EĞİTİM - 28 Nisan 2026 Salı 16:14

Bahçeşehir Koleji "Erken Çocuklukta Aile, Okul ve Değerler Sempozyumu" düzenledi

A
A
A

Bahçeşehir Koleji tarafından düzenlenen, erken çocukluk döneminde aile, okul ve değerlerin öneminin vurgulandığı "Erken Çocuklukta Aile, Okul ve Değerler Sempozyumu", Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel ve Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç’un katıldığı sempozyumda, okul öncesi eğitimin önemi vurgulandı.

Taşel: "Okul öncesi eğitimle ilgili mesafe katetmiş durumdayız"

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelmesi için çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Erken çocukluk eğitimi eğitimin orijinidir. Orijini kaybettiğiniz anda düzgün bir daire çizemezsiniz. Onun için erken çocukluk eğitimi konusunda çok büyük hassasiyetlerim var. Dünyanın en zor şeyi fizik, kimya, biyoloji öğretmek değildir. Dünyanın en zor şeyi genel geçer etik değerleri çocuklara zamanında ve yerinde kazandırmaktır. Bunun için de okul öncesi eğitim son derece önemli. 4+4+4 sistemine geçerken de hep istediğimiz şey okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesiydi. Bunun mücadelesini hala veriyoruz. Allah’a şükür bu konuda iyi bir mesafe katedilmiş durumda. Türkiye’de yaş gruplarını da dikkate alarak söylediğimizde bu eğitimin dışında kalan yüzde 10-15 oranında çok az bir öğrencimiz kaldı. Eğitimin içinde kalan öğrenci oranını inşallah gelecekte yüzde 98’e yüzde 100’e çıkarmanın çabası içinde olacağız" dedi.

Bahçeşehir Koleji

Güner: "Öğretmenin en güzel yolu rol model olmaktır"

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, çocuklara erken yaşta değerler yüklemenin doğru bir rol model olmaktan geçtiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:

"Bizler çocuğa erken yaşta değeri yükleyeceğiz ama bu değer sistemini yeni kuşaklara aktarırken nasıl bir yol izleyeceğiz? Hangimiz ebeveynleri tarafından 3-5 aylıkken ‘Sana Türkçe öğreteceğim’ gibi bir olaya muhatap olduk. Biz aslında yaşayan bir süreç içerisinde kavramsal becerilerimizi geliştirmeye başladık. Dolayısıyla değerlerin öğretim süreci de ‘Gel ben sana değer öğreteceğim’ demekle olmuyor. Değer öğretmenin en güzel yolu ebeveynlerin rol model olmasıdır. Dolayısıyla bizim ebeveynler, eğitimciler olarak topluma birey kazandırırken yapacağımız en önemli iş, kendi değer sistematiğimizin meşru bulduğu bireyler olarak örnek olabilmemiz. Eğer bunu yapamıyorsak bireylere sözlü olarak değer yükleyebilmemiz çok mümkün olmayacaktır."

Bahçeşehir Koleji

Yentür: "Dünya, açık hava dersliğine dönüştü"

Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ise, "Günümüz dünyası şunu göstermiştir: Dünyanın açık hava dersliğine dönüştüğüne ve bu dersliğin dışında eskiden candan söylenen sözlerin artık ekrandaki yansımasının çocuğun, bireyin ruh ve gönül dünyasına ne kadar etkili olduğuna şahitlik ediyoruz. O yüzden eğitimciler olarak, anne-babalar olarak günümüz dünyasının deyimiyle kendimize bir format ve sürüm atmamız gerektiğinin, topyekün olarak dünyanın bu işe el atması gerektiğinin çok elzem bir konu olduğunu düşünüyoruz. Çok acı bir şekilde Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylar aslında bu toplumda hiç de alışık olmadığımız, kabullenemeyeceğimiz olayların, sosyolojik olarak yansımasının da kaçınılmaz olduğunu maalesef gösterdi. Bu noktada yapılan bu çalışmaları çok kıymetli buluyoruz" diye konuştu.

Bahçeşehir Koleji

Hüseyin Yücel: "Eğitim, akademik başarıdan ibaret değil"

Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, "Bugün dünya, bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu dönemini yaşıyor. Ama aynı zamanda değerlerin en çok sınandığı bir çağdan geçiyoruz. Bu yüzden artık şunu çok net ifade etmeliyiz: Eğitim sadece akademik başarıdan ibaret değildir. Gerçek eğitim, insanı insan yapan değerleri inşa etmektir. İşte tam da bu nedenle, eğitim anlayışımızı yeniden ve güçlü bir şekilde tanımlamak zorundayız: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu Erdem-Değer-Eylem yaklaşımı da bu bakış açısının çok kıymetli bir yansımasıdır. Bilmek yetmez, sindirmek gerekir. Anlamak yetmez, hayata geçirmek gerekir" dedi.

Bahçeşehir Koleji

Dr. Özlem Koç: "Gelecek, değerleriyle dünyaya anlam katan nesiller yetiştiren ulusların olacak"

Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç konuşmasında, "Öğretmenlik mesleği Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin vurgu yaptığı gibi aslında sadece bilgiden ibaret değil. Öğretmenlik mesleği, bir çocuğu milli, manevi, evrensel değerlerle bir bütün olarak dünyaya hazırlamak adına ve erdemi karaktere, davranışa dönüştürmek adına rehberlik yapma mesleğidir. Bahçeşehir Koleji’nde bizler, eğitim-öğretim süreçlerimizi tüm bu anlayışla yürütüyoruz. Öğrencilerimizin akademik süreçlerini bilim temelli geliştirme hedefiyle adım atıyoruz. Ama en az bunun kadar, ruhsal, duygusal, etik gelişimlerini de önümüze alıyoruz. Elbette milli, manevi ve evrensel değerleri pekiştirecek eğitim-öğretim ortamları çocuklarımız için sağlamayı en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Gelecek, değerleriyle dünyaya anlam katan, bilimle güçlenen milli, manevi ve evrensel değerlerle yetişmiş nesiller büyütebilen ulusların olacak ancak. O yüzden bu anlamlı temaya katkı sunan tüm katılımcılarımıza ve misafirlerimize gönülden şükranlarımı sunuyorum" ifadelerine yer verdi.

Bahçeşehir Koleji

Rektör Hatipoğlu: "Erken çocukluk dönemi, çocuklarımızın en kritik evresidir"

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, "Çocuklarımızın nasıl bir dünyada, hangi değerlerle büyüyeceğini birlikte düşünmek için bir aradayız. Bu yönüyle sempozyum, eğitim liderlerimiz ve ailelerimiz için düşünme ve üretme üzerine güzel bir zemin sunmaktadır. Erken çocukluk dönemi, çocuklarımızın en kritik evresidir. Çünkü her biri karakterinin ve değer dünyasının şekillendiği bir süreçten geçmektedir. Bu süreçte çocuğun hayatında iki temel rehber bulunur. Bunlardan bir tanesi aileleri, bir tanesi eğitim kurumlarıdır" şeklinde konuştu. Sempozyumda, 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bayram Özer, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi ve Aile" konusunda sunum yaptı. Ardından gerçekleşen moderatörlüğünü Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Nil Çiçek’in yaptığı panelde ise "Erken çocuklukta aile, okul ve değerler" başlığı altında İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Belma Tuğrul, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gülden Uyanık, BAU Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Psikolog Dr. Nilüfer Devecigil konuşma yaptı.

Bahçeşehir Koleji

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Honda Türkiye’den dev yatırım: Aliağa’da motosiklet fabrikası üretime başladı Honda Türkiye Motosiklet, yıllık 100 bin adet üretim kapasitesiyle faaliyete başladı. Gelecek dönemde 200 bin adet kapasiteye ulaşma potansiyeli bulunan tesis sayesinde Honda, hem artan talebe daha hızlı yanıt verecek hem de Türkiye’de katma değerli üretimi güçlendirecek. Honda Türkiye, İzmir Aliağa’da hayata geçirdiği motosiklet üretim fabrikasının açılışını gerçekleştirdi. Bu yatırım, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü ve uzun vadeli bağlılığının somut bir göstergesi olarak öne çıkarken; üretim, istihdam ve sürdürülebilir büyüme alanlarında önemli katkılar sunmayı hedefliyor. Yeni tesis, Honda’nın küresel üretim gücünü Türkiye’nin sanayi altyapısı ve yetkin insan kaynağıyla buluşturarak, artan mobilite ihtiyacına yerel üretimle hızlı ve etkin bir yanıt verilmesini sağlayacak. Kapasite 200 bin adede kadar çıkabilecek Açılış töreni öncesi açıklama yapan Honda Türkiye Başkan Yardımcısı Bülent Kılıçer, fabrikanın üretim kapasitesi hakkında teknik bilgiler verdi. Kılıçer, ilk etapta tek vardiya ile yıllık 100 bin adetlik üretim planladıklarını ifade ederek, "İkinci vardiyanın devreye girmesiyle toplam üretimimiz önce 150 bin, sonrasında ise 200 bin adede kadar çıkacak. Fabrikamız şu an 45 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplamda geniş bir alanda hem üretim hem de lojistik faaliyetlerini yürütecek kapasitededir" dedi. Fabrika arazisinin genişleme potansiyeline dikkat çeken Kılıçer, "Elimizde yeni yatırımlar için uygun 45 bin metrekarelik bir açık alanımız daha var. İleride potansiyele bağlı olarak bu alanı da fabrikaya dahil edip, üretim kapasitemizi 200 bin adede kadar çıkararak ihracat odaklı bir sürece geçebiliriz. Tam kapasiteye ulaştığımızda aylık 11 bin bandında bir üretim söz konusu olacak" ifadelerini kullandı. Yerli üretimle maliyetler aşağı çekilecek Yerelleşmenin müşteri için en büyük avantajının maliyet olduğunu vurgulayan Kılıçer, üretim ve lojistik sürelerinin kısalacağını belirtti. Kılıçer, "Müşterilerimiz için en önemli nokta, en düşük maliyetle ve en kısa zamanda ürüne ulaşmaktır. Yerli üretimle beraber hem lojistik süresini ciddi anlamda kısaltacağız hem de maliyetlerimizi aşağı çececeğiz. Bu durum müşteri memnuniyeti açısından bizim için en kritik iki noktadan biridir" dedi. İlk yerli model tasarruflu PCX 125 İzmir fabrikasında üretilen ilk modelin PCX 125 olduğunu açıklayan Bülent Kılıçer, "PCX 125, satışlarımızın yüzde 40’ını oluşturan, hem bireysel hem ticari kullanımda çok tercih edilen bir model. 100 kilometrede sadece 2 litrelik yakıt tüketimiyle maliyetleri aşağı çekmek isteyen kullanıcılar için kilit bir rol oynuyor. Yerli üretimle birlikte bu modele olan talebin daha da artacağına inanıyoruz" diye konuştu. Türkiye’de her 100 motosikletten 25’i Honda Türkiye’deki toplam motosiklet rakamlarının 2026 yılında 7 milyonun üzerine çıkarak rekor kırdığını belirten Kılıçer, "Honda olarak Türkiye’de yaklaşık yüzde 25-30 bandında bir pazar payımız mevcut. Geçen yılı 165 bin adetlik satışla tamamladık. Gururla söyleyebilirim ki, yaklaşık 13 yıldır Türkiye’nin en çok satan markasıyız ve yollardaki her 100 motosikletten 25 tanesi Honda imzasını taşıyor" bilgilerini paylaştı. "Türkiye’nin küresel işimizdeki önemi büyük" Açılış töreninde konuşan Honda yöneticileri, yatırım sürecinde destek veren tüm kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve iş ortaklarına teşekkür ederek, Türkiye ile birlikte büyümeye ve uzun vadeli değer üretmeye devam edeceklerini vurguladı. Törene katılan Honda Motor Europe Başkanı Hans De Jaeger, Türkiye’nin Honda için taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bu yatırım, pazara duyduğumuz güvenin, Türkiye’nin küresel işimizdeki öneminin ve uzun vadeli iş birliği ile ortak refaha olan bağlılığımızın güçlü bir göstergesidir. Bu tesisin hem Honda’nın küresel üretim ağına hem de Türkiye’nin sanayi gelişimine, istihdamına ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz." Ekonomik başarının ötesinde toplumsal fayda Honda Türkiye Başkanı Satoru Yamada ise törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin dinamik yapısına vurgu yaparak, "İzmir Aliağa’da hayata geçirdiğimiz bu üretim tesisi, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü inancının, uzun vadeli vizyonunun ve yıllar içinde inşa ettiğimiz güvene dayalı yakın ilişkinin açık bir göstergesidir. Bizim için başarıyı yalnızca ekonomik göstergelerle ölçmek yeterli değildir. Asıl önemli olan; topluma dokunan, insanların yaşamına değer katan bir etki oluşturabilmektir" dedi. Yerli üretim ve sürdürülebilir büyüme odağı Türkiye’de hızla büyüyen motosiklet pazarına paralel olarak hayata geçirilen bu yatırım, yerli üretim kapasitesini artırarak pazarın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlayacak. 45 bin metrekaresi kapalı olmak kaydı ile toplam 100 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösterecek tesis ile yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesi doğrultusunda yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlanacak. Aliağa’daki üretim tesisi; yerel tedarik zincirinin güçlendirilmesi, bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik değer oluşturması açısından kritik bir rol üstleniyor. Bilgi birikimi Türkiye’ye transfer ediliyor Honda’nın küresel çapta 24 ülkede 38 fabrikası olduğunu belirten Kılıçer, İzmir’deki yatırımın sadece bir üretim tesisi değil, aynı zamanda bir teknoloji transferi olduğunu söyledi. Kılıçer, "Honda’nın geçmişten gelen teknik bilgi birikimini (know-how) Türkiye’ye transfer ediyoruz. Bu sayede üretimimizi daha hızlı ve esnek yapabilmek adına yerel entegrasyona büyük önem vereceğiz. Yatırımlarımızı uzun dönemli ve sürdürülebilir bir ortamda devam ettireceğiz" açıklamasında bulundu. Güvenli sürüş kültürü ve sosyal sorumluluk Honda Türkiye, üretim tesisinin yanı sıra bu yatırımı, Türkiye’de güvenli, bilinçli ve sürdürülebilir bir motosiklet kültürünün gelişimi için önemli bir başlangıç olarak konumlandırıyor. Honda’nın global "Safety" yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirilen projelerle, trafik güvenliği bilincinin artırılması ve kullanıcıların eğitimine katkı sağlanması hedefleniyor. Bu kapsamda Türkiye’de 20 yıldır faaliyetlerine devam eden Honda Motosiklet Gelişim Merkezi ve eğitim programlarıyla farkındalığın artırılması amaçlanıyor. Bülent Kılıçer, "Güvenli Sürüş Merkezimizde her yıl 2 bine yakın kişiye eğitim veriyoruz. Bugüne kadar 20 binden fazla kişiye ulaştık" dedi. Ayrıca Honda Türkiye, sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma katkı sağlamayı sürdürüyor. Trafik eğitim programları ve yangınlardan etkilenen alanların yeniden ağaçlandırılmasına yönelik fidan bağışları bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. İlk model PCX 125 Haziran’da yollarda Honda Türkiye’nin İzmir Aliağa fabrikasında üretilecek ilk model olan PCX 125, haziran ayında Türkiye pazarında satışa sunulacak. Modelin satış başlangıç tarihi ve detayları ilerleyen günlerde kamuoyu ile paylaşılacak.
Eskişehir Başkan Tunç’tan Büyükşehir’e ’billboard’ tepkisi: "Bu zararı kim karşılayacak?" Eskişehir AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, Teksan bölgesinde yeni kurulan billboardların Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından sökülmeye başlanmasına tepki göstererek, sürecin şeffaflığı ile ilgili 5 kritik soru yöneltti. Başkan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Teksan bölgesinde trafiği tehlikeye düşürecek noktalara dikilen billboardların, reklamlar alındıktan sonra sökülmeye başlanmasını sert bir dille eleştirdi. Yapılan söküm işleminin kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirten Tunç, "Bu billboardlar hangi izin ve mevzuata dayanarak dikildi? Kanuna aykırı bir durum varsa neden baştan engellenmedi? Bu alanlara alınan reklamların ücretleri kim tarafından tahsil edildi, hangi hesaba gitti? Reklam veren firmalar şimdi mağdur edilirse, oluşacak zararı kim karşılayacak? Eğer uygunsuzluk varsa, neden kurulum aşamasında değil de reklamlar alındıktan sonra müdahale edildi? Şu an sadece üst yapı sökülüp şaseler yerinde bırakılıyor. Bu durum, süreç yatıştıktan sonra yeniden kurulacaklarının bir işareti mi?" şeklinde sorular yönelterek yetkililerden acil açıklama beklediklerini vurguladı. Tunç, sürecin şeffaflık ve kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirterek, yetkililerin bu konuda açık ve net bir bilgilendirme yapmasının zorunluluk olduğunu dile getirdi.