GENEL - 11 Haziran 2023 Pazar 22:46

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”CHP bu şekilde siyaset yaptığı sürece, bu ülkede iktidar yüzü göremez”

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”CHP bu şekilde siyaset yaptığı sürece, bu ülkede iktidar yüzü göremez”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çok açık ve net söylüyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çok açık ve net söylüyorum. CHP bu şekilde siyaset yaptığı sürece, bu ülkede iktidar yüzü göremez. CHP kendini düzeltmediği, değiştirmediği, milletin sesine kulak vermediği müddetçe, bir daha asla yönetime gelemez. Hele hele, terör örgütleriyle el ele omuz omuza yürüdüğü sürece bu millet, terör örgütlerine oy vermez, vermeyecektir” dedi.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek anısına düzenlenen ’40 Yıl 40 Eser’ etkinliğine katıldı. Etkinlik çerçevesinde “Bir Şiir Bir Hayat / Sakarya Türküsü” Dijital Sergi Açılışı yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında “Üstat Necip Fazıl, cumhuriyet tarihimizin en sancılı dönemlerine şahitlik etmiş bir insandı. Osmanlı’dan cumhuriyete intikal eden kuşak içinde üstat devletin ve milletin yaşadığı tüm ıstırapları bizzat görmüştür. Çağdaşı pek çok şair ve yazarın aksine üstadımız, kalemi ve kelamıyla direnmeyi seçti. Asırlara sair köklü mirasımızın yok sayıldığı şanlı mazimiz ile köprülerin atıldığı bir zamanda eserleriyle ‘Durun kalabalıklar’ dedi. Hep zor olanı, meşakkatli olanı tercih etti. Ahlak ve Allah demenin yasak olduğu yıllarda mücadelesiyle milletimizin ruh köküne sahip çıktı. Elbette bu yerli ve milli duruşunun ceremesini de son nefesine kadar çekti. Onun direniş ve mücadele azmini kıramadıkça daha da pervasızlaştılar. Kültür sanat camiamızın bugün bile esaretinden kurtulamadığı mahalle baskısına üstat Necip Fazıl on yıllar boyunca maruz kalmıştır. Ama üstat bunların hiçbirine boyun eğmemiştir. İnandığı değerler uğruna bedel ödemekten asla çekinmemiştir. Çünkü Necip Fazıl, Türkiye merkezli düşüncenin vücut bulmuş haliydi. O, hayatının en kıymetli yıllarını fikir Mehmetçikleri yetiştirmeye adamış, bu uğurda ter dökmüş, çile çekmiş hakiki bir münevverdi. Kimsenin ne dediğine ne yaptığına bakmadan hep sorumluluk aldı öne atıldı. Öncülük etti, uyardı yazdı, anlattı konuştu. Anadolu’yu adım adım dolaşıp gençlerin zihniyle dokunmaya çalıştı” diye konuştu.



Sakarya Türküsü’nün yerinin farklı olduğunu belirten Erdoğan, “Üstadımızın çok yönlü kişiliğini burada anlatmaya çalışsak bırakın saatleri günler yetmez. Merhum Necip Fazıl’ın eserlerinin özellikle bizim neslimizin üzerinde çok büyük etkisi vardır. Onun her sözünün kalbimizde yaptığı tesir farklıdır. Tüm bunlarla birlikte Sakarya Türküsü şiirinin yeri müstesnadır. Üstadımızın hayalini kurduğu mesuliyetinin şuurunda bir gençlik yetişmiştir. Bu gençlik omuzlarına büyük bir davayı yükleyen bir gençliktir. Bu gençlik milletimizin varlık ve yokluk mücadelelerinde öne atılan gençliktir. Biz bu gençliği Çanakkale’de gördük. Biz bu gençliği 28 Şubat’ın karanlık günlerinde üniversite kapılarında baskıya direnirken gördük. Biz bu gençliği 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü alçakların ölüm kusan silahlarına göğüs gererken gördük. Biz bu gençliği afetzedelerimizin imdadına koşarken gördük. Biz bu gençliği 14 ve 28 Mayıs öncesi kapı kapı dolaşırken ve seçim gecesi de sandığa sahip çıkarken gördük. Şimdi de bu gençliği Türkiye Yüzyılı inşasında görüyoruz” ifadelerini kullandı.



“Mücadelemizin odak noktasına CHP zihniyetini koyduk”


Zalimlere karşı dik durmayı, hakkı haykırmayı adaletin temsilcisi olmayı Necip Fazıl Kısakürek’ten öğrendiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençlik yıllarında üstat Necip Fazıl ile tanışma şerefine nail olmuş bir kardeşinizim. Dünya görüşümüzün şekillenmesinde üstadın şiirlerinin, eserlerinin ve konferanslarının çok büyük etkisi oldu. Sinesinden çıktığımız milleti karşılıksız sevmeyi biz ondan öğrendik. Zalimlere karşı dik durmayı hakkı haykırmayı adaletin temsilcisi olmayı biz ondan öğrendik. Ayrım yapmadan mazlumların elinden tutmayı ezilenlerin dostu olmayı biz ondan onun eserlerinden öğrendik. Onun yücelttiklerini biz de her zaman baş tacı ettik. Onun reddettiklerini ise biz de elimizin tersiyle ittik. Üstadın Türk siyasetindeki mutlak ötesi hep CHP olmuştur. Necip Fazıl CHP ideolojisi milletin ruh kökünü kurutmaya çalışan marazi bir yapı olarak görmüştür. Biz de mücadelemizin odak noktasına CHP zihniyetini koyduk. Tüm siyasi hayatımızda boyunca CHP ideolojisin millet varlığımızda açtığı tahribatları silmek için çalıştık. Tek parti faşizmi tarafından ülkemize giydirilen deli gömleğini parçalamak için çetin bir mücadele yürüttük” dedi.



“Ayasofya ile birlikte Türkün ve Türkiye’nin bahtını da aştık”


“İktidara giden yolun batı beklentilerinden, terör örgütlerinin desteğinden değil, milletin gönlünden geçtiğini herkese öğreteceğiz” diyen Erdoğan, “Türkiye’yi her alanda büyük başarılarıyla tanıştırdık. Ayasofya davamızı da Necip Fazıl’dan öğrendik. Sultan Ahmet Meydanı’nda ’Ayasofya açılacak’ derken üstat işte bu manayı bu ruhu ondan yakaladık ve Ayasofya’yı da açtık. Bizden önce 70 senede yapılamayan hizmetlerin fazlasını 21 yıla sığdırmaya başardık. Milletimize yeniden özgüven kazandırdık. Ayasofya’yı 86 yıl sonra ezanı Muhammedîyle buluşturduk. Ayasofya ile birlikte Türkün ve Türkiye’nin bahtını da aştık. Öz yurdumuzda garip değiliz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasıyla tüm kazanımlarımızı perçinleyeceğiz. Evlatlarımıza hiçbir endişe duymadan üzerinde özgürce yaşaya bilecekleri müreffeh bir ülke bırakacağız. Uğrunda ciddi bedeller ödediğimiz hak ve hürriyetlerimize hiç kimsenin el süremeyeceği demokratik iklimi Türkiye’de tesis edeceğiz. Türk siyasetini tek parti CHP zihniyetinin baskıcı nobran ve halka rağmen halkçı alışkanlıklarından mutlaka kurtaracağız. Milli iradeyi tüm kurum ve kurullarıyla ülkemizde egemen kılacağız. İktidara giden yolun batı beklentilerinden terör örgütlerinin desteğinden değil, milletin gönlünden geçtiğini herkese öğreteceğiz” diye konuştu.



“Oy tercihlerinden dolayı kimse vatandaşa parmak sallayamayacak”


Erdoğan, “Artık kimse bu milletin evlatlarını aşağılama cesaretlerini bulamayacak. Kimse Anadolu insanına hakaret edemeyecek tehditler savuramayacak. Aman ya Rabbi ne diyor; ‘Kırsal kesimden aldığı oylarla Cumhurbaşkanlığını kazandı’ hani partinizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ’Köylü Milletin efendisidir’ demedi mi? Bir taraftan öyle, bir taraftan böyle. Artık bunu yemezler. Geçti bu iş. Şimdi bu millet daha ileri daha ileri gidiyor. Oy tercihlerinden dolayı kimse vatandaşa parmak sallayamayacak. Milletimizi kimse makarnacı, kömürcü, cahil, göbeğini kaşıyan adam diye tahkir edemeyecek. Üstada göre 1950 seçimleriyle birlikte millet başındaki CHP’yi atmıştı. Tam 73 yıl sonra 14 Mayıs’ta milletimiz başında CHP zihniyetini istemediğini çok net biçimde ortaya koymuştur. 28 Mayıs’ta da yarım kalan işi tamamlayarak görünen ve görünmeyen tüm destekçileri ile birlikte CHP ideolojisi sandığa gömmüştür. Bir daha hiçbir güç CHP’yi o sandığın dibinden çıkaramayacaktır” şeklinde konuştu.



“CHP bu şekilde siyaset yaptığı sürece, bu ülkede iktidar yüzü göremez”


CHP’nin halkla barışması gerektiğini söyleyen Erdoğan, “Bu millet, terör örgütlerine oy vermez, vermeyecektir. Ne CHP Genel Başkanının koltuğunu korumak uğruna attığı iftiralar bunu değiştirebilir, ne seçim yenilgisini perdelemek için söylediği yalanlar kendisine bir fayda sağlayabilir, ne de kırsalda yaşayan insanlarımıza yönelik sarf ettiği hadsiz ifadeler kendisini kurtarabilir. Sandıktan çıkan iradeye saygı duymak yerine hala vatandaşa 500 liraya oylarını satıyorlar imasında bulunmak, siyasi tükenmişliğin daniskasıdır. Son 13 yılda, 12 seçim kaybeden birinin kabahati kendinde aramak yerine halen seçmeni suçlaması, artık siyasetin değil psikolojisinin konusudur. Çünkü bu zat, artık psikolojik bir vakadır. Milletim de, bunu sezdiği için gereğini yapmıştır. Çok açık ve net söylüyorum CHP bu şekilde siyaset yaptığı sürece, bu ülkede iktidar yüzü göremez. CHP kendini düzeltmediği, değiştirmediği, milletin sesine kulak vermediği müddetçe, bir daha asla yönetime gelemez. Hele hele, terör örgütleriyle el ele omuz omuza yürüdüğü sürece bu millet, terör örgütlerine oy vermez, vermeyecektir. Cumhuriyetle yaşıt olduğunu iddia eden CHP’nin geldiğimiz noktada artık, cumhurla, Cumhuriyetle ve halkla barışması gerekiyor. CHP, milletle, milletin inanç değerleriyle ve milli iradeyle sulh ilan etmediği takdirde yapacağı hamlelerin tamamı birer göz boyamadan, siyasi hokkabazlıktan ibaret kalacaktır" dedi.



Sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elbette bunun da mücadelemizde, milletimizde hiçbir karşılığı olmayacaktır. Biz ülkemizdeki muhalefetin kendini yenileyerek Türkiye Yüzyılı’na ayak uydurmasını samimiyetle temenni ediyoruz. Muhalefetin ülkenin ve milletin hayrına olan işlerde bizi desteklemesini, gerektiğinde de yapıcı eleştirileriyle önümüzü açmasını ümit ediyoruz. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında vaktimizi ve enerjimizi bozuk plak misali sürekli aynı şeyi tekrarlayan, hep aynı yoldan giderek farklı menzile varacağını düşünene çapsız siyasetçilerle harcamak istemiyoruz. İşimize bakalım, hedefe kilitlenelim, hep birlikte Türkiye Yüzyılı’nı inşa edelim istiyoruz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle titiz bir çalışmanın neticesinde hazırlandığını gördüğüm sergimizin başarılı geçmesini diliyorum. Bu vesileyle kendisiyle tanışma, muhabbet etme şerefine eriştiğim üstat Necip Fazıl Kısakürek’i bir kez daha kemali edeple yad ediyorum" dedi.


Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kısakürek ailesi tarafından çerçeveletilmiş orijinal Sakarya Türküsü el yazması hediye edildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Karnında 8 kiloluk böbrekle yaşayan hasta, 30 dakikalık ameliyatla sağlığına kavuştu Gaziantep’te yaşayan genetik polikistik böbrek hastası Mustafa Doğan, giderek büyümeye devam eden ve 8 kiloyu aşan böbreğinden Gaziantep Şehir Hastanesi’nde yapılan 30 dakikalık ameliyatla kurtuldu. Ameliyat sonrası karnındaki yükten ve şişlikten kurtulan Doğan, "Şu an kuş gibi rahatladım, doktorlarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi. Gaziantep’te yaşayan 61 yaşındaki Mustafa Doğan, yıllardır genetik polikistik böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Hastalığı nedeniyle işlevini yerine getiremeyen böbrek 50 santim büyüklüğünü ve 8 kilo ağırlığını aşmaya başladı. Karnındaki şişlik ve ağırlık giderek artan, diğer organları da tehlikeye giren Mustafa Doğan, son olarak Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Doğan, hastanede Nefroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tuncay ile Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından muayene edildi. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından riskli bir ameliyatla 50 santim büyüklüğünü ve 8 kilo ağırlığını aşan böbreğin alınmasına karar verildi. Ameliyata alınan Doğan, yaklaşık 30 dakika süren operasyonun ardından karnındaki şişlik ve yükten kurtularak kısa sürede sağlığına kavuştu. Doğan’ın, nakil olana kadar diyalize girmeye devam edeceği öğrenildi. "Böbreği çok büyüten, tamamını kistlerle dolduran ilginç bir hastalık" Yapılan operasyonla ilgili bilgi veren Nefroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tuncay, "Genetik Polikistik böbrek hastalığı dediğimiz bir böbrek hastalığı var. Bu hastalık böbrek yetmezliğinin en önemli sebeplerinden biri. Bu hastalık genetik bir sebep nedeniyle böbreği çok büyüten, tamamını kistlerle dolduran ilginç bir hastalık. Erken tanıda tedavi edilebilir ama gecikme durumunda diyaliz tedavisi kaçınılmaz oluyor. Böbrek çok büyük olduğu ve riskli olduğu için bu tür operasyonları yapan hekim ve merkez sayısı az. Biz de muayeneden sonra hastamıza böbreği çıkarmayı teklif ettik. Yücel hocamızın operasyonu gayet başarılı geçti. Ameliyat çok kısa sürdü ve hastamızın karnından yaklaşık 50 santim uzunluğunda, 8 kilo ağırlığında bir böbrek çıkardık. Sonrasında da hastamızda ciddi bir rahatlama sağladık. Bu operasyon hastamızı rahatlatmakla beraber hemodiyalizden kurtarmayacak ama gelecekte nakil tedavisi için büyük bir fırsat sunacak" dedi. "Ameliyatımız 20-25 dakika sürdü, bu kadar büyük bir böbrek için bu çok iyi bir süre" Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel ise operasyonun çok kısa sürdüğünü belirterek, "Hastamız polikistik böbrek hastası. Bu hastalıkta böbrekler normalden çok daha fazla büyüyor. Bu hastamızda da 50 santim uzunluğuna kadar gelmişti. Böbrek bu kadar büyüyünce diğer organlara da bası yapıyordu. Hastanın nefes almasını dahi engelliyor, bağırsak alışkanlıklarını, beslenmesini bozuyordu. Bizim ameliyatımız 20-25 dakika sürdü. Bu kadar büyük bir böbrek için bu çok iyi bir süre. Yılların verdiği tecrübe ve hastanemizin sunduğu imkanlar sayesinde bu operasyonu yaptık. Hastamızın durumu gayet iyi" şeklinde konuştu. "Kendimi kuş gibi hafif hissediyorum" Yıllar sonra karnındaki şişlik ve ağırlıktan kurtulduğunu söyleyen Mustafa Doğan da, "Ben yıllardır böbrek hastasıyım. Ameliyat sonrası kendimi kuş gibi hafif hissediyorum. Daha önce nefes alamazdım, yürüyemezdim. Böbrek diğer organlarımıza baskı yapardı. Karnımda 8 kiloluk böbrek vardı. Yani yıllardır hamile bir kadın gibi şişliğim vardı. Doktorlarımız ve hastanemize teşekkür ediyorum. Yani normal bir böbrek yarım kilo bile yoktur ama benimki 8 kiloyu aşmıştı. Yürürken, eğilirken, doğrulurken, lavaboya giderken çok zorlanırdım. Şimdi daha iyiyim" diye konuştu.
Adana Eski polisin katil zanlısı yakalandı Adana’da restoran işletmecisi ve eski polis Ergün Karakaya’nın hayatını kaybettiği, ipotekli iş yeri devrinden kaynaklanan alacak-verecek kavgasına ilişkin soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı. Olayın ardından gözaltına alınan şüphelilerden 9’u tutuklandı. Olay, 5 Nisan günü saat 01.30 sıralarında Seyhan ilçesine bağlı Dumlupınar Mahallesi Ahmet Güven Kaypak Caddesi bulunan oto kiralama dükkanında meydana geldi. İddiaya göre, restoran işletmecisi ve eski polis olan Ergün Karakaya (40), kardeşi Eray Karakaya (32) ve kuzeni Tuğrul Karakaya (27) ile birlikte kendisine borcu olan Fırat Bozkır’ın (30) iş yerine gitti. Yaklaşık 3 milyon TL alacağı olduğu öne sürülen Ergün Karakaya, borcuna karşılık Fırat Bozkır’dan bir iş yerini aldı. Ancak iş yerinin ipotekli çıkmasından dolayı devri alamayan Ergün Karakaya ve Fırat Bozkır arasında tartışma yaşandı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavgaya Karakaya’nın yakınları ve Bozkır’ın tanıdığı 12 kişi karıştı. Fırat Bozkır’ın yanındaki Şaban Bozurttan (39) tabanca ile ateş açmaya başladı. Ergün Karakaya da karşılık verdi. Göğsünden vurulan Ergün Karakaya hayatını kaybederken 5 kişi de yaralandı. Adana Emniyet Müdürlüğüne Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kavgaya karışan 16 kişiyi gözaltına aldı. Şaban Bozkurttan ise yurt dışına kaçmak üzere Gaziantep’e giderken otoyolda kıskıvrak yakalandı. Emniyetteki sorgusunda Fırat Bozkır’ın, "Borcuma karşılık iş yerini devrettim. İpoteği kaldıracağımı söyledim. Ancak Ergün baskı yapmaya devam etti" dediği, cinayeti işleyen Şaban Bozkurttan’ın ise, "İş yerinde otururken Ergün bağırıp, tabancasını çıkardı. Ben de kendimizi korumak için rastgele ateş ettim" dediği öğrenildi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Eray Karakaya, Tuğrul Karakaya, Şaban Bozkurttan ve Fırat Bozkır’ın da aralarında bulunduğu 9 kişi tutuklandı. Diğer 7 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
İstanbul Küresel iş birliği ile mezunlara uluslararası kariyer fırsatı İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Muhasebe ve Finans Yönetimi Bölümü, dünyanın en prestijli muhasebe topluluğu olan ACCA ile iş birliği sözleşmesi imzalayarak küresel akreditasyona sahip üniversiteler arasına katıldı. İstanbul Arel Üniversitesi ile ACCA (Association of Chartered Certified Accountants) arasında imzalanan protokol çerçevesinde, Muhasebe ve Finans Yönetimi Bölümü mezunları, 180 ülkede geçerli olan ACCA sertifikasyon sürecindeki temel sınavların üçte birinden muaf tutulacak. Mezunlara 180 ülkede kariyer fırsatı Rektör Prof. Dr. Ersin Göse ve ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sir tarafından imzalanan işbirliği sözleşmesi, öğrencilere dünya çapında kariyer kapılarını aralıyor. Yapılan iş birliği sayesinde, Arel Üniversitesi Muhasebe ve Finans Yönetimi Bölümü mezunları, 13 adet olan ACCA sınavlarının 4’ünden (yaklaşık 1/3) muaf sayılacaklar. Bu muafiyet hakkı, akredite müfredat kapsamında 2030 yılı sonuna kadar geçerli olacak. Ayrıca, bölüme bakılmaksızın tüm Arel Üniversitesi öğrencileri, ACCA’nın sertifikasyon süreçlerindeki web sitesi kayıt ücretlerinde özel indirim avantajlarından yararlanabilecek. "Öğrencilerimiz mezun olmadan sektörden talep görüyor" Muhasebe ve Finans Bölümü Başkanı Dr. Yasemin Acar Uğurlu, iş birliğinin İstanbul Finans Merkezi’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli sermayeye katkı sunacağını belirterek, "Öğrencilerimizin küresel bir marka olmaları için çalışıyoruz" dedi. İktisadi ve İdari Bilimler Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Cüneyt Dirican ise müfredatın yapay zekâyla rekabet edebilecek düzeyde olduğunu vurgulayarak, "Yönetim, finans, muhasebe simülasyonları, TÜBİTAK projeleri ve Erasmus imkânlarıyla öğrencilerimizi iş deneyimli mezunlar olarak yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Akreditasyon süreçlerini titizlikle inceliyoruz" ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sir, 1904’ten bu yana dünyanın en köklü ve en büyük muhasebe topluluğu olan ACCA’nın küresel birikimini Türk akademisi ile buluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Dünyadaki başarılı modelleri Türkiye’ye entegre etmek için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Sir, akreditasyon süreçlerinin titizlikle Londra merkezde incelendiğini ifade etti.