GENEL - 22 Mayıs 2023 Pazartesi 09:27

Deprem bölgesinde kesintisiz hizmet veren tıp öğrencileri takdir topladı

A
A
A
Deprem bölgesinde kesintisiz hizmet veren tıp öğrencileri takdir topladı

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 6 Şubat depremlerinden sonra bölgeye belirli periyotlarla sağlık hizmeti sunan 6.

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 6 Şubat depremlerinden sonra bölgeye belirli periyotlarla sağlık hizmeti sunan 6. sınıf 20 tıp öğrencisi takdir topladı. Verdikleri hizmetlerden dolayı sertifika takdim edilen öğrencilerden Elif Büşra Mutlu, “Bizim için oraya gitmemek bir seçenek bile değildi. Ayrıca kariyerimiz adına da çok büyük bir deneyim oldu” dedi.


Geçtiğimiz aylarda tüm Türkiye’yi yasa boğan ve 50 bin kişiden fazla vatandaşımızın ölümüne sebep olan 6 Şubat depremlerinden hemen sonra sağlık hizmeti sağlamak amacıyla Altınbaş Üniversitesi de Dünya Doktorları Derneği ile yaptığı işbirliği çerçevesinde gönüllü son sınıf tıp öğrencilerinin bölgeye ulaşımını sağlamıştı. Haftalık periyodlarla dernek tarafından kurulan mobil sağlık noktalarında geleceğin doktorları ve aynı zamanda üniversite bünyesinde bulunan hastaneden hemşireler depremzedelere birinci ve ikinci kademe sağlık hizmet sundu. Afet bölgesinde verdikleri hizmetten dolayı aynı zamanda farklı bir deneyim kazanan 20 tıp öğrencisine düzenlenen törenle birlikte tıp fakültesi dekanı ve dernek yöneticileri tarafından sertifika takdim edildi. Törende ayrıca öğrenciler deprem bölgesinde yaşadıkları deneyimleri ve anıları katılımcılarla paylaştı. İşbirliğinin devamında önümüzdeki süreçlerde de tıp öğrencileri tarafından aynı hizmetin devam edilmesi hedefleniyor.


“Hem hizmet verdik hem de çocuklarımız kendilerine deneyim kattılar”


Depremin ilk anından itibaren hem üniversite hem de tıp fakültesi olarak “nasıl bir katkı sağlarız” sorusuyla hareket ettiklerini ifade eden Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tunç Fışgın bu doğrultuda Dünya Doktorları Derneği ile çalışmayı uygun bulduklarını söyledi. Bölgeye doğru bir hizmet vermekle birlikte öğrencilerin de deneyim kazanması adına güzel bir çalışmaya imza attıklarını aktaran Prof. Dr. Tunç Fışgın, yapılan çalışma ile ilgili şu detaylara değindi:


“Öncelikli olarak öğrencilerimizin yanı sıra tüm bu organizasyonun başında ve ilk günden itibaren hep bölgede olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ayşe Jane Özcan’a da teşekkürlerimizi iletiriz. Hem tıp fakültesinin eğitim misyonunu güçlendirecek hem tıp fakültesi öğrencilerinin tecrübesini arttıracak hem de bölgedeki sağlık hizmetlerine destek verecek ve bölgedeki insanlara dokunacak bir hizmeti hep birlikte yapılandırmaya çalıştık. Bu anlamda Dünya Doktorları Derneğinin o bölgedeki yaptığı organizasyona biz de tıp fakültesinin son sınıf öğrencileri olarak destek verdik. Ayrıca hastanemizdeki hemşirelik hizmetlerinden arkadaşlarımız da öğrencilerimizle birlikte periyodik olarak bölgeye gidip dernekle birlikte birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetinde bulundular. Bu tabi ki de afet alanına bir destekti fakat bunun yanı sıra tıp fakültesi öğrencilerinin bir felaket ile karşı karşıya kaldıklarında nelerle karşılaşabileceklerine yönelik çok önemli bir tecrübe olduğunu düşünüyorum. Biz o bölgedeki hizmetlerde küçük de olsa bir desteğimiz olduğu için çok mutluyuz. Hem deneyim kazandık hem çocuklarımız kendilerini gördüler. Üstelik şuanda oradaki yaptıkları faaliyetlerden bilimsel makale üretmeye döndüler. Bunun da çok önemli bir kazanım olduğunu düşünüyorum. Çünkü o bölgedeki felaketin bir de bir bilgi birikimi var. Bilgi birikiminden yeni bilgiler oluşturulması ve bunun bilim dünyası ile literatür eşliğinde tartışılmasının da üniversiteye ayrı bir katkı olduğunu düşünüyorum.”


“Herkes gönüllüydü fakat onları organize bir şekilde buluşturmak gerekiyordu”


Dünya Doktorları Derneğinin Programlar Direktörü Cem Hatunoğlu ise deprem sonrası çok fazla sağlık çalışanının gönüllü olduğunu fakat verimli olabilmek adına organize olmanın önemine değinerek, “Dernek olarak depremin olduğu sabah hemen yola çıkarak ilk 8 saat içinde Hatay’a vardık. Durum tespit çalışmaları sonucunda saha konseptimizi ihtiyaç olarak tesit ettik ve nasıl çalışacağımızı belirledik. Daha çok mobil sağlık hizmetleri üzerinden olanaklarımızı sunuyoruz. Burada da doktor, hemşire ve ebe gibi kritik personele ihtiyacımız vardı. İlk başta birden o kadar sağlık personelini mobilize etmek mümkün değil herkes çok gönüllüydü ama onları buluşturmak gerekiyordu. Bu durumda Dekan hocamızla bir şekilde irtibat kurduk, kendisi çok pozitif karşıladı ve hemen reaksiyon gösterdiler. Sonrasında da intörn doktorlar ve hemşirelerle destek olundu” dedi.


“Özellikle deprem döneminde sadece sivil toplum kuruluşlarının inisiyatif alması değil halkımızın da göstermiş olduğu destek bizlerin sahada çalışmasını güçlendiriyor” diyerek sözlerine devam eden Cem Hatunoğlu, “Bir de Altınbaş Üniversitesi gibi buna kaliteli ve gönüllü destek sağlayan kurumlar da olduktan sonra artık bize sadece adanmış bir çalışma kalıyor” şeklinde konuştu.


“Bizim için oraya gitmemek bir seçenek değildi”


Hatay’da verdikleri hizmet ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaşan tıp fakültesi son sınıf öğrencisi İntörn Doktor Elif Büşra Mutlu ise deprem sonrası bölgeye gitmek için hep bir yol aradıklarını söyledi. “Bizim için oraya gitmemek bir seçenek değildi” diyerek sözlerine devam eden Elif Büşra Mutlu, “Dernek ile yapılacak işbirliğini duyduktan sonra biz de gönüllü listelerimizi hazırladık. Orada 1 haftalık periyodlarla kaldık. Bazılarımız ise 2 hafta kadar kaldılar. Oradayken birinci ve ikinci basamak mobil sağlık hizmeti verdik. Bazı arkadaşlarımız çadır kentlerde sağlık taramaları yaptı, küçük ilçelerde veya köylerde aile hekimlerinin olmadığı yere sağlık hizmeti götürdük. Burada olduğumuz sürece bölgeye gidemediğimiz zaman çok huzursuz hissediyorduk. Oraya gittikten sonra oradaki insanların da başka şehirlerden gelen insanları gördükçe mutlu olması bizi çok motive etti” ifadelerini kullandı.


“Çok büyük tecrübe sahibi olduk”


Eğitim hayatlarına da çok büyük katkı sağlayan afet bölgesi deneyimi hakkında da konuşan Mutlu, “Afet bölgesinde hekimlik yapmak, özellikle görüntüleme yöntemlerinin olmaması ve laboratuvar testlerine de ulaşılamaması sebebiyle fiziksel muayenenin ve anemizin çok daha ön planda olduğu, yani hekimliğin temel prensiplerinin önde olduğu bir uygulama. Bu anlamda oraya giden hekimler bu deneyimi yaşadıkları için büyük tecrübe sahibi olduklarını düşünüyorum. Gelecekte başımıza gelecek herhangi bir afet durumunda neleri daha iyi bilmeliyiz, nelerimiz eksik bunları gördük. En önemlisi de afet bölgesindeyken kitaplardan öğrenemeyeceğimiz şey olan, orada ne hissediyoruz, hasta ne hissediyor ve hastayla olan iletişimde nelere dikkat edilmesi gerektiği konuları bizim günlük hayatta edinemeyeceğimiz deneyimler oldu” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul U17 Avrupa Güreş Şampiyonası başlıyor U17 Avrupa Güreş Şampiyonası, yarın Bulgaristan’da başlıyor. Bulgaristan’ın Samakov kentinde, 11-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek U17 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda mücadele edecek milli takım kafileleri, Avrupa Şampiyonası için hazır. Ay-yıldızlı sporcular, minderde Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek için mücadele edecek. Milli takımlar şöyle: Grekoromen Stil Milli Takımı 45 kg - Ömer Arslan 48 kg - Şamil Şahan 51 kg - Zafer İldeş 55 kg - Barış Soylu 60 kg - Furkan Öden 65 kg - Muhammet Reşit Yürük 71 kg - Orhan Eymen Taşçı 80 kg - Abdullah Bal 92 kg - Yusuf Yaser Aksu 110 kg - İbrahim Mert Eren Teknik Sorumlu: Serkan Özden Antrenörler: Adem Taşçı, Ahmet Göze, İlker Aydın, Yasin Güneş, Şerif Kılıç Kadın Güreş Milli Takımı 40 kg - Şirin Aşkara 43 kg - Aysemin Kaçan 46 kg - Tuğçe Naz Ucuz 49 kg - Emine Beyza Barışkan 53 kg - Ecrin Salik 57 kg - Delal Kadir 61 kg - Özdenur Özmez 65 kg - Bade Su Doğan 69 kg - Kıymet Rümeysa Tezcan 73 kg - Esma Nur Kara Teknik Sorumlu: Fatih Kobal Antrenörler: Sedat Altıntaş, Mehmet Volkan Asan, Yasin Akkan, Mehlika Öztürk Serbest Stil Milli Takımı 45 kg - Buğra Eldemir 48 kg - Yiğit Hamza Egemen 51 kg - Muhammed Gölha 55 kg - Muhammed Mustafa Yiğit 60 kg - Muhammed Sami Odabaşı 65 kg - Aydıncan Gümüşdağ 71 kg - Cemal Yiğit Purçu 80 kg - Emirhan Çayır 92 kg - Yasin Ertürk 110 kg - Muhammed Abdurrahman Baysal Teknik Sorumlu: Erhan Bakır Antrenörler: Mustafa Kartal, Yasin Akgül, Ahmet Peker
Samsun Samsun’da Gülden Coni davası için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı Edirne’de geçen yıl 15 yaşındaki Gülden Coni’nin 30 bıçak darbesiyle öldürüldüğü cinayete ilişkin Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında. sanık ve aile üyeleri için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı yapıldı. Edirne’de 15 yaşındaki Gülden Coni. 5 Nisan 2025 tarihinde yaşıtı olan E.A tarafından 30 bıçak darbesiyle öldürülmüştü. Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında katile verilen 19 yıl hapis cezası ve katilin ailesinin tutuksuz yargılanması protesto edildi. ’Adalet isteyen gençler’ olarak kendilerini tanıtan grup adına basın açıklamasını okuyan Ecrin Taştekin, "Şu an burada bu açıklamayı yaptığımız Samsun’da, bu katil cezaevinde yatmaktadır. Ancak verilen 19 yıllık cezanın yatarı sadece 5 yıldırç 30 bıçak darbesinin karşılığı. bir çocuğun hayatının bedeli Samsun’un bu havasını sadece 5 yıl solumak mı olmalı? Daha da acısı kanlı kıyafetleri yıkayan anne ve teyze ile bıçağı saklayan baba, bir yıldır elini kolunu sallayarak dışarıda gezmektedir. Katil Samsun’da cezaevinde misafir edilirken, suç ortakları dışarıda nefes almaya devam etmektedir. Bu, toplumun adalet duygusuna indirilmiş en büyük darbedir. İddianamesi bir yıl sonra hazırlanan bu aile üyelerinin serbestçe gezmesine artık tahammülümüz kalmadı. 17 Haziran’daki mahkeme, adaletin ya yerini bulacağı ya da tamamen susacağı gündür. Buradan Samsun’dan ve tüm Türkiye’den haykırıyoruz: Tüm aile cezalandırılmalıdır. Katilin kanlı elbiselerini yıkayan anne ve teyze, bıçağı yok eden baba ‘suçluyu kayırma’dan değil, cinayete iştirakten yargılanmalı ve tutuklanmalıdır. 15 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkını gasp etmenin karşılığı 5 yıl olamaz. Katilin Samsun’daki cezaevinden elini kolunu sallayarak çıkmasını ve aramızda dolaşmasını istemiyoruz. Katillerin ve onlara siper olanların dışarıda gezdiği bir düzende hiçbir çocuk güvende değildir" dedi. Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek’in gönderdiği ses kaydı da açıklama sonrası orada bulunanlara dinletildi. Abla Alüzrek, "O gün sadece kardeşimi öldürmediler. Bizim evimizi susturdular. Annemin gülüşünü öldürdüler. Babamın içini yaktılar. Benim içimde bir ömür kapanmayacak bir yara bıraktılar bana. Ve en acısını biliyor musunuz? Biz bu kadar büyük bir acının içinde boğulurken, bazıları hala hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyor. Başta planlı olduğu söylenen bir cinayet, sonra bir anda sıradanlaştırıldı. Bir çocuğun hayatı birkaç hukuki cümle ile eksiltildi. Ve şimdi biz Yargıtay’dan haber bekliyoruz. Biz adalet bekliyoruz. Biz vicdan bekliyoruz. Çünkü bize verilen bu acının karşılığı birkaç yıl olmamalı. Bugün katil Samsun cezaevinde yatıyor. Annesi babası gidip onu görebiliyor. Sesini duyabiliyor, ona sarılabiliyorlar. Peki ya biz? Biz bir mezar taşı görüyoruz sadece" ifadelerini kullandı. Yapılan açıklamanın ardından gökyüzüne balonlar bırakıldı. Basın açıklamasına CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nilsu İrem Koçyiğit Bahadır ve CHP İlkadım İlçe Başkanı Umut Alkaç da katılarak destek verdi.