GENEL - 18 Ağustos 2022 Perşembe 09:26

Türk ve Japon Uzmanlar Beyoğlu’nda, Afet riskini azaltacak projeleri değerlendirdi

A
A
A
Türk ve Japon Uzmanlar Beyoğlu’nda, Afet riskini azaltacak projeleri değerlendirdi

Türkiye ve Japonya işbirliğinde afet riskinin azaltılması konusunda yapılabilecek çalışmaları değerlendirmek amacıyla çalıştay düzenlendi.

Türkiye ve Japonya işbirliğinde afet riskinin azaltılması konusunda yapılabilecek çalışmaları değerlendirmek amacıyla çalıştay düzenlendi. Beyoğlu’nda gerçekleştirilen çalıştayda, Türk ve japon uzmanlar afet riskinin azaltılması konusunda hazırlanan projeleri değerlendirdi.


Beyoğlu Belediyesi, 2014 yılında kardeş şehir anlaşması imzaladığı Japonya’nın Tokyo Bunkyo Belediyesi ile teknik işbirliği çerçevesinde “Afet Önleme Tedbirleri Projesi” gerçekleştirdi. Teikyo Heisei Üniversitesi, Ritsumeikan Üniversitesi, Bunkyo Gakuin Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi’nden Türk ve Japon Akademisyenlerin işbirliği ile gerçekleştirilen JICA (Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı) destekli proje çerçevesinde, afet riskinin azaltılması konusunda yapılabilecek çalışmaları değerlendirmek amacıyla çalıştay düzenlendi. TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) ve JSPS’nin (Japon Bilimi Destekleme Kurumu) çağrısı ile düzenlenen çalıştay, Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde Akademi Beyoğlu’nda gerçekleştirildi.



Çalıştay 3 gün sürdü


“İstanbul Beyoğlu Tarihi Bölgesinde Afet Riskinin Azaltılmasına Yönelik Yerel Paydaşların Katılımına Dayalı Karşılıklı Yardım Sisteminin Kurulması ve Afet İmgeleme Oyun Tekniği İlet Bilişim Teknolojilerinin Etkin Kullanımı” konulu çalıştay üç gün sürdü. Çalıştayın resmi açılış programı, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Japonya İstanbul Başkonsolosu Kenichi Kasahara, Türkiye Proje Yürütücüsü Telat Aydın, Japonya tarafından Proje yürütücüsü Dr. Tomoko Kano’nun konuşmaları ile başladı. Sonrasında JICA Türkiye Ofisi Temsilcisi Yuichiro Takada JICA Türkiye’nin afet riskleri alanındaki çalışmaları hakkında bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Takeyuki Okubo ise toplumsal dayanışmaya dayalı afet risk yönetimi üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Çalıştay afet imgeleme oyun tekniği ile toplumsal dayanışmaya dayalı afet yönetiminin uygulamalı atölyesi ile ve farklı grupların katılımıyla devam etti.



Afet riskini en aza indirmeye yönelik yürütülen projeler değerlendirildi


Birçok farklı toplantı ve çalışmanın gerçekleştirildiği çalıştayda AFAD ve Beyoğlu Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, Etüt Proje Müdürlüğü, Plan ve Proje Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi Sivil Savunma Şefliği ve Japon & Türk Akademisyenlerin de katılımıyla uzmanlar toplantısı gerçekleştirildi. Uzmanlar toplantısında, Japon akademisyenler İstanbul’da ve Beyoğlu’nda afet riskini en aza indirmeye yönelik yürütülen projeler ve çalışmalar hakkında bilgilendirildi. Pilot bölge seçilen Firuzağa Mahallesi’nde 12 aydır saha çalışması yapılarak afet risk haritası hazırlandı. Bu çalışmada binaların yapısı, toplanma alanları, hidratların yerleri vb. ile ilgili bölge taraması yapıldı. İkinci olarak aynı bölgede yerel halka, kurum ve kuruluşlara yönelik anketler düzenlenerek afet bilinci ve beklentiler üzerine çalışmalar düzenlendi. Bu araştırma ve analizlerin ışığında çalıştayın ikinci gününde Japon ve Türk akademisyen, araştırma görevleri, Belediye personeli ve AFAD gönüllülerinin de katılımıyla sahada bölge incelemesi yapıldı. 11-13 Ağustos 2022 tarihleri arasında düzenlenen çalıştay, değerlendirme toplantısı ile tamamlandı.



Doğal Afetler tüm ülkelerin ortak sorunlarından birisidir


Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada doğal afetlerin tüm ülkelerin ortak sorunlarından birisi olduğunu belirterek, “Çalıştayın iki ülke için de hayırlara vesile olmasını diliyorum. Doğal afetler tüm ülkelerin ortak sorunlarından biri. Türkiye ve Japonya gibi deprem kuşağında yer alan ülkeler için doğal afetler çok daha önemli ve öncelik verilmesi gereken konular arasında. Japonya’nın deprem konusundaki tecrübesinden haberdarız ve Japonya’nın bu alandaki teknolojilerini hayranlıkla takip ettiğimizi belirtmek isterim. Elbette ki yerel yönetimler ve merkezi hükümetler olarak TOKİ ile beraber depreme dayanıklı birçok yeni bina inşa edildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın da tüm belediyelere, binaların depreme dayanıklı inşa edilmesi konusunda talimatları var. Bu çerçevede Okmeydanı’ndaki kentsel dönüşüm projesini titizlikle takip ediyoruz. Japonya’yla devlet olarak özellikle teknoloji paylaşımı konusunda işbirliği; yerel yönetimler seviyesinde ise kardeş belediyelerle yapılan çalışmalar, her iki ülkenin de halklarının can güvenliği bakımından önem arz ediyor” dedi.



Japonya ile Türkiye ortak deprem tecrübeleri olan iki ülkedir


Japonya İstanbul Başkonsolosu Kenichi Kasahara ise açılışta yaptığı konuşmasında, “Bugüne kadar Beyoğlu Belediyesi ve Bunkyo Belediyesi ile olan kardeşlik anlaşması temelinde felaketlerle mücadele çalışmaları yapılmıştır. Şimdi yine bu alanda akademisyenlerin de olduğu bir etkinliğin yapılıyor olmasından mutluluk duyuyorum. Japonya ile Türkiye ortak deprem tecrübeleri olan iki ülkedir. 2011 Japonya depreminde Türkiye’den yardıma gelen ekip diğer ekipler arasında en uzun süreyle 3 hafta arama kurtarma faaliyetinde bulundu. Büyük şükran duyuyoruz.


Deprem konusunda tecrübeleri paylaşarak iki ülkenin daha üst seviye iş birliğini sağlamak için 2018 yılında felaketlerle mücadele anlaşması sağlandı. JICA da destek verdi. Bu gibi büyük akademisyenlerin katıldığı programlar daha etkili çalışmalar da yapılacaktır. Felaketlerle mücadele iki ülkenin iş birliği alanında önemli bir konudur. Zor durumdayken birbirine yardımı eksik etmeyen iki ülkenin tarihini gelecek nesillere aktarmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’da uzay rüzgarı Türkiye’nin ikinci astronotu Atasever gençlerle buluştu "2026 Muğla Gençlik Yılı" etkinlikleri kapsamında düzenlenen öğrenci buluşmalarının bu seferki konuğu, Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever oldu. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği programda Atasever, uzay yolculuğu deneyimlerini ve Türkiye’nin uzay vizyonunu paylaştı. Muğla’da eğitim gören öğrenciler, Türkiye’nin uzay misyonunda kritik bir rol üstlenen Tuva Cihangir Atasever ile bir araya gelmenin heyecanını yaşadı. "2026 Muğla Gençlik Yılı Öğrenci Buluşmaları" çerçevesinde gerçekleştirilen program, gençlerin bilim ve teknolojiye olan merakını perçinledi. Programda kürsüye çıkan astronot Tuva Cihangir Atasever, uzay yolculuğu hazırlık sürecinden fırlatma anına, uzaydaki bilimsel çalışmalardan geri dönüş yolculuğuna kadar edindiği eşsiz deneyimleri samimiyetle aktardı. Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamındaki hedeflerine de değinen Atasever, ülkemizin bu alandaki kararlılığını ve ulaşılan teknolojik başarıları vurguladı. Öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen buluşmada, soru-cevap bölümü renkli anlara sahne oldu. Uzayda yaşam şartlarından geleceğin mesleklerine kadar birçok konuda merak ettiklerini soran gençlere Atasever, vizyon geliştirici yanıtlar verdi. Gençlerin gözlerindeki parıltının Türkiye’nin yarınları için umut verici olduğunu belirten Atasever, bilim yolunda ilerlemeleri konusunda öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Etkinlik sonunda yapılan değerlendirmelerde, bu tür buluşmaların gençlerin kariyer hedeflerini belirlemede büyük rol oynadığı ifade edildi. Muğla gençliğine ilham veren ve geleceğe dair yeni bir bakış açısı kazandıran anlamlı ziyaret için Tuva Cihangir Atasever’e teşekkür plaketi takdim edildi.
Diyarbakır Yeni doğan bebek 79 günde 4 ağır ameliyat geçirerek hayata tutundu Diyarbakır’da yeni doğan bebek, atrezi teşhisiyle 79 günde geçirdiği 4 ağır ameliyatın ardından sağlığına kavuşarak ailesine teslim edildi. Yaklaşık 80 gün önce dünyaya gelen Kaan Araz Görmez, kusma şikayetleriyle hastaneye götürüldü. Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, yaptığı tetkik ve muayenede bebeğin bağırsaklarında doğuştan atrezi denilen tıkanıklık olduğunu tespit etti. 79 günde 4 ağır ameliyat geçiren minik Kaan, sağlığına kavuşarak ailesine teslim edildi. Op. Dr. Taner Kamacı, İHA muhabirine, doğumdan sonra hastanın bağırsağı tıkalı şekilde geldiğini açıkladı. Anne karnındayken de annenin suyunda artma ve bağırsaklarında problem olabileceğinin aileye söylendiğini belirten Kamacı, doğduktan sonra çocuğun kusmaları olması üzerine hastanın yönlendirildiğini ifade etti. Hastayı yeni doğan yoğun bakımına aldıklarını kaydeden Dr. Kamacı, "Burada yaptığımız tetkiklerde ve muayenesinde bebeğin bağırsaklarında doğuştan atrezi dediğimiz bir tıkanıklıkla doğduğunu fark ettik ve acil olarak ameliyata aldık. İnce bağırsağının son kısmında bir atrezi vardı, düzelttik. Fakat bebeğin bağırsaklarında tıkalı yerin üstünde çok ciddi bir genişleme vardı. Bu genişleme olan yerde ve bağırsaklarda genel olarak bir kan dolaşımında bozukluk vardı. İlk ameliyattan sonra çocuğu besledik, neredeyse taburcu etme aşamasına geldik" dedi. Dr. Kamacı, bağırsaklarda yapışıklık olması üzerine hastayı tekrar ameliyata almak durumunda kaldıklarını söyleyerek, konuşmasına şöyle devam etti: "İkinci ameliyatta bağırsaklarında genişlemiş olan kısımda daralma olmadığını, düzelme olmadığını fark ettik ve o kısmı çıkardık. İkinci ameliyatından yaklaşık bir hafta sonra çocuğu bağırsaklarında delinme şüphesi ile üçüncü kez ameliyata almak zorunda kaldık. Bu sefer bağırsaklarında dolaşım bozukluğundan kaynaklı bir delinme olduğunu fark ettik. Üçüncü ameliyatında da o bağırsağındaki delinme olan kısımları çıkardık. İnce bağırsağın 35’inci santiminden açmak zorunda kaldık. Buradan açtığımızda çocuk kakasını artık karnından yapabiliyordu fakat daha kısa bir bağırsak segmentini kullanabildiği için çocuk aldığını çok fazla içeride tutamıyordu. İçtiği sütün çoğunu hemen bağırsağından karnından dışarı atıyordu. Bu yüzden biraz kilo almasını bekledik. Çocuğa besleyici serumlarla kilo aldırdık." Bebeğinin kendilerine gelişinin 79’uncu günü olduğunu aktaran Dr. Kamacı, "79 gündür ciddi bir yoğun bakım süreci geçirdi. 10 gün önce yaptığımız 4. ve son ameliyatla da bağırsağını tekrar karna alıp kapattık. Çocuk, 79 günlük zorlu bu sürecin içinde 4 kez ameliyat olmuş oldu. Hem ailesi için hem bizim için stresli bir süreçti. Çocuğun bağırsakları normal diğer çocukların bağırsakları gibi değildi. Sebebini hala çözemediğimiz bir kanlanma sorunu vardı. Bu nedenle sürekli problemler çıkardı. Çok şükür bebeğimizi toparladık. 10 gündür ağızdan besleniyor. Normal yoldan kakasını yapıyor. Kilo almaya da başladı. Bugün hastamızı şifa ile taburcu ediyoruz" diye konuştu. "Bu hastalar genellikle tek ameliyatla sağlığına kavuşur" Bağırsak atrezilerinin yaklaşık bin doğumda bir görülen ve anne karnında teşhis konulması genelde çok zor olan bir rahatsızlık olduğuna dikkat çeken Dr. Kamacı, "Hafif ve ağır tipleri mevcut. Genellikle tek ameliyat ile bu hastalar sağlığına kavuşur ancak bu hastamıza bağırsağının kan dolaşımındaki sorun nedeniyle 4 kez ameliyat olmak zorunda kaldı ancak sabırla yapılan ameliyatlar ve 80 günlük zorlu bir yoğun bakım tedavisi sonrası bugün hastamızı şifa ile taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Kaan Araz Görmez’in babası Hüseyin Görmez ise 79 günlük bir sürecin kendileri için çok zor olduğunu belirterek, "Hocalarımız bize çok yardımcı oldu. Çok şükür bugün taburcu oldu. Zor bir süreçti, her gün stres. Bir şey yapamıyorsun, elin kolun bağlı" dedi.
Sivas Yıllardır süren gelenek bozulmadı, Sivas’ın ‘Leylekli okulu’ misafirlerine kavuştu Sivas’ta ‘Leylekli okul’ olarak bilinen Şehit Erdal Çetin İlkokulu’nda öğrencilerin heyecanla beklediği leylekler, baharla birlikte yuvalarına döndü. Sivas’ta ‘Leylekli okul’ olarak anılan Şehit Erdal Çetin İlkokulu, bu yıl da baharın habercisi olan misafirlerini ağırlamaya başladı. Kardeşler Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 42 yıldır leyleklere ev sahipliği yapan okulun çatısındaki yuvalar, havaların ısınmasıyla birlikte yeniden hareketlendi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da leyleklerin gelişini sabırsızlıkla bekleyen öğrenciler, leyleklerin yuvalarında görülmesiyle büyük sevinç yaşadı. Öğrenciler, uzun süredir boş kalan yuvaların yeniden dolmasıyla birlikte özlemlerini giderdi. Maskot haline gelen leylekler, öğretmen ve öğrenciler tarafından da ilgiyle takip ediliyor. "Üzerimizde uçuyorlar" 3. sınıf öğrencisi Melih Sert, leyleklerin gelmesiyle çok mutlu olduklarını belirterek, "Leylekler geldiği için çok mutluyum. Bu sene biraz geç geldiler ve gelmeyeceklerini düşündüm. Daha sonra leylekleri yuvalarında görünce çok mutlu oldum. Her gün buradalar ve üzerimizde uçuyorlar. Leylekler ile tanışmak istiyorum" dedi. "Leylekleri çok seviyorum" Öğrenci Ceylin Coşkun ise "Leylekleri çok seviyorum. Üzerimizde sürekli uçuyorlar. Leylekleri görünce çok mutlu oluyorum" diye konuştu.