EKONOMİ - 08 Mayıs 2026 Cuma 14:39

Bakan Bolat: "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız"

A
A
A
Bakan Bolat: "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız"

İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen "Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi", Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İş dünyası temsilcileri, ekonomistler ve sektör uzmanlarını bir araya getiren zirvede, Türkiye’nin ihracattaki büyüme hedefleri, küresel ticaretteki yeni stratejileri ve bölgesel ekonomik gelişmeler ele alındı.


Türkiye’nin her yıl artış gösteren ihracat rakamları ve stratejik ticari hamlelerinin ana gündem maddeleri arasında yer aldığı zirvede, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda ekonomide kaydedilen ilerlemeler değerlendirildi. Türkiye’nin küresel pazardaki rekabet gücü, yeni ticaret adımları ve dış ticarette izlenecek yol haritası uzman isimlerin katkılarıyla masaya yatırıldı. Özellikle küresel ticaret savaşları, enerji arz güvenliği, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve bölgesel gelişmelerin ekonomiye etkilerinin ele alındığı oturumda, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin ardından enerji ve lojistik hatlarının güvenliği küresel ticaretin en kritik başlıkları arasında değerlendirildi. İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan gerilimlerin bölge ekonomisine etkileri ile enerji piyasalarında oluşabilecek riskler de zirvede geniş kapsamlı şekilde münazara edildi.


Programda ayrıca Türkiye’nin ihracat vizyonu, yeni pazarlara açılım stratejileri ve değişen küresel ekonomik dengeler çerçevesinde iş dünyasının önündeki fırsatlar ele alındı. Katılımcılar, Türkiye’nin jeopolitik konumu sayesinde bölgesel ticaret ve lojistikte stratejik bir merkez olma konumunu güçlendirdiğine dikkat çekti.


Zirve kapsamında gerçekleştirilen özel oturumda Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat gazetecilerin sorularını yanıtladı.


Bakan Bolat, Hürmüz Boğazı ve İran, İsrail, Amerika çatışmasına gelinceye kadar dünya resmine bakıldığında çok çalkantılı bir süreçten geçildiğini aktararak, " 2008-2009 dünya finans ve ekonomi krizi, ardından egemen borç krizi, Türkiye’de yaşadığımız Gezi olayları, darbe girişimleri, kanlı darbe girişimleri, ardından COVID krizi dünyayı sarstı. COVID’den bir yıl sonra enflasyon patlaması yaşandı bütün dünyada. Bir yıl sonra Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdi, bu büyük bir enerji fiyat ve arz krizine yol açtı, gıda fiyat ve arz krizine yol açtı. Bir yıl sonra biz tarihimizin en yıkıcı iki deprem felaketiyle maruz kaldık ve büyük bir 53 bin can kaybı ve 11 vilayetimizin ağır fiziki yıkımı, 120 milyar dolarlık bir bütçe ihtiyacı ve kısa sürede 13.5 milyon insanın rahatlatılması, ev ve iş yerlerine kavuşturulması. Derken geçen yılın başından bu yana da emtia fiyatlarında büyük artışlar ve ticaret savaşları, gümrük vergisi savaşları, ticaretteki korumacılık rüzgarının çok hızlı esmesi, buna karşı ülkelerin içine kapanması, ülke gruplarının bloklaşması, Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği’ndeki çalkantılar ve bu süreçte Dünya Ticaret Örgütü’nün etkisizleşmesi ve geçen yıldan itibaren başlayan Hindistan-Pakistan, Pakistan-Afganistan, İsrail’in İran’a saldırıları, ondan sonra da 70 gün önce patlak veren ABD-İsrail ortaklaşa İran’a saldırılar, İran’ın bu saldırılara mukabele etmesi, direnç göstermesi ve bunu Ortadoğu ülkelerine, Körfez ülkelerine de yayarak ve de Hürmüz Boğazı’nı da kapatarak büyük bir çalkantıya yol açması" diye konuştu.



"Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız barışı sağlamak için büyük uğraş verdi"


ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının 1973 birinci petrol krizi, 1979 ikinci petrol krizi ve 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği enerji arz ve fiyat krizleri hepsinin toplamından daha yıkıcı, daha büyük bir krize yol açtığının altını çizen Bolat, " Dünyadaki doğalgazın yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçerek dünyaya satılıyordu. Dünyadaki gübre arzının, petrokimya ürünlerinin yaklaşık üçte birine yakın bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu ve dünyaya satılıyordu. Şimdi Hürmüz Boğazı’nda gemilere saldırılar başlayıp ve Hürmüz Boğazı’nı İran kendi direnişi için bir koz olarak kullanmaya başlayınca piyasalarda aniden arz krizi endişesi ve fiyatlarda yukarı doğru hızlı tırmanış başladı. Petrol varili 63-64 dolardı geçen yılın sonlarında, 117-120 dolara kadar yükseldi neredeyse yüzde 80-90 yüze yakın artış. Bunu aynı şekilde doğalgaz izliyor. Gübre fiyatları, petrokimya fiyatlarında yüzde 70-80 artışlar var. Bugün her ürünün üretiminde kimyasal ürün vardır. Petrokimya ürünleri de birçok sektöre hammadde ve girdi oluşturur. Gübre ise yediğimiz içtiğimiz her şeyin temel ihtiyacı olan bir madde. Dolayısıyla etkiler olarak bir; enflasyona maalesef olumsuz artış etkisi. İkincisi; piyasada bulunamama arz sorunu etkisi dünya için konuşuyorum, biz de onun bir parçasıyız. Üçüncüsü de; özellikle ülkeler arasında ticaretin zayıflaması, azalması ve ekonomik büyümenin azalması gibi olumsuz etkileri beraberinde getirdi. Önce şöyle zannedilmişti; ABD, İsrail, İran’da birkaç gün içinde rejimi düşürür veya iki taraf bir iki hafta vuruşur sonra ateşkes sağlanır gibi kısa sürer umuduyla bakılıyordu. Türkiye bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız ve ekipleriyle beraber barışı sağlamak için, ateşkes sağlamak için gerçekten büyük uğraş verdi, hala da vermeye devam ediyor. Türkiye, Pakistan, Mısır gibi dost ve kardeş ülkeler. Şu anda gelinen noktada işte müzakereler ya da diğer adıyla pazarlıklar devam ediyor." dedi.



"İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız"


Hürmüz Boğazında yaşananların Türkiye üstündeki etkilerine de değinen Bakan Bolat, "Biz bu ülkelere komşu ülkeyiz ve öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, herkes şöyle haritayı zihninde canlandırsın: Kuzeyinde mini bir dünya savaşı Rusya-Ukrayna, batıda yıllarca sürmüş bir Balkan savaşları, doğuda Azerbaycan ile Ermenistan arasında, Azerbaycan’ın Karabağ toprağını kurtarmak için 32 yıllık işgal ve sonrasında kurtarılması, güneyimizde Suriye, Irak’ta geçmiş, yakın geçmişte yaşananlar; İsrail’in Filistin’deki, Gazze’deki, Batı Şeria’daki katliamları, soykırımı; Suriye’ye, Yemen’e, Lübnan’a saldırıları, Katar’a gidip orada bombalama yapması vesaire. Böyle bir coğrafyada bir ülke yıldız gibi parlıyor. Gerçekten Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve dirayetli yönetimiyle 23 senede 40 yıllık terörü yok etmiş ve Türkiye topraklarında vatandaşlarımızın tırnağına zarar gelmeden bu savaşlardan Türkiye’yi ve halkımızı ayrı tutmuş, korumuş, terörü yok etmiş, huzur ve asayişi sağlamış ve yılda da ortalama yüzde 5.4 büyüme sağlamış bir ülke. Ve milli gelirini 238 milyar dolardan 1.6 trilyon dolara 6 kat çıkarmış, kişi başına milli gelirini 3.600 dolardan 18.040 dolara çıkarmış, 5 katından fazla. İhracatını da mal ve hizmet toplamı olarak 2002’deki 50 milyar dolardan 396 milyar dolara geçen yıl taşımış bir ülke. Ve de dış politikasıyla, savunma sanayisiyle, güçlü ordusuyla herkesin kendisini ortak görmek istediği, müttefik görmek istediği, istikrarına gıptayla baktığı ve rol model aldığı, almaya çalıştığı bir ülke konumundayız" değerlendirmesinde bulundu.



"Allah’a çok şükür ürünlerde kimse bir arz sorunu yaşamadı"


Savaşın başlamasıyla beraber birçok ülkede benzin kuyrukları, mazot kuyrukları, elektrik kesintileri, gübre arz paniği ve home ofis , home eğitim çalışmalarına dönüşler gibi uygulamaların yaşandığına dikkat çeken Bolat şunları söyledi:


"Biz de hükümetimizin bu dirayetli, güven verici politikaları ve arz tedariğinde önceden yaptığı tedarikler nedeniyle Allah’a çok şükür ne mazotta, benzinde, uçak yakıtında, elektrikte, doğalgazda, gübrede, petrokimya ürünlerinde kimse bir arz sorunu yaşamadı. Fiyat artışları bu saydığımız ürünlerde dünyadaki fiyatların artışlarından dolayı yaşanan bir durum. Kendi malımız değil sonuçta, ithal ederek almak zorundayız ve üretimimizin yetmediği yerde de ithal etmek zorunda kaldığımızda dünya fiyatlarını ödemek zorundayız. Bunu alanlar da buradaki maliyetleri fiyata yansıtmaya çalışıyor o anlamda. Ve biz ihracatta gübre ihracatını durdurduk hemen dakika bir bu savaş başlar başlamaz. Tarım ve Orman Bakanlığımızla koordine hareket ettik, Ekonomi Koordinasyon Kurulu sürekli tedbirler, aksiyonlarla ilgili toplantılar yaptı ve gübre ithalatında gümrük vergisini sıfırladık. Kim bulabiliyorsa, alabiliyorsa dünyanın değişik yerlerinden sıfır gümrükle getirsin olarak. Antrepolarda 350 bin ton gübre vardı, bunların da yurt dışına çıkışını yasakladık ve içeriye satışına izin verdik. Bu tedbirlerle gübrede, petrokimya ürünlerinde, akaryakıtta, uçak benzininde hiçbir sıkıntı olmadı. Birçok hava yolları uçak benzin maliyetlerinden dolayı seferlerini çok azaltıyor ve kimi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken bizim hava yollarımız çalışmaya devam ediyorlar."



"Cumhuriyet tarihinin ikinci en yüksek aylık rekorunu elde ettik"


Körfez Ülkeleri ile olan ticarette yaşananları da aktaran Bolat, "Körfez ülkeleriyle ticaretimizde de şunu gördük; ilk ay bir şok ayıydı Mart ayı, orada yüzde 35 bir ihracat azalması yaşadık o ve Körfez ülkelerine yaptığımız ihracat 1.5 milyar dolara geriledi. Ama Körfez ülkelerinin ihtiyaçları arttığı için ve birçok başka ülkelerden de Hürmüz Boğazı’nı geçip tedarik edemedikleri için Türkiye’den siparişler arttı. Avrupa’dakiler Uzak Doğu’dan ya da Körfez’den alamadıkları ürünler olunca oradan siparişler artmaya başladı. Harika bir Nisan ayı geçirdik ve ihracatımız Nisan ayında yüzde 22.5 artışla ve nette de 4.8 milyar dolar artışla 25.6 milyar dolara yükseldi. Haziran rekoru kırdık, Cumhuriyet tarihinin ikinci en yüksek aylık rekorunu elde ettik. Geçen Aralık ayında da 26.4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihi 103 yılın, 1230 ayın rekorunu kırmıştık" dedi.


Bakan Bolat, perşembe ve cuma günlerinin en önemli ihracat günleri olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:


"Bu yılın önemli bir özelliği; milli bayramlar, dini bayramlar hep hafta ortasına geldi, bizim iş günlerimiz gidiyor. Arada da bir iki gün olduğunda köprü yapıyorlar, birleştirme tatil yapıyorlar; bayağı bir zarar görüyoruz. Ocak ayı 1-2 Ocak öyle oldu, Perşembe Cuma bizim en önemli ihracat günlerimiz. Derken Ramazan Bayramı yine hafta arasına geldi. Şimdi biz Haziran’da bütün ilk üç ayı izale ettik, artı yüzde 3 artışa geçtik dört aylıkta rekordayız 88.6 milyar dolarla. Ama Mayıs böyle bizim için biraz zor geçecek gibi. Geçen yıl Mayıs’ta 20 iş günü vardı, bu yıl Mayıs’ta sadece 14 iş günü var. 1 Mayıs Cuma’ya geldi, bizim 1.5 milyar dolar ihracat yaptığımız gün gitti. 19 Mayıs Salı’ya geliyor, Kurban Bayramı 9 gün tatil; bize kalıyor 14 iş günü. Geçen yıl da o zamanın rekor ayı 24.8 milyar dolardı Mayıs rekorumuz ve Cumhuriyet rekoruydu. Ama talepteki bu canlılıkla kesinlikle altta kalacağımız mukadder ama biz Haziran ayında bunun acısını çıkaracağız. Haziran ayında milli bayram, dini bayram yok bu sene. Geçen yıl Kurban Bayramı Haziran’a gelmişti, baz etkisi bu defa lehimize çalışacak. İnşallah 25-26 milyar dolarla Mayıs’taki kaybı telafi edeceğiz ve yani yıllık hedeflerimiz doğrultusunda devam edeceğiz."



Bakan Bolat: "İstikrarına gıptayla bakılan ve rol model alınan bir ülke konumundayız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Canice katledilen Mihriban Yılmaz’ın katili ve suç ortaklarına ağırlaştırılmış müebbet talebi İzmir’in Bornova ilçesinde kaybolduktan 14 gün sonra cesedi ormanlık alanda gömülü bulunan Mihriban Yılmaz cinayetine ilişkin hazırlanan 36 sayfalık iddianame, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede; cinayeti tasarlayarak işlediğini itiraf eden katil zanlısı Fatih İ. ile ona yardım ve iştirak eden 4 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İzmir’in Bornova ilçesinde 29 Aralık 2025 tarihinde gizemli bir şekilde kaybolan ve 14 gün süren geniş çaplı arama çalışmalarının ardından ormanlık alanda toprağa gömülü halde cansız bedeni bulunan Mihriban Yılmaz cinayetinde adli süreçte önemli bir gelişme yaşandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde hazırlanan 36 sayfalık iddianame, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, kan donduran cinayetin tüm ayrıntıları ve istenen cezalar netlik kazandı. Olayın ardından tutuklanan ve ilk ifadelerinde iddiaları reddetmesine rağmen daha sonra suçunu itiraf eden 27 yaşındaki Fatih İ.’nin, maktule karşı takıntılı duygular beslediği ve cinayeti baştan tasarladığı ortaya çıktı. İddianamede, sanığın asıl amacının genç kadını yanına çekerek cinsel saldırıda bulunmak ve ardından öldürmek olduğu vurgulanırken, komşusu R.Ç. ile eşi R.Ç.’nin ise ikili arasındaki buluşmayı organize ederek olaya zemin hazırladıkları, olay gecesi yapılan yoğun telefon trafiğiyle tespit edildi. Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanık Fatih İ. hakkında "tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "nitelikli cinsel saldırı" suçundan ise 12 yıla kadar hapis cezası talep etti. Cinayete iştirak ettikleri belirlenen sanığın kardeşi Ö.İ. ile buluşmayı sağlayan komşu çift R.Ç. ve R.Ç. hakkında da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken, suça yardım ettiği öne sürülen amca H.İ. için 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
Samsun Psikoloğa bıçaklı saldırıya Samsun’dan tepki Hakkâri’de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasında görev yapan bir psikoloğa bıçaklı saldırı gerçekleştirilmesine Samsun’da yapılan basın açıklamasıyla tepki gösterildi. Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına Türk Psikologlar Derneği Samsun Şubesi, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER), Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri katıldı. Açıklamayı okuyan Türk Psikologlar Derneği Samsun Şube Başkan Yardımcısı Gamze Sırmalı Karabulut, "Her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" dedi. "Çalışma ve güvenlik şartları değerlendirilmeli" Karabulut açıklamasında, "İki gün önce kamuoyuna da yansıyan haberlerde, Hakkâri Gazi Mahallesi’nde bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasında görev yapan bir psikoloğa yönelik bıçaklı saldırı gerçekleştiği bilgisi yer aldı. Yaşanan bu olay hepimizi derinden üzmüş, çalışma alanlarımızdaki güvenlik ve çalışma şartlarını yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılmıştır. Her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" denildi. "Sosyal risk haritası çalışması yeniden değerlendirilmeli" Açıklamada son dönemde yürütülen sosyal risk haritası çalışmasının da tekrar ele alınması istenerek, "Çalışan güvenliğini önceleyen tedbirlerin alınmasını, işçi sağlığı ve güvenliği uygulamalarının güçlendirilmesini, yeterli personel ve teknik altyapının sağlanmasını, etik, hukuki ve mesleki ilkelerin titizlikle gözetilmesini, çalışanların görüş ve önerilerinin karar süreçlerine dahil edilmesini, sosyal hizmet alanındaki yapısal eksikliklerin giderilmesini, sosyal risk haritalaması çalışmalarının meslek örgütleri, akademi ve saha çalışanlarının katılımıyla yeniden değerlendirilmesini, risk tespiti kadar koruyucu-önleyici ve güçlendirici müdahale mekanizmalarının da geliştirilmesini, sahada görev yapan personelin fiziksel, psikososyal ve mesleki güvenliğini esas alan uygulama standartlarının oluşturulmasını talep ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Topkapı Sarayı Haremi’nde Yeni Dönem: ‘Cariyeler Taşlığı’ ziyarete açıldı Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’ kapsamlı restorasyon ve tefriş çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı. Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri buralarda kullandık. Bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturduk" dedi.Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Topkapı Sarayı Harem’i, yapısal olarak ‘haremde yaşayanlar’ ve ‘hareme hizmet edenler’ olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Harem’e hizmet eden erkek görevliler ‘karaağalar’, kadın görevliler ise ‘cariye’ olarak tanımlanıyor. Cariyeler, harem düzeninin ikinci halkasında yer alıyor. Bu yapı içerisinde konumlanan Cariyeler Taşlığı, haremde gündelik hayatın sürdüğü merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.İlk kez bütüncül bir anlatımla ele alındıGezi güzergahında yer almakla birlikte bugüne kadar sınırlı erişime açık kalan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte ilk kez kapsamlı bir kurguyla ziyaretçilere sunuldu. Yeni düzenleme ile ziyaret süresine yaklaşık 20 dakika eklenirken mekanın mimari bütünlüğü üzerinden saray içi yaşamın tüm aşamaları okunabilir hale getirildi. Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı, üç kadınefendi dairesi, cariyeler koğuşu, çamaşırhane, mutfak, kiler, hamam, kahve ocağı ve yardımcı birimlerden oluşan çok katmanlı bir yapıya sahip. Gündelik hayatın sürdüğü bu merkezde cariyeler; dil ve din eğitiminin yanı sıra adab-ı muaşeret, el sanatları ve hizmet alanlarında yetiştirilir aynı zamanda dinlenme ve eğlenme imkanı buluyordu. Öte yandan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Topkapı Sarayı’nın kapalı olduğu salı günleri dışında her gün 09.00-17.30 saatleri arasında, mevcut ziyaret düzeni kapsamında ek ücret alınmaksızın gezilebilecek."Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta"Restorasyon çalışmasıyla ilgili bilgi veren Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bugün bu önemli mekanların ziyaretçiyle buluşması için bir aradayız. Topkapı Sarayı’nın şu an Cariyeler Taşlığı olarak bilinen çok önemli bir avlusundayız. Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta. Zira Harem bölümü zaten Topkapı Sarayı’nın hem yerli hem yabancı ziyaretçi tarafından en çok merak edilen bölümü, burası da onun kalbi. Hemen ileride sol tarafta Padişah Hanımlarının daireleri bulunuyor. Burada yanımızda bulunan koğuşlarda da Cariye Koğuşları bulunuyor. Bu cariyeler biliyorsunuz; Valide Sultan’dan başlamak üzere Osmanlı sarayında, Osmanlı hareminde; Valide Sultan’dan, Kadın Efendilerden, padişah ailesinin hizmetinde bulunan özel görevliler" dedi."Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait"Restorasyonu yapılan mekanın 17’inci yüzyılın sonuna ait olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu noktada da buradaki gerek mimari kompozisyon gerekse içeride sergilemiş olduğumuz taşınabilir eserler bize çok ciddi fikir veriyor. Bu noktada alınmış olan eğitimler, burada uygulanmış olan pratikler, ritüellerin hepsiyle ilgili biz de bu eserleri ziyaretçimizle buluşturacak bir kürasyon düzenini benimsedik. Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait. Yani Harem yangınından, 1660’lı yılların sonunda gerçekleşen Harem yangınından sonra kurulan düzen. Bu yönüyle çok önemli. Hatırlayacaksınız; geçtiğimiz yıl bu vakitlerde de hemen bu duvarın arkasında olan aynı döneme ait Kara Ağalar Taşlığı ve bağlı birimleri ziyaretçiyle buluşmuştu" şeklinde konuştu."Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı"Restorasyon çalışmasının 6 yıl sürdüğünü belirten Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Aradan geçen bir yılda gerçekten yerli ve yabancı ziyaretçinin olağanüstü bir teveccühüyle karşılaştık. Zira bu alanlar Topkapı Sarayı Haremi’nin hiç görülememiş alanları ve çok özgün alanları. Aynı durum burası için de geçerli. Hem geleneksel fonksiyonu olarak hem de saray düzenindeki yeri olarak bugüne kadar ziyaretçiyle buluşmamış yerlerdi. Burada yürütmüş olduğumuz restorasyon çalışmaları 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadığını söyleyebiliriz. Bunun içinde tabii ki öncelikli olarak mimari restorasyonlar var. Yaklaşık 350 yaşında olan binalardan söz ediyoruz" ifadelerini kullandı."Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var"Onarımı yapılan bölümde çini sanatının muazzam örneklerinden eserler olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu binaların fonksiyon olarak da birbirinden çok farklı ve kompleks yapılar olduğunu ifade etmemiz gerekir. Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var. Vitrayların sarayın en eşsiz vitraylarının burada olduğunu görüyoruz. Kalem işlerinde, özellikle erken dönem kalem işlerinin muazzam örnekleri yine burada bulunuyor. Ancak bu mekanların dışında özellikle hizmete yönelik arkamızdaki çamaşırhane, mutfaklar gibi bölümlerde ise mimari yapının çok daha kuvvetli olduğunu ama süslemenin daha düşük olduğu mekanlar da var. Dolayısıyla kompleks ama çok öğretici bir restorasyon sürecini biz burada meslektaşlarımızla yerine getirdik" diye konuştu."Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz"Onarım sonrasında 700 parça eserin bir araya getirildiğini söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Taşınabilir eserler anlamında, burada sergilediğimiz koleksiyon eserleri anlamında yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz. Bu bizim açımızdan çok önemli; zira burayla ilgili temel verileri, arşiv verileri ve keşif defterlerinin yanında burada kullanılmış olan bu koleksiyonlar oluşturuyor. Biz bu koleksiyonlardan burada, özellikle Cariyeler bölgesinde buranın da bir okul olduğunu hiç unutmayalım aynı Enderun’daki koğuşlar gibi burası da buraya seçilmiş olan cariyelerin Acemioğlanlar Koğuşu’ndan başlamak suretiyle Gedikli Cariye olana kadar bir öğretim sürecinden geçtikleri bir dönem. Bu noktada aldıkları yabancı dil öğretimleri, el becerileri eğitimleri, geleneksel sanatlar ve musiki gibi pek çok alanda aldıkları eğitimlerin yansımasını gösteren eserleri de taşınabilir olarak sergiliyoruz" ifadeerini kullandı.
Kars Sarıkamış’ta dev yatırım: 25,5 Milyon TL’lik Suni Karlama hamlesiyle 5’inci pist güçleniyor Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden biri olan Sarıkamış Kayak Merkezi’nde suni karlama altyapısını güçlendirecek dev yatırım için imzalar atıldı. Yaklaşık 25 milyon 588 bin 919 TL bedelli proje kapsamında 5 numaralı pistte eksik kalan 21 adet direk tipi karlama makinesi kurulacak. Proje kapsamında daha önce altyapısı hazırlanan hatta 21 adet menhol imalatı gerçekleştirilecek. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte 5 numaralı pistte modern suni karlama sistemi tam kapasiteyle hizmet verecek. AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Sarıkamış’ın son yıllarda turizmde önemli bir ivme yakaladığını belirterek, yapılan yatırımların bölgenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Çalkın, "Allah’a hamdolsun her gün yeni bir proje için bir araya geliyoruz. Valimizin başkanlığında bugün yine önemli bir protokol imzalıyoruz. Sarıkamış turizmi hem Kars hem de ülkemiz için önemli bir potansiyele sahip. Kafkasya’nın en güzel kayak merkezi diyoruz. Türkiye’de artık önemli bir konuma oturdu. Bunun altında büyük bir emek ve özveri var. Sadece kayak tesislerinin güçlendirilmesi değil, yıllardır sürdürülen altyapı çalışmaları, Doğu Ekspresi’nin güçlendirilmesi, Kars’taki turizm altyapısının geliştirilmesi ve Sarıkamış Kayak Merkezi’nin desteklenmesi bu başarının temelini oluşturuyor" dedi. Cumhurbaşkanı’nın talimatları doğrultusunda Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle önemli yatırımların hayata geçirildiğini ifade eden Çalkın, "Yeni protokolle birlikte kar tesisimizi daha da büyüterek kayak merkezimizi güçlendirmeye devam ediyoruz" diye konuştu. Kars Valisi Ziya Polat ise projelerin güçlü devlet desteğiyle yürütüldüğünü ifade ederek, Sarıkamış’ın dünya markası olma yolunda hızla ilerlediğini kaydetti. Vali Polat, "Bu imzaların arkasında devletimizin ve hükümetimizin güçlü desteği var. On yılların hayali olan suni karlama tesisinde geçen yıl 4 ve 5’inci pistlerin önemli bölümü tamamlandı. Şimdi ise 5’inci pistte eksik kalan 21 direk tipi karlama sisteminin ihalesini yaptık. En kısa sürede 4 ve 5’inci pistler tamamen suni karlama sistemiyle buluşacak" ifadelerini kullandı. Sarıkamış’ın kristal karı ve sarıçam ormanlarıyla uluslararası ölçekte dikkat çeken bir merkez olduğuna vurgu yapan Polat, "Dünya markası olmak istiyorsanız suni karlama artık olmazsa olmaz. Altyapımız güçlü, otel kapasitemiz her geçen gün artıyor. Kars artık bir turizm şehri oldu. Bu yıl 600 binin üzerinde turisti ağırladık. Hedefimiz bu yıl 1 milyon, önümüzdeki 3 yıl içerisinde ise 2 milyon turist sayısına ulaşmak" şeklinde konuştu. Tamamlanacak yatırımla birlikte Sarıkamış Kayak Merkezi’nin sezon süresinin uzatılması, kar garantisinin artırılması ve yerli-yabancı turist sayısında önemli artış sağlanması hedefleniyor. Kars Valiliği Toplantı Salonu’nda imza törenine Vali Ziya Polat, Milletvekili Adem Çalkın, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Fatih Tekcan ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Başköylü katıldı.
Kayseri Melikgazi’de Osman-Fatma Fırıncı Cami ibadete açıldı İlçeye farklı alanda rekor hizmetler kazandıran ve birçok projenin de yakında açılışını yapacak olan Melikgazi Belediyesi, Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde hayırsever işbirliği ile yapımını tamamladığı Melikgazi Belediyesi Osman-Fatma Fırıncı Cami’nin açılış törenini gerçekleştirdi. Caminin 615 kişilik cemaat kapasitesiyle mahalle sakinlerinin büyük bir ihtiyacını karşılayacağını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Allah’ın izniyle bu yazın ilk açılışını yaptık. İnşallah yazın sonuna kadar nasip olursa hemen hemen her hafta bir açılış yapacağız. İki okul, cami, kuran kursu, sosyal tesis, Sanat Melikgazi olmak üzere 20’ye yakın projemizin açılışını yapacağız. Yıldırım Beyazıt Mahallemizde kentsel dönüşüm çalışmalarımız da hızla devam ediyor. Şu an 2. Etap bitmek üzere 3. etap çalışmalarımıza da anlaşmalar yaparak devam ediyoruz. İnşallah 3. Etap da Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bakanlarımızın onayını aldıktan sonra başlayacak. Bu bölgeye bir park, bir sosyal tesis de kazandıracağız. Bu mahallemize 2 okul yaptık şuanda hizmet vermeye devam ediyor. 2 okul daha yapacağız, birinin kaba inşaatı bitmek üzere, diğerinin de temelini atacağız. Dolayısıyla Yıldırım Beyazıt Mahallemize 4 okul yapmış oluyoruz. 6 sene içerisinde camiler ve Kur’an kursları yaptık. Borcu olmayan kredi çekmeyen belediyelerden biriyiz. Bu cami için hayırseverimize ve evlatlarına teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Türkiye’de hayırseverle en çok proje yürüten belediyeyiz. Belediyecilik hizmetlerimizde Kayseri’nin birinci çıkacağını düşünüyorum. Çocuklarımıza İslami ve ahlaki değerlerimizi anlatmamız lazım. Aile yapımızı korumamız için bu camilerimiz çok önemli. Camimiz ilçemize ve mahallemize hayırlı olsun." dedi. Hayırsever Mehmet Fırıncı ise, "Bu camiyi yapmayı bize nasip eden Rabbimize şükürler olsun. Burayı hayata geçirmemizde büyük desteği olan Mustafa Palancıoğlu Başkanımıza çok teşekkür ederim. Projede emeği geçen herkese ve bize maddi manevi destek olan hayırsever dostlarımıza çok teşekkür ederim. Camiimizin hayırlı olmasını dilerim." diye konuştu. Kayseri İl Müftüsü Durmuş Ayvaz ise caminin yapımında emeği geçen herkese teşekkür edip hayırlı olmasını dileyerek Kayseri’nin çok şanslı olduğunu ve 4-6 yaş Kur’an Kursu başarısında Kayseri’nin Türkiye birincisi olduğunu da sözlerine ekledi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç da bir konuşma yaparak, "Kayseri’de güzel işlere imza atılıyor. Gerek Büyükşehir’imiz gerekse ilçe belediyelerimiz belediyeciliğin en güzel örneklerini hayata geçiriyor. Yıldırım Beyazıt Mahallemiz gerçekten gelişen güzelleşen mahallelerimizden bir tanesi. Değerli Mustafa Palancıoğlu Başkanımızın yaptığı güzel işlerle birlikte burası bir cazibe merkezi haline geldi. Gece gündüz demeden çalışıyoruz. Tüm Kayseri belediyeleri olarak birlik ve beraberlik içinde güzel işlere imza atıyoruz. Bu güzel eserimizin hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim." diye konuştu. AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ise, "Mustafa Palancıoğlu Başkanımızın cami yapımı konusunda belli bir tecrübeye ulaşmış ciddi bir ekibi var. Caminin mimarisi noktasında mimar arkadaşımız muhteşem bir iş çıkarmış. Durum onu gösteriyor ki bundan sonra yeni cami açılışlarında, kütüphane açılışlarında bir arada olacağız." dedi. Melikgazi Belediyesi Osman - Fatma Fırıncı Cami’nin, mimarisi ve mahalleye kattığı değer ile farklı bir güzellik oluşturduğunu belirten Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise, "Bu Cuma günü muhteşem bir caminin açılışında beraberiz. Anne babalarının adına değerli kardeşlerimizin yaptırdığı bu cami, göze hoş gelen, mahalleye değer katan mimarisiyle farklı bir yapı. Dolayısıyla şadırvanıyla, çevre düzenlemesiyle bölgeye farklı bir güzellik katmış. Bu milletin iman dolu kalbi bu camileri yapmaya devam edecektir. Kayseri’de bu manada sorumluluğunu bilen insanların sayısı çok fazla. Anne ve babalarının ardından her zaman dua edilecek böyle bir eser yaptıran kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Melikgazi Belediye Başkanımızı özellikle bu tür eserlere vesile olmak için verdiği çabadan dolayı tebrik ediyorum. Hayırlı, uğurlu olsun." dedi.