DÜNYA - 20 Mart 2012 Salı 12:49

NAZMİ KOCA`DAN FİKRET ORMAN`A EŞBAŞKANLIK ÇAĞRISI

A
A
A
NAZMİ KOCA`DAN FİKRET ORMAN`A EŞBAŞKANLIK ÇAĞRISI

Beşiktaş Kulübü’nde başkan adayı olan Nazmi Koca, diğer başkan adayı Fikret Orman’ın kendi listelerine girmesini ve eşbaşkanlık sistemi getirmek istediklerini dile getirdi.
Beşiktaş başkan adayı Nazmi Koca, yönetim kurulu listesinde yer alan isimlerle birlikte Fiyapı İnönü Stadı’nın deniz tarafına bakan kapısının dışında basın toplantısı düzenledi. Fikret Orman’ı kendi listelerinde yer alması için davet eden Nazmi Koca, "Tüzükte değişikliği yapalım ve eşbaşkanlık sistemini getirelim. Fikret Orman da gelsin bizim listemize girsin. Bir yıl biz başkanlık yapalım, bir yıl o yapsın" dedi.
Orman’ı da bazı açıklamalarından dolayı eleştiren Nazmi Koca, "Biz özümüz, sözümüz ve iş adamı kimliğimizle Beşiktaşlılığımızla bu kulübün yönetimine talip olurken sevgili Fikret kardeşimizin konuşmaları bizleri incitti. Bize kendisi üzerinden pirim yapıldığı söylendi. Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yoktur. Ben 25 yıldır kongre üyesiyim ve Beşiktaş için ölürüm. Biz kimsenin üzerinden pirim yapmaya gelmedik prim yapmak için gelmiş olsaydık birilerini yönetimine girmek isterdik, bizi çağırdılar da o
kadar başkan adayı arkadaşlarımız çıktı geçen sene ulusal başkanımız Süleyman Seba etrafında bir yığın profesörler seçkin iş adamları Beşiktaş’ın bu durumundan kurtulması için çalışmalar yaptılar. Ama maalesef hepsi başarısız oldu. O yüzden biz Beşiktaş’ın alt yapısından gelen, bize gönül veren arkadaşlarımızla birlikte bu yola çıkarken bir bütçe oluşturduk ve o bütçeyi iki gün sonra yapacağımız basın toplantısında açıklayacağız" diye konuştu.
Fiyapı İnönü Stadı’nın da acil bir şekilde yıkılması gerektiğini kaydeden başkan adayı Koca, "İstanbul depremi yaklaşmaktadır. İnönü Stadı tehlike altında. Buna dikkat çekmek için stadın önünde basın toplantımızı gerçekleştirdik. Depremle ilgili kulübe gelmiş yazı var. Bir yıl önce geldiği halde bunlar konuşulmadı. Yönetime geldiğimiz günden itibaren kazmayı vuracağız. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin statlarından en az yüzde 10 daha fazla büyük stat yapacağız. Ayrıca yönetim kurulu üstünde danışma kurulu
oluşturmayı planlıyoruz" şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Canını hiçe sayan hayvanseverin ağır hasarlı binadan köpeği kurtardığı anlar kamerada Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde hayvansever İbrahim Göçer’in yıkımı yapılacak 5 katlı ağır hasarlı binada mahsur kalan köpeği canı pahasına kurtardığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar alan Hatay’da mahkeme süreci tamamlanan binalarda yıkım işlemleri devam ediyor. Yıkım işlemlerinin devam ettiği kentte sokakta yaşayan hayvanlar ise dondurucu soğuklarda ağır hasarlı binalara sığınıyor. Kırıkhan ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde 5 katlı ağır hasarlı binanın 5. katında bir köpeğin mahsur kaldığı fark edildi. Çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine 34 yaşındaki hayvansever İbrahim Göçer, binaya girerek köpeği canı pahasına kurtardı. Ağır hasarlı binadan kurtardığı köpeği güvenli bölgeye götüren Göçer’in hayvanları kurtardığı anlarsa cep telefonu kamerasına yansıdı. Kurtarılan köpek tedavisinin ardından doğal yaşam alanına bırakıldı. "Ağır hasarlı binaya girdik, köpeği bir şekilde aldık, aşağıya indirdik ve doğal ortamına bıraktık" Canını hiçe sayarak 5 katlı ağır hasarlı binaya girerek mahsur kalan köpeği kurtaran hayvansever İbrahim Göçer, "Vatandaşlardan bize ihbar geldi, ağır hasarlı binanın 5. katında köpeğin kaldığını ihbar ettiler. 5 katlı bina çok ağır hasarlı yıkılmayı bekliyordu. Binaya çıktık, merdivenler de çok yıkılmıştı. Binaya girdik ve baktığımızda 5. katta köpek orada duruyordu. Ondan girip köpeği bir şekilde aldık, aşağıya indirdik ve doğal ortamına bıraktık. Şu an Hatay’ın her tarafında böyle ağır hasarlı binalarda olunca insanlar bizlere ulaşıyor. Bizler gelip bu canlıları burada kurtarıyoruz. Yağmurlu havalarda ve soğuklarda korunmak için giriyor. Binaya girip kaldığı sürece aşağı inemiyorlar. Aşağı inemedikleri için aç susuz kalıyorlar. Kırıkhan’da bunu çok yaşadık. Allah’a dua ederek girdim. İnsanlardan dua bekledik ve buradaki ablalarımız ve abilerimiz hepsi dua etti. Gönüllü bir abiyle birlikte yukarı çıktık. Köpeğimizi düzgün bir şekilde aldık ve aşağıya indirdik. Sağlığında bir sorun yoktu ve korkak olduğu için zaten direkt elimizden kaçtı gitti" ifadelerini kullandı.
Hatay Annesinin çok sevdiği çiçeği, iş yerinin önünde mezarı andıran alanda 40 yıldır yaşatıyor HATAY (İHA) – Hatay’da annesinin çok sevdiği reyhan çiçeklerini 40 yıldır iş yerinin önünde yaşatan berber İdris Özbek, mezara benzeyen alanda "Okşa, kokla, Allah rızası için koparma, koparanın eli kopsun" yazısıyla annesinin hatırasını yaşatıyor. İskenderun ilçesi kent merkezinde aynı iş yerinde 40 yıldır berberlik yapan 67 yaşındaki İdris Özbek, iş yerini ilk açtığı dönemden itibaren annesinin çok sevdiği reyhan çiçeklerini iş yerinin önüne dikti. Görünümüyle ilgi çeken reyhan çiçekleri zamanla vatandaşların hedefi olunca Özbek, mezara benzerliğiyle dikkat çeken ve özel olarak yaptırdığı alanla çözüm üretti. Yaptırdığı demir kafes de çözüm olmayan Özbek, "Okşa, kokla, Allah rızası için koparma, koparanın eli kopsun’ yazısını yazarak çiçekleri koparanlara karşı önlem almaya çalıştı. Annesinin hatırasını 40 yıldır yaşatmak için mücadele veren Özbek, yaptığıyla görenlerin ilgisini çekiyor. "Annemi çok severdim ve annem de bu reyhanı çok severdi" Annesinin çok sevdiği reyhan çiçeğini yaşatmak için 40 yıldır mücadele verdiğini ve çiçekleri koparanların önüne geçmek için demirden kafes yaptırdığını ifade eden İdris Özbek, "Ben burada 40 senedir berberim ve 40 seneden beri benim bu reyhan çiçeğim var. Annemi çok severdim ve annem de bu reyhanı çok severdi. Bu reyhanlar 5 santim, 10 santimdi boyu, ektim bunları ve devamlı sularım. Bu reyhanların en büyük ilacı sudur. Bunu her gün sabah erken, güneş çıkmadan sabah, akşam baştan sona her gün sularım. Bunlar büyür yaz mevsimi. Ama kışın biraz kurur. Ama kışın ben onları tekrar buduyorum. Bazı insanlar, gelip geçenler kokluyor. Aman ne kadar güzel diyor, bir de koparıyorlar. Gittim demirciye, iki tane demir yaptım bu duvara. duvarı ördüm, seramik yaptım. Bu duvara monte ettim o demirleri. Ondan sonra gittim reklamcıya, bir yazı yazdırdım; ’Okşa, kokla, Allah rızası için koparma, koparanın eli kopsun’ şeklinde. En azından seksen kişi bu çiçekten okşar, koklar. Bu yazıyı yazdırdım buraya bir ton para verdim buna" dedi. İş yerinin önünde yaşattığı çiçeklerine zarar verilmesinin önüne geçmek için yazdığı yazının vatandaşlardan ilgi gördüğünü söyleyen İdris Özbek, "Gülüyorlar, bu yazının ve reyhanların resmini çekiyorlar. İşte şimdi pek kimse kökten çekemiyor. Yazıyı görürse bazıları, çiçeğin dalından koparıyor. O da yazıyı görürse hemen o dalı kopardığını geri oraya bırakıyor. Daha sonra bana geliyor bazıları, ’amca ben bu yazıyı görmedim. Kusura bakma ben bir dal kopardım, hakkını helal et’ diyor. Ben de gelip söylediği için helal hoş olsun diyorum. Ama koparıp da gider de eli kopsun, kolu kopsun diyorum. Şimdi ise bu yazıyı yazdırmışım. Amca diyorlar dükkanın da çok güzel diyorlar. Küçük ama bembeyaz, pırlanta gibi diyorlar. Hele bu çiçeklerin, hele bu reyhanların ne kadar güzel diyorlar. Kırk seneden beri buradayım" dedi. Dikilen reyhanları hemen hemen her gün koklamaya gelen Faysal Tunç, "İdris beyi 40 yıldan beri tanırım. Çiçeklere, hayvanlara çok büyük bir ilgisi vardır. Onun gibi iyi bir insan bulunmaz. Bu bahçeyi de böyle yapmış. İdris bey, tabiatla ilgilenen çok değerli, asil bir beyefendidir. Burada güzel reyhanları ekmiş, cennet bahçesi. Rabbimden dileriz ki İdris kardeşimizin de makamı aynen ahirette böyle olur. Çok iyi bir insan, 40 yıllık bir dostumdur. Burada ne güzel bir kelime söylemiş. Yani diyor ki beni sev ama beni diyor kırma" diye konuştu.
Çorum Çorum’da "gelenekten geleceğe tarih sofrası" projesi hayata geçiyor Anadolu Profesyonel Şefler Birliği (ANPOŞEF), gastronomi kültürünü genç kuşaklara aktarmayı hedefleyen sosyal sorumluluk projesi kapsamında kadim şehir Çorum’da önemli bir etkinliğe imza attı Anpoşef Food Editor Şef Hüseyin Şipal öncülüğünde; Şef Cansu Tekin, Şef Mehtap Poyraz ve Şef Bilge Örnek’in katılımıyla gerçekleştirilen "Gelenekten Geleceğe Tarih Sofrası" başlıklı sosyal sorumluluk projesi, 8 bin yıllık geçmişe sahip ve yaklaşık 5 bin yıl boyunca birçok uygarlığa merkez olmuş Çorum’un köklü mutfak kültürünü geleceğe taşımayı amaçlıyor. İlk yemek reçetelerinin kil tabletlere yazıldığı kadim coğrafyanın önemli merkezlerinden biri olarak gösterilen Çorum’da düzenlenen etkinlik kapsamında usta şefler, genç şef adaylarıyla bir araya geldiler. Program, Bahçelievler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Osmanlı saray mutfağı temasıyla düzenlenen etkinlikte panel, söyleşi, kariyer planlaması ve atölye eğitimleri yer aldı. Usta şefler, gastronomi eğitimi alan öğrencilere mesleki deneyimlerini aktarırken uygulamalı eğitimlerle genç şef adaylarının bilgi ve becerilerini geliştirmelerine katkı sundular. Etkinliğin sonunda ayrıca, Anadolu mutfak kültürünün korunması, geleneksel lezzetlerin yaşatılması ve gençlerin gastronomi alanında kariyer planlamalarına destek olunması hedeflendiği belirtildi. Okul müdürü Mine Çetin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Çorum İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar hazır bulunarak şeflerin öğrencilerle birlikte hazırladıkları yemekleri tattılar. Çorumlu Şef Mehtap Poyraz’ın girişimleri ile gerçekleştirilen programda gastronomi eğitimi alan öğrencilere mesleki deneyimlerini aktarmasının ardından milli değerlerimiz olarak ele aldığı gastronomi kültürü ve yaptıkları etkinlikle ilgili açıklamada bulunan Şef Hüseyin Şipal, "Ben Anpoşef’in başkanıyım. Anpoşef yani açılımı; Anadolu Profesyonel Şefler Birliği. Anpoşef sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’nin yurt içinde ve yurt dışında mutfak, gastronomi, mutfak sanatları, tarihi yemeklerimiz, unutulmaya yüz tutmuş yemeklerimiz, Osmanlı saray mutfağı yemeklerimizi alıp başka başka coğrafyalara tanıtan, tanıştıran bir yapı ve tattıran bir yapı. Bununla, bu yapıyla birlikte Türkiye’nin birçok ilinden şeflerimizle Anadolu’yu karış karış geziyoruz. İllerdeki teknik, mesleki Anadolu liselerindeki aşçılık bölümündeki kız çocuklarımıza el veriyoruz. Onlara bu mesleğin önemini anlatıyoruz. Ekonomik anlamda güçlü olmalarını, meslek sahibi olmalarını ama bu giden yolda ve serüvende, süreçte onların ecdat ve ata mutfağını da bilmelerini. Yani biz bunun toplumsal hafıza, kültürel miras olduğunu çocuklara anlatmaya çalışıyoruz. Ve menülerinizde, kombinasyonlarınızda ne olursunuz unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerimizden, Osmanlı saray mutfağından, geleneksel Türk mutfağından gözde yemeklerimizi günlük hayatlarınıza katın, menülerinize katın. Bundan sonraki çalışacağınız hayatta ola ki işletmelerde şefler, ustalar olursanız, bizim şefler olursanız lütfen oralarda bu ürünleri uygulayın. Evlerinizde, misafirlerinize yapın; annelerinize, nenelerinize bu yemeklerin kaybolmaması için paylaşımlarda bulunun diyen bir grup insanız, ustayız. Bu yemek kültürümüz, milli değerlerimiz arasında yer alıp gelecek kuşaklara yansıtılması gerekir. Toplumsal miras, kültürel hafıza diyoruz biz buna. Yani o bizim hafızamızın var olması ve bin yıllarca başka coğrafyalara, başka insan topluluklarına aktarılması için çaba sarf ediyoruz. Ve bu çabanın içinde biz bugün neredeyiz? 8 bin yıllık kültüre sahip birçok uygarlığa, ilk kil tabletlere yemek reçetelerinin yazıldığı, ilk buğday tanesinin una dönüştüğü, ilk beş-altı-yedi çeşit ekmeğin yapıldığı, ilk insanların, ilk bütün 8 milyarlık bir toplumda insanların ilk yediği ekmeğin çıktığı topraklar üzerindeyiz bugün. Çorum’dayız. Dünyanın merkezi onun için deniliyor zannedersem. Geldik, bilgi becerimizi paylaştık, el verdik, birlikte yemekler yapıyoruz." dedi. Program sonrasında, hazırlanan plaketler şeflere Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar ve Okul Müdürü Mine Çetin tarafından takdim edildi.