GÜNDEM - 10 Eylül 2025 Çarşamba 09:05

12 Eylül mağduru İsmail Saka: "Su dahi vermediler, gidip tuvaletten su içiyorduk"

A
A
A

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen 12 Eylül 1980 askeri darbesi mağdurlarından İsmail Saka, gördüğü işkenceleri ve zorlu süreçleri darbenin 45’inci yıldönümünde yaşadıklarını anlattı. Saka, "Bu yaşananlar şimdiki gençlere örnek olsun, hiçbir zaman yasaları çiğnemesinler, insanlık onuruna saygılı davransınlar" dedi.

Türkiye’de sağ ve sol görüş ayrılıklarının en yoğun şekilde yaşandığı dönemde, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kenan Evren öncülüğünde gerçekleştirilen 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 45 yıl geçti. Özellikle dönemin genç kuşağı ağır şiddet ve işkencelere maruz kaldı. Kimileri gördükleri işkenceler nedeniyle hayatını kaybederken, pek çok kişi de uzun yıllar boyunca aile, iş ve sosyal hayatı derinden etkileyecek mağduriyetler yaşadı. 12 Eylül darbesinde "Ülkücü Gençlik" hareketinin üyelerinden biri olan 70 yaşındaki İsmail Saka, aradan geçen 45 yılın ardından şu an Türkiye’deki olayların, o dönemkiyle benzer şekilde yaşandığından bahsetti. Gördüğü işkenceleri anlatırken duygusal anlar yaşayan Saka; gençlere geçmiş dönemde yaşanan bu hadiselerin örnek olmasını ve hiçbir zaman yasaları çiğnememelerini tavsiye etti.

12 Eylül mağduru İsmail Saka:

"Ülkenin son hali o kadar kötüydü ki, darbenin sonucu olarak Türkiye belli bir düze çıktı"

Türkiye’de 1975-1980 arasında yaşanan ve herkes tarafından bilinen olayları kendi gözünden aktaran İsmail Saka, "Biz o zaman Ülkü Ocakları Derneği’nin farklı kademelerinde çalışıyorduk. En son Ülkü Yolu Derneği’nin yönetim kurulu üyesiydim. Türkiye’nin o günkü şartlarının çok ağır olduğunu ve ülkenin giderek büyük bir kaosa sürüklendiğini görüyorduk. Hatta son zamanlarda öğrenci evlerini basan yasa dışı sol örgütler çok kardeşimizi, çok ülküdaşımızı şehit etti. Ülkenin son hali o kadar kötüydü ki, darbenin sonucu olarak Türkiye belli bir düze çıktı" şeklinde konuştu.

12 Eylül mağduru İsmail Saka:

"Bu darbe MHP’nin önünü kesmek için yapılmıştır çünkü MHP 12 Eylül’den önce iktidara yürüyordu"

Darbenin özellikle Ülkücü Hareket ve Milliyetçi Hareket Partisi’ni (MHP) engellemek ve önünü kesmek için yapıldığını düşündüğünü belirten Saka, "Biz o zaman söylediğimizi şimdi de söylüyoruz. O zamanki derneklerimiz şimdi de aynı. Yine Ülkü Ocakları var, yine MHP var. Ama yasa dışı sol örgütler o zaman da yasa dışıydı. Şu anda yoklar. Ama aksine, biz tamamen yasalar çerçevesinde hareket ettik ve hiçbir suça karışmadık. Bu darbe MHP’nin önünü kesmek için yapılmıştır. Çünkü MHP 12 Eylül’den önce iktidara yürüyordu, iktidar için büyük gelişmeler mevcuttu. Bunu önlemek için yapılan çalışmalar Kenan Evren ve komitacılar tarafından engellenmiştir. Bu darbe MHP için yapılmış olsa da hala ayaktayız" dedi.

"Su dahi vermediler, gidip tuvaletten su içiyorduk"

İsmail Saka, Ankara Mamak Cezaevi’nde ağırlıklı olarak ülkücülerin tutulduğu C-5 koğuşunda gördüğü işkenceleri ve sonrasında yaşananları şu şekilde anlattı:

"Darbe olduğunda bizi C-5 koğuşuna aldılar. Filistin askısından elektrik vermeye pek çok işkence gördük. Zeki Kaman, Dürüst Oktay gibi işkenceciler ve askeri savcılar dâhil sorgulara katılıyorlardı. Kendimizi çok kötü, insanlık dışı bir halde bulduk. Su dahi vermediler, gidip tuvaletten su içiyorduk. Sonuç olarak birçok arkadaşımız beraat etti. Daha sonra yine parti içerisinde milletvekili oldular, parti kurdular, hayatlarına devam ettiler. Ama ne olursa olsun işkencelerden dolayı düşüncelerimizde hiçbir farklılık olmadı. Biz o gün ne düşündüysek şu anda da aynı şeyleri düşünüyoruz."

12 Eylül mağduru İsmail Saka:

"Yaşananlar bizim istikbalimize mal oldu"

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü mezunu olan İsmail Saka, yaşanan olaylardan dolayı çok zor durumda kaldıklarını dile getirerek, "Okula gidemedik. Bazı arkadaşların yanlış ya da kasıtlı ifadeleri bizim yıllarımıza mal oldu. Hayata arkadaşlarımızdan daha geç atıldık, bunlar bizim istikbalimize mal oldu. Devlet kademelerinde de, atamalarımızda sıkıntılar yaşadık, uzun süreler bekledik. Hiçbir cezai müeyyidemiz olmamasına rağmen bizi kasıtlı olarak engellediler" dedi.

"Şimdiki gençlere yaşanan hadiselerin örnek olmasını tavsiye ederim"

Son olarak Türkiye’deki gençlere, yaşanan zor günlerin ardından hatırlatmalarda bulunan Saka, "Günümüzün gençlerine, geçmiş dönemlerde yaşanan hadiselerin örnek olmasını; hiçbir zaman yasaları çiğnememeleri, insanlık onuruna ve bütün canlılara saygılı davranmalarını tavsiye ederim" şeklinde tavsiyelerde bulundu.

Buse Aslıhan Karkazan Güneş - Onur Erden

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Sarıgöl’de bademler çiçek açtı papatyalar tarlaları süsledi Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde şubat ayında yaşanan ılık hava, doğayı adeta bahara çevirdi. Hava sıcaklığının 16 dereceye kadar yükseldiği ilçede badem ağaçları çiçek açarken, papatyalar tarlaları beyaza bürüdü. Çocuklar yalancı baharın keyfini çıkarırken, üreticiler ise olabilecek don riskine karşı endişeli bekleyişlerini sürdürüyor. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde etkili olan ılık hava, şubat ayında bahar manzaralarını beraberinde getirdi. Hava sıcaklığının 16 derece ölçüldüğü ilçede çiftçiler bağ ve bahçelerde çalışmaya başlarken, çocuklar ve torunlar da tarla kıyılarında açan badem çiçekleri ve papatyalar arasında vakit geçirerek mevsim normallerinin üzerindeki havanın tadını çıkardı. Tarlalarda çalışan çiftçiler, sabah ve öğle yemeklerini çiçek açan badem ağaçlarının altında, papatyalarla kaplı alanlarda yiyerek güzel havanın keyfini sürdü. Şubat ayında yaşanan bu bahar havası, görsel olarak yüzleri güldürse de üreticiler temkinli. Sarıgöl’ün Emcelli Mahallesi’nde çiftçilik yapan Galip Aydınalp, yaşanan sıcaklık artışının sevindirici olduğu kadar düşündürücü olduğunu belirterek, "Şubat ayında ılık bir gün geçiriyoruz. Bademler açtı, papatyaları her yerde görmek mümkün. Bu hava bizleri sevindirse de endişe veriyor. Önümüzde mart ayında kırağı ve don olayları olursa bunlar zarar görür." dedi. İlçede vatandaşlar yalancı baharın keyfini çıkarırken, çiftçiler ise mart ayında yaşanabilecek muhtemel don riskine karşı temkinli bekleyişini sürdürüyor.