TEKNOLOJİ - 30 Mart 2026 Pazartesi 14:10

’’32 yıldır attığımız her adımla ülkemizin dijitalleşme serüvenine yön veriyoruz’’

A
A
A
’’32 yıldır attığımız her adımla ülkemizin dijitalleşme serüvenine yön veriyoruz’’

Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı, ilk 5G sinyali vesilesiyle çalışanlara yönelik bir teşekkür ve tebrik mesajı yayımladı. Turkcell’in 32 yıldır Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğuna yön verdiğine işaret eden Şenol Kazancı, "Ülkemizin rekabet gücü, veri ekonomisi ve dijital bağımsızlığı açısından stratejik önemde bir çağ başlıyor. Turkcell olarak, bu yeni dönemin de merkezinde yer alıyoruz. Planlamadan uygulamaya, AR-GE’den saha operasyonlarına kadar, bu devasa dönüşümün tüm aşamalarında sergilediğiniz üstün performans için sizlere yürekten teşekkür ediyorum. Bu yeni yolculukta, yine çok büyük başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyorum" dedi.



Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı, ilk 5G sinyali öncesinde şirket çalışanlarına özverili çalışmaları için teşekkür ederek, kendilerini kutladı. Türkiye’ye, Turkcell gücünde 5G deneyimi yaşatacak olmaktan duydukları gururu ve heyecanı dile getiren Şenol Kazancı, şirketin kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin iletişim ve teknoloji alanındaki en önemli dönüşümlerine öncülük ettiğine vurgu yaptı. Kazancı, şu açıklamayı yaptı:


"32 yıldır attığımız her adımla, ülkemizin dijitalleşme serüvenine yön veriyoruz"


"Başarılarla dolu 32 yıllık geçmişimize baktığımızda, attığımız her adımın yalnızca şirketimizin büyümesine değil, ülkemizin dijitalleşme serüvenine de yön verdiğini görüyoruz" diyen Kazancı, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye’nin rekabet gücü, veri ekonomisi ve dijital bağımsızlığı açısından stratejik önemde bir çağa giriyoruz. Şirket olarak, bu yeni dönemin de merkezinde yer alıyoruz. 5G hamlesiyle haberleşme standartlarını yükseltmekle kalmıyor, Türkiye’nin sanayiden sağlığa, eğitimden ulaşıma kadar her alanda küresel rekabet gücünü perçinliyoruz. 5G ile birlikte yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermeyecek, Türkiye’nin yarınlarını da daha sağlam bir altyapı üzerinde şekillendireceğiz. Süreç boyunca gösterdikleri kıymetli liderlik için Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, destekleri için de Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdülkadir Uraloğlu’na, Turkcell Ailesi olarak şükranlarımızı sunuyoruz."


"Turkcell’in birlikte başarma kültürünün çok anlamlı bir yansıması"


Turkcell çalışanlarını, süreç boyunca gösterdikleri adanmışlık ve takım ruhu için kutlayan Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı şöyle devam etti: "Planlamadan uygulamaya, AR-GE’den saha operasyonlarına kadar, bu devasa dönüşümün tüm aşamalarında sergilediğiniz performans, her türlü takdirin üzerindedir. Gösterdiğiniz disiplin, teknik yetkinlik ve aidiyet duygusu, Turkcell’in birlikte başarma kültürünün çok anlamlı bir yansımasıdır. Yönetim Kurulumuz adına gerek fiziki gerekse de fikri katkılarınız ve özverili çalışmalarınız için sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. 5G’nin hayata geçmesi, tamamlanmış bir hedeften öte, daha büyük bir vizyonun güçlü bir başlangıç noktasıdır. Bu yeni yolculukta, omuz omuza vererek yine çok büyük başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyorum. Bu vesileyle sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Turkcell Gücünde 5G’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun 12 yıldır bitmeyen konutun kayyumu konuştu: "Asıl mağdur benim" Samsun’da 2010 yılında ihalesi tamamlanan ve 136 daire ile 11 dükkandan oluşan Haznedar Konakları’nda yıllardır devam eden konut mağduriyetiyle ilgili yeni açıklama geldi. Müteahhidin vefatı ve işin 9 yaşındaki oğluna geçmesi üzerine mahkeme tarafından kayyum atanan mimar anne Lütfiye Özbek, bina önünde yaptığı açıklamada, kamuoyunda gündeme gelen iddialara cevap vererek "Asıl mağduriyet yaşayan bizleriz" dedi. Arsası Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olan Baruthane Mahallesi’ndeki Haznedar Konakları’nın ihalesi 2010 yılında yapıldı. Yıllar önce büyük oranda tamamlanan konutlarda birçok taşeron firma ve mağdurlar, dairelerine kavuşamadıkları için zaman zaman çeşitli eylemler yaptı. Son olarak mağdur olduğunu iddia eden taşeron firma sahiplerinden Birkan İpoğlu, binaya pankart asarak duruma tepki göstermişti. Binaya, "Günahların kadını Lütfiye Özbek" ve "Lütfiye Özbek bu binanın sahibesi. İhale 2010’da yapıldı. 4 bölge müdürü emekli oldu, yine de bitmiyor. Hakkımı vakfetmiyorum, etmeyeceğim. Gitmediğimiz yer kalmadı, mağduruz" yazılı pankartı asarak tepkisini dile getirmişti. Lütfiye Özbek, bugün bina önüne gelerek iddialar hakkında açıklamalarda bulundu. "Asıl mağdur biziz" Haberlere konu olan mağduriyet söylemi üzerinden iddialara cevap veren Lütfiye Özbek, "Kocaeli Röleve Anıtlar Müdürlüğü’nün kurucu müdürü olarak görev yaparken eşimin vefatıyla 9 yaşındaki yetim oğluma kayyum olarak bu iş için görevlendirildim. Devletin resmi görevlisiyim bu konu hakkında. Bu işle alakalı resmiyetten dolayı da 2018 yılında kayyum olarak görevlendirildikten sonra bu işin başına geçtim. Biz işin sadece ve sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden yüzde 25 ödemesini aldık. Bu iş kat karşılığı yapım sözleşmesine göre ihale edilmiş bir iş ve ben işi teslim aldığımda iş yüzde 40 seviyesindeydi. Bu, binanın sadece betonarme kısmının bitmiş olduğunu gösterir. Buradaki proje işlerini baştan sona titizlikle, emek vererek de yürütüyorum, hâlâ yürütüyoruz. Yüzde 40’ta aldığım işi de 2021 yılında Vakıflar’ın geçici kabul tutanağıyla birlikte yüzde 95’e getirdik. Fakat ne yazık ki 5-6 yıldır uğraşıyorum, binanın teslimi ve bitirilmesiyle alakalı haklarımızın alınmasıyla ilgili. Fakat henüz haklarımızın yaklaşık yüzde 75’ini bile alamadık. İnsanlar çıkıp kamuoyunda ‘biz hakkımızı alamadık’ diyorlar. Biz alamadık ki verebilelim. Sözleşme gereği üçüncü kişilere devir asla yok. Vakıf bize teslim edecek ve bizden hak sahiplerine verilecek. Ama biz haklarımızı alamadık. Asıl mağduriyet yaşayan da bizleriz" dedi. "25 tapuyla inşaatı bu seviyeye getirmemiz büyük olay" Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden çok az sayıda aldıkları tapu ile inşaatı bitme noktasına getirmelerinin büyük bir olay olduğunu dile getiren Lütfiye Özbek, "Şu an bilirkişi raporlarımız var, işi yüzde 99’a da getirdik. Şu an zaten 2024 yılında iskâna başvurduk belediyeye. Vakıflar tarafından haklarımız verildikten sonra gerek satış gerek taşeron hakları, bunların hepsi verilecek. Yani şunu kamuoyunun bilmesini isterim: Bana verilmeden ben insanlara nasıl verebileyim? Bu işin kayyumu olarak ben sizlere soruyorum ve kamuoyunun da takdirine bırakıyorum. Burada fore kazıklı, eksi dört kat perde betonlu, çok sağlam bir bina var ve bu binanın yapımı şu an 2 milyar TL’nin üstünde. Biz bize ne vermişler? Ben bunu soruyorum. Yirmi beş tane, yüzde 80’i küçük olan bir tapuyla bizim binayı bu seviyeye getirmemiz büyük bir olay. Ben, kadın başıma, bakın yıllardır tek başıma mücadele ediyorum. Kötü bir grupla da yıllardır mücadele ediyorum, haklarımızı almak için. Türlü engellemeler, türlü zorluklar, her şey mevcut. Taşeron hakları, Vakıflar’ın kendi mallarımız üzerinde şu an teminat altındadır. Bunlar tapuda tescil edilmiştir" diye konuştu. "Tehdit altındayım, kadın başıma savaşıyorum" Kendisi hakkında pankart asanlar tarafından tehdit edildiğini ve binanın kötü amaçlarla kullanıldığını da iddia eden Özbek, ayrıca şunları söyledi: "Pankartı asanlar, geçtiğimiz yıllarda da şikâyetini yaptığım kişilerdir. Ben bu tür insanlara boyun eğmem. Bana pankart asacak, tehdit edecek, gayri ahlaki şeyler yaparak üzerime gelecekler. Ben buna pabuç bırakacak bir karakter değilim. Bunlar hakkında da benim suç duyurularım var. Bu şahıslar, beni kendilerini şikâyet ettiğim için de tehdit ediyorlar. Ben devletten güçlü bir karakter değilim. Ben bir kadın olarak tek başıma savaşıyorum. Bu şahıslar tarafından tehdit altındayım. Tehdit altındayım ama tehdide asla boyun eğmeyeceğim. Kimsenin hakkıyla ilgili de bir sorunumuz yok. Biz almadık ki verebilelim. Bilirkişi raporlarımız var. Bu raporlarda sadece yaptığımız fore kazıkların değeri 136 milyon TL. Vakıflar, kendi binasına, kamu binasına yüzde 38 hakları olduğu hâlde gerekli özeni göstermemiştir." Vakıflar Samsun Bölge Müdürlüğü ise konu hakkında açıklamada bulunmazken, kayyum ile hak sahibi olduğunu iddia eden diğer taraflar arasında mahkeme süreci devam ediyor.
Bayburt Bayburt’ta geri dönüşüm malzemeleri kadın eliyle sanata dönüştü Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında kadınların el emeğiyle yeniden tasarlanarak sanat eserine dönüştürülen kullanılmayan giysi, mutfak gereçleri ve çeşitli objeler, tarihi Taşhan Sanat Galerisi’nde açılan ’Sıfır Atıktan Sanata Kadın Eli’ sergisinde ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Bayburt Valisi Mustafa Eldivan ile il protokolünün katılımıyla açılışı gerçekleştirilen sergi, vatandaşlardan ilgi gördü. Ziyaretçiler, geri dönüştürülebilir malzemelerle hazırlanan eserleri inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün katkılarıyla organize edilen sergide, eski sandıklar, ehram kumaşı, kilim, halı ve çeşitli ev eşyaları yeniden değerlendirilerek, modern tasarımlarla sergilendi. Sergide ayrıca, plastik atıkların dönüştürmesiyle oluşturulan çeşitli objeler yer aldı. Gençlik Merkezi bünyesinde usta öğretici olarak görev yapan Gül Sansu, uzun yıllardır çok sayıda sergi hazırladığını belirterek, bu serginin kendisi için ayrı bir heyecan taşıdığını dile getirdi. Sergide kullanılan objelerin geçmişe ait izler taşıdığını ifade eden Sansu, deforme olmuş halılar, yöresel ehram kumaşı ve eski ev eşyalarının el emeğiyle farklı aksesuarlara ve sanat ürünlerine dönüştürüldüğünü söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Cengiz Sevim de 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında düzenlenen serginin, sıfır atık anlayışının sanata yansıyan örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Eserlerin özellikle kadın emeğiyle hayat bulduğunu söyleyen Sevim, serginin atığın bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti. Sevim, Bayburt Valiliği koordinasyonunda gerçekleştirilen sergiye katkı sunan kurumlara ve emeği geçenlere teşekkür etti.