KÜLTÜR SANAT - 01 Eylül 2025 Pazartesi 13:49

Bakan Ersoy: "Yazma eserler TÜYEK çatısı altında toplanmalı"

A
A
A
Bakan Ersoy: "Yazma eserler TÜYEK çatısı altında toplanmalı"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ülkemizdeki yazma eserlerin Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığımız (TÜYEK) çatısı altında toplanması gerektiğine inanıyoruz’’ dedi.



329 el yazması ve yaklaşık 350 hat eserinden oluşan "Yazmaların Peşinde Bir Ömür: Nuri Arlasez" sergisi Rami Kütüphanesi’nde açıldı. Sergi açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, İslam Tarih-Sanat Araştırma Merkezi Direktörü Mahmut Erol Kılıç ve çok sayıda sanatsever katıldı.


Ersoy, konuşmasında Arlasez’in kültürel mirasa katkılarının yanı sıra yazma eserlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına ilişkin Bakanlığın yeni vizyonunu da kamuoyuyla paylaştı.


Bakan Ersoy, programın başında Arlasez’in koleksiyonuna ve bağışlarına da dikkat çekerek şu bilgileri verdi: "Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanemize bağışlanmış olan, tarihi ve sanat değeri çok yüksek 329 nadide el yazması, hat sanatımızın büyük ustalarının el emeği, göz nuru 350 hat levhası, Topkapı Sarayı’na bağışlanan ve ayrı ayrı her biri sanat eseri olan 232 işleme ve İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’ne bağışlanan 11 binden fazla fotoğraftan oluşan arşiv ve şahsi mektuplar İşte bu muazzam rakamların, ilimden sanata uzanan tarihi ve kültürel bu eşsiz hizmetin altında imzası olan isimdir Nuri Arlasez."


"Arlasez sadece bir koleksiyoner değil, bir kültür elçisidir"


Ersoy, Arlasez’in kültür mirasına olan tutkusunu ve bu mirası gelecek nesillere aktarma çabasını vurgulayarak, "Onun tutkusu kültür hafızamıza nice eser kazandırmış, onu zenginleştirip derinleştirmiştir. Bizler onu sadece bir koleksiyoner olarak değil, kültür mirasımızı omuzlayıp nesilden nesile ulaştıran bir elçi olarak görüyoruz. Nuri Arlasez bütün bunları büyük bir fedakarlıkla, titizlikle maddi varlığının tamamını, kendisine bir miktar dahi ayırmadan, bağışlarına sarf ederek yapmıştır." ifadelerini kullandı.


Bakanlık olarak kültür elçilerinin ve müelliflerin hatırasını yaşatmayı kendilerine bir görev edindiklerini vurgulayan Bakan Ersoy, "Yazmaların Peşinde Bir Ömür: Nuri Arlasez" sergisi ve kitabının, merhumun kültürel mirasa duyduğu derin sadakatin bir vefa ifadesi olarak hazırlandığını belirtti.


Ersoy, "İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi de arşivindeki fotoğraflardan yaptığı seçkiyi ve merhum Nuri Bey’in ünlü düşünür Arnold Toynbee ile mektuplaşmalarını istifademize sunarak bu sergi ve kitabın vücuda gelmesine çok değerli bir katkı sunmuştur. Kendilerine teşekkür ederken, ifade etmek isterim ki bu çalışmalar Nuri Arlasez’in engin birikiminin, özveri ve fedakârlıkla taçlandırılmış kültür ve medeniyet yolculuğunun mütevazı bir belgesidir. O, ait olduğu medeniyetin kutlu mirasına derin bir tutku duymuş; sahip çıkıp vefa göstermiştir. Bilinsin ki milletimizin değerlerine vefa gösterenler daima vefa görmüştür, bundan sonra da daima görecektir" dedi.


"Yazma eserler TÜYEK çatısı altında toplanmalı"


Konuşmasında yazma eserlerin yapısıyla ilgili önemli bir vizyon ortaya koyan Ersoy, "Bakanlık olarak ülkemizdeki yazma eserlerin tek bir çatı altında toplanması gerektiğini düşünüyoruz. O çatının da Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığımız (TÜYEK) olması gerektiğine inanıyoruz" diyerek yeni dönemin işaretini verdi.


TÜYEK’in yalnızca eser sayısıyla değil, uzman kadrosu ve uluslararası niteliğiyle de öne çıktığını söyleyen Bakan Ersoy, "Başkanlığımız, koleksiyonundaki yüz binlerce yazma ve nadir eserle, İslam ve Türk-İslam tarihinin bütün asırlarının; siyasi, kültürel ve etki coğrafyasının en büyük entelektüel hafızasını muhafaza etmektedir. TÜYEK; eserlerinin sayısı, bu eserlerin temel kaynak olma vasfı ve tarihî değerleri gibi hususların yanı sıra uzmanlarının niteliği ve sayısı itibarıyla da bugün bu alanda hizmet veren dünyadaki en büyük kuruluştur" dedi.


"Hem koruyoruz hem erişilebilir kılıyoruz"


Yazma eserlerin korunması, restore edilmesi ve dijitalleştirilmesi noktasında büyük çaba sarf ettiklerini belirten Ersoy, şu bilgileri paylaştı:


"Kendi koleksiyonlarımızdan 455 bin eserin dijitalini araştırmacıların istifadesine sunan web sitemiz, yek.gov.tr dünyanın en büyük yazma eser sitesidir. 2012 yılından bu yana, her biri sahasında önemli bir boşluğu dolduran 251 eser yayımladık ki bu eserler toplamda 337 cilt ve 237 bin 629 sayfaya ulaşan bir külliyat teşkil etmektedir."


Ayrıca son üç yılda 30 yazma eser sergisi ve yalnızca 2025 yılında 78 etkinlik düzenlendiğini aktaran Bakan Ersoy, bu programların kamuoyunda büyük ilgi gördüğünü belirtti.


TÜYEK’in koleksiyonunu sürekli büyüttüğünü ifade eden Bakan Ersoy, 2025 yılı Haziran sonu itibarıyla 406 yazma ve 907 nadir matbu eserin satın alındığını, 271 yazma eser ve 1823 nadir matbu eserin ise bağış yoluyla kazanıldığını açıkladı.


Yazmalar artık TÜYEK’e emanet


Konuşmasında devrim niteliğinde bir kararı da kamuoyuyla paylaşan Bakan Ersoy, "Bakanlığımıza bağlı bütün müze kütüphanelerimizdeki yazma eserlerin TÜYEK’e devri ile ilgili kararı imzaladık. Komisyonlar çalışmalarına başladı. En kısa sürede devir işlemleri tamamlanacak. Altını çizmek istediğim önemli bir nokta daha var. Başkanlığımıza devredilen kitapların, yine kendi alanında dünyanın en önde gelen kurumlarından biri olan Süleymaniye Kütüphanemizde depolanacağını da özellikle belirtmek isterim" dedi.


Müzelerdeki sergiler zenginleşecek


Yazma eserlerin müzelerde sergilenmeye devam edeceğini de hatırlatan Ersoy, bu eserlerin TÜYEK koleksiyonundan destek alacağını söyledi. Örnek olarak, "Türk ve İslam Eserleri Müzesi daha önce yalnızca kendi deposundaki 2-3 bin eser arasından tercihte bulunabilirken, şimdi başkanlığımız bünyesindeki yüzbinlerce yazma eser arasından seçim yapabilecek" dedi.


Bakan Ersoy, konuşmasının devamında özel koleksiyonlara sahip kurumlara da çağrıda bulunarak, "Kendi özel koleksiyonuna sahip bütün kurumlar eğer ki yazma eserlerin en iyi şekilde korunmasını ve onlardan istifade edilmesini istiyorlarsa ellerindeki eserleri TÜYEK’e devretmeli. Açık konuşalım bazılarının durumu hiç de iç açıcı değil. Ne uzman var ne restoratör Dolayısıyla bakım ve dijitalleşme çalışmalarından da söz edemiyoruz. Bu sebeple biz diyoruz ki bir an önce doğru adımı atsınlar ve bu eserleri kurtaralım. Ecdadımızın bizlere mirası olan nadide yazma eserlerimizi gelecek nesillere sağlıklı olarak aktarabilelim" şeklinde konuştu.


Konya Büyükşehir Belediyesi’nin bu alandaki öncülüğünü takdirle karşılayan Bakan Ersoy, "Koyunoğlu Yazma ve Nadir Matbu Eser Koleksiyonu’nu Başkanlığımıza devreden Sayın Uğur İbrahim Altay ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu örnek olmalı" dedi.


"İstanbul vefa demektir"


İstanbul Valisi Davut Gül, kentin en büyük değerinin kültür ve sanat insanları olduğunu vurguladı. İstanbul’un yalnızca coğrafi güzellikleriyle değil, kültür ve sanat insanlarıyla da kıymetli bir şehir olduğunu belirten Vali Gül, "İstanbul vefa demek. İstanbul’a değer katan bütün kültür ve sanat adamlarına müteşekkiriz" dedi.


Kültür ve sanat insanlarının kıymetinin bilinmesi, hatırlanması ve yeni nesillere tanıtılmasının vefanın bir göstergesi olduğunu dile getiren Gül, organizasyonu gerçekleştiren kurumlara ve programa katılanlara teşekkür ederek, "Başta organizasyonu yapan kurumlarımız olmak üzere bugün buraya gelen ve bize liderlik eden Bakanımıza ve tüm haziruna teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" ifadelerini kullandı.


Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz ise koleksiyoner ve bağışçıların hatırasını yaşatmanın önemine dikkat çekti. Yılmaz, yalnızca bu programda değil, pek çok etkinlikte koleksiyonerleri ve bağışçıları anmaya gayret ettiklerini belirterek, bunun hem bir vefa hem de gelecek nesillere bırakılacak örnekler açısından önemli olduğunu vurguladı.


Yılmaz konuşmasında, "Süleymaniye’ye Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bugünkü kurumsal yapısı itibariyle emanet edilen eserler, hassasiyetle korunuyor. Bağışlayanlar hayırla yad ediliyor. Yaşayan sanatçılarımıza; raflarımız, dolaplarımız, kütüphanelerimiz, kurumlarımız açık" ifadelerini kullandı.


İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi Direktörü Mahmud Erol Kılıç ise iki kurumun iş birliğiyle ortaya çıkan serginin önemine değinerek, "Nuri Arlasez hezarfen bir insandı; topladığı malzemeleri farklı kurumlara bağışladı ama en önemlisi milli duruş göstererek bu kıymetli eserlerin yurt içinde kalmasını sağladı" dedi.



Bakan Ersoy: "Yazma eserler TÜYEK çatısı altında toplanmalı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Yeni aldığı lüks aracının tadını çıkarmak isterken 140 bin TL ceza yiyen sürücü, çok sevdiği aracına 60 gün sonra kavuştu Hatay’da 3 buçuk milyon TL’ye satın aldığı lüks aracıyla drift atıp 140 bin TL trafik cezası yiyen Adem Kılınç, trafikten men edilen aracına 60 gün sonra kavuştu. Drift attığı için pişman olan Kılınç, aracını otoparkta her gün gidip gördüğünü ve temizlediğini söyledi. Antakya ilçesinde yaşayan Adem Kılınç, geçtiğimiz aylarda Antalya’dan 3.5 milyon TL değerinde yeni bir spor araba almıştı. Yeni arabasıyla turlayan Kılınç, Güzelburç Mahallesi’ndeki sanayi sitesi içerisinde drift attığı anlarda polis ekiplerine yakalanmıştı. Drift atan sürücüye; 140 bin idari para cezası uygulanmış, sürücü belgesine 60 gün süreyle el konulmuş ve araç 60 gün trafikten men edilmişti. Gaza gelerek drift attığınu söyleyen Kılınç, geride kalan 60 günün ardından çok sevdiği aracına kavuştu. Aracını yediemin otoparkında her gün ziyaret ettiğini ifade eden Kılınç, cezaların yüksek olmasından dolayı drfit atmayı kimseye tavsiye etmediğini söyledi. "Arabam bağlıyken 60 günün 58 günü boyunca her gün gidip başında durdum, arabayı yıkadık ve temizledik" Aracına günler sonra kavuşmanın heyecanını yaşayan Adem Kılınç, "Arabamızı yeni almıştık. Sanayi sitesinde bir anlık gazla iki tur döndük, polis ekipleri arabamızı 60 gün bağladı ve ehliyetimizden de olduk. Drift atmaktan 140 bin TL ceza yedik. Drift attığım için pişmanım, böyle şeyleri asla kimseye kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Arabama 60 gün süren bir süreçten sonra kavuştum, kimseye tavsiye etmiyoruz böyle şeyler. Arabam bağlıyken 60 günün 58 günü boyunca her gün gidip başında durdum, arabayı yıkadık ve temizledik. Drift atmak isteyenler, trafiğe kapalı alanlarda ve fuar alanları harici hiçbir yerde dönmelerini tavsiye etmiyoruz. Kesinlikle böyle şeyleri bir daha kesinlikle yapmasın kimse. Böyle durumların cezaları yüksek oluyor. Burada ilerleyen zamanlarda cezalar 2 kat oluyor. Mesela şu an ben tekrardan yaparsam; ehliyetime 5 yıl el konulacak ve 280 bin TL ceza yiyeceğim ama bir daha olmayacak" ifadelerini kullandı.
Hatay Evin camından çıkarak kayıplara karışan Uğur için arama çalışmaları günler sonra yeniden başladı Hatay’da evin camından çıkarak kayıplara karışan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’dan 87 gündür haber alınamıyor. Ailesinin günlerdir haber alamadığı Uğur için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla yeniden arama çalışmaları başlatıldı. Van’dan çalışmak için Hatay’a gelen ve Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan, 3 yıl önce psikolojik rahatsızlığı nedeniyle ilaç kullanmaya başlamıştı. Çalışkan, 19 Şubat günü sabah saatlerinde misafir olarak kaldığı dayısının evinde penceredeki sinekliği parçalayıp evden ayrıldı ve sırra kadem bastı. Ailesinin kayıp başvurusu sonrası Çalışkan’ı bulmak için AFAD liderliğinde arama çalışması başlatılmıştı. Sahadaki taramalarda taş üzerinde Çalışkan’ın; elbiseleri, telefonu ve cüzdanı ile terliği bulundu. Günler süren arama çalışmalarında herhangi bir ize rastlanmaması üzerine çalışmalar durdurulmuştu. Uğur Çalışkan’ın abisi Tarık Çalışkan’ın sosyal medya üzerindeki paylaşımına cevap veren İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla, arama çalışmaları yeniden başlatıldı. Arama çalışmalarında; AFAD 24 personelle, Jandarma 35 personelle, Sivil Toplum Kuruluşları 14 olmak yer alırken toplamda 73 kişiyle arama çalışmaları gerçekleştirildi. Arama çalışmalarında ekiplere hassas burunlu köpekte eşlik etti. Kayıp Çalışkan’ın kıyafetlerinin bulunduğu noktada yeniden başlayan arama çalışmalarında vadi ve dağ noktaları olmak üzere Fırnız yaylasında gerçekleştirildi. Arama çalışmalarının önümüzdeki günlerde de süreceği öğrenildi.
Hatay Atmaya kıyamadığı ahşapları sanat eserine çeviren 50 yıllık ustanın oyuncak arabaları ilgi görüyor Hatay’da atmaya kıyamadığı ahşap parçaları değerlendirmek için oyuncak ahşap oyma arabalar yapan 50 yıllık mobilya ustası Heybet Kaya’nın ürettiği el emeği ahşap arabalar ilgi görüyor. İskenderun ilçesinde çocuk yaşlardan itibaren mobilya atölyesinde çırak olarak çalışmaya başlayan 58 yaşındaki Heybet Kaya, 50 yıldır ahşaba şekil veriyor. Mobilya atölyesinde artan ahşap parçaları çöplere atmaya kıyamayan Kaya, son 5 yıldır hobi olarak oyuncak arabalar yapmaya başladı. Atmaya kıyamadığı ahşaplardan ortaya çıkardığı ahşap arabalar yoğun ilgi gören Kaya, zamanla hobi olarak araba üretimini arttırdı. Türkiye’nin birçok ilinden kişiye özel sipariş alan Kaya’nın ürettiği el emeği ahşap arabalar talep görüyor. Mobilya atölyesinde atmaya kıyamadığı ahşapları değerlendirmek isterken ahşap oyuncak yapmaya başladığını ve ardından gelen taleplerle üretimi sürdürdüğünü ifade eden Heybet Kaya, "Burası sanayide mobilya atölyesi ve burada mobilya işi yapıyoruz, artan ahşap parçalarını değerlendireyim dedim. Atmadım, atamadım, kıyamadım atmaya. Bunlardan böyle ahşap maket arabalar yapmaya başladım. Derken böyle bazı modeller yaptım. Güzel şeyler çıkmaya başladı ortaya. Talep oldu, bazı siparişler oldu, isteyenler oldu ve hediyelik olarak yaptım. Ondan sonra böyle devam ettim. Şu anda baya bir model var elimde. İsteyen oluyor, satın alan oluyor, sipariş veren oluyor. Böyle ekstradan bu işleri de yapıyorum. Ben yaklaşık 50 yıldır bu işin içindeyim, çocukluğumdan beri mobilya işi yapıyordum. Yani 20 yıl oldu bu tarz şeyler yapıyorum, en son 5 yıl önce işte bu ahşap araba işine başladım" dedi. Hobi olarak ürettiği ahşap araçların insanlarda hayranlık uyandırdığına ve Türkiye’nin birçok noktasından özel siparişler aldığını ifade eden Kaya, "Geçenlerde sergi açtım anıt alanında çok ilgi gördü. İnsanlar bayağı ilgi gösterdi. İşte burada yapıldığına inanamadılar, Hatay İskenderun’da mı yapılıyor dediler. Böyle değişik şeyler yapınca, işçilik verince ahşaba ortaya böyle güzel şeyler çıkıyor. Sipariş verenler oluyor, işte çocuğunu almak isteyen oluyor. Doğum günü için hediye alanlar oldu. Firmasına, arabanın üzerine amblem yazdırıyoruz lazerle. Öyle siparişler oldu. İstanbul’a, Bursa’ya Karabük’e, Adana’ya siparişler oldu, yaptım ve gönderdim. İnsanlar bayağı beğendiler yani bu işleri. Ek iş olarak gidiyor. Ama ileride tamamen mobilyayı bırakıp sırf bu işi yapmak istiyorum" dedi.
Kütahya Kütahya’da Tekin Uğurel için "Saygı Gecesi" düzenlendi Kütahya Belediyesi tarafından, kentin kültürel ve sanatsal hayatına uzun yıllar katkı sunan yazar, bestekâr ve musikişinas Tekin Uğurel onuruna "Saygı Gecesi" düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda duygu dolu anlar yaşandı. Kütahya’nın kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Tekin Uğurel için düzenlenen geceye şehir protokolü, akademisyenler, sanatçılar, yakın dostları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Salonu dolduran davetliler, usta sanatçının hayatı boyunca ortaya koyduğu eserleri ve kültürel katkılarını bir kez daha yakından hatırlama fırsatı buldu. Program kapsamında ilk olarak, Tekin Uğurel’in sanat ve edebiyat hayatını anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimde sanatçının yıllar boyunca kaleme aldığı eserler, bestelediği çalışmalar ve katıldığı kültürel etkinliklerden kesitlere yer verildi. Gece boyunca söz alan dostları ve meslektaşları, Uğurel’in sanatçı kimliği, mütevazı kişiliği ve Kütahya kültürüne sunduğu katkılar hakkında konuşmalar yaptı. Programda seslendirilen eserler ve besteler ise davetlilerden büyük beğeni aldı. Etkinliğe katılarak konuşma yapan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, yaşayan değerlere sahip çıkılmasının önemli olduğunu belirterek, böyle anlamlı bir saygı gecesinin düzenlenmesinin takdire değer olduğunu ifade etti. Programın sonunda Belediye Başkan Vekili EjderhanGezer ile Belediye Başkan Yardımcısı Himmet Sarıyar tarafından, Tekin Uğurel’e hediye ve plaket takdim edildi. Duygusal anların yaşandığı gecede konuşan Tekin Uğurel ise kendisi adına böyle anlamlı bir organizasyon düzenleyen Kütahya Belediyesi yetkililerine ve geceye katılan herkese teşekkür etti.