EKONOMİ - 22 Nisan 2021 Perşembe 12:30

Alper Apaydın: "Pazardaki Türk markalı ürünlerin büyük bölümü yurt dışı menşeli"

A
A
A
Alper Apaydın: "Pazardaki Türk markalı ürünlerin büyük bölümü yurt dışı menşeli"

API Group ve Konsept Tarım CEO’su Alper Apaydın, Türk markası adı altında satılan ürünlerin içeriğine bakıldığında bir çoğunun menşeinin yurt dışı olduğunu belirterek, "Bir yiyeceğin uzun yolunun kimyasallarla desteklenmesi geren bir yol olduğunu unutmamalıyız.

API Group ve Konsept Tarım CEO’su Alper Apaydın, Türk markası adı altında satılan ürünlerin içeriğine bakıldığında bir çoğunun menşeinin yurt dışı olduğunu belirterek, "Bir yiyeceğin uzun yolunun kimyasallarla desteklenmesi geren bir yol olduğunu unutmamalıyız. Yüzde yüz Türk markası demek ham maddesinden işlenmesine yüzde 100 yerli olmak demektir" dedi.


Yüzde yüz Türk markası olmak üzere 35 milyon liralık bir yatırımla tarım sektörüne giren API Group ve Konsept Tarım CEO’su Alper Apaydın, "Herkes geleceğin tarımda olduğunu söylüyor artık teknoloji devi şirketlerin sahipleri bile mega tarım yatırımları yapıyorlar. Türkiye, iklimi ve coğrafyası ile muhteşem bir tarım ülkesi ve tarıma endüstriyel olarak geri dönmeli" dedi.


"Pazardaki Türk markalı ürünlerin büyük bölümü yurt dışı menşeli"


Apaydın, "Doğaya, hayvana ve insana saygılı, sürdürülebilir tarım felsefesiyle yola çıktık. Markamız yüzde 100 yerli üretim yapan ilk marka olma özelliğini taşıyor. Türk markası adı altında şu an piyasada olan ürünlerin paketlerini incelediğimizde içindeki ceviz ve badem gibi ürünlerin menşeinin Şili, Amerika, Ukrayna gibi uzak ülkelerden geldiğini görüyoruz. Bu cevizler ülkemize gelene kadar yaptığı yolculuk süresince bir takım kimyasallara maruz kalıyor ve ithal ürün olarak sofralarımıza giriyor. Biz, ceviz kalitesini korumak için kurutma işlemi sırasında, gıdaya karşı tehdit oluşturabilecek kimyasal gazları kullanmak yerine LPG’li ocaklar kullanarak gıda güvenliğini sağlıyoruz. Ayrıca cevizin kalitesini ve tazeliğini korumak amacıyla tüm kuruyemiş ürünlerini kilitli doypack ambalajlarda tüketiciye sunuyoruz" dedi.


"Fidanlarımızı bile kendimiz yetiştiriyoruz"


Alper Apaydın, "Bahçelerimizdeki ağaçlarımız bizlerden sonra da ülkemizin geleceği ve üretimi için yaşamaya devam edecek. Gıdamızın kaynağını ve ağaçlarımızın bu topraklardaki varlığını daha birer fidanken önemsiyoruz. Fidanlık markamız ile fidanlarımızı kendi bahçelerimizde yetiştiriyoruz. Manisa bölgesinde ve Fethiye bölgesinde kendimize ait 2 fidanlığımız bulunuyor" dedi.


Tarımda yeni nesil teknolojiler


Türkiye’nin tarımsal olarak büyük bir potansiyeli olduğunu belirten Alper Apaydın, modern tarımın rekabet ve verim için şart olduğunu söyledi. Apaydın, "Mümkün olduğunca makinalı modern tarım yapmaya çalışıyoruz. Duyargalı çapa makinaları ile çapa yapıyoruz. Arazilerde durum tespiti için bu sene drone kullanmayı planlıyoruz. Yine drone ile ilaçlama planlarımız bulunuyor. Son sistem, telefonla yönetilebilen damlama sulama sistemleri kullanıyoruz. Yine bu sene programımızda GPS ile dikim var; Nisan ayında bu alanda ilk denemelerimize de başlamış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.


"Arazilerimizde Agroforestry (tarımsal ormancılık) modelini uyguluyoruz"


Alper Apaydın, İklim krizi ve artan hastalıklar bize insanın doğal dengeyi bozmakta olduğu gerçeği ile yüz yüze bıraktı. Bu konuda artan bilinç sayesinde besin değerini koruyan gıdaları, doğanın dengesine saygı göstererek üretmek için yeni yaklaşım ve uygulamalar ortaya çıkıyor. Güzel Köyden olarak benimsediğimiz “tarımsal ormancılık” (Agroforestry) yaklaşımı da bunlardan biri. Arazilerimizde Agroforestry modelini uygulayarak otla mücadelede küçükbaş hayvanlarımızı kullanıyoruz. Bu sayede otla mücadelede ilaç miktarını azaltıp, hayvana doğal gıda ve toprağa doğal gübre sağlayarak sürdürülebilir tarım yapıyoruz. Agroforestry modelini aynı zamanda badem bahçelerimizde arıcılık yaparak ve ceviz bahçelerimizde lavanta yetiştirerek yine birbirini destekleyici ve sürdürülebilir şekilde uyguluyoruz" dedi.


"Türkiye’de Agroturizm’in ilk örneğini gerçekleştirdik"


Agroturizm, bizleri en çok heyecanlandıran projelerimizden biri diyen Apaydın, "Pandeminin, kalabalığın, teknolojinin, bilgi bombardımanının içerisinde sıkışan metropol insanları için adeta bir vaha. Doğayla baş başa kalmak, bereketli topraklarımızın bizlere sunduğu hediyeleri görmek, kapımıza sipariş ettiğimiz gıdamızı tanımak, tanıdıkça yerele ve üretime sahip çıkmak, köylüsüne, çiftçisine saygı duyan ve onlara sahip çıkan nesiller yetiştirmek için hayata geçirdiğimiz bir proje. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. Manisa’nın yemyeşil ovalarında, muhteşem dağlarında, o dağların eteklerindeki ceviz, badem ve zeytin bahçelerimizde kaliteli, korunaklı ve doğal taş evler inşa ettik. Misafirlerimiz, otellere ya da tatil yörelerine kapanmak yerine, Agroturizm faaliyetlerimiz ile unutamayacakları ’gerçek’ bir deneyim yaşasın istedik. Misafirlerimiz dağ evlerimizde veya çiftliklerimizde yani doğanın tam kalbinde dinlenirken, yerel üreticilerimiz ile atölye çalışmalarına katılırlar. Toprağı, ağacı, üretimi yaşarlar. Mindfulness (zihin dengesi) temelli yaklaşımımız ile rüzgarla buluşur, nefesi hisseder, toprak kokusuyla harmanlanmış sabah meditasyonlarını yapar, sonrasında sabah kahvaltılarını da bahçeden toplarlar. Bu tatil anlayışında amacımız misafirlerimizi bereketli topraklarımızda eşsiz bir deneyim ile buluşturmaktır" ifadelerini kullandı.


"Yaklaşık 30 ülkeye ihracata başlayacak"


API Group ve Konsept Tarım CEO’su Alper Apaydın, sözlerine şöyle devam etti: "Biz API Group olarak uzun yıllardır ceviz, badem, zeytinyağı, lavanta ve bal üretimi yapıyoruz; aynı zamanda gezen tavuk yumurtası ve küçükbaş hayvancılık tesislerimiz bulunuyor. Bu yıl markalaşma yolunda da bir adım atarak ürettiğimiz ürünleri Güzel Köyden markası altında tüketicilerin beğenisine sunmaya başladık. Güzel Köyden, üretiminden işlemesine yüzde 100 yerli bir marka. Ham maddesinden işlenmesine yüzde 100 yerli üretim misyonuyla hareket eden ve yaklaşık 8 milyon metrekare ile Türkiye’deki en büyük ceviz bahçelerine sahip bir marka olarak, Türk cevizini dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz. Bahçelerimizde yaklaşık 240 bin adet ceviz ağacı bulunuyor. Konsept Tarım olarak yıl içerisinde 500 ton yeşil kabuklu ceviz üretimi hedefliyoruz. Güzel Köyden bünyesinde ise yıl içinde 200 tonu kabuklu ceviz, 25 tonu iç ceviz olmak üzere toplam 225 ton üretim hedefliyoruz. Yıllık 3500 ton üretim kapasitesi ile Türkiye’nin en büyük ceviz işleme fabrikasına sahip olan şirketimiz, Nisan ayında Katar ve İsrail’e, yılsonuna kadar ise yaklaşık 30 ülkeye ihracata başlayacak. Ayrıca bu yıl 9 milyon adet yumurta üretim hedefimiz bulunuyor. Çiftçilerimize gübreleme, ilaçlama ve sulama ile alakalı konularda belirli dönemlerde ziraat mühendisleri tarafından çeşitli eğitimler veriyoruz. Bahçelerimizde bölgenin çiftçilerine istihdam sağlıyoruz. Onlarla birlikte çalışıyoruz. Biz birlikte çalışmanın ve üretmenin gücüne inanıyoruz".


Yurt dışında da üretim


Apaydın, Şirketimizin Türkiye dışında İspanya’da normal ve organik badem bahçeleri, ceviz bahçeleri ve aynı zamanda Bosna’da donmuş gıda ve donmuş patates fabrikası yatırımları bulunuyor. Türkiye’deki vizyonel hedeflerimiz: Yaptığımız tarım işlerinin ülkemize en yüksek derecede sosyal ve ekonomik katkıyı sağlayabilmesi adına agro -forestry ve agro-tourism alanlarına yatırım yapıyoruz. Amacımız çiftlik ve bahçelerimizi bölge insanına ve köylüsüne aynı zamanda eğitimsel ve sosyal katkısı bulunan ekosistemler haline getirmek. Sürdürülebilir ve doğal tarım ile yerli markalarımız altında üretimlerimizin belli miktarını ihraç edebilmek nihai hedefimiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Global Sumud filosu Marmaris’ten Gazze’ye doğru yola çıktı İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını kırmak amacıyla oluşturulan Global Sumud Filosu, Muğla’nın Marmaris ilçesinden Gazze’ye hareket etti. 15 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, seyir halindeyken İsrail ablukası ve bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle Marmaris Limanı’na sığınmıştı. Teknik hazırlıklarını ve organizasyon sürecini burada sürdüren filo, hazırlıkların tamamlanmasının ardından yeniden Gazze rotasına yöneldi. Sabah saatlerinden itibaren hazırlıklarını tamamlayan filoda yer alan 54 tekne, öğle saatlerinden sonra Marmaris Limanı’ndan ayrıldı. İspanya, İtalya, Fransa, Endonezya ve Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerden 500’ü aşkın aktivistin katıldığı filoda, insani yardım ve dayanışma mesajları ön plana çıktı. Limanda toplanan aktivistler, "Filistin’e özgürlük" sloganları atarak tekneleri uğurladı. "Rotamız Gazze" Filoya Türkiye’den katılan Yasin Yalçın, Filistin’de yaşananlara dikkat çekmek amacıyla yola çıktıklarını belirterek, "Dünya tarihinin gördüğü en büyük zulümlerden bir tanesi maalesef Filistin’de yaşanıyor. İman ve vicdan sahibi her insan gibi biz de küresel olarak bu olaya tepki vermek adına bir araya toplandık. Tamamen insani niyetlerle, vicdani niyetlerle bir hareket oluşturduk ve Filistin’deki Müslümanlara yardım etmek için, bu ablukayı kırmak için yola çıkıyoruz. Biz sadece Filistin için değil, dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir ırk ayrımı yapmadan her türlü mazlumun yanında olmak için mücadele vereceğiz. Rotamız Gazze. Niyetimiz Allah’ın rızasını kazanmak, hedefimiz ablukayı yıkmak inşallah" şeklinde konuştu. Almanya’dan filoya katılan ve daha önce de katıldığını ifade eden Ercan Korçay, "Geçen sene vicdan gemisindeydim, bu sene tekrar geldiğim için çok mutluyum herkese de çok teşekkür ederiz, sizlerin dualarıyla yürüyor. Bizler insani yardım götürüyoruz, terörist ve katil İsrailin haksız yere yaptığı ablukayı kırmak için yola çıkıyoruz" dedi. ‘Tatil için geldi, filoyu uğurladı’ Marmaris’e tatil için geldiğini ve filonun burada olduğunu duyunca uğurlamaya geldiğini söyleyen Şerife Çiçek ise, "Marmaris’e tatile geldik, duyduk ve uğurlamaya geldik. Allah yar ve yardımcıları olsun" dedi. Özellikle Türkiye içi ve Yurtdışından ailelerini uğurlamaya gelen vatandaşlar çok duygulu olduklarını belirterek ‘İsrail zulmünün bitmesini dilediklerini ilettiler. ‘Mavi Kurdela mesajı’ Filoda yer alan aktivistler, barışın simgesi olarak hazırlanan mavi kurdeleleri hem uğurlamaya gelen vatandaşlara hem de filo üyelerine dağıttı. Bir filo üyesi, "Gazze’deki soykırımın farkındalığını artırmak için bu mavi kurdeleyi herkese takıyoruz" ifadelerini kullandı. Sağlık komitesinde yer alan Özkan Özer ise, "Hemşire olarak yer alıyorum, Nemrud’un Hazreti İbrahim’i yakmak isterken karıncaların ateşe su taşıması olarak görüyorum. Bir damla dahi olsak bu zulüm için hiçbir şey yapmamaktan iyidir diyerek yola çıktık" şeklinde konuştu. Yunanistan’dan 6 tekne daha katılacak Öte yandan filoya katılmak üzere 6 teknenin de sabah saatlerinde Yunanistan’dan hareket ettiği öğrenildi. Söz konusu teknelerin Akdeniz’de filoya dahil olacağı belirtildi. Filoda yer alan aktivistlerin aileleri ile çok sayıda vatandaş da Marmaris Limanı’na gelerek destek verdi. Duygusal anların yaşandığı uğurlamada Filistin bayrakları taşındı. Marmaris’ten ayrılan teknelerin Akdeniz üzerinden Gazze’ye ulaşmak için yolculuklarını sürdüreceği öğrenildi.
Eskişehir ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Sempozyumu’nda Konuştu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, ESOGÜ’nün ulusal veya uluslararası kurumlar tarafından akredite edilerek günün şartlarına göre sürekli güncellenen akademik programları ve bilimsel üretkenliği destekleyen güçlü akademik kültürüyle topluma öncü, ulusal ve uluslararası ölçekte tanınır, tercih edilir, saygın bir araştırma üniversitesi olma yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlemekte olduğunu belirtti. ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir’in tarihi, kültürel, ekonomik ve toplumsal yönlerini bilimsel bir bakış açısıyla ele almayı amaçlayan Eskişehir Sempozyumu’nun ilk gününde, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal moderatörlüğündeki "Üniversite Şehri Eskişehir: Bütünleşen Kimlik, Küreselleşen Vizyon ve Uluslararasılaşma" başlıklı panelde konuştu. Çolak, eğitim-öğretim kalitesi ve kariyer gelişimi açısından düşünüldüğünde Eskişehir üniversitelerinin; yüksek nitelikli öğretim kadroları, kamu-üniversite-sanayi iş birliklerinin sağladığı imkânlar ve uluslararasılaşma vizyonları ile dünya üniversiteleri arasında üst sıralarda yer alma hedefleri doğrultusunda ilerliyor oluşunun kendilerini gururlandırdığını ifade etti. ESOGÜ’nün ulusal veya uluslararası kurumlar tarafından akredite edilerek günün şartlarına göre sürekli güncellenen akademik programları ve bilimsel üretkenliği destekleyen güçlü akademik kültürüyle topluma öncü, ulusal ve uluslararası ölçekte tanınır, tercih edilir, saygın bir araştırma üniversitesi olma yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlemekte olduğunu belirten Prof. Dr. Kamil Çolak, ESOGÜ’nün eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yanı sıra bünyesindeki Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi ve Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi aracılığıyla sunduğu sağlık hizmetleriyle şehrine ayrı bir değer kattığını söyledi. ESOGÜ olarak, yükseköğretimin küresel bir boyut kazandığı günümüzde uluslararasılaşmayı eğitim, araştırma ve toplumsal katkı stratejilerinin en temel unsurlarından biri olarak gördüklerini vurgulayan Prof. Dr. Kamil Çolak, ESOGÜ’nün dünya sahnesindeki yerini sağlamlaştırmak adına uluslararası iş birliği ağlarını nicelik ve nitelik bakımından genişlettiklerini ifade etti. ESOGÜ’nün Erasmus+ hareketlilik faaliyetlerini yürüten Uluslararası İlişkiler Birimi’nin son yıllarda hareketlilik projelerinin haricinde uluslararasılaşma faaliyetlerinde önemli başarı ve girişimlere de imza attığını belirten Prof. Dr. Kamil Çolak, "Misafir Araştırmacı Programı" ve KA171 kodlu ‘Uluslararası Kredi Hareketliliği’ programı kapsamındaki iş birlikleri hakkında da bilgiler verdi. Sürdürülebilir bir ortaklık için yaptıkları girişimler, katıldıkları fuarlar ve kurumsal ziyaretlerin bir sonucu olarak ESOGÜ’nün 25 farklı ülkeden 46 yükseköğretim kurumu ile İyi Niyet Anlaşması bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Kamil Çolak, bu anlaşmalara ek olarak Erasmus+ program ortakları da düşünüldüğünde üniversitelerinin uluslararasılaşma faaliyetlerinin dünya çapında geniş bir alana yayıldığının görüldüğünü kaydetti. Prof. Dr. Kamil Çolak, bunlara ek olarak Eskişehir’in öğrenci dostu ve güvenli kimliğini "Study in Eskişehir" projesiyle yeniden canlandırarak, uluslararası öğrenciler için merkezi bir bilgi kaynağı haline gelmeyi hedeflediklerini söyledi ve ESOGÜ’nün uluslararasılaşmayı bir kalite göstergesi olarak benimsediğini ifade etti. Konuşmasında ESOGÜ Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER)’ne de değinen Prof. Dr. Kamil Çolak, merkezin dil öğretimindeki faaliyetleriyle hem akademik dünyaya hem de dil öğrenen bireylere değer katmayı sürdürdüğünü belirterek, ESOGÜ TÖMER’in aynı zamanda Türkçe öğretiminde kaliteyi ve başarıyı bir araya getirerek dil öğrenim süreçlerinde fark oluşturan çözümler sunduğunu kaydetti. ESOGÜ olarak Akıllı Fabrika ve Robotik, Akıllı Şehirler, Bilgi Güvenliği, 5G gibi alanlarda yürüttükleri faaliyetlerle çağımızın heyecan verici teknolojilerini sadece izleyen değil geliştiren, üreten bir aktör olarak uluslararası arenada varlık göstermeye gayret ettiklerini belirten Prof. Dr. Kamil Çolak, bu kapsamda Avrupa Komisyonu tarafından dijital teknolojilerin geliştirilmesi için Avrupa genelinde kurulan Dijital İnovasyon Merkezleri (DİH) çalışmalarında ESOGÜ Akıllı Fabrika ve Robotik Laboratuvarı’nın, yürüttüğü öncü çalışmalarla 2021 yılında Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri (DİH) ağına alınan Türkiye’nin ilk üniversite birimi ünvanını kazandığını da hatırlattı. 2020 ile 2026 yılları arasında ESOGÜ’de yürütülen 105 projenin uluslararası destek almaya değer bulunduğunu belirten Prof. Dr. Kamil Çolak, ESOGÜ olarak kendilerini gururlandıran bu çalışmaları hem nitelik hem de nicelik bakımından geliştirerek daha da ileriye taşımak için faaliyetlerini sürdürdüklerini kaydetti. Yükseköğretim Kurulu tarafından "Öncelikli Alanlarda Uzmanlaşan Üniversiteler Projesi" kapsamında "Sağlıkta Dijital Teknolojiler" öncelikli alan misyonunun ESOGÜ’ye verildiğini hatırlatan Prof. Dr. Kamil Çolak, üniversite olarak sağlıkta dijital teknolojiler ve yapay zekâ ile ilgili araştırma projelerinin artırılması ve hız kazandırılmasına büyük önem verdiklerini ifade etti. ESOGÜ bünyesinde "Sürdürülebilir Yeşil Kampüs Koordinatörlüğü" kurulduğunu dile getiren Prof. Dr. Kamil Çolak, koordinatörlüğün iki yıldan beri Green Metric verilerini düzenli olarak paylaşmakta olduğunu söyledi. Prof. Dr. Kamil Çolak, dünya sıralamasında 640’a kadar yükselmeyi başaran ESOGÜ’nün, Green Metric’te eğitim, yeşil alan ve karbon ayak izi bakımından Türkiye’nin öncü üniversitelerinden biri haline geldiğinin de altını çizdi. ESOGÜ öğrencilerinin uluslararası faaliyetleri ve başarıları ile gurur duyduklarını da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kamil Çolak, Huawei ICT Competition 2024-2025 ve Shell Eco Marathon gibi yarışmalarda elde edilen başarıları hatırlatarak ESOGÜ personel ve öğrencilerinin uluslararası alandaki faaliyetlerini desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.