SAĞLIK - 21 Temmuz 2025 Pazartesi 10:12

"Aşırı sıcaklar diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir"

A
A
A
"Aşırı sıcaklar diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir"

Diyabet hastalarına yaz ayları için tavsiyelerde bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gürkan Taşkale, "Yazın aşırı sıcakların oluşturduğu halsizlik ve isteksizlik nedeniyle hareket azalması ve yanlış beslenme sonucunda kan şekeri regülasyonu daha çabuk bozulabilir. Sıvı kaybına bağlı rahatsızlıklar da daha sık olur. Aşırı sıcaklıklar, insülin ve diğer diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir. Bu yüzden ilaçların saklama koşullarına dikkat edilmelidir. Sıvı kaybını azaltmak için ağır egzersiz yapılmamalı, öğle saatlerinde açık havada güneşe maruz kalınmamalıdır" dedi.



Medical Park Bahçelievler Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gürkan Taşkale, yaz aylarında diyabet hastalarının dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.



Diyabetin tanımını yapan Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Diyabet, pankreasın yeterli insülin üretmemesi veya üretilen insülinin vücutta etkili kullanılamaması sonucu kan şekerinin yükseldiği kronik bir hastalıktır. İnsülin, vücudun hücrelerine glikoz (şeker) geçişini sağlayarak enerji üretimini düzenler. Diyabet, bu mekanizmadaki bozukluk nedeniyle kan şekeri seviyelerinin kontrolsüz şekilde yükselmesine yol açar" diye konuştu.



"Halsizlik, baş dönmesi ve kramplar görülebilir"


Sıcak havanın diyabet hastalarına etkilerinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Sıcak hava, terlemeyi artırarak vücuttan su ve tuz kaybına neden olabilir. Halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi ve kramplar görülebilir. Sıvı kaybı, kan şekeri seviyelerini yükseltebilir ve böbrekler üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Yaz aylarında aşırı sıcakların oluşturduğu halsizlik ve isteksizlik nedeniyle hareket azalması ve yanlış beslenme nedeniyle kan şekeri regülasyonu daha çabuk bozulabilir, ayrıca sıvı kaybına bağlı rahatsızlıklar da daha sık olur. Yiyecekler sıcak havalarda çabuk bozulacağı için yemekler taze olmalıdır. Ortam ısısı yükseldikçe bazal metabolizma düşecektir, bu yüzden kışa göre düşük kalorili fakat vitamin, mineral ve protein açısından yeterli besinler alınmalıdır. Aksi takdirde fazla kilo alımı ve sıcak tahammülsüzlüğünde artış görülebilir. Düşük yağlı et, sebze yemekleri ve salata tüketimi tercih edilmelidir" şeklinde konuştu.



"İlaçların saklama koşullarına dikkat edilmeli"


Aşırı sıcak ortamların insülin ve diğer antidiyabetik ilaçların bozulmasına sebep olabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Taşkele, "Aşırı sıcaklıklar, insülin ve diğer diyabet ilaçlarının etkinliğini azaltabilir. Bu yüzden ilaçların saklama koşullarına dikkat edilmelidir. İnsülinler 4-6 santigrat derecede saklanmalı. Kullanılan insülin kalemleri bitene kadar oda ısısında saklanmalıdır. Diyabet haplarının ise oda ısısında tutulması yeterlidir. Aşırı sıcakta tutulan ilaçların bozulma riski vardır. İnsülin ve diğer ilaçları doğrudan güneş ışığından ve yüksek sıcaklıklardan koruyun. Taşıma sırasında soğuk tutan çantalar kullanabilirsiniz" dedi.



"Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri takibi önemli"


Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Sıcak havada yapılan egzersizler, terlemeyi artırarak kan şekerinin düşmesine veya yükselmesine neden olabilir. Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri takibi önemlidir. Yaz aylarında açık havada sabah ve akşam serinliğinde zorlayıcı olmayan egzersiz ve yürüyüşler yapmak uygundur" dedi.



"Geç saatlere kadar uykusuz kalınmamalı"


Tatil dönemleri diyabet kontrolünü sürdürebilmek için ne gibi önlemler alınabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Tatil dönemleri de normal günlük hayat gibi uyku ve uyanma, öğün saatlerine dikkat ederek geçirilmelidir. Geç saatlere kadar uykusuz kalınmamalıdır. Sabah erken uyanıp gün iyi değerlendirilmelidir. Sıcak öğle saatlerinde dinlenme ve kısa süreli şekerleme yapılması uygundur" şeklinde konuştu.



"İnsülin ve diğer ilaçları soğuk tutan çantalarda taşıyın"


Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, uzun yolculuklarda diyabet yönetimi konusunda önerilerde bulundu: "Uzun yolculuklarda ilaçlarınızı düzenli aralıklarla almayı unutmayın. Seyahat sırasında kan şekeri takibi yaparak olası dalgalanmalara karşı önlem alın. İnsülin ve diğer ilaçları taşırken soğuk tutan çantalar kullanın. Uzun yolculuklarda direkt temas olmadan buz kalıpları ile taşınabilir. Uzun süreli otobüs veya uçak yolculuklarında oturma pozisyonu ve egzersiz imkânlarını göz önünde bulundurun. Molalarda kısa süreli de olsa yürüyüşler yapılmalıdır. Seyahat sırasında olası hipoglisemi (düşük kan şekeri) durumlarına karşı yanınızda hızlıca tüketilebilecek karbonhidrat kaynakları bulundurun. Tip 1 diyabetli hastalar için ayrıca acil hipoglisemi halinde yapmak üzere Glukagon enjeksiyonları da çantalarında hazır olmalıdır."



"Meyve ölçülü tüketilmeli"


Yaz meyvelerinin kan şekerini nasıl etkilediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Taşkale, "Yaz meyvelerini (karpuz, kavun, üzüm gibi) ölçülü tüketin. Bu meyveler yüksek su içeriğiyle hidrasyonu desteklerken, kan şekerini hızla yükseltebilir. Meyve tüketiminin günlük 200-250 gram olması yeterlidir. Yağlı ve çok baharatlı yemekler su ihtiyacını artıracağı için yaz aylarında tercih edilmemelidir" ifadelerini kullandı.



"Yaz aylarında diyabet hastaları için öneriler"


Dr. Öğr. Taşkale, sıcak havalarda diyabet hastalarına şu önerilerde bulundu: "Sıvı alımına dikkat edin: Gün boyunca yeterli miktarda su içmeye özen gösterin. Ne kadar su içileceği kişiye ve o anki duruma bağlıdır. Susama isteği hissedildiğinde hemen sıvı alımı olmalıdır. Özellikle yaşlıların suya erişimleri kolay olmalıdır. Su içmeye gün içinde ağırlıklı olarak yatana kadar devam edilmelidir. Sıcak havada terleme artacağı için sıvı kaybını önlemek önemlidir. Çay ve kahve tüketiminde sakınca olmamakla birlikte idrara çıkmayı artıracağı için ek olarak su içilmesi uygun olur. Sıvı kaybını azaltmak için ağır egzersizler yapılmamalı, öğle saatlerinde açık havada güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.


Fiziksel aktivite planlaması: Egzersizleri sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde yapmayı tercih edin. Aşırı sıcaklardan kaçının ve egzersiz sırasında kan şekeri seviyenizi izleyin. Eğer iyi bir yüzücüyseniz ve 15-20 dakikadan fazla yüzme planlamışsanız ya da 30- 40 dakikadan fazla yürüyüş yapacaksanız, fazladan bir ara öğün yapmanız veya yemek öncesi insülin kullanıyorsanız öğün öncesi insülin dozunuzu yarı yarıya azaltmanız uygun olabilir. Bu durumdaki kişilerin mutlaka hekimlerine danışarak planlama yapması gerekmektedir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."
Isparta Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.