GENEL - 16 Haziran 2023 Cuma 11:07

Deprem bölgesinde Çocuk ve Aile Merkezleri açılıyor

A
A
A
Deprem bölgesinde Çocuk ve Aile Merkezleri açılıyor

Türkiye Vodafone Vakfı ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), afetten etkilenenler için harekete geçti.

Türkiye Vodafone Vakfı ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), afetten etkilenenler için harekete geçti. Adıyaman, Gaziantep ve Hatay’da kurulacak Çocuk ve Aile Merkezlerinde çocuklar, ebeveynler ve kadınların iyi olma hallerini destekleyebilmek için çalışmalar yapılacak. Projeyle bir yılda 4 bin 500 çocuk ve ebeveyn ile 2 bin 500 genç kadına ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında ilk merkez, Adıyaman’da açıldı.



Türkiye Vodafone Vakfı ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin ardından bölgede yaşayanların desteklenmesi amacıyla yeni bir proje hayata geçirdi. Proje kapsamında Adıyaman, Gaziantep ve Hatay’da kurulacak Çocuk ve Aile Merkezlerinde çocuklar, ebeveynler ve kadınların psikososyal yönden desteklenmesi, anne babaların ebeveynlik rollerinde güçlendirilmesi ve bu süreçte çocuklarını destekleme becerileri kazanması, genç kadınların güçlenmesine yönelik çalışmalar yapılacak. Merkezlerde konteyner kentte yaşayan tüm çocukları kapsayabilmek amacıyla oyuncak ve kitap kütüphanesi kurulacak, 3-4 ve 5-6 yaş gruplarına yönelik oyun ve sanat odaklı çalışmalar yapılacak, ebeveynlerin iyi olma hallerini ve çocuklarla iletişimlerini destekleyecek oturumlar gerçekleştirilecek, konteyner kentte yaşayan genç kadınlara yönelik destek ve güçlendirme programları yürütülecek. Projeyle bir yılda 4 bin 500 çocuk ve ebeveyn ile 2 bin 500 genç kadına erişilmesi hedefleniyor.



Proje kapsamında ilk merkez, Adıyaman Vali Yardımcısı Ali Mantı, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, AÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Ayşecan Özyeğin Oktay ve AÇEV Genel Müdürü Senem Başyurt’un katıldığı törenle Adıyaman’da açıldı.



Konu hakkında değerlendirmede bulunan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, “Dayanışma ve yardımlaşmanın öneminin her zamankinden daha fazla arttığı bir dönemdeyiz. Afet bölgesinde çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Şimdi de AÇEV iş birliğiyle hem çocuklara ve ebeveynlerine hem de kadınlara yönelik kapsamlı bir projeye imza atıyoruz. Proje kapsamında açacağımız merkezlerde afetten etkilenen çocuk ve kadınların desteklenmesi ve güçlenmesine yönelik pek çok çalışma yapılacak. Ayrıca, bu merkezlerde AÇEV’in bilimsel temelli eğitim programlarının yanı sıra Türkiye Vodafone Vakfı’nın ‘Yarını Kodlayanlar’, ‘Dijital Benim İşim’ ve ‘Kırmızı Işık’ gibi mevcut projeleri de uygulanacak. Projenin ilk yılında hedefimiz, 4 bin 500 çocuk ve ebeveyn ile 2 bin 500 genç kadına ulaşmak. Türkiye Vodafone Vakfı olarak bu merkezleri 2 yıl boyunca desteklemeyi hedefliyoruz. Bu projeyle, bölgede önemli bir sosyal ihtiyaca cevap vereceğimize inanıyoruz. Bölgede konteyner kentler kaldıkça, biz de burada olmaya devam edeceğiz. Tüm imkânlarımızı kullanarak elimizden gelenin en iyisini yapmayı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.



Etkinlikte konuşan AÇEV Genel Müdürü Senem Başyurt, “30 yıllık deneyimimizden aldığımız güçle, başta çocuklar olmak üzere depremden etkilenenlerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve uzun vadede iyi olma hallerini destekleyebilmek için kalıcı yapıların ve hizmetlerin inşasına odaklanıyoruz. Bu kapsamda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile koordinasyon ve iş birliği içinde, Türkiye Vodafone Vakfı’nın değerli destekleri ile faaliyete geçirmek için yola çıktığımız çocuk, ebeveyn ve kadın dostu merkezlerimizin ilkini Adıyaman’da hizmete açmaktan büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz. Merkezimizin, bölgede yaşayanlar için güvenli, geliştirici ve birleştirici bir alan olmasını umuyoruz. Özellikle yaşamın altın yılları olarak adlandırılan ve beyin gelişiminin en hızlı olduğu okul öncesi yaş grubundaki çocuklar, afetlerin olumsuz sonuçları karşısında savunmasız kalıyor. AÇEV olarak, erken çocukluk alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve yetkinliğimizle merkezlerimizde de önceliğimiz, bu yaş grubundaki çocuklar ve aileleridir. Depremlerin etkilediği bölgelerde etkin, uzun vadeli ve bilime dayanan bakış açısıyla çocukların, ailelerin ve kadınların yanında olmaya devam edeceğiz” dedi



Farklı bölümlerden oluşacak


Yapılan açıklamaya göre, Türkiye Vodafone Vakfı ve AÇEV iş birliğiyle açılacak Çocuk ve Aile Merkezlerinde 4 çocuk oyun odası, oyuncak ve kitap kütüphanesi, yetişkin ve teknoloji sınıfı gibi alanlar olacak. Çocuk oyun odasında, çocukların öğrenme kapasitesini destekleyecek sanat, dramatik oyun, blok, kitap gibi farklı etkinlikler düzenlenecek. Bununla birlikte, merkezlerde konteyner kentteki tüm çocukların faydalanabileceği, içinde oyuncak ve kitapların olduğu ayrı bir kütüphane bulunacak. Burada çocukların bir yetişkin gözetiminde hem serbest zaman geçirmesi, hem de yaşlarına uygun kitap alanından faydalanması sağlanacak. Merkezlerde ayrıca, Türkiye Vodafone Vakfı’nın ‘Yarını Kodlayanlar’ eğitimlerinin verileceği bir teknoloji sınıfı da bulunacak. Vakfın “Dijital Benim İşim” ve ‘Kırmızı Işık’ gibi diğer projeleri de merkezlerde yapılacak çalışmaların bir parçası olacak.



Bilimsel temelli programlar düzenlenecek


Çocuk ve Aile Merkezlerinde tamamıyla uzman kadroların desteğiyle, depremden etkilenenlerin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulmuş bilimsel temelli programlar uygulanacak. Programlarla, çocukların bu süreçteki öğrenme kayıplarını telafi edebilmek, ebeveynlere çocuklarını destekleme becerileri kazandırabilmek ve genç kadınların güçlenebilmeleri hedefleniyor.



Merkezlerde, konteyner kentte yaşayan tüm yaş grubu çocukları kapsayabilmek amacıyla bir oyuncak ve kitap kütüphanesi kurulacak. Daha büyük yaş gruplarının okulda olacağı süreçte, 3-4 ve 5-6 yaş çocuklarına yönelik, yarı yapılandırılmış, odağında oyun ve sanat odaklı etkinliklerin bulunduğu günlük akışlar oluşturulacak. Çocuklar, sabahçı ve öğlenci olarak iki farklı grup halinde 5 gün boyunca merkezden faydalanabilecek.



Ebeveynlerin iyi olma hallerini destekleyebilmek ve çocuklarıyla iletişimlerinde yol gösterici olacak konularla ilgili sohbet edebilmelerini sağlayabilmek üzere yetişkin eğitimcisiyle birlikte çalışacakları yapılandırılmış bir program sunulacak. Aynı zamanda kadınların iyi olma hallerini destekleyerek yaşamlarının bundan sonraki kısmına yön vermelerine katkı sunacak oturumlar düzenlenecek.



Merkezlerde yer alacak teknoloji sınıflarında 7-14 yaş arası çocuklara gönüllü eğitmenlerin desteği ile kodlama eğitimi verilecek. Bu eğitimlerde çocuklar, programlama hakkında fikir sahibi olma, üreticiliklerini ortaya çıkaracak çalışmalar yapma, kendi hayal dünyalarını oluşturma ve kendi oyunlarını üretme imkânı bulacak.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Türk çam balının dünya pazarındaki ekonomik payı arttırılacak Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda bulunurken, çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Çam balı üretimindeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ isimli Ar-Ge projesi için kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, "Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak" şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: "Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış" Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek "Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor" dedi. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek ‘Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak’ adlı Ar-Ge projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu, "Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak" diye konuştu. Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının PCA varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, "Türk çam balının kimyasal olarak standardizasyonu, otantik ürün doğrulaması, fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir" dedi. 24 aylık Ar-Ge yol haritası planlanan proje kapsamında; çam balına özgü biyoaktif ve marker birleşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması, canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması, kimyasal yapı-biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması, marker birleşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi ve en az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.
Muğla MUSKİ binalarına yeni GES tesisleri kuruluyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde bugüne kadar kendi tesislerinde kurduğu güneş enerjisi sistemi ile 53 Milyon TL tasarruf sağlarken, güneş enerjisi santrallerine (GES) yenilerini eklemeye devam ediyor. Bu kapsamda Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi çatısına kurulan 200 kilovat gücündeki GES ile yılsonuna kadar yaklaşık 1 Milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın çevre dostu ve sürdürülebilir enerji vizyonu doğrultusunda, enerjinin verimli kullanılması ve tasarruf sağlanması amacıyla il genelinde güneş enerjisi yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda, 7’nci çatı tipi uygulama olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan güneş enerjisi sistemi devreye alındı. Kurulan sistemle yıllık yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlanması hedefleniyor. Yenilenebilir enerjiyle sürdürülebilir tasarruf MUSKİ Genel Müdürlüğü, çevreye zarar vermeyen yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak bugüne kadar yaklaşık 53 milyon TL tasarruf elde etti. Bu tasarrufla tesislerin tükettiği elektriğin büyük bir bölümü karşılanırken, temiz enerji kullanımı sayesinde hava kirliliği ve karbon salınımı da azaltılmış oldu. Planlı yatırımlar kapsamında il genelindeki atıksu arıtma tesislerine güneş enerjisi sistemleri kurulmaya devam ediyor. Bugüne kadar, Fethiye, Menteşe ve Milas’ta beş çatı tipi güneş enerjisi sistemi devreye alınırken; en büyük yatırımlardan biri olan Denizova’daki arazi tipi güneş enerjisi tesisi hizmete girdi. Son olarak Bodrum Turgutreis Atıksu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan GES projesi tamamlanarak faaliyet göstermeye başladı ve tesisin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayarak yaklaşık 1 milyon TL tasarruf sağlaması hedefleniyor. Tüm bu güneş enerjisi sistemleriyle yaklaşık 17 Milyon kilowat elektrik üretildi ve yaklaşık 53 Milyon TL tasarruf sağlandı. Bu üretim, 2025 yılı içerisinde Dalaman, Datça, Seydikemer ve Ula ilçelerimizde idaremizin faaliyet alanlarında kullandığı elektrik ihtiyacını karşılayabilecek düzeyde bulunuyor. Sistemler ayrıca tesislerin enerji ihtiyacının büyük bölümünü güneşten karşılayarak hem maliyetleri düşürüyor hem de temiz enerji kullanımını destekliyor. 2026 yılında da ges yatırımları sürecek MUSKİ Genel Müdürlüğü 2026 yılında da dört adet arıtma tesisinin çatılarına daha güneş enerjisi santrali kurulumunu gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu projelerle hem tesislerin enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de çevre dostu üretim modelinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Güneş enerjisi yatırımları, sadece elektrik üretmekle kalmıyor; aynı zamanda sürdürülebilir enerji kullanımının ve çevre koruma bilincinin vatandaşlar için uygulamalı olarak önemli bir örneği oluyor. Kurulacak olan bu dört yeni santral, yenilenebilir enerji kullanımını artırarak karbon salınımını azaltacak ve hava kirliliğinin önüne geçecek. Ayrıca üretilecek enerji, tesislerin elektrik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak ve maliyetlerde önemli tasarruf sağlayarak ileride hayata geçirilecek projeler için kaynak oluşturulmuş olacak.