KÜLTÜR SANAT - 13 Nisan 2026 Pazartesi 13:03

Bakan Ersoy: "Yazma eserler bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir"

A
A
A
Bakan Ersoy: "Yazma eserler bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin yazma eser envanterinin 784 bini aşması ve 13 milyonu geçen dijital erişim verileriyle kültürel mirasta tarihi bir eşiğe ulaşıldığını belirterek, "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" dedi.


"Mazimizin Bekçisi Ahmet Süheyl Ünver Sergisi", Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen törenle açıldı. Açılışa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti İstanbul Milletvekili Sevan Sıvacıoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Süheyl Uçar ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz ile ilim insanları, araştırmacılar ve çok sayıda davetli katıldı.



"TÜYEK 784 bini aşkın yazma ve nadir matbu eseriyle dünyanın en büyük yazma eser hazinelerinden birini yönetmektedir"


Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yürüttüğü dijitalleşme çalışmalarına ilişkin verileri açılış konuşmasında paylaşan Bakan Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nin (TÜYEK) 784 bini aşkın yazma ve nadir matbu eserle dünyanın en büyük yazma eser hazinelerinden birini yönettiğini ifade etti. Kurum tarafından hayata geçirilen dijital platformda 640 bin eserin künye bilgisinin yer aldığını, 483 bin 600 yazmanın ise dijital görüntüsüyle erişime açıldığını belirten Ersoy, bu yapısıyla platformun dünyanın en kapsamlı yazma eser veri tabanlarından biri haline geldiğini söyledi.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "TÜYEK’in dijital külliyatına kayıtlı kişilerin sayısı 27 bine yaklaşırken ziyaretçi sayısı ise 1 milyon 155 bine ulaşmıştır. Sitedeki eserlerin görüntülenmesi 5 milyon 218 bin gibi rekor bir rakama ulaşmıştır. Toplamda 13 milyonu aşan toplam sayfa görüntüleme rakamlarıyla, kültürel mirasımızın küresel ölçekte ilgi gördüğünün en güçlü göstergelerinden biri haline gelmiştir" dedi.



"357 cilt ve 244 bin 194 sayfaya ulaşan kapsamlı bir külliyat ilim dünyasına kazandırıldı"


Yürütülen çalışmaların yalnızca koruma ile sınırlı kalmadığını vurgulayan Ersoy, kataloglama, dijitalleştirme ve ilmi neşir faaliyetleriyle büyük bir külliyatın ortaya konduğunu ifade etti. Bu kapsamda edebiyattan tarihe, hukuktan tıbba; İslam ilimlerinden matematik ve astronomiye kadar geniş bir alanda kaleme alınmış eserlerin tercüme, tahkik ve tıpkıbasım yöntemleriyle yeniden yayımlandığını belirten Ersoy, çalışmalar sonucunda 357 cilt ve 244 bin 194 sayfaya ulaşan kapsamlı bir külliyatın ilim dünyasına kazandırıldığını söyledi. Ersoy, ayrıca yayımlanan eserlerin e-kitap formatında ücretsiz olarak erişime açıldığını ve bu uygulamanın hem akademik çevreler hem de vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördüğünü dile getirdi.


Yazma eserlerin korunması ve ihyası çalışmalarına da değinerek Rami Kütüphanesi’nde kurulan restorasyon merkezinin bu alanda örnek bir yapı olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, merkezde bugüne kadar yaklaşık 5 bin eserin restore edildiğini, on binlerce eserin ise bakım, temizlik ve koruma işlemlerinden geçirildiğini belirtti.



"Yazma eserler bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir"


Yazma eserlerin taşıdığı değere dikkat çeken Ersoy, "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir. 1001 Eser Projesi ile medeniyetimizin başyapıtları yeniden gün yüzüne çıkarılırken yapılan tıpkıbasım ve çeviri çalışmaları sayesinde bu eserler yalnızca akademik çevrelerin değil, toplumun tüm kesimlerinin istifadesine sunulmaktadır" dedi.


Konuşmasında Ahmet Süheyl Ünver’in çok yönlü kişiliğine de dikkat çeken Bakan Ersoy, Ünver’in yalnızca bir hekim değil, aynı zamanda bir kültür hafızası olduğunu vurguladı. Ünver’in 1974 yılında bin 800’e yakın defterini, bin 250 dosyasını, 108 şahsi eşyasını ve çok sayıda levha ile arşiv materyalini Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesine bağışladığını hatırlatan Ersoy, bu koleksiyonun bugün bir medeniyetin hafızasını yansıtan eşsiz bir kaynak niteliği taşıdığını ifade etti.


Ordinaryüs unvanına sahip sayılı bilim insanlarından biri olan Ahmet Süheyl Ünver’in ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görüldüğünü belirten Ersoy, Ünver’in 2016 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında Vefa Ödülü’ne layık görüldüğünü, 1985 yılında ise Kültür Bakanlığı tarafından ödüllendirildiğini hatırlattı.



"Kıymetli hocamız adına hazırladığımız özel kitabımızı da 2 ay içerisinde yayınlamış olacağız"


Sergi kapsamında yeni projelerin de hayata geçirileceğini belirten Bakan Ersoy, "Bizler üstadımızın ‘mazisine sahip çıkan istikbaline yön verir’ düsturuyla hareket ediyoruz. Nesiller ve devirler arasındaki ilim, irfan, estetik köprüleri kurma amacıyla ortaya koyduğu hedefler bugün de önemini korumaktadır. Çünkü biliyoruz ki kökleriyle bağını koparan toplumların geleceğe güvenle yürüyebilmesi mümkün değildir. Bu sergi vesilesiyle yalnızca Ahmet Süheyl Ünver hocamızı anmakla kalmıyor, aynı zamanda onun temsil ettiği ilim, estetik ve vefa anlayışını da yeniden hatırlıyoruz. Bu kıymetli külliyatı gençlerimizin görmesini çok isterim. İnanıyorum ki bu sergi ziyaretçilerine yalnızca geçmişi göstermekle kalmayacak, aynı zamanda onları düşünmeye, araştırmaya ve bu büyük mirasa sahip çıkmaya davet edecektir. Bu büyük kültür insanının hatırasına yapacağımız faaliyetler bu sergiyle de sınırlı olmayacak. Sergi süresince kıymetli hocamızı yakından tanıyan uzman konukların, talebelerinin ve dostlarının hatıralarıyla programlar düzenleyeceğiz. Kıymetli hocamız adına hazırladığımız özel kitabımızı da iki ay içerisinde yayınlamış olacağız" diye konuştu.



Bakan Ersoy: "Yazma eserler bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türk Hava Yolları’nda devir teslim töreni gerçekleşti Türk Hava Yolları’nda uzun yıllardır görev yapan Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat ile Genel Müdür Bilal Ekşi, düzenlenen devir teslim töreniyle görevlerini Prof. Dr. Murat Şeker ve Ahmet Olmuştur’a devrettiler. Türk Hava Yolları’nda bugün devir teslim töreni düzenlendi. Türk Hava Yolları Genel Yönetim Binası’nda gerçekleştirilen törene; şirket yöneticileri, iştirak yöneticileri ve çalışanlar katıldı. Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat ile Genel Müdür Bilal Ekşi, düzenlenen devir teslim töreniyle görevlerini Prof. Dr. Murat Şeker ve Ahmet Olmuştur’a devrettiler. Bayrak taşıyıcının aile yaklaşımına yakışır bir atmosferde gerçekleşen törende, görevlerini devreden yöneticilere katkıları dolayısıyla teşekkür edilirken, yeni yönetime başarı dilekleri iletildi. "Bugünü yeni bir başlangıcın ilk günü olarak görüyorum" Görevini devreden Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat törende yaptığı konuşmada, "Bugünü yalnızca bir veda değil, bizden sonra gelecek arkadaşlarımızın çok daha uzak ufuklara taşıyacağı yeni bir başlangıcın ilk günü olarak görüyorum. Görevim boyunca sağladığınız destek için tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Genel Müdürlük görevini devreden Bilal Ekşi ise "Bugün görevimi devralacak olan yeni Genel Müdürümüzün bu devasa operasyonel yapıyı daha da ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum. Türk Hava Yolları ailesine gönül bağım daimi olacak" diye konuştu. "Bugün ülkemizin dünyadaki en güçlü temsili olan şirketin yönetimini devralıyoruz" Görevi devralan Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker ise konuşmasında, "Bugün ülkemizin dünyadaki en güçlü temsili olan şirketin yönetimini devralıyoruz. Bu başarıyı daha ileriye taşımak, en temel sorumluluğumuzdur. Küresel rekabetin sürekli arttığı bu ortamda en büyük gücümüz, sahip olduğumuz insan kaynağıdır. Türk Hava Yolları ailesinin her bir ferdi, bu büyük başarının kritik bir unsurudur. Birlikte üretme ve birlikte geliştirme fırsatı bulduğumuz yöneticilerime gelecekte de başarı diliyorum" ifadelerine yer verdi. Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğü görevini devralan Ahmet Olmuştur ise, "Bugün itibarıyla Türk Hava Yolları Genel Müdürü olarak görevi devralırken, sorumluluğumun büyüklüğünün farkındayım. Uzun yıllardır çeşitli kademelerinde görev yaptığım kurumumuzda kazandığım birikimi, bu yeni görevimde markamızın gücünü daha ileri taşımak adına kullanacağım. Görevi devraldığım Sn. Bilal Ekşi’ye ve Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Ahmet Bolat’a bugüne kadar sergiledikleri liderlik için teşekkür ederim" şeklinde konuştu.
Ankara "Lordlar Apartmanı" okurla buluştu Anadolu’nun derin hafızasından süzülen hikâyeleriyle tanınan yazar Sümer Tek, yeni eseri "Lordlar Apartmanı" ile edebiyat dünyasında güçlü bir yankı uyandırıyor. Mİ Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, yalnızca bir hikâye kitabı olmanın ötesinde, bir evladın babasına, köklerine ve geçmişine uzanan duygusal bir yolculuk niteliği taşıyor. Babası Talip Pınar’a ithaf edilen eser, daha ilk sayfalarından itibaren okuru derin bir iç hesaplaşmanın içine çekiyor. "Sessizlik sensizlikle yarıştı" sözleriyle başlayan kitap, kaybın, özlemin ve hatıraların insan ruhunda bıraktığı izleri çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. 17 hikâyede Anadolu’nun kalbi atıyor Toplam 17 hikâyeden oluşan eser, farklı coğrafyalardan ve hayat kesitlerinden besleniyor. Kayseri’nin köylerinden Ankara’nın sokaklarına, bozkırın yalnızlığından insanın iç dünyasına uzanan bu anlatılar, okuyucuya tanıdık ama derin bir yolculuk vadediyor. Kitabın ilk hikâyelerinden biri olan "Alev", bir babanın sevinciyle başlayan ancak aile, gelenek ve kimlik üzerine düşündüren bir anlatıya dönüşürken, "Divane" ve "Karyola" gibi hikâyeler, insan ruhunun kırılgan yanlarını çarpıcı metaforlarla ele alıyor. Bir Apartmandan fazlası: Bir soyun hafızası Eserin adını taşıyan "Lordlar Apartmanı", sadece bir mekânı değil, bir sülalenin hatırasını ve kimliğini temsil ediyor. Yazarın kendi ifadesiyle bu kitap, "bir sülalenin adını yaşatma çabası" olarak da öne çıkıyor. Her hikâye, bu büyük bütünün farklı bir parçasını oluşturuyor. Okuru sarsan bir duygusal derinlik Sümer Tek’in dili; sade ama derin, akıcı ama sarsıcı. Hikâyelerde sıkça karşılaşılan ölüm, hasret, aile bağları ve insanın iç dünyası gibi temalar, okurun kendi hayatına da ayna tutuyor. Özellikle taşra hayatının detaylı betimlemeleri, karakterlerin iç dünyasına yapılan güçlü geçişlerle birleşerek eseri yalnızca okunur değil, hissedilir kılıyor. Edebiyat dünyasında güçlü bir ses Daha önce çeşitli dergilerde yayımlanan hikâyeleriyle dikkat çeken Sümer Tek, bu kitabıyla anlatı gücünü daha geniş bir okur kitlesine ulaştırmayı başarıyor. "Lordlar Apartmanı", hem bireysel bir hafıza yolculuğu hem de Anadolu’nun kolektif hikâyesi olarak raflardaki yerini alıyor.