- 20 Haziran 2021 Pazar 13:05

Başakşehir mültecilere kucak açtı

A
A
A
Başakşehir mültecilere kucak açtı

Başakşehir Belediyesi, 20 Haziran Dünya Mülteci Günü’nde savaş ve çatışmalar yüzünden evlerinden ayrılmak zorunda kalan mültecileri unutmadı.

Başakşehir Belediyesi, 20 Haziran Dünya Mülteci Günü’nde savaş ve çatışmalar yüzünden evlerinden ayrılmak zorunda kalan mültecileri unutmadı. Başakşehir’in mültecilere kucak açan ilçelerin başında geldiğini belirten İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer, “Hiçbir zaman mültecileri misafir olarak görmedik. Onlar bizim kardeşimiz ve biz de kardeşlik görevimizi yerine getiriyoruz” dedi.


Türkiye, özellikle Suriye iç savaşının ardından milyonlarca mülteciye kucak açan ülke konumuna geldi. Suriye’nin yanı sıra dünyanın birçok ülkesinden yüz binlerce mülteciye yardım eli uzattı. İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer, Türkiye’ye sığınan Kafkas ve Orta Asyalı mültecilere yönelik çalışmalarını anlattı.



“Onlar yabancı değil”


Temel ihtiyaçların karşılanmasından eğitim desteğine, sağlık yardımlarından insan hakları çalışmalarına kadar birçok alanda faaliyet yürüttüklerini belirten İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer, “Mültecilere yönelik çalışmalarımıza 2009 yılında başladık. O tarihten bugüne kadar binlerce mültecinin yardımına koştuk. Bazı yorumcular genel olarak mültecilere yabancı muamelesi yapıyor. Onlar ülkemize yabancı değildir. Bunu küçük bir örnek ile anlatmak isterim. Ülkemize gelen Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmı Halep ilinden gelmiştir. Halep aslında Gaziantep, Kilis’in bir parçasıydı. Aslında biz bir yabancıyı topraklarımızda misafir etmiyoruz. Bizden kopartılmış olan bir halk, yeniden bizimle buluştu” değerlendirmesinde bulundu.



“Sırtımızda yük olarak görmedik”


Muhacirlik ve vatansızlığın zor bir durum olduğunu söyleyen Özer, “Her yerden öteleniyor, her yerden uzak duruyorsunuz. Bütün dünya başınıza yıkılıyor, kimse sizi sahiplenmiyor. Sadece Türkiye size yardım eli uzatıyor. Ülkemizin muhacirlere karşı doğru bir imtihan verdiğini düşünüyorum. Sırtımızda bir yük olarak görmedik. Özellikle Başakşehir, mültecilere kucak açan ilçelerin başında geliyor. Onlar bizim kardeşimiz ve biz de kardeşlik görevimizi yerine getiriyoruz. Sırtımızda bir yük olarak görmedik” şeklinde konuştu.



“Çocuklar kendilerini Türkiye’ye ait hissediyor”


Mültecilikte en büyük yarayı çocukların aldığını ifade eden Özer, “Çocuklarla yaşadığımız anlar bizim yardım elimizi neden uzattığımızın en büyük göstergesi oldu. O masum çocuklara yardım eli uzatmasaydık, ya uyuşturucu batağına saplanacak ya da çek senet mafyasının bir figüranı olacaktılar. Çok şükür onların hiçbirisi olmadı. Çocukların her biri Türkiye’ye ait olduklarını ve Türk bayrağının kendileri için çok ciddi bir öneme sahip olduklarını ifade ediyorlar” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Şiddetin tek kaynağı dijital araçlar değil Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kanak, çocukluk döneminde şiddet eğiliminin erken belirtileri ve bu eğilimin önlenmesine yönelik ailelere ve eğitimcilere düşen sorumluluklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kanak, şiddetin ani ve tek nedenli bir olgu olmadığını; biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreç olduğunu ifade etti. Özellikle 0-6 yaş aralığının, çocukların beyin gelişimi ve kişilik inşasının en yoğun yaşandığı dönem olduğuna dikkat çekerek, bu dönemde çocukların çevrelerinden gözlem yoluyla öğrendiklerini vurguladı. İhmal, istismar, aile içi şiddet ve şiddete dayalı iletişim biçimlerine maruz kalan çocukların, zamanla bu durumu normalleştirebildiğini ve şiddeti bir yaşam tarzı hâline getirebildiğini belirtti. "Şiddet eğilimli çocuk kendini ifade etmede zorluk yaşıyor" Şiddet eğilimi gösteren çocukların çoğunlukla duygularını düzenleme ve ifade etme konusunda zorluk yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Kanak, bu çocuklarda empati yoksunluğu ve dürtü kontrolünde güçlüklerin sıklıkla gözlemlendiğini ifade etti. Hayvanlara ve bitkilere zarar verme gibi davranışların bu çocuklar için sıradan hâle gelebildiğini belirten Kanak, bu belirtilerin erken fark edilmesinin müdahale açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Aile içindeki sevgi ve güvene dayalı ilişkilerin, sağlıklı çocuk gelişiminin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kanak, çocukların duygularını ifade etmelerine fırsat verilmesi gerektiğini kaydetti. Üzüntü, öfke ve mutluluk gibi temel duyguların tanınması ve doğru şekilde yaşanmasının desteklenmesinin, şiddetin bir iletişim dili olarak benimsenmesinin önüne geçebileceğini ifade etti. Bu kapsamda yapılandırılmış ve kurallı oyunların, çocuklara beklemeyi, duygularını kontrol etmeyi, empati kurmayı ve kazanma kadar kaybetmenin de doğal bir süreç olduğunu öğretmede önemli bir araç olduğunun altını çizdi. Eğitimcilerin de sınıf ortamında hoşgörüye dayalı sosyal becerileri kazandırmaya yönelik yapılandırılmış programlar uygulamasının önemine değinen Prof. Dr. Kanak, çocukları yakından tanımanın, onların duygularını anlamanın ve bu duygulara eğilmenin sosyal beceri kazandırmanın temel adımı olduğunu belirtti. Yardımlaşma, paylaşma, sağlıklı iletişim, teşekkür etme ve özür dileme gibi davranışların çocuklara kazandırılması gerektiğini ifade eden Kanak, tüm bunların temelinde merhametli olmayı öğretmenin yer aldığını vurguladı. Son dönemde sıkça tartışılan dijital medya ve çocuklarda şiddet eğilimi ilişkisine de değinen Prof. Dr. Kanak, yapılan araştırmaların şiddet içerikli dijital oyunların çocukların şiddete yönelmesinde etkili olabildiğini ortaya koyduğunu belirtti. Ancak şiddetin tek kaynağının dijital araçlar olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade eden Kanak, dijital araçların kontrollü kullanımının sağlanması, süre sınırlarının yanı sıra içeriklerin de denetlenmesinin ebeveynlerin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Bu noktada ebeveynlerin, çağın gereklerine uygun şekilde dijital ebeveynlik becerilerini geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
Bursa Mudanya Çayönü Mahallesi’nde yağlık ay çiçek tohumu dağıtımı yapıldı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Tarım Alanlarının Kullanımını Etkinleştirilmesi (TAKE) Proje çalışmaları sürerken, Bursa’da toplamda 369 üreticiye 9 bin 262 dekar alanda uygulanmak üzere 3 ton 720 kilogram ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen işlenmeyen veya işlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda uygun tarımsal üretim yöntemleri kullanılarak bitkisel üretimin arttırılmasına yönelik projeler Bursa’da uygulanmaya devam ediyor. Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt’un verdiği bilgilerde, Proje Kapsamında Mudanya İlçesi Çayönü Mahallesinde gerçekleşen tohum dağıtım programına katılan Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, dağıtılan yağlık ayçiçek tohum çeşidinin ürün verimi olarak üstün bir çeşit olduğunu belirtti. Ayçiçek tohumunun yetiştirilme süreci hakkında İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde bilgi alınabileceğini vurgulayan Sülün, dağıtılan tohumların tüm üreticilere ve ülkemize hayırlı olmasını temenni etti. 2026 yılında Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında Müdürlüğümüzce teklif edilen projelerden Ayçiçeği Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi (Bakanlık Katkısı 1 milyon 593 bin TL) kabul edilmiştir. Bu yıl İlimizde yürütülecek olan Yağlık Ayçiçeği projemiz Kestel, Karacabey ve Mudanya İlçelerimizde gerçekleşecektir. Dağıtım törenine Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Mudanya İlçe Tarım Müdürü Ergün Karadağ, İlçe Emniyet Müdürü Serdar Makineci, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ercan Yavuz, AK Parti Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak katılım gösterdiler.
Bursa Öğretmen ve öğrenciler çiçeklerle karşılandı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olayların ardından, Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden bir gurup öğrenci, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çiçeklerle karşıladı. Bursa Osmangazi Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınlarından sonra farkındalık oluşturmak adına anlamlı bir etkinliğe imza attı. Sabah okula gelen öğretmenlerini çiçeklerle ve pankartlarla karşıladı. Öğrenciler, ‘öğretmene silah değil, çiçek uzatılır’ ve ‘Vatanı korumak çocukları korumaktan başlar’ pankartlarıyla arkadaşlarını karışlayan öğrenciler, ayrıca tüm öğretmen ve öğrencilere karanfil dağıttı. Öğrencilerinin bu duyarlılığının kendilerini çok duygulandırdığını ifade eden Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Mehmet Niyazi Köse, "Eğitimci olarak bizler on iki günde meslek hayatlarının en zor dönemini yaşadık. Bu süreç öğrencilerimiz için çok daha zordu. Ancak onlar kendi zorluklarını unutarak arkadaşlarına ve bizlere büyük bir sürpriz yaptı. Kendileri küçük de olsa kalplerinin ne kadar büyük olduğunu bize gösterdiler. Bizim tahayyül ettiğimiz Türk Gençliği işte tam olarak budur. Öğrencilerimiz kutluyor ve onların öğretmenleri olmaktan gurur duyuyoruz" dedi.