ASAYİŞ - 12 Şubat 2026 Perşembe 18:39

Aziz İhsan Aktaş’ın kardeşi: "Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz, Aktaş ailemizin en büyüğüdür"

A
A
A
Aziz İhsan Aktaş’ın kardeşi: "Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz, Aktaş ailemizin en büyüğüdür"

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada savunma yapan Aktaş’ın kardeşi tutuksuz sanık Doğan Aktaş, "Akrabalarımla yürüttüğüm ticari işlemler, usulüne uygun, hukuka aykırı değildir. Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz. Aile bağlarımız sıkıdır. Aziz İhsan Aktaş ailemizin en büyüğüdür. Hakkımda örgüt iddiaları yersizdir. İhaleye fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.


Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Dün görülen duruşmada, tutuksuz sanıkların savunmalarına geçilmişti. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri kampüsünde görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.



"Şahsım üzerine bir malvarlığı bulunmamaktadır"


Duruşmaya verilen yaklaşık bir saatlik aranın ardından, örgüt lideri iddiasıyla yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın erkek kardeşi tutuksuz sanık Doğan Aktaş savunması devam edildi. Hazırlanan iddianamede, Aktaş hakkında, hisse edinim şeklinin şüpheli olduğunun tespit edildiği, üzerine kayıtlı otomotiv sanayi şirketinin mali profili, şüphelinin hesaplarında dönen para miktarı dikkate alındığında örgüt içerisindeki konumunun diğer üyelere ve kardeşlere göre farklı olduğu, örgütün akaryakıt alanındaki faaliyetlerini bilen ve yöneten kişi olduğu, örgüt liderinin emir ve talimatları ile hareket ettiği, bu nedenle hiyerarşik yapıya dahil olduğu aktarılmıştı.


Savunma yapan Doğan Aktaş, "Yapmış olduğum mühendislik işlerinden çok iyi bir gelir elde ettim. Akrabalarımla yürüttüğüm ticari işlemler, usulüne uygun, hukuka aykırı değildir. Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz. Aile bağlarımız sıkıdır. Aziz İhsan Aktaş ailemizin en büyüğüdür. Şirketlerle ilgili sıkıntı yaşadığımızda kendisine başvururuz ama şirketle bir ilişkisi yoktur. Hakkımda örgüt iddiaları yersizdir. İhaleye fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik suçlamaları kabul etmiyorum. Aziz İhsan Aktaş ile aramızdaki ticari ilişkiden dolayı takip başlattım. Beşiktaş belediyesi sanıklarını tanımıyorum. Şirketim bana aittir, abime değil. Bu şirketi ben yönetiyorum. Asfalt yapma işini ben biliyorum, abim değil. Benim İstanbul’da ilk işimi İSFALT’tan aldım. Tanıkların aslı astarı olmayan beyanlarıyla şirketimi suç geliri olarak göstermektedirler. Tüm mal varlığım İç Kale A.Ş. isimli şirketim üzerinedir. Şahsım üzerine bir malvarlığı bulunmamaktadır. Mal varlığıma el konulması bu hususta yersizdir" ifadelerini kullandı.



"İhale verecek olsam, bunu amcam Aziz İhsan Aktaş’ın firmasına değil, babam Ramazan Murat Aktaş’ın firmasına verirdim"


İddianamede, Beşiktaş Belediyesi’nin yaptığı ihalelere yaklaşık maliyet fiyat teklifi sunduğu, firmaları örgüt liderinin talimatı ve örgütün imkanlarıyla kurduğu, örgüt liderinin talimatıyla hareket ederek, örgütün amaç ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için ihalelere yaklaşık maliyet teklifi sunduğu, örgüt liderini koşulsuz itaat ederek, örgüt hiyerarşisinde yer aldığı ve örgüt üyesi olduğu aktarılan Aziz İhsan Aktaş’ın yeğeni tutuksuz sanık Ferhat Aktaş savunma yaptı. Aktaş, "Aziz İhsan Aktaş’ın bana emir verme yetkisi yoktur. O benim işverenim değildir. Ben örgüt üyesi değilim, suçsuzum. Ben bir ihale verecek olsam, bunu amcam Aziz İhsan Aktaş’ın firmasına değil, babam Ramazan Murat Aktaş’ın firmasına verirdim. Soyadımızı taşıyan herkese dava açıldı, burada yargılanıyor. Utku Caner Çaykara’yı yalnızca ismen tanıyorum. İhale öncesi veya sonrasında bir irtibatım olmamıştır. İhaleye fesat karıştırdığım suçlamalarını reddediyorum" şeklinde konuştu.



"Benim üzerime atılı suçlamaların nedeni, rakip firma sahipleri ile aramızda oluşan rekabet ortamıdır"


İddianamede, ihaleleri suç örgütüne ait firmaya pazarlık usulüyle teklif vererek, ihaleyi Aziz İhsan Aktaş’ın kontrolünde gerçekleştirdiği ve yapılan ihaleyi suç örgütüne ait firma üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen Aziz İhsan Aktaş’ın kuzeni tutuksuz sanık Hamit Ünal ise savunmasında, "Aziz İhsan Aktaş’ın şirketlerime bir karı yada katkısı yoktur. Yargılandığım davada üzerime atılı suçlamalar sadece rakip firma yetkilileri ve gizli tanık beyanları ile iddianameye eklenmiştir. Belirli bir bölgede firmalara davet gönderilmesi hayatın olağan akışına uygundur. Diğer firmalara yapılması planlanan ihaleleri çeşitli yöntemlerle engelleyerek kendi firmamı ön plana aldığım iddiaları kabul edilemez. Baki Nugay ile bir dönem ortaktık. Benim üzerime atılı suçlamaların nedeni, rakip firma sahipleri ile aramızda oluşan rekabet ortamıdır" dedi.



Duruşma 17 Şubat’a ertelendi


Savunmaların ardından mahkeme, duruşmayı, tutuksuz sanıkların savunmalarına devam edilebilmesi için 17 Şubat Salı gününe erteledi. Heyet, bu durumun kampüs içerisindeki bakım ve mahkemenin diğer dosyalar üzerindeki çalışmalarını yapacağından dolayı olduğunu belirtti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde Türkiye olarak yakın çevremizde ve ötesinde barışın ve huzurun tesisi için var gücümüzle çalışıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde Türkiye olarak yakın çevremizde ve ötesinde barışın ve huzurun tesisi için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aleksandar Vucic’i resmi törenle karşıladı ve daha sonra ikili görüşme gerçekleştirdi. Heyetler arası gerçekleştirilen diğer görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Aleksandar Vucic ortak basın toplantısı düzenledi. "Toplam ticaret hacmi geçtiğimiz yıl 3.5 milyar dolar seviyesine ulaştı. 5 milyar dolarlık hedefimize adım adım yaklaşıyoruz" Vucic ile son olarak 11 Ekim 2024’te Belgrad’da Dördüncü Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan geçen süre zarfında gerek ikili münasebetlerimizde gerek bölgesel ve küresel meselelerde önemli gelişmeler yaşandı. Bugün kendisiyle bu gelişmelerin ilişkilerimize etkilerini değerlendirip ileriye yönelik atacağımız adımları istişare ettik. Bilhassa Balkanlarda istikrarın korunması ve ekonomik kalkınmanın güçlendirilmesi açısından neler yapabileceğimizi ele aldık. Sırbistan’la her geçen gün artan ticaret ve yatırımlarımız ilişkilerimizin adeta lokomotifi durumunda. Toplam ticaret hacmi geçtiğimiz yıl 3.5 milyar dolar seviyesine ulaştı. 5 milyar dolarlık hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Sırbistan’ın ev sahipliğinde Belgrad’da gerçekleştirilecek EXPO 2027’ye katılacağımızı daha önce duyurmuştuk. Bu önemli etkinliğin ülkelerimiz arasındaki ekonomik, ticari ve kültürel ilişkileri geliştirmek için ilave bir vesile teşkil edeceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "2015 yılında 100 civarında Türk sermayeli firma Sırbistan’da faaliyet gösterirken bugün bu rakam 1500’ü aşmış toplam yatırım miktarı 300 milyon doları bulmuştur" Türk yatırımcıların Sırbistan’a gösterdikleri alakadan mutlu olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2015 yılında 100 civarında Türk sermayeli firma Sırbistan’da faaliyet gösterirken bugün bu rakam 1500’ü aşmış toplam yatırım miktarı 300 milyon doları bulmuştur. Müteahhitlerimiz ise üstlendikleri 100’ü aşkın projeyle Sırbistan’da konut, yol ve altyapı üretimine destek oluyor. Bu noktaya ulaşmamızda değerli dostumun altyapı yatırımlarını ve büyümeyi esas alan kalkınma stratejisinin etkisi olduğu görülüyor. Bizim de Sırbistan’dan yatırımcıları Türkiye’ye beklediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Bugün Türkiye, Sırp turistler için ikinci turizm güzergahıdır. Vatandaşlarımız da Sırbistan’ı ziyaret eden turistler sıralamasında ilk sırada yer alıyor" İki ülke arasındaki ilişkilerin artırılması için konuşulan konulara dair bilgi veren Erdoğan, "Beşeri ilişkilerimiz, münasebetlerimizin önemli bir boyutunu oluşturuyor. Halklarımızın birbirine daha yakından özellikle tanıma isteğinin en güzel tezahürü artan karşılıklı turist sayılarıdır. Bugün Türkiye, Sırp turistler için ikinci turizm güzergahıdır. Vatandaşlarımız da Sırbistan’ı ziyaret eden turistler sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Bu ziyaretleri daha da artırmak ve kolaylaştırmak için Türkiye ile Sırbistan arasında uçuşların arttırılması konusunu da bugün değerlendirdik. Sırbistan’da Türkçe öğrenimine yoğun bir ilgi görüyoruz. Bu ilginin Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumlarımız tarafından layıkıyla karşılanması için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Sırbistan’la aramızda dostluk köprüsü olarak gördüğümüz Sancak Bölgesinin kalkınması için yapılabilecekleri de Sayın Vucic ile ele aldık. Kendisinin bölgenin kalkındırılmasına yönelik projelerini takip ediyoruz. Ben de bu vesileyle Sırbistan’daki Müslüman toplumunun yaklaşan Ramazan-ı Şeriflerini canı gönülden tebrik ediyorum" dedi. "Dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde Türkiye olarak yakın çevremizde ve ötesinde barışın ve huzurun tesisi için var gücümüzle çalışıyoruz Dünya’da barış için durmadan çalıştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde Türkiye olarak yakın çevremizde ve ötesinde barışın ve huzurun tesisi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızda bizim için müstesna yere sahip Balkanları asla ihmal etmiyoruz. Sayın Vucic’in ziyaretini de bu manada çok kıymetli görüyorum. Bir yandan bölge ülkeleriyle ikili ilişkilerimizi tahkim ederken diğer yandan da bölgesel sahiplenmeyi esas alan girişimlerle halkların huzur ve refahını desteklemeye matuf koşulları oluşturmaya gayret ediyoruz. Bu yaklaşımımızın en yeni örneklerinden olan Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısına 23 Ocak 2026’da İstanbul’da ev sahipliği yaptık. Ben bu platformda verdiği şahsi destekten ötürü Sayın Vucic’e teşekkür etmek istiyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Sayın Cumhurbaşkanı’na ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyorum. Bugün aldığımız kararların ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. "Erdoğan çok daha deneyimli bir lider" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece bölgede değil dünyada büyük bir lider olduğunu söyleyen Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ise, Türkiye’nin Sırbistan için önemli ve büyük bir ortak olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deneyimli bir lider olduğunu söyleyen Vucic, "Kişileri, halkları Balkanlarda bir araya getirmek çok önemli. Bunu başka türlü ifade etmem gerekirse şunu söylemek istiyorum; Cumhurbaşkanı Erdoğan çok daha deneyimli bir lider. Zaman zaman ben bir şey söylüyorum, Cumhurbaşkanı bunu her zaman bunu beğenmeyebiliyor ama akil bir kişi olduğu için buradaki tozun ortadan kalkmasını bekliyor ve barışın nasıl tesis edilmesi gerektiğini çok iyi bilen bir lider olarak bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı bizi her zaman dinlediğiniz için teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretini beklediklerini söyleyen Vucic, bugün ilk defa askeri ve teknik alandaki iş birliğinden bahsettiklerini söyledi. Vucic’in konuşması sonrasında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mayıs-Haziran ayları içerisinde Sırbistan’a kalabalık bir ekiple ziyaret gerçekleştireceklerini söyledi.
Aksaray Kızının komşusuna telefon bankacılığı bilgilerini verdi, hayatı karardı Aksaray’da kendisine yardımcı olma vaadinde bulunan kızının komşusuna telefon bankacılığı uygulamalarını tanımlatan adam hayatının şokunu yaşadı. Dolandırıcılıkla suçlanan adam gözyaşlarıyla yardım istedi. Olay, Aksaray’ın Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, 55 yaşındaki Gazi Özdemir’in kızı komşusuyla birlikte babasının evine ziyarete gitti. Evde sohbet esnasında boşanma aşamasında olduğunu dile getirip yaklaşık 300 bin lira borcu olduğunu anlatan Gazi Özdemir, kızının komşusunun ‘Sana yardım edebilirim’ sözleri üzerine umuda kapılıp kimlik bilgilerini verdi. İddiaya göre, E.E. isimli şahıs Gazi Özdemir’in telefonunu alarak burada yüklü olan tüm mobil bankacılık uygulamalarını kendi telefonuna aktardı. Ardından tanımlamak için telefonla banka uygulamalarından Gazi Özdemir’in biyometrik yüz tanımlamasını yapıp şifresiz girişleri aktif etti. Ziyaretten yaklaşık 1 ay sonra e-ticaretle siteden alışveriş yapıp para gönderdiğini söyleyen, ancak ürünün gelmediğini ifade eden bir şahıs para yatırdığı hesabın sahibi Gazi Özdemir’e ulaşıp satın aldığı ürünü sordu. Ne olduğunu anlayamayan Gazi Özdemir telefon numarasını değiştirerek bankaya numara tanımlatmak için gitti. Banka şubesine gelen Gazi Özdemir burada öğrendikleriyle hayatının şokunu yaşadı. Banka personelinden önce hesabında bloke olduğunu öğrendi, sonra da birkaç milyon liranın hesabına giriş ve çıkış yapıldığını öğrendi. Neye uğradığını şaşıran adam durumu hemen polise bildirdi. Polis ise yaptığı incelemelerde Gazi Özdemir’in hesap numarasının dolandırıcıların eline geçtiğini ve dolandırıcıların site üzerinden e-ticaret yapıp ürün sattıklarını, vatandaşlar tarafından alınan ürünlerin tüm parasının Gazi Özdemir’in hesabına geldiğini ancak hiç bir tüketiciye ürün gitmediğini, tüm para akışının ise bu hesaplar üzerinden sağladığını ortaya çıkardı. Yaşadığı olayı anlatan Gazi Özdemir, "Bir kişinin Türkiye genelinde mağdur ettiği insanlardan birisiyim. Kızım komşusuyla birlikte bize ziyarete geldi. 300 bin liraya yakın borcum var. Sohbet esnasında bunları konuştuk. Bana, ‘Ben senin borcunu kapatmaya çalışacağım’ diyerek benim telefonumu aldı. Kendisinde de 2 tane telefon vardı. Benim telefonumu aldıktan sonra kendindeki telefonla da bir şeyler yaptı. Bankalara yüz tanıması yapacağını söyledi. Tüm banka hesaplarıma yüz tanıma profilimi kullandı. Kimliğimi de istedi ayrıca. Olaydan yaklaşık 1 ay sonra telefon numaramı değiştirdiğim için bankaya gittim. Banka görevlisiyle görüştüğümde bana, ‘Senin hesabında bloke var’ dedi. ‘Nasıl olur, benim ömrü hayatımda böyle bir şey olmadı’ dedim. Banka personeli ekranı bana doğru çevirip, ‘Bu insanı tanıyor musun?’ diye sordu. Tanıdığımı söyledim. ‘Bu sürekli sana para göndermiş’ dedi. Ben dolandırıldığımı anladım, mağdur oldum. Ben perişan oldum başkası perişan olmasın" dedi. Olayla ilgili Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikat başlatıldı.
İstanbul Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’ Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz’’ dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) İstanbul Beşiktaş’ta düzenlendi. Beşiktaş’taki bir otelde gerçekleşen konferansa, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, yurt dışından temsilciler ve davetliler katıldı. Tanıtım filminin yayınlanmasının ardından temsilciler ortak basın toplantısı düzenledi. Konferansta söz alan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP toplantılarının dünyanın en yüksek iklim toplantısı olduğuna ve dünya liderlerini de tek masa etrafında toplama gücüne sahip bir organizasyon olduğuna dikkat çekti. Bakan Kurum, "COP toplantıları çok kritik ve kıymetlidir, çünkü dünyamız, iklim krizinin yıkıcı etkilerini her gün daha sert şekilde yaşamaktadır. Dahası, iklim değişikliği, sadece bir çevre krizi değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar insan yaşamına dair her alanı etkileyen bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir. İşte dünyanın içinde bulunduğu bu kriz döneminde Türkiye, engin tarihi birikimi, iklim krizine dair attığı somut adımlar ve küresel adalete duyduğu inançla, COP31’e Antalya’mızda ev sahipliği yapacaktır. Hakikaten son 3 aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31’in başarılı bir şekilde sonuçlanması için yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Bu çerçevede dün ve bugün İstanbul’da; İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık’’ dedi. "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir" 9-20 Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 toplantısına tüm detaylarıyla çalıştıklarının bilgisini veren Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, bu mirası sahipleniyor, COP31 sürecini sonuç odaklı bir anlayışla yürütmeyi hedefliyoruz. COP31’i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve işbirliğine dayalı bir anlayışıyla çalışacağız. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var. Biz, COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık ifadelerle anlatacağız. Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir müzakere çerçevesini değil; insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden hatırlatan, medeniyetlerin ortak hafızasından beslenen bir sorumluluk anlayışını temsil etmektedir" diye konuştu. "Göbeklitepe’yi geleceğin COP’u olarak tanımlıyoruz" Göbeklitepe’nin insanlık tarihinin başlangıç noktası olduğunu ve insanlığın bir araya gelerek ilk kez bir anlam oluşturduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, "Bu yönüyle COP31’i insanlığın yeniden bir araya geldiği, ‘Geleceğin COP’u’ olarak tanımlıyoruz. Evet, Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek ikinci aşamadır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve Aksiyon. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile, COP31’i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve reel sektörlerde uygulama çalışmalarını önceleyen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bu sürecin en önemli toplantısı, hiç şüphesiz Liderler Zirvesi olacak" Bu yılın Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP31 konferansının en önemli kısmının 2 gün sürecek olan liderler zirvesi olacağına dikkat çeken Kurum, "Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecek. Tabi burada şunun altını kalın şekilde çizmekte fayda var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye’nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir. Diğer taraftan, COP31’in özellikle aksiyon boyutu ‘Değer Temelli’bir anlayışla güç kazanmaktadır. Sayın Emine Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, iklim eyleminin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını sonuç odaklı bir dönüşüm çerçevesine taşınabileceğini tüm dünyaya göstermiştir" şeklinde konuştu. "Çok taraflılık, insanlığın ortak geleceğini koruyacak yegane meşru ve etkili zemindir" Dünyada yaşanan iklim krizinde tek çözümün çok taraflı düşünmek ve ortaklaşa hareket etmek olduğuna kaydede Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki, COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Şunu unutmayalım, kadim dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır. Doğayla uyumlu yaşamak! Çünkü Dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. İşte bu şuurla diyoruz ki, Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir" diye belirtti.
Balıkesir Balıkesir ve Çanakkale’de Ramazan ayı boyunca "Asırları Aşan Hayır" Sofrası Balıkesir ve Çanakkale Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca ücretsiz iftar sofraları kurmaya hazırlanıyor. 25 Bölge Müdürlüğü aracılığıyla gerçekleştirilecek organizasyonlarla binlerce vatandaş aynı sofrada buluşacak. "Asırları Aşan Hayır Bu Sofrada" temasıyla düzenlenecek iftar programları kapsamında, Vakıflar Balıkesir Bölge Müdürlüğü de Balıkesir ve Çanakkale’de binlerce vatandaşı ağırlayacak. "Bu sofraların sadece iftar değil, gönül birliği olduğunu bildiren Vakıflar Balıkesir Bölge Müdürü Mikail Akıllı, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Vakıf medeniyetimiz asırlardır ihtiyaç sahiplerine el uzatan, gönülleri birleştiren köklü bir iyilik hareketidir. Ramazan ayı boyunca kuracağımız iftar sofraları sadece yemek verilen noktalar değil; kardeşliğin, paylaşmanın ve gönül birliğinin yaşatıldığı buluşma mekânlarıdır. Tüm vatandaşlarımızı bu bereketli sofralara davet ediyoruz." Ramazan ayı boyunca açık olacak iftar noktaları şöyle: "Karesi Kültür Merkezi-Karesi / Balıkesir, Yıldırım Beyazid İmareti-Karesi / Balıkesir, Anadolu Hamidiye Tabyası-Merkez / Çanakkale, Gelibolu Mevlevihanesi-Gelibolu / Çanakkale." İftar programları Ramazan ayı boyunca her gün vatandaşlara açık olacak. "Asırları aşan hayır" geleneği, bu Ramazan’da da aynı sofrada buluşarak yaşatılmaya devam edecek.