SAĞLIK - 06 Kasım 2018 Salı 11:55

Kendi yağlarınızdan elde edilen kök hücrelerle gençleşin

A
A
A
Kendi yağlarınızdan elde edilen kök hücrelerle gençleşin

Dr.

Dr. Yüksel Büküşoğlu, kök hücre tedavisi hiç, son yıllardaki kadar popüler olmadığını belirterek, “Kök hücreler bazı önemli hastalıkların tedavisini sağladığı gibi gençleşmemize de olanak sağlıyor” dedi.


Yapılan bilimsel çalışmaların vücutta kök hücreden en zengin dokunun aslında göbek çevresi cilt altı yağ dokusu olduğunu gösterdiğini dile getiren Dr. Yüksel Büküşoğlu, “Bu yağ dokusunu aslında vücudun kendi kendini onarıp, tamir etmesini, gençleşmesini sağlayan bir gençlik pınarı olarak görebilmek mümkün” diye konuştu.


Dr. Yüksel Büküşoğlu, göbek çevresi cilt altı yağ dokusundan özel bir işlemle kolaylıkla alınan yağların laboratuvar şartlarında özel tıbbi işlemlerle ayrıştırılması yoluyla elde edilen kök hücrelerin hiç bekletilmeden, saklanmadan, tekrar üretilmeden, aktive edilerek, canlı canlı hemen aynı kişiye enjeksiyon yöntemi ile verilmesiyle uygulanan Kök Hücre SVF Tedavisi konusunda açıklamalarda bulundu.


Dr. Yüksel Büküşoğlu, “Kök hücre, vücudun herhangi bir organında, bağ ya da kemik dokusunda farklılaşabilen ve onarıcı, yenileyici, tamir edici görevler üstlenen hücredir. Kök hücre bakımından en zengin bölge ise göbek çevresi cilt altı yağ dokularıdır. Cilt altındaki yağ dokusundan çok az miktarda, yaklaşık bir su bardağı kadar, alarak bir kaç saat içerisinde milyonlarca canlı kök hücre elde edilebilir. Bu tedaviye Kök Hücre SVF tedavisi adı veriliyor. Kendi göbek çevresi yağ dokumuzdan elde edilen Kök Hücre SVF tedavisinin amacı zenginleştirilmiş kök hücrelerin yıpranmış dokuya enjekte edilerek o dokudaki yenileşme, gençleşme, onarımın ve tamirin hızlandırılmasıdır. Bu amaçla kök hücreler en çok eklem şikayetlerinde eklem içine verilerek ya da cilde uygulanarak kullanılmaktadır. Kök Hücre SVF Tedavisi, diz ve kalça eklem kireçlenmesi, kıkırdak hasarı, menisküs ve spor yaralanmaları gibi durumların yanı sıra estetik amaçlı yüz ve cilt gençleştirme, saçların gürleşmesi ve canlandırılması amacıyla kullanılmaktadır” dedi.


Estetik amaçlı cildimizin daha genç ve daha canlı bir yapı ve görünüme sahip olabilmesi yanı sıra eklemlerimizde yaşlanma ile olan hasarı gidermek, diz ve kalça kireçlenmesininin tedavisinde tıbbın en son uygulamalardan birisinin kendi kök hücrelerimizle yapılan tedaviler olduğunu kaydeden Dr. Yüksel Büküşoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü;


“Vücudumuzun göbek çevresi cilt altı yağ dokusundan elde edilen kendi kök hücrelerimizi, derhal hiç bekletmeden, canlı canlı kullanarak yıpranmış dokuda gençleşme, canlanma, tamir ve onarımın ile hücresel gençleşmenin sağlanması günümüz tıbbının en yeni uygulamalarından. Son bilimsel gelişmeler ışığında bu açıdan bakılırsa, bu işlemi ihtiyaç halinde sınırsız sayıda tekrar edebileceğimizi düşünürsek, kendi yağlarımız bir bakıma ihtiyaç halinde kullanılabilen bir gençleşme pınarı olarak niteleyebilmek mümkün olabilir.


Cilt altı yağ dokusundan steril operasyon odası şartlarında, özel bir işlemle kolaylıkla alınan yağlar derhal, hiç bekletilmeden, vücut ısısına benzer şartlarda özel tıbbi işlemlerle ayrıştırılması sonrası milyonlarca canlı, aktive edilmiş kök hücre içeren Kök Hücre SVF sıvısı (Stromal Vasküler Fraksiyon) elde ediliyor. Kök Hücre SVF Tedavisi kök hücreden zengin yağ dokusu sıvısı transferidir. Milyonlarca canlı kök hücreler ile rejenatif-yenileştirici-gençleştirici -onarıcı hücreler içerir. Kendi vücut yağlarımızdan elde edilen kök hücreler hiç bekletilmeden, saklanmadan, tekrar üretilmeden, sadece bir kaç saat içerisinde aktive edilerek, canlı canlı hemen aynı kişiye enjeksiyon yöntemi ile verilerek tedavi yapılmaktadır.”


Dr. Yüksel Büküşoğlu, uygulanmadaki en büyük avantajları ise şöyle aktardı;


“Kişinin kendi vücut yağından elde edilen kök hücresi enjeksiyonlarının kendi hücrelerimiz olması nedeniyle güvenli olması, alerji doku reddi, aşırı duyarlılık reaksiyonu, enfeksiyon bulaşmaması avantajlarının yanı sıra, iz bırakma riskinin olmaması, etkisinin kanıtlanmış olması, kalıcılığı, yenileştirici, onarıcı, tamir edici, gençleştirici etkisinin uzun sürmesi, kolay uygulanabilirliği ve uygulamanın sınırsız sayıda tekrar edilebilir olması en büyük avantajlarıdır.


Kök Hücre SVF tedavisi eklem içine ya da yüz ve cilde, saçlı deriye uygulanabiliyor. Eklem kireçlenmesinde diz ve kalça eklemi içine uygulan Kök Hücre SVF tedavisi eklem kıkırdağında harabiyeti gidermek, iyileştirmek, onarmak, kıkırdak tamirini gerçekleştirmek amacıyla kullanılmaktdır. Kök Hücre SVF Tedavisi bunu yanı sıra estetik amaçlı olarak gençleştirilmek, canlandırılmak istenen alanlara yüz, göz çevresi, boyun, dekolte bölgesi, el sırtı ya da gençleşme ve yenileştirmeyi nerede istiyorsak oraya enjekte edilerek işlem gerçekleştirilir. Bunların dışında saç problemleri, saçların kuvvetlendirilmesi, saç azlığı, kellik, sivilce izleri ve çukurluklarının giderilmesi, çeşitli yara ya da yanık izlerinin giderilmesi, cilt çatlaklarının giderilmesi, dudakların ve memelerin dolgunlaştırılmasında kullanılır.


Toplam 3-4 saat süren işlem sonrası yürüyerek klinikten ayrılıp, normal hayatınıza devam edebiliyorsunuz. İşlem genelde sadece bir kez uygulanıyor. Ancak ihtiyaç halinde tıbbi gereklilikler de yerine getirilmesi halinde sınırsız sayıda tekrar edebilmek de mümkün. Enjeksiyon yoluyla uygulanan kök hücreleri aynen toprağa ekilen tohumlar gibi düşünebilmek mümkün. Ekilen kök hücreler uygulama yapılan yerde, eklemlerinizde ya da cildinizde tamir, onarım, yenileşme ve gençleşmeyi sağlayarak istenen sonucu sağlıyor.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Bakan Kacır: “Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) öğrencileriyle bir araya geldi. Programda ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, "Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu” dedi. GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep’teki diğer okulların TEKNOFEST’lerde elde ettiği başarılardan bahsederek, bunun Gaziantep’in geleceği için muazzam bir işaret fişeği olduğunu söyledi. Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini belirterek, ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türkiye’nin mühendisleri imza attılar. Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olmuştur. Bu başarı dünyayı yeniden adaletle ve merhametle buluşturma iddiasında, bu Türkiye için muazzam bir kazanım olmuştur. Daha yapacak çok işimiz var, son yıllarda insansız hava araçlarında peşin sıra başarı hikâyelerine şahitlik ettik” dedi. Türkiye’nin artık kendi uydularını yaptığını ve Milli Uzay Programı’ndaki projeleri tek tek hayata geçireceklerini belirten Kacır, "Roket teknolojileri konusunda Türkiye birçok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Roketsanımız var, Deltamız var. Bu kurumlarımız bağımsız şekilde uzaya ulaştıracak roket geliştirmeye devam ediyorlar. Roketsan sıvı yakıtlı motorlar konusunda Delta hibriti motorlu roketler konusunda çok önemli mesafeler kat etti ve 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler. Fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle kendi uydularımızı uzaya gönderebilen bir ülke değiliz. Aynı zamanda insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri de biz henüz geliştirmiş değiliz. Ama roket projelerinde başladığımız çalışmalar önümüzdeki dönemde önce insansız sistemleri özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan tanıyacak. Peki biz henüz bu konumda değiliz. Dünyada insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri geliştiren 3 ülke var. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin. Avrupa ülkelerinin insanlı uzay roketleri gerçekleştirecek misyonları yok. Avrupa Uzay Ajansının da böyle bir kabiliyeti yok. Milli Uzay Programı’ndaki projeleri bir bir hayata geçireceğiz. Türkiye kendi uydularını yapıyor. Görüntüleme uydularını yapıyor. 20 yılda adım adım geliştirdik bu alanı. Önce ortak üretim projesi yaptık. Türksat 6A ilk haberleşme uydumuz olacak. Hani 2023’de Ay’a erişecektiniz dediler. Bunu da başaramadınız diyerek bu misyona zarar vermek isteyenler, alaya almak isteyenler oldu. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği uzay aracını hibrit motorumuzla ateşleyip Ay transfer noktasına taşıyacağız. Ay’ın yörüngesine gireceğiz. Ay çevresinde araştırmalar yapacağız. Türkiye bu hedefi de başaracak. Bu projeler her zaman belirlendiği zamanlarda ve hızda gerçekleşmeyebilir. Bize düşen bilim adamlarımızın yanında ve arkasında durmaktır" ifadelerine yer verdi. “TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak” Bakan Kacır, gençlerle buluştuğu programda TEKNOFEST’in ve bu kapsamdaki yarışların geleceğin teknolojisine de yön verdiğini vurgulayarak, “İnanıyorum ki sayıları 1 milyona erişen TEKNOFEST yarışmaları, TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak. Bu yolculukta arzu ediyoruz ki gençlerimiz bayrağı bugünkünden daha ileri noktalara taşısın. Sadece havacılıkta değil uzay bilimlerinde de yapacağımız işlere Türk gençleri damgasını vursun” ifadelerini kullandı. Gezeravcı deneyimlerini öğrencilerle paylaştı Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında insanlı ilk uzay misyonu ile Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görev yapan ilk astronot olan Alper Gezeravcı ise, istasyonunun işleyişi, teknik özellikleri ile uzayda yaptığı bilimsel deneyler hakkında bilgiler paylaştı. Astronot Alper Gezeravcı, “Benim hikayem 2022 Mayıs’ında başladı. Haberlerde tesadüfen Cumhurbaşkanımızın halkımıza yaptığı açıklamayı dinledim. Türkiye Cumhuriyetinin 100’üncü yılında bir Türk vatandaşı ilk defa uzaya gönderilecekti. Uzay, astronomi alanında birçok araştırma yaparak, ’Ben bu işi yapabilirim’ noktasına geldiğim an başvurumu gerçekleştirdim. Ben bu rüyanın, bu hayalin hep başka milletlerin insanlarına ait olduğunu telkin ediyordum kendime. Artık sizin hayalinizin sınırı yok. Potansiyelinize güvenin, içinizde olan özgüveniniz ayağa kalksın. Bundan sonra yolunuz açık. Bu hikayenin kalan kısmına imza atacak olan sizlersiniz. Bundan sonra sizlerin başarılarıyla övüneceğiz” şeklinde konuştu. GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın ise, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Prof. Dr. Özaydın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılını başlatan liderdir. Bu ülkeyi dönüştüren bir lider var. Türkiye onun sayesinde küresel güç olmuştur. Bizi kırmayıp geldiği için ilk astronotumuz, komutanımız Alper Bey’e çok teşekkür ediyorum” dedi. Rektör Prof. Dr. Arif Özaydın, program sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya hediye takdim etti.
Mersin Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın ailesine Türk bayrağı hediye edildi Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın annesi Sıddıka ve babası Ali Gezeravcı, oğullarının uzay yolculuğunu ABD’de takip etti. Memleketleri Mersin’in Silifke ilçesine dönen aileye Silifke Belediye Başkanı Sadık Altunok, Türk bayrağı hediye etti. Gezeravcı ailesini evlerinde ziyaret eden Silifke Belediye Başkanı Sadık Altunok, AK Parti Silifke İlçe Başkanı Mehmet Emin Kurt ve MHP Silifke İlçe Başkanı Kıvanç Derya, aileye Türk bayrağı hediye etti. Oğlunun gelecek nesillere çok faydalı olacağını belirten baba Ali Gezeravcı, “Cumhuriyetimizin 100. yılında evladımız olan Alper Gezeravcı’nın gurur ve mutluluk sevinci bütün insanları, ülkemiz insanlarını sevince boğdu. Ben kendisinden çok memnunum. Allah vatana, millete hayırlı eylesin. Gelecek nesiller inşallah Alper ağabeylerini en iyi şekilde temsil ettiğini, önderlik yaptığını düşünerek, gelecek nesiller için faydalı olmasını Allah’tan diliyorum” dedi. “Cumhuriyetimizin 100. yılında uzaya giden ilk Türk astronotun annesi olmam nedeniyle gurur duyuyorum” diyen anne Sıddıka Gezeravcı ise, “Bende ilk Cumhuriyetimizin 100. yılında uzaya giden ilk Türk astronotun annesi olmam nedeniyle gurur duyuyorum. Allah’ım başarılarının devamını getirsin. Emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere yardımcılarına, bakanları ve herkese teşekkür ediyorum. Dönüşte çok güzel oldu. Gurur yaşattı, sevinç yaşattı. Gidişimiz üzüntülü, dönüşümüz çok sevinçli oldu. Allah’a şükürler olsun ama sağ salim döndü, bizlere kavuştu. Giderken kendisine sarılamadık hasretle gönderdik, dönüşü o hasreti gidererek kavuştuk” diye konuştu. “Ziyaret ettiğimiz okullarda öğrenciler ‘Alper ağabeyimiz gibi olacağız’ diyorlar” diyen Silifke Belediye Başkanı Sadık Altunok, “Bugün Alper Gezeravcı’nın anne ve babasını ziyaret ettik. Silifke’mize geldiler, hoş geldiler. Bizlere bu gururu yaşattığı için Alper kardeşimize teşekkür ediyorum. Hem Silifke’nin, hem ülkemizin, hem dünyanın gurur kaynağı oldu. İlk astronot olması bizim için ve gelecek nesiller için güzel bir olay. Ziyaret ettiğimiz okullarda öğrenciler Alper ağabeyimiz gibi olacağız diyorlar. Silifke’mizde Bilim ve Teknoloji Merkezimiz var. Orada astronotlarımız var. Uzay Bilim Merkezini kuracağız. Başarılarının devamını diliyorum. Başta Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Antalya Prof. Dr. Ömer Özkan: "Bir gün kalp siparişi vereceksiniz ve takılacak" Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, organ üretiminin sonunda başarılacağına inandığını belirterek, "Her organ rafta satılabilecek hale gelir mi? Biz daha basamağı oluşturmaya çalışıyoruz, emekleme aşamasındayız. ARGE, immünoloji ve genetik üzerindeki hızı yakaladığımızda bir gün göreceksiniz ki kalbin siparişini vereceksiniz ve takacaksınız. Ütopik gibi gelebilir ama değil" dedi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin desteğiyle Akdeniz Üniversitesi’nin ev sahipliğinde 12 üniversitenin desteğiyle düzenlenen "Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF)", Mimar Sinan Kongre ve Sergi Merkezi’nde devam ediyor. GÜNKAF çerçevesinde Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, kariyeri ve yapmayı hedeflediği çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Başarılı yüz, rahim ve kol nakilleriyle adını dünyada duyuran Özkan, "Ölümsüzlük mümkün mü?" şeklindeki soruya şu cevabı verdi: “Çok ünlü bir milyarder vardı. Kalp ve karaciğer nakli oldu, ölümsüz olacağını düşündü ama sonuçta öldü. Burada Orta Çağ’a doğru gidersek insanların ana hedefi ölümsüzlüğü bulmakmış. İnsanlar ölümsüzlük üzerine sürekli çalışmışlar. Bir süre sonra ölümsüzlüğü bulamayacaklarını anlamışlar. Sonuçta bize ne kalmış, sağlıklı yaşamak. İnsan ömrü Orta Çağ’da 35-40 yaşındayken, biz bugün 80-85’lerden bahsediyoruz. Hedefi yüksek tutmak lazım. Ölümsüzlük denilen kavramda 30’lardan 80’e geldiysek, belki 100’e de uzayacak. Doğdunuz yüzünüz yok, okula gidemiyorsunuz, iki kolunuz yok, 80 yaşına kadar yaşamak ister misiniz? İnsanın daha refah, daha huzurlu yaşamasından bahsediyorum. Hedefimizi hep üst seviyede tutmamız gerekir. İnsanların daha uzun, sağlıklı yaşayacağını düşünüyorum” dedi. Kafa ve beyin nakli Canlıdan organ naklini en iyi yapan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Özkan, beyin ve kafa naklinin gelecekte mümkün olup olmayacağına ilişkin ise, "Beyin nakli yüzyıllardır insanların aklında olan bir şey. İnsana fantastik geliyor. Beyini yaşatmak çokta zor değil. Beyin nakletmek ne için yapılır? Faydalı olabileceği birkaç hastalık da var aslında. İnsan vücudunda beyin çalışıyor ama bir gövde lazım. İşbirliği içinde başka branşlarla birlikte bunu geliştirmemiz lazım. Sinir iyileşmesi denilen kavramı bizim uçurmamız gerekir. Daha bizim kafa naklinden önce felç olan insanların tedavisini yapabilmemiz lazım. Kafa nakli mümkün olduğu zaman, felçle dolaşan insanların tedavisini yaptığınız zaman artık beyin nakli yapılabilir. Beyin nakli yapılmaya ihtiyaç olduğu anda belki başka türlü bu işleri çözmeye başlayacağız. Tıp yeniden başlıyor. Tıpta temel bilimlerin geri kaldığını kabul etmeliyiz. Kaynaklarımızı dışarı kaybediyoruz. Cumhurbaşkanlığı bize büyük destek verdi laboratuvar anlamında. Bizim ülkemizde gen transferi yapacak insan bulamıyorum. Gen transferi yaptığımız zaman SMA’lı hastanın tedavisi 2 milyon 600 bin dolar bir hapın tedavisi. Belki tedavi olacak olmayacak, bizim bunun üstünde bir şey yapmamız lazım. Çünkü patent yok. Genetik, genetik mühendisliği, gelecekte mesleklerin yapay zekayla sonlanacağını düşünmüyorum. Kanser hastalarının, birçok felcin, sinir sistemi hastalıklarının tedavisi gelecekte temel bilimlerde. Bizim kurduğumuz laboratuvarlarda gelişeceğini düşünüyorum. Bizim ülkemizde bunun biran önce hızlandırılması gerekir” dedi. "Genetik yapın" Özkan, Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda öğrencilerin kalp beyin cerrahisi yazmadığını ve rahat alanların tercih edildiğini belirtti. Salondaki öğrencilerden trende kendilerini kaptırmamalarını isteyen Özkan, “Bir meslek seçerken 10-20 sene sonrasını düşünün. Günümüzde dermatoloji, plastik cerrahi popüler, çok güzel paralar kazanıyorlar. Ne olur aldanmayın. Kadın doğum ama üzerine mutlaka genetik yapın. Bizim artık laboratuvarda geri planda çalışacak insanlara ihtiyacımız var” dedi. "Bir gün kalbin siparişini vereceksiniz" "Her organ rafta satılabilecek hale gelir mi?" sorusu üzerine Özkan, “Tekerlek, arabalar bulunuyor ama bir buhar makinesi bulunuyor, o kadar hızlı ilerliyor. Tıpta bu durum farklı. Biz daha basamağı oluşturmaya çalışıyoruz. Biz daha buhar makinesini keşfetmedik. Daha emekleme aşamasındayız. ARGE, immünoloji ve genetik üzerindeki hızı yakaladığımızda bir gün göreceksiniz ki kalbin siparişini vereceksiniz ve takacaksınız. Ütopik gibi gelebilir ama değil. Erken basamakları belirli yerlerde üretiliyor. Yapay rahimler geliştirilmeye başlandı. 15-20 güne kadar anne karnı dışında yaşatılan çocuklar var. Bunlar gelecekte çok daha hızlı gelişecek” cevabını verdi. "Daha fazla laboratuvar çalışması" Kanserin bilinen net bir sebebi olmadığına değinen Özkan, “Bizim daha fazla laboratuvar çalışmamız, ana sebebini bulmak için çok çalışmamız gerekir. Mutlaka ARGE’ye dönük ülkemizde bu ilaçları geliştirmemiz lazım. Sağlık harcamalarını kısmamız için ekonomik ve stratejik değeri olan, kendi kendimize yeterli hale gelmeliyiz. İşinizi basitleştirmeyin. Sadece basit iş bulma hedefinden öte kendinize yer bulun. Unutmayın pandemilerin arkası kesilmeyecek, biyolojik, kimyasal, nükleer saldırılar olabilir. Alt yapı olarak bunlara hazır olmalıyız. Aşıyı anında yapmamız lazım. Hedeflerinizi büyük tutun” diye konuştu. "Organ üretimi başarılacak" "Gelecekte Ömer Özkan ne yapacak, planı nedir?" sorusuna Özkan, “Bundan 2-3 ay önce fantastik bir şey oldu. ABD’de domuzdan kalp nakli yapıldı. İlham verici bulgularla oldu. Bu ülkede o nakli yapsanız perişan olmuştunuz. Birçok insana ilham verdi. Ya hayvandan insana nakil yapacaksınız ya da diğeri, siz organ üretmek zorundasınız. Organ üretiminin sonunda başarılacağına inanıyorum. Üniversite olarak hedefimiz bunları gündeme sokmaktır” dedi. Özkan, saat 24.00’a kadar mutlaka tıp, sonra genetik okuduğunu ama öğrenci yıllarında olsa immünoloji ya da genetik yapmak istediğini belirtti. "Trendlere takılmayın" Plastik cerrahisinin iki dalı olduğunu dile getiren Özkan, “Birincisi estetik, burun, dudak ameliyatları çok popüler. Dünyada hep trendler var, insanların güzelliğine önem verdiği bir trend var. Kendini beğendirme kadar lüks bir kavram yok. Aklını beğendirme yerine fiziğini beğendirmeye çalışıyor. Plastik cerrahinin estetik dışında, vücudunun ilgilenmediği alanı yok. Sayısı hızla atan bir trend, plastik cerrah oldun sadece botoks, dolgu yapacak olursan çok iyi para kazanırsın. Sayısı artacak, fiyatı düşecek ve mutsuz olacaksın. Sadece bugünkü trendi düşünmeyin. Hem severek hem de para kazanacağınız işi yapın” dedi. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, Özkan’a plaket takdim etti.
Denizli Babadağ Belediyesi sokak boyama çalışmalarıyla ilçeyi renklendiriyor Babadağ Belediyesi, Gündoğdu Mahallesi’nde sokak boyama çalışması başlattı. Başkan Atlı, boyama çalışmalarını incelerken, çalışmayı gerçekleştiren öğrencilere kolaylıklar diledi. Babadağ Belediyesi, ilçenin görsel anlamda daha güzel ve sanatla buluşması amacıyla adım atmaya devam ediyor. Başkan Atlı’nın ilçe turizmin geliştirilmesi amacıyla sokak boyama çalışması başlatmıştı. İlçenin görsel güzelliğine katkı sağlayan proje ile daha önce Gazi Mahallesi Çarşı Meydanı ve Cumhuriyet Mahallesi Nazar sokakta yapılan boyama çalışmaları bu kez Gündoğdu Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Pamukkale Üniversitesi öğrencileri tarafından gerçekleştirilen boyama çalışmaları hakkında bilgi alan Başkan Ali Atlı, çalışmalara katılan öğrencilere de kolaylıklar diledi. Başkan Atlı, yine aynı mahallede geçtiğimiz aylarda meydana gelen yangında kaybedilen evin yeniden yapımını da yerinde takip etti. ’Birlikte daha güzel ve güçlü Babadağ’ Mahallede gerçekleştirilen çalışmalarla ilgili konuşan Başkan Atlı, “Gündoğdu Mahallemizde başlattığımız sokak boyama çalışmalarını yerinde inceledik. Aynı zamanda, geçtiğimiz günlerde yaşanan yangın felaketinde kaybettiğimiz evin yeniden yapım çalışmalarını yakından takip ettik. Birlikte daha güzel ve güçlü bir Babadağ için çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.