konulardan birisi de mevcut ağaçlara hiç dokunmadan, mevcut ağaçların formuna göre bir kütüphane binası şekillendirdik. Ayrıca Birleşmiş Milletler ile birlikte yürüttüğümüz, dünyada 4 pilot ilden birisi olan Konya’mızda Sıfır Karbon binaların ilk örneğini burada inşa etmiş olacağız. Yoğun bir şekilde gayret ediyoruz. İnşallah tamamlandığında gençlerimizin sürekli vakit geçirebilecekleri, ders çalışacakları, kitapla hemhal olacakları bir kültür merkezi inşa etmiş olacağız” şeklinde konuştu. “Kütüphane içinde belediye hizmet alanı da olacak” Şehir Kütüphanesi içinde, mevcut alanda bir belediye alışkanlığı olmasından dolayı vatandaşların geldiklerinde belediye hizmetlerini görebilecekleri, KOSKİ veznesinden Açık Kapı’ya kadar bir belediye hizmet alanı da oluşturacaklarını kaydeden Başkan Altay, “Böylece buranın eskiden Büyükşehir Belediyesi olduğu ile ilgili de bir algının devam etmesini arzu ediyoruz. Şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İnşallah bir an önce tamamlanarak hem gençlerimize hem şehrimizin kültürüne kazandırmayı arzu ediyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.
Zonguldak KEİPA Türkiye Delegasyonu Başkanı Dönmez: "Gazze’de kalıcı ateşkese varılması için İsrail ve destekçileri üzerinde baskı oluşturmak zorundayız” Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Ekonomi ve Kalkınma Politikası Komisyon Toplantısı açılışı Zonguldak’ta gerçekleştirdi. Türk Delegasyonu Başkanı Fatih Dönmez, “KEİPA ülkeleri olarak derhal kalıcı bir ateşkese varılması ve insani yardımların hızlı, güvenli, kesintisiz ve engelsiz bir şekilde Gazze’ye ulaştırılmasının sağlanması için İsrail ve destekçileri üzerinde baskı oluşturmak zorundayız” dedi. KEİPA Ekonomi ve Kalkınma Politikası Komisyon toplantısı açılış toplantısı KEİPA Türk Delegasyon Başkanı Fatih Dönmez Başkanlığı’nda Zonguldak’ta gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Fatih Dönmez, son uluslararası gelişmelerle birlikte küresel enerji ağırlık merkezinin kaydığına dikkat çekti. Enerji güvenliği başta olmak üzere işbirliğinin bütüncül ve kapsamlı bir strateji temelinde ortak hedefler çevresinde geliştirmeyi amaçladıklarını belirten Dönmez, Karadeniz bölgesindeki enerji kaynaklarına vurgu yaptı. Dönmez, “Günümüzdeki son uluslararası gelişmeler ışığında küresel enerji ağırlık merkezinin kaydığını eminim sizler de doğrulayacaksınız. Bunun bilincinde olarak enerji güvenliği başta olmak üzere iş birliğimizi bütüncül ve kapsamlı bir strateji temelinde ve ortak hedeflerimiz çevresinde geliştirmeyi amaçlamalıyız. Karadeniz bölgesi; enerji kaynakları, ticaret rotaları ve coğrafi konumu nedeniyle jeostratejik ve jeopolitik açıdan büyük bir öneme sahiptir. Ancak bölgedeki artan gerilimler ve tansiyonlar, çeşitli ülkeler arasında rekabetin artmasına da neden olmakta, bölgedeki istikrarı ve güvenliği de tehdit etmeye devam etmektedir. Bu nedenle üye ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin güçlü tutulması, birlik gücümüzü korumak için hayati önem taşımaktadır. İmkânların ve meydan okumaların küreselleştiği; ülkelerin aynı anda ele alması gereken konuların nitelik ve niceliğinin benzersiz bir hale geldiği ve hiçbir devletin karşı karşıya olduğu sorunların üstesinden yalnız başına gelemeyeceği bir dönemi yaşıyoruz. Salgınlar, savaşlar, küresel ekonomik krizler, tedarik zincirlerinin kırılması, kuraklık, düzensiz göç hareketleri, tüm dünyada yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı, hibrit tehditler, uluslararası şirketlerin ulusal mevzuatları hiçe sayması, keyfi yaptırımlar, uluslararası sistemde denge arayışları, yapay zekâ teknolojilerinin akıl almaz hızı gibi birçok eski ve yeni nesil meseleyle karşı karşıyayız. Tarihte siyasetin, sosyolojinin ve ekonominin bu kadar hızlı ve derinden dönüştüğü ve kırgınlaştığı; hukukun yaşanan dönüşümlerin hızına yetişmede bu kadar çaresiz kaldığı bir dönem herhalde yaşanmamıştır” dedi. “Türkiye olarak bölgedeki barış ve huzurun şartsız tesisi için elimizden geleni ve daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz” Karadeniz coğrafyasının tehdit ve dönüşümlerden en derinden etkilenen coğrafyaların başında geldiğine dikkat çeken Fatih Dönmez şöyle devam etti: “Başta doğal gaz olmak üzere zengin enerji kaynaklarına sahip olan Karadeniz coğrafyası; tüm bu tehdit ve dönüşümlerden de belki de en derinden etkilenen coğrafyaların başında geliyor. Bu sebeplerle, Türkiye olarak bölgedeki barış ve huzurun şartsız tesisi için elimizden geleni ve daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz. Ukrayna’da devam eden savaş bölgemiz ve ötesi açısından ciddi endişe oluşturmaya devam etmekte, olumsuz etkilerini gün geçtikçe arttırmaktadır. Savaşın müzakere yoluyla çözümü dışında hiçbir alternatif çözüm günümüzde mümkün değildir. Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan adil bir barışın ancak diplomasi yoluyla sağlanabileceğine ilişkin görüşümüzü koruyoruz. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin barış planını prensipte desteklemekle beraber Rusya’nın dışlandığı üst düzey bir toplantının pek bir anlamı olmadığı da ifade etmek isteriz. Tüm ilgili taraflardan, ülkemizin diplomatik çabalarının devamını sağlamak için yardımcı olmalarını talep ediyoruz. Bölgesel güvenlik açısından önemli bir diğer konu da Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın sağlanmasıdır. İkinci Karabağ Savaşı’nın sona ermesi, bu hedefe ulaşmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış anlaşmasının henüz imzalanmamış olması, bölgede kapsamlı bir çözümün önündeki temel engel olmaya devam etmektedir. Her iki tarafı da taslak metindeki karşılıklı görüş ayrılıklarını aşarak anlaşmayı bir an önce imzalamaya teşvik ediyoruz. Öte yandan, ABD, AB ve bazı Batılı ülkelerin Azerbaycan-Ermenistan ihtilafına yönelik sergilediği dengesiz ve bir tarafı kayıran, diğer tarafın endişelerini göz ardı eden tutumdan da memnun değiliz. Bu tutum, Güney Kafkasya’daki sorunların çözümünün temeli olması gereken tarafsızlık ve kapsayıcılık ilkelerine de zarar vermektedir ve devam eden barış sürecini daha da karmaşık hale getirebilecek sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir.” “Uluslararası kuruluşları kendi emelleri etrafında şekillendiren devletlerin kudretli yetkilileri de maalesef yalnızca izlemekle yetiniyor” Filistin’de her 10 dakikada masum bir çocuğun öldürüldüğünü ve bugüne kadar 40 binden fazla Filistinlilerin hayatını kaybettiğini aktaran Dönmez şöyle dedi: “Sadece yüreğinde Filistinlilerin acısını taşıdığı için dillerinde dua, gözlerinde çaresiz bir öfke ile izleyen vicdan sahibi sıradan insanlar izlemiyor; uluslararası sistemin köşe taşı olduğunu iddia eden, evrensel değerlerin banisi ve savcısı olduğunu öne süren ve dünya barışının muhafazası misyonuna sahip uluslararası kuruluşları kendi emelleri etrafında şekillendiren devletlerin kudretli yetkilileri de maalesef yalnızca izlemekle yetiniyor. İsrail’in Gazze’de sivil, çocuk, kadın ayrımı gözetmeksizin süren katliamlarında bugüne dek 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Gazze’de her 10 dakikada bir masum çocuk hayattan koparılıyor. Uluslararası hukukun tüm çizgileri hiçe sayılıyor. Vicdan sahibi bir insanın, İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamlar ve genişleyen işgal nedeniyle derin bir acı hissetmemesi mümkün değil. İsrail hükûmetinin eylemleri, barış ve güvenlik zeminini ortadan kaldırmaktan başka bir amaca hizmet etmiyor. Soykırım boyutlarına varan katliama bir son vermek, akan kanı durdurmak ve Gazze’nin yaralarını sarmak adına tüm insanlık tarihi bir görevle karşı karşıya 2. dünya savaşı yıllarındaki katillerine öykünen bir yönetimin adeta intikamını masum ve mazlum bir halktan alırcasına sürdürdüğü zulmün ve psikozlarının kara lekesine ortak olamayız. KEİPA ülkeleri olarak derhal kalıcı bir ateşkese varılması ve insani yardımların hızlı, güvenli, kesintisiz ve engelsiz bir şekilde Gazze’ye ulaştırılmasının sağlanması için İsrail ve destekçileri üzerinde baskı oluşturmak zorundayız.” Dönmez, “1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan tam bağımsız bir Filistin Devleti kurulana dek bu kriz son bulmayacaktır. Tek ve gerçek çözüm budur. Türkiye adil ve kalıcı bir barışa giden yolda elinden geleni sonuna kadar yapmaya devam edecektir. Barışın ve Filistinlilerin hak ve hukuklarının korunması için garantörlük de dahil olmak üzere, üzerimize düşeni yapacağız” dedi. Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu da Filistin’de yaşananlara vurgu yaparak "Orada insanlık ölüyor. İnsanlığın ölmesine müsaade etmemek gerekiyor" dedi. KEİPA Genel Sekreteri Asaf Hajiyev de teşekkür ederek Vali Osman Hacıbektaşoğlu’na hediye takdim etti. Üye ülkelerin aile fotoğrafı çektirdiği toplantı gündem maddelerinde belirlenen konuların görüşüldüğü oturumlar ile devam edecek.