GÜNDEM - 17 Nisan 2026 Cuma 18:33

Arnavutköy’de 3 yeni eser hizmete açıldı, yaşam merkezinin temeli atıldı

A
A
A
Arnavutköy’de 3 yeni eser hizmete açıldı, yaşam merkezinin temeli atıldı

Arnavutköy Belediyesi tarafından hayata geçirilen 3 yeni hizmet binasının açılışı gerçekleştirildi. 50 bin metrekarelik Vadipark Spor ve Yaşam Merkezi’nin temeli atıldı. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaş katıldı.


İstanbul’un Arnavutköy ilçesi Mustafa Kemal Paşa Mahallesi’nde, Arnavutköy Belediyesi tarafından hayata geçirilen Vadipark Sosyal Tesisi, Arna Çocuk Anaokulu ve kadınlara özel ARFİT spor salonunun açılışı yapıldı. Öte yandan, içerisinde buz pisti, spor sahaları ve yürüyüş alanlarının yer alacağı Vadipark Spor ve Yaşam Merkezi’nin de temeli atıldı. Programa, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti milletvekilleri, AK Parti Arnavutköy İlçe Başkanı Salim Gökhan Gürek, Arnavutköy Kaymakamı ve İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Ersanlıoğlu ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.



"İhtiyaçları hisseden ve çözüm üreten bir belediyecilik var"


Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında, "Milletçe yüreğimizi yakan bu tür acıların bir daha yaşanmamasını diliyor, eğitim yuvalarımızın her zaman güvenli ve huzurlu ortamlar olarak kalmasını temenni ediyorum. Amacımız bu ilçede yaşayan her bir vatandaşımızın hayatına dokunmak. Hizmet anlayışımızın temelinde insanı merkeze alan, ihtiyaçları hisseden ve çözüm üreten bir belediyecilik var. Vadipark Sosyal Tesisi bin 60 metrekarelik alanda 214 kişilik kapasiteyle hizmet verecek. Lüks restoran konforunu sosyal tesis sıcaklığıyla buluşturan bu alan, oyun alanı, bebek bakım odası ve mescit gibi donatılarıyla her yaştan vatandaşımıza hitap edecek" dedi.


Kadınlara özel olarak tasarlanan ARFİT spor salonunun 300 metrekarelik alanda hizmet vereceğini ifade eden Candaroğlu, "Hanımefendiler burada spor yaparken aynı zamanda sosyalleşecek ve sağlıklı yaşamın bir parçası olacak. Arna Çocuk Anaokulu ise 4 sınıf ve 80 öğrenci kapasitesiyle hizmet verecek. Proje ilçenin farklı noktalarına da yayılacak. 50 bin metrekarelik alanda kapalı tenis kortu, basketbol ve voleybol sahaları, buz pisti, yürüyüş yolları ve peyzaj alanlarıyla spor ve sosyal hayatı bir araya getiriyoruz. Kısa sürede tamamlayarak hizmete sunacağız" şeklinde konuştu.



"Emeği geçenlere teşekkür ediyorum"


Açılış programına katılan vatandaşlardan Cemal Eniş, "Bu alan çok güzel olmuş. Emekliyiz, burada gelip vakit geçiriyoruz. Her sabah yürüyüş yapıyorum. Bundan güzel bir şey olamaz. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.


Programa katılan Cemile Takın ise, "Ben normalde Mecidiyeköy’de ikamet ediyorum. Buraya yeni geldim. Çok güzel bir yer olmuş. Aktivite alanlarımız yoktu, burası bayağı gelişmiş. Sosyal tesis ve geniş alanıyla çok değerli bir yer olmuş. Çok memnun kalacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.



Arnavutköy’de 3 yeni eser hizmete açıldı, yaşam merkezinin temeli atıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Kadın emeği sınır tanımıyor: ‘Çarşamba’dan dünyaya’ Samsun’un Çarşamba ilçesinde, Çarşambalı kadınların ihracata dahil olmalarına yönelik "Çarşamba’nın kadınları üretiyor, Dünya ile buluşuyor" projesi kapsamında eğitim programlarının ikincisi düzenlendi. Orta Karadeniz kalkınma ajansı tarafında finanse edilen ve Çarşamba’lı kadınların el emeği ürünlerini ihracata kazandırmak adına yürütülen proje çerçevesinde Çarşamba Ev Hanımları Derneği Başkanı Saniye Şen, İGMO İş Geliştirme ve İhracat Ofisi sahibi Fatih Bayraktar, Dış Ticaret Uzmanı Aydanur Demirkol kadın üreticileri bilgilendirdi. "Asla pes etmeyin" Ev hanımları adına bir çok çalışma yürüten Çarşamba Ev Hanımları Derneği Başkanı Saniye Şen, "Kadınlar üretsin ürettikçe kendi ayakları üzerinde dursun istiyoruz. Elinden ne geliyorsa yapsın. Ama asla pes etmeden üretmesini istiyoruz. Asla vazgeçmeyin."ifadeleriyle kadınlara çağrıda bulundu. "Yurt dışında çok güzel platformlarda var olacağız" Kadınların kendi emeğiyle özenle ürettikleri her ürünün değerli olduğuna vurgu yapan Dış Ticaret Uzmanı Aydanur Demirkol, "Çıkmış olduğumuz bu yolda amacımız özellikle yerelde üretim yapan kadınların ürünlerinin desteklenmesi, onların ticarete kazandırılması, ekonomik özgürlüklerinin kazandırılması. Kadının olduğu her yeri ve yaptıkları ürünleri çok değerli buluyorum. İklim krizi, gıda sıkıntıları, su krizi ve enerji krizi var. Bunların hepsi aslında yoğun sanayiden kaynaklanan süreçlerin sonucunda geldiğimiz durum. Bu konuda kadınların itinayla dönüştürdükleri ürünleri çok değerli. Hem yurt içinde hem de yurt dışında çok güzel platformlarda var olacağız" şeklinde konuştu. Kadın emeğinin değer kazandığı bu proje, bölge kalkınmasına da önemli katkılar sunmayı hedefliyor.
Aydın Aydın’dan Avrupa’ya açılan seferler için geri sayım başladı Aydın’ın Kuşadası ilçesi ile Yunanistan’ın Samos ve Patmos adalarına ulaşımı sağlayan deniz otobüsü seferleri için geri sayım başlarken, 22 Nisan itibariyle seferlerin başlayacağını duyuran Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu; "Ege’nin iki yakasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde birbirine bağlıyoruz" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Kuşadası’ndan Yunan adaları Samos ve Patmos’a deniz otobüsü seferlerinin başlayacağını duyurdu. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından turizmi canlandırmak ve ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında, Kuşadası ile Samos ve Patmos adaları arasında düzenli seferler gerçekleştirilecek. Kuşadası-Samos hattında seferler 22 Nisan itibarıyla başlayacak. Sabah saat 08.00’de Kuşadası’ndan hareket edecek deniz otobüsünün dönüşünü ise saat 18.00’de gerçekleştirecek. Kuşadası-Patmos hattında ise seferler 26 Mayıs’tan itibaren başlayacak. Bu hatta Kuşadası’ndan kalkış saati 08.15, Patmos’tan dönüş saati ise 17.00 olarak planlandı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, yeni seferlerle ilgili yaptığı açıklamada, "Kuşadası’ndan Samos ve Patmos adalarına deniz otobüsü seferlerimiz başlıyor, Ege’nin iki yakasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde birbirine bağlıyoruz. Turizmimize değer katmaya, Aydınımızı her alanda marka kent yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Samsun Türk hukukunun önemli ismi Ali Fuad Başgil unutulmadı Türk düşünce ve hukuk dünyasının önemli isimlerinden Ali Fuad Başgil, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen programla anıldı. Ali Fuad Başgil Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen anma programına akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Programda, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zühtü Arslan, OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Said Kurşunoğlu ve OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Şişman konuşmacı olarak yer aldı. Programın moderatörlüğünü ise Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil yaptı. Konuşmacılar, Ali Fuad Başgil’in hukuk, demokrasi ve fikir hayatına sunduğu katkıları farklı yönleriyle ele aldı. Başgil’in özellikle hukuk devleti, özgürlükler ve akademik duruş konusundaki görüşlerinin günümüzde de önemini koruduğu vurgulandı. "İnsanın başına gelebilecek en büyük talihsizliktir" Ali Fuat Başgil’in gelecek dönemlerdeki genç nesillere yönelik yaptığı konuşmaları hatırlatan Prof. Dr. Bekir Şişman, "Gençliğe dair bir çok önemli insanın, bir çok önemli sözü olmuştur. Atatürk, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif Ersoy gibi isimler bunların arasındadır. Ali Fuat Başgil, nasıl bir gençlik hayal ediyordu. Biz şuan nasıl bir gençlik görüyoruz. Bu değerlendirmek gerekir. Başgil’e göre kötü arkadaş, insanın başına gelebilecek en büyük talihsizliktir. Okulda, sokakta ve sitede arkadaşlar var. Birde şimdi dijital arkadaşlarımız oldu. Bu durum çok tehlikelidir. Son günlerde ülkenin gündemine bakarsak ne kadar ürkütücü olduğunu anlayabiliriz" ifadelerini kullandı. "Zengin bir fikir ve ahlaki miras bıraktı" Prof. Dr. Zühtü Arslan, "Ali Fuat Başgil’e vefa borcumuz var. Çünkü hepimize çok zengin bir fikir ve ahlaki miras bıraktı. Bu mirası bırakan insanı ne kadar ansak azdır" şeklinde konuştu. "Başgil’in döneminde şüpheyi göremezsiniz" Başgil’in inkılap ruhundan bahseden Prof. Dr. Mustafa Said Kurşunoğlu ise şunları söyledi: "Her inkılabın ve her devrin bir ruhu vardır. Bu durum kişiyi şekillendirir. O inkılapla açığa çıkan kurumları da canlı tutar. Varlığını devam ettirir. Yasayı yapan ya da uygulayan, bir dokuma ustası gibidir. Ali Fuat Başgil’in dönemine gittiğinizde, şüpheyi göremezsiniz. Çok kavgalı dönemlerin, Türk, İstiklal ve hürriyet mücadeleleri tarihinin içinde bulunmuş bir ferdidir." Program sonunda, Çarşamba Kaymakamı Mehmet Kamil Sağlam ve Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, konuşmacılara plaket takdim etti. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimi sonrası son buldu.
Antalya Antalya Diplomasi Forumu’nun Güney Asya oturumunda "Hürmüz Boğazı" mesajı Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Güney Asya temsilcileri, bölgede ticaretin ve ekonomik entegrasyonun siyasi güven ile diyalogla güçlenebileceğini vurgularken, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmeyi umut verici olarak değerlendirdi. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen "Güvene Dayalı Ticaret: Güney Asya’da Ekonomik Entegrasyon ve İstikrarın Geleceği" başlıklı oturumda, bölgesel ticaret, enerji arzı, bağlantısallık, diyalog ve ekonomik iş birliği başlıkları öne çıktı. Oturumda konuşan temsilciler, Güney Asya’da siyasi güvenin tesis edilmeden ekonomik entegrasyonun güçlenemeyeceğine işaret ederken, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin vermesine ilişkin gelişmeyi de değerlendirdi. Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mohammad Ishaq Dar, Güney Asya’da ciddi bir ticaret hacmi ve potansiyel bulunduğunu ancak bunun önündeki en büyük engelin güvensizlik olduğunu belirterek, "Bu güvensizlik giderilmeden bağlantısallığı sağlayamayız; bağlantısallık kurulmadan da iyi niyetin oluşabileceğini sanmıyorum. Bu nedenle artık Güney Asya’nın profesyonel biçimde analiz edilmesinin zamanı geldi. Bu ülkelerin neleri ithal ettiğini, neleri ihraç ettiğini, kendi aralarında hangi alanlarda ticaret yapabileceklerini ve Güney Asya dışıyla ticaretin hangi zeminde ilerleyebileceğini ayrıntılı şekilde ortaya koymak gerekiyor. Ancak burada çok büyük bir potansiyel ve kazan-kazan durumu var. Pakistan da bu krizler sırasında, Umman Devleti sayesinde çok büyük miktarda aktarma yükünü ağırlayan ve buna hizmet veren bir ülke olarak öne çıktı" dedi. "İran’ın Hürmüz’de şartsız serbest geçiş ilan etmesi çok olumlu bir işaret" Ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Dar, önce 6 günlük, ardından 10 günlük ve daha sonra 15 günlük ateşkes sürecinin yaşandığını, çözüm için temasların sürdüğünü anlattı. ABD ile İran arasında 10 ve 11 Nisan’da uzun görüşmeler yapıldığını aktaran Dar, iki ülkenin 27 yıl sonra ilk kez Pakistan’ın da parçası olduğu bir diyalog zeminine yaklaştığını söyledi. Dar, Lübnan’daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeleri de değerlendirerek, "Bu sabah Antalya’da aldığımız son iyi haber ise, dün gece bazı işaretlerini aldığımız üzere, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda gemilerin giriş-çıkışında şartsız serbest geçişi ilan etmiş olmasıdır. Bence bu çok olumlu bir işaret" diye konuştu. Enerji tedarik zincirinin ağır darbe aldığını, krizin giderek büyüdüğünü, gelişmekte olan ülkelerin ciddi şekilde zarar gördüğünü belirten Dar, enflasyonun hızla yükseldiğini, fiyatların arttığını ve enerji piyasalarındaki primlerin 5 dolardan 30 dolara kadar ulaştığını söyledi. Tarafların üzerinde uzlaşması gereken yalnızca birkaç başlık kaldığını ifade eden Dar, umutlarını kaybetmediklerini ve anlaşmayı sonuçlandırmak için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getirdi. "Demiryolları ve karayolları tek başına bağlantısallığı geliştirmez" Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun iyi işlediğini belirten Dar, bu hattın Afganistan’a genişletilmesi için Çin’i ikna ettiklerini, ayrıca 2022-2023 döneminde Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu bağlantısı girişimini başlattıklarını söyledi. Bu hattın tamamlanması halinde tüm Orta Asya devletlerinin Güney Asya’ya bağlanacağını belirten Dar, "Engeller ancak samimi çabalarla kaldırılabilir. Yalnızca demiryolları ve karayolları bağlantısallığı geliştirmez. Bizim birbirimizi samimiyetle çağırmamız, diyaloğu içtenlikle yürütmemiz gerekiyor" dedi. Bölge içi ticaret oranının yalnızca yüzde 5 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Dar, bağlantısallığın ve bölge içi ticaretin artmasının ortak refah, daha yüksek gayrisafi yurt içi hasıla ve kişi başına düşen gelir artışı sağlayacağını ifade etti. Krizin yalnızca bölge içinde değil, bölge dışında da kayıplara yol açtığını söyleyen Dar, tedarik zinciri aksaklıkları, gıda güvenliği sorunları ve gübre kıtlığına işaret etti. "SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" SAARC’ın yıllardır beklenen faydayı sağlayamadığını söyleyen Dar, "SAARC gerçek anlamda, gerçek ruhuna uygun şekilde işliyor olsaydı, meslektaşım ve kardeşim Sayın Kaleem Rehman’ın da ifade ettiği gibi, bugün SAARC ülkeleri arasındaki bölge içi ticaretin tablosu çok farklı olurdu. Bakın, Güney Asya’da temel bir mesele de var ve bu yalnızca bölgesel barış için değil, küresel barış için de gerekli bir konudur. Hepimizin birlikte mücadele etmesi gereken konu, terörizmin kök nedenleriyle birlikte ortadan kaldırılmasıdır. Çünkü bu durum ülkelerin refaha ulaşmasına, ilerleme kaydetmesine izin vermiyor ve bu nedenle çok ağır bedeller ödeyen ülkeler var. Bence hepimizin birlikte çalışması gerekiyor; zaten birlikte çalışıyoruz, birlikte çalışmayı sürdürmeliyiz. Ve bence Güney Asya ülkeleri olarak, eğer SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" dedi. "Bölgede diyalog kurulmalı, ticaret ve transit siyasi gerilimlerden ayrılmalı" Afganistan Sanayi ve Ticaret Bakan Vekili Nouriddin Azizi ise Afganistan’ın kırk yılı aşkın süredir sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, enerji, tüketim kalemleri ve hammadde ihtiyaçlarının büyük ölçüde önceden tedarik edildiğini söyledi. Afganistan’da günlük yaklaşık 10 bin ton LPG, dizel ve benzin kullanıldığını dile getiren Azizi, Orta Asya, Rusya, Belarus, Türkmenistan ve İran üzerinden ihracat, ithalat ve transit geçişlerin olağan şekilde devam ettiğini kaydetti. Küresel fiyatlardaki artışın Afganistan’daki enerji fiyatlarını etkilediğini ancak fiyatların halen kontrol altında olduğunu belirten Azizi, halkın ve Afganistan’da yaşayan 40 milyon insanın bölgedeki sorunlardan daha fazla zarar görmemesi için çaba gösterdiklerini ifade etti. Güney Asya’nın siyasi, ticari, yatırım ve bölgesel bağlantısallık bakımından dünyanın önemli bölgelerinden biri olduğunu söyleyen Azizi, yaklaşık 2 milyar insanın bu bölgede yaşadığını ve bunun dünya nüfusunun dörtte birine karşılık geldiğini belirtti. Büyük nüfus, genç ve nitelikli iş gücü, transit güzergahlara erişim ve ekonomik büyüme imkanlarının ticaret ve yatırımı artırmak için uygun zemin sunduğunu vurgulayan Azizi, "Ticareti artırmanın en önemli adımı, güvenlik eksenli bakış açısının kaldırılması, siyasi güvenin tesis edilmesi ve ortak çıkarların, bölgede ekonomi merkezli bir anlayışın oluşturulması yönünde kavranmasıdır" dedi. Bölgesel düzeyde konuşulması, birbirini dinleme ve meselelerin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini belirten Azizi, Afganların her zaman küresel güçlerin gerilimlerinin kurbanı olduğunu söyledi. Bugün ise bölge ülkeleri için ticaret, transit, bağlantısallık ve ekonomik programlar yoluyla birbirine daha fazla yakınlaşma fırsatı bulunduğunu ifade eden Azizi, bunun Afganistan’ı ekonomik istikrara taşıyabileceğini belirtti. "Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 6 milyar dolarlık ticaret vardı" Durand Hattı’nın iki tarafında "iki kardeşin" yaşadığını dile getiren Azizi, Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 2,6 milyar dolarlık ticaret hacmi, 3 milyar doları aşan transit taşımacılık olduğunu, toplam hacmin yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu durumdan hem hükümetlerin hem halkın zarar gördüğünü kaydeden Azizi, en fazla zararı Afganistan ve Pakistan’da tarımla uğraşan yoksul kesimlerin gördüğünü belirtti. Afganistan’ın Pakistan’a yaptığı ticaretin önemli bölümünün tarım ürünlerinden oluştuğunu ifade eden Azizi, bu kesimlere yardım edilmesi, destek olunması ve ihracatlarına önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Pakistanlı yetkililerle planlamalar yaptıklarını, görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Azizi, transit ve ticaret meselelerinin siyasi konular, gerilimler ve sorunlardan ayrı tutulması gerektiğini savunduklarını dile getirdi. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Çin’e teşekkür eden Azizi, iki kardeş Müslüman ülke arasındaki gerilimde araya girilerek çözüm için çaba gösterildiğini söyledi. Afganistan’ın hiçbir komşu ya da uzak ülkeye zarar verme niyeti taşımadığını kaydeden Azizi, "Eğer bazı sorunlar yaşandıysa bunlar geçicidir. Afganistan hiçbir zaman Pakistan’dan ayrı değildir, Pakistan da Afganistan’dan ayrı değildir" dedi. Azizi, küçük ve büyük tüccarlara güvence vererek, ticaretin yeniden canlandırılacağını, meselelerin çözülebilir olduğunu ve halka fayda sağlamak için çalıştıklarını ifade etti. "Boğazın açık olması herkes için iyi haber" Bangladeş Dışişleri Bakanı Khallur Rahman da tünelin ucunda bir ışık görünmeye başlandığını ifade ederek, "Bunun son örneği de İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin verme kararı oldu. Bu herkes için iyi bir haber" dedi. Uluslararası Enerji Ajansı’nın mevcut enerji krizinin toplam boyutunun 1970’lerdeki iki büyük petrol krizini aşacağını söylediğini aktaran Rahman, bu tür krizlerin geçmişte Güney ülkelerinin ekonomilerini derinden sarstığını, 1980’lerin kalkınma açısından kayıp bir on yıla dönüştüğünü anlattı. Özellikle Afrika’da bunun etkilerinin uzun yıllar sürdüğünü, yönetişimin çöktüğünü aktaran Rahman, "Eminim kardeşim İshak Dar da o günleri hatırlıyordur; bu krizler Güney ülkelerinin ekonomilerini nasıl tehlikeye atmıştı. Öyle ki 1980’ler bizim için kalkınmada kayıp bir on yıl hâline geldi. Birçok ülkede, özellikle Afrika’da, bunun etkisi zaman içinde devam etti; pek çok toplumda yönetişimin tamamen çöktüğünü, iç çatışmaların patlak verdiğini ve hatta sürecin barış gücü müdahalelerine kadar uzandığını gördük.Geriye dönüp baktığımızda, tüm bu çabaların insani ve mali açıdan, eğer birlikte hareket edip etkileri kolektif biçimde sınırlamaya çalışsaydık katlanacağımız bedelden çok daha ağır olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla sıkıntıdayız. Bu konuda hiçbir şüphe yok. Etkisi ağır olacak; hatta şimdiden ağır. Bizim ülkelerimizin bu şoku absorbe etme kapasitesi yok. Hem enerjiye sübvansiyon sağlama kabiliyetimiz bakımından hem de genel ekonomik dayanıklılık açısından bunu taşıyamıyoruz" dedi. "Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" Küresel değer zincirinde daha avantajlı konumdaki ülkelerin bu süreçte daha iyi durumda kaldığını, diğer ülkelerin ise geride kaldığını ifade eden Rahman, yeni nesil ticaretin de bu krizler içinde yeniden şekillendiğini söyledi. Çözümün kolektif eylem olduğuna dikkat çeken Rahman, "Bunun başka hiçbir yolu yok. Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" diye konuştu. Rahman, bütün çabalar sayesinde ticaretin yeniden açıldığını belirterek, "Bugün de bütün bu çabalar sayesinde ticaretimiz yeniden açılmış durumda ve dünya, yapılan çalışmalar dolayısıyla Pakistan’a topluca teşekkür etmelidir. Bu birinci husus. İkinci olarak da bunun bu şekilde devam etmesini umalım, tamam mı? Çünkü aksi senaryo çok daha kötü olurdu. Hiç kimse bunun yaşanmasını istemez. Kaydedilen ilerleme ve boğazın şimdi yeniden açık olması, tarafların bu çatışmanın dünya ülkelerinin ekonomileri ve genel olarak küresel ekonomi üzerindeki etkisine ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Benim içten temennim, küresel deniz yollarının kesintiye uğratılmaması gerektiği anlayışını da yansıtan bu çok önemli gelişmenin üzerine yeni adımlar inşa edilmesidir. Bunların tümü uluslararası hukukla güvence altındadır ve ne karada ne denizde küresel ticareti engelleyecek herhangi bir adım atılmamalıdır. Umarım bu gelişme aradığımız istikrarı getirir. Umarım bütçelerimiz üzerindeki büyük baskı hafifler" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in bağımsızlığını kazandığı dönemde kişi başına düşen gelirin 180 dolar, ortalama yaşam süresinin 48 yıl olduğunu anlatan Rahman, bugün kişi başına gelirin 2 bin 700 dolara, yaşam süresinin 76 yıla çıktığını belirtti. Bu kazanımların büyük emekle elde edildiğini ifade eden Rahman, dünyanın yoksulluk, kalkınma ve açlık meselelerine ilgisinin azalmak yerine artması gerektiğini söyledi. Rahman, "Bu tür krizlerin bile diyalog yoluyla çözülebileceğine inanıyorum. Eğer bu çözülebiliyorsa, her şey çözülebilir. Ve bu durum, Güney Asya’daki farklılıkların da diyalog ve iyi niyet yoluyla çözülebileceğine dair iyi bir işaret olmalıdır" dedi.