EKONOMİ - 27 Mart 2026 Cuma 18:38

Bakan Kacır: "Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor"

A
A
A
Bakan Kacır: "Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Türk üniversiteleri de bu süreçte üzerlerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmektedir. Bu sorumluluğun başında şüphesiz beşeri sermayemizi çok iyi yetiştirebilmek, insan kaynağımıza en ileri düzeylerde imkanlar sunabilmek ve dünyayla yarışabilecek bir insan kaynağı oluşturabilmek geliyor" dedi.


İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Milli Teknoloji Atölyesi Açılış Töreni gerçekleştirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde bulunan Turgut Özal Yabancı Diller Yüksekokulu Kongre ve Öğrenci Sosyal Merkezi’nde düzenlenen programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve çok sayıda davetli katıldı. Program, açılış töreni ve protokol konuşmalarıyla başladı. Bakan Kacır’ın konuşmasının ardından atölyenin açılışı gerçekleştirildi.


Burada bir konuşma yapan Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve üretme kapasitesinin son 23 yılda büyük bir sıçrama yaptığını belirterek, "23 yıl öncesinde Türkiye’de sadece 2 teknopark varken, bugün 114 teknoparktan söz ediyoruz. Sadece 56 teknopark şirketi varken, bugün 12 bin 500’den fazla teknoloji geliştiren teknopark şirketinden söz ediyoruz. Toplam AR-GE harcamalarımızın 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara yükseldiğini; araştırma geliştirmede özel sektörün payının yüzde 25’ler düzeyinden yüzde 65’ler seviyesine çıktığını görüyoruz. Yani Türk özel sektörü, araştırma geliştirme ve katma değerli üretim konusunda muazzam bir kabiliyet kazanmıştır. Bütün bunlar Türk milletinin hep birlikte başardığı işlerdir. Bu sayede ihracatımızı 36 milyar dolardan 273 milyar dolara yükselttik. Sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 246 milyar dolara çıkardık. İnşallah daha gidecek çok yolumuz var" dedi.


"Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor"


Türkiye’nin özellikle son dönemde bütün dünyanın dikkatle izlediği, dostlarının gıptayla, hasımlarının endişeyle seyrettiği savunma sanayisi başarılarıyla bir öz güven devrimi inşa ettiğini söyleyen Bakan Kacır, "Bugün savunma sanayinde tüm kritik platformlarda kendi kabiliyetlerini ortaya koyabilen, kendi sistemlerini ve çekirdek teknolojilerini geliştirebilen, insansız hava araçları gibi alanlarda dünya lideri olabilmiş bir Türkiye’den söz ediyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız bu dönemde bu başarılar hepimiz için büyük bir iftihar kaynağı, aynı zamanda gelecek için umut kaynağıdır. Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Türk üniversiteleri de bu süreçte üzerlerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmektedir. Bu sorumluluğun başında şüphesiz beşeri sermayemizi çok iyi yetiştirebilmek, insan kaynağımıza en ileri düzeylerde imkanlar sunabilmek ve dünyayla yarışabilecek bir insan kaynağı oluşturabilmek geliyor" diye konuştu.


Bugün Türkiye’nin savunma sanayisinde 4 binden fazla firmada 100 binden fazla çalışanla ortaya koyduğu başarıların Türk üniversitelerinde yetişmiş insan kaynağıyla hayata geçirildiğini belirten Bakan Kacır, "23 yıl önceyle kıyasladığımızda her yıl 6 misline yakın bir bilimsel üretim düzeyinden bahsediyoruz. Hem nicelik hem nitelik yönleriyle Türkiye’nin üniversitelerinin 23 yıl içerisinde bilimsel üretim kapasitesinin çok daha ileri bir düzeye geldiğini büyük bir mutlulukla görüyoruz. Üniversitelerimiz arasında bazılarının sorumluluğu daha fazla. Çünkü onlar tarihimizden taşıdıkları bir misyonu, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda lokomotif olma, öncü olma misyonunu sürdürmek zorundalar" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla Büyükşehir Belediye Meclisinden Filistin’e dostluk eli Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ Genel Müdürlüğü, Filistin’de yaşanan su altyapısı sorunlarının çözümüne katkı sağlamak amacıyla uluslararası teknik iş birliği süreci başlatıyor. Muğla Büyükşehir Belediye Meclisinin Mayıs ayı olağan toplantısında görüşülen gündem maddesi kapsamında, Filistin’in Bethlehem, Beit Jala ve Beit Sahour kentlerine hizmet veren Su Temini ve Kanalizasyon Kurumu (WSSA) ile ortak çalışmalar yürütülmesi planlanıyor. İş birliği çerçevesinde ön ödemeli su sayacı sistemlerinin kurulması, su kayıplarının azaltılması, teknik bilgi paylaşımı ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesine yönelik projeler hayata geçirilecek. Çalışmaların bütçesi Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanırken teknik koordinasyon MUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Süreç, MUSKİ’nin Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) bünyesinde faaliyet gösteren Küresel Su Operatörleri İşbirliği Ağı’na (GWOPA) üyeliği kapsamında yürütülüyor. Yapılan görüşmeler sonucunda iki kurum arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir bir iş birliği konusunda mutabakata varıldı. Akram Nassar: "Muğla ile iş birliği bizim için umut" Muğla’ya gelen Bethlehem Su ve Kanalizasyon İdaresi (WSSA) Genel Müdürü Akram Nassar ise Muğla ile kurulacak iş birliğinin kendileri için büyük önem taşıdığını ifade etti. Nassar, "Muğla çok güzel bir yer. Bethlehem ise her dinden ve her ırktan insanın ziyaret ettiği özel bir şehir. Ancak bugün çözmemiz gereken büyük sorunlar var. Ayrımcılığı ortadan kaldırmak, barış ve huzuru sağlamak için hep birlikte çalışmamız gerekiyor" dedi. Şehirlerinde ciddi altyapı sorunlarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Nassar, "Muğla ile gerçekleştireceğimiz iş birliğinin bizim için bir umut olmasını istiyoruz. Türkiye’de yaptığımız görüşmeler sayesinde sorunlarımızı ortak akılla çözmeyi hedefliyoruz. Meclis üyelerinin gösterdiği dayanışma ve destek bizim için çok kıymetli" diye konuştu. Başkan Aras: "Suyun bir insan hakkı olduğuna inanıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Filistin’e yönelik dayanışmanın yalnızca teknik değil aynı zamanda insani bir sorumluluk olduğunu söyledi. Başkan Aras, "Bugün Filistin’in içinde bulunduğu durumu hepimiz biliyoruz. Yerel yönetimler olarak Filistin’e destek noktasında iş birliğimizi sürdürüyoruz. MUSKİ Genel Müdürlüğümüzün yaptığı görüşmeler sonucunda teknik, kurumsal ve insani dayanışma desteği sunulabileceğini değerlendirdik. Özellikle kayıp-kaçak yönetimi, afet dayanıklılığı, personel eğitimi ve kurumsal kapasite geliştirme alanlarında ortak çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz" dedi. Suyun temel bir insan hakkı olduğuna dikkat çeken Başkan Aras, "Teknik yardım ile dayanışmayı bir araya getirerek iki kurum arasında sürdürülebilir ve kalıcı bir ortaklık kurulmasını amaçlıyoruz. Bethlehem ile ön ödemeli su sayaç sistemi kurulumu, su kayıplarının azaltılması ve teknik iş birliğini kapsayan mutabakat zaptı hazırlıkları devam ediyor" ifadelerini kullandı. Başkan Aras ayrıca MUSKİ Genel Kurulu’nun 14’üncü maddesinde söz konusu ortaklığın onay sürecinin yer aldığını belirtti. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Filistin ile yürüttüğü bu çalışma, yerel yönetimler arasında dayanışmayı güçlendiren uluslararası bir kardeşlik ve iş birliği örneği olarak değerlendiriliyor.
İstanbul Açık bankacılık ile tüm bankalara ait kartlar Juzdan’da Akbank’ın yeni nesil ödeme platformu Juzdan, açık bankacılık entegrasyonuyla farklı bankalara ait tüm kartların tek platformda görüntülenmesini sağlıyor. Akbank’ın Türkiye’deki tüm banka ve kredi kartı kullanıcılarına açık ödeme platformu Juzdan, açık bankacılık entegrasyonu ile kullanıcılarına sunduğu deneyimi zenginleştirdi. Yapılan açıklamaya göre, farklı bankalara ait kartlarını platforma kaydederek fiziksel ve internet üzerinden ödemelerini hızlı ve güvenli biçimde gerçekleştiren kullanıcılar, artık açık bankacılık izni vererek tüm banka kartı, kredi kartı ve ek kartlarına ait işlem, limit, borç ve puan bilgilerini tek ekranda görüntüleyebiliyor. Aynı zamanda platformun banka bağımsız yapısı sayesinde kullanıcılar, farklı kampanyalar ve ayrıcalıklarla yeni nesil bir deneyim yaşıyor. QR kod ile ödeme, anlaşmalı e-ticaret mağazalarında "Juzdan ile Öde" yöntemiyle alışveriş ve seçili işyerlerinde alışveriş kredisi imkânlarından yararlanabiliyor. Juzdan’ı açık bankacılık altyapısıyla güçlendirerek kullanıcılarına gerçek anlamda bütüncül bir dijital cüzdan deneyimi sunmaya odaklandıklarını belirten Akbank Dijital Çözümler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven, "2022 yılında sektöre yeni bir soluk getirerek Türkiye’de bir banka veya kredi kartı olan herkese açık, banka bağımsız dijital cüzdan uygulamamızı tanıtmıştık. Bugün açık bankacılık entegrasyonu ile bu vizyonumuzu pekiştiren büyük bir adım atıyoruz. Artık kullanıcılarımız, Platform ile tüm kartlarına ait işlemleri ve kart bilgilerini de tek bir platformdan görüntüleyebiliyor. Böylece Juzdan, bir ödeme platformu olmanın ötesinde, kullanıcıların kart bilgilerini ve harcamalarını daha bütüncül biçimde takip etmelerini sağlayan daha da kapsamlı bir platforma dönüştü" dedi. Platformun son üç yılda kullanıcı sayısının yaklaşık 3 kat artarak bugün Türkiye’nin en büyük dijital cüzdanlarından biri hâline geldiğini belirten Dağ Güven, platfromun bu başarısının ardında kullanıcılara hem alışveriş öncesi hem de alışveriş esnasında, uçtan uca sade ve bütünleşik bir kampanya ve ödeme deneyimi sunması olduğunun da altını çizdi. Kartlar menüsü açık bankacılık ile yenilendi Açıklamaya göre, açık bankacılık entegrasyonuyla birlikte Juzdan’ın Kartlar menüsü de kullanıcı deneyimini güçlendirecek şekilde yenilendi. Kullanıcılar artık tüm kartlarını çok daha sade ve pratik bir arayüz üzerinden görüntüleyip işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Kart fonksiyonlarının daha görünür hâle getirildiği yeni yapıda, kart limitleri daha net biçimde izlenebiliyor; ekstre alanındaki "Harcamaları İncele" bölümünde harcama kategorileri görüntülenebiliyor. Kart sayısı artan kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için kartlar liste görünümünde sunuluyor. Bu sayede kullanıcılar kartlar arasında daha kolay geçiş yapabiliyor ve kartlarını daha rahat takip edebiliyor. Platformun mobil uygulaması üzerinden tüm kartlarını kolay ve hızlı şekilde görüntülemek isteyen kullanıcıların ise Akbank Mobil’den açık bankacılık izni vermeleri yeterli oluyor.
Sivas Günlük 5 gramdan fazla tuz tüketilmemeli Nefroloji Uzmanı Dr. Meryem Timuçin, günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi gerektiğini ifade ederek, "Fazla tuz tüketilmesi hipertansiyona, ödeme, inmeye, kalp ve böbrek hastalıklarına neden olur" uyarısında bulundu. Sivas Numune Hastanesi’nde görevli Nefroloji Uzmanı Dr. Meryem Timuçin, 11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi gerektiğini ifade eden Timuçin, fazla tuz kullanımının zararlarına dikkat çekti. Tuzun mutfakların vazgeçilmez bir parçası olarak görülse de aslında sağlığı tehdit eden sessiz bir tehlike olduğunu söyleyen Timuçin, "Vücudumuzda sıvı dengesinin ve buna bağlı olarak kan basıncının düzenlenmesinde, asit-baz dengesinin sağlanmasında ve sinir-kas sisteminin çalışmasında tuzun önemli görevleri bulunmaktadır. Günlük tuz tüketimi 5 gramı, yani yaklaşık bir silme tatlı kaşığını geçmemelidir. Fazla tuz tüketilmesi hipertansiyona, ödeme, inmeye, kalp ve böbrek hastalıklarına neden olur" dedi. "Fazla tuz tüketilmesi durumunda kalp sağlığı tehlikeye girer" Fazla tuz tüketilmesinin böbrek sağlığını olumsuz etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Timuçin, "Böbrekler vücuttaki sıvı dengesi ve kan basıncını düzenleyen ana merkezlerdir. Gereğinden fazla tuz tüketilmesi durumunda vücut bu tuzu seyreltebilmek için fazla su tutmaya başlar sonuçta hipertansiyona, vücutta şişlik oluşmasına ve böbrek süzme ünitelerinin hasar görmesine yol açar. Özellikle altta yatan bir böbrek hastalığı varsa fazla tuz tüketilmesi böbrek hastalığının ilerlemesine ve böbrek çalışma yüzdesinin azalmasına sebep olur. Yine fazla tuz tüketilmesi durumunda kalp sağlığı ciddi şekilde tehlikeye girer, tuz damarların içine fazla sıvı çekilmesine sebep olarak kalbin bu sıvıyı atmak için daha fazla efor harcamasına sebep olur. Böylelikle kalbin sürekli yüksek basınçla mücadele etmesi sonucu kalp kasları kalınlaşır ve zaman içerisinde yorularak kalp yetmezliği oluşabilir. Tuzun fazla kullanıma bağlı oluşan yüksek basınç kalp ve beyin damarlarında hasar oluşmasını kolaylaştırarak, plak oluşumu sonrası kalp krizine ve inmeye sebep olabilir, ki tüm bu durumlar ölüm riskinde artış meydana getirebilir. Tansiyon ilacı kullanmak, dilediğiniz kadar tuz tüketeceğiniz anlamına gelmemektedir. Az tuzlu diyet ve ilaç birbirini tamamlayan bir tedavi bütünlüğüdür" diye konuştu. Ultra işlenmiş üründeki ‘gizli’ tuza dikkat Nefroloji Uzmanı Timuçin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sofrada tuz kullanmamak çok değerli bir adımdır ancak yeterli değildir. Hastalarımızın mutlaka tuz okuryazarlığını artırmalı ve onların bilinçlenmesini sağlamalıyız. Günlük tuz alımının büyük bir kısmı birçok işlenmiş ve ultra işlenmiş üründeki ‘gizli’ tuzdan kaynaklanmaktadır. Evet maalesef tuz yalnızca tuzlukta değildir. Hazır soslar ve konserveler, salça, ketçap ve salamura ürünler, ekmek ve unlu mamuller, raf ömürlerinin uzatılması için yoğun tuz kullanılan salam, sosis, sucuk gibi şarküteri ürünleri, tuzlu peynir ve zeytinlerden özellikle uzak durulması fast food yiyecekler yerine daha fazla meyve sebze tüketilmesi ve yiyeceklerin tatlandırılması için baharatların gücünden faydalanılması sağlanmalıdır. Çoğu hasta yalnızca yiyeceklerdeki tuza odaklanır ama sodyum içeriği yüksek olan maden suyu, soda gibi içecekleri gözden kaçırabilir. Özellikle bu içeceklerde düşük sodyum içeriği tercih edilmeli veya tüketim miktarı sınırlandırılmalıdır." Tuzun kaynağı ne olursa olsun günlük kullanımı miktarının sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Timuçin, "Son zamanlarda popüler olan kaya tuzu zararsızdır söylemi bir yanılgıdır ve bilimsel bir karşılığı yoktur. Tuz sodyum ve klorürden oluşur. Sodyum klorür içeriği tüm tuzlarda yaklaşık olarak aynıdır. Kaya tuzunun esas maddesini de yüzde 97,35 oranında bizim ‘tuz’ dediğimiz ve asıl bileşeninin ‘sodyum’ olduğu madde oluşturmaktadır. Kaya tuzunun içerisinde sağlık açısından olumlu olarak bilinen bazı mineral ve elementler bulunmaktadır. Ancak bu maddelerin miktarının sağlık üzerine etki edemeyecek kadar az düzeyde bulunduğu ve maalesef ki bu kaya tuzlarının bileşiminde, insan sağlığı açısında ‘çok riskli’ olduğu bilinen ‘plütonyum’, ‘talyum’ ve ‘radyum’ gibi maddeler ve dahası ‘kurşun’ gibi ağır metallerin yine ‘çok az’ miktarda bulunduğu unutulmamalıdır. Katkı maddelerinden kaçınmak için rafine tuz yerine kaya tuzu tercih etmek bir seçimdir. Ancak ‘Bu tuz sağlıklı, istediğim kadar tüketebilirim’ yanılgısına düşmek hayati bir hatadır. Kaya tuzu asla bir sağlık ürünü veya sınırsız tüketilecek bir gıda değildir. Sonuçta tuz tuzdur. Hem Dünya Sağlık Örgütü hem Türk Nefroloji Derneği net olarak şunu ifade etmektedir: Tuzun kaynağı ne olursa olsun günlük toplam tüketim 5 gramı aşmamalıdır. Dil üzerindeki tat tomurcukları 2-3 haftada bir yenilenir. Tuzu azalttığınızda ilk birkaç gün yemekler lezzetsiz gelebilir ancak kısa bir süre içinde yiyeceklerin gerçek tadını çıkarmaya başlarsınız ve 3 hafta sonra daha önce normal dediğiniz yiyeceklerin aslında ne kadar tuzlu olduğunu fark edersiniz. Dünya Tuz Farkındalık Haftasında mesajımız net olarak şudur: Tuzu azalt ömrüne ömür kat" şeklinde konuştu.
Muğla Muğla’da gençlik rüzgarı esti Muğla Valiliği tarafından 2026 yılının "Gençlik Yılı" ilan edilmesinin ardından, "Gençliğin Enerjisi Muğla’nın Gücü" mottosuyla düzenlenen 11. Gençler Arası Kültür ve Sanat Yarışmaları Ege Bölge Finalleri sona erdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen organizasyon, dört gün boyunca Ege’nin genç yeteneklerini ağırladı. 11-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında Muğla Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen finaller; Afyonkarahisar, Uşak, Manisa, Denizli, İzmir, Aydın, Kütahya ve Muğla illerinden yaklaşık 300 gencin katılımıyla gerçekleşti. Kültür ve sanatın kalbinin Muğla’da attığı organizasyonda gençler; Bilgi Yarışması, Ses Yarışması, Şiir Okuma ve Tiyatro kategorilerinde birincilik için ter döktü. Renkli görüntülere sahne olan yarışmalarda gençlerin performansı izleyicilerden tam not aldı. Yarışmaların Muğla adına en gurur verici haberi Türk Halk Müziği kategorisinden geldi. Muğla’yı temsil eden Süleyman Öztaş, kategorisinde bölge birincisi olarak büyük bir başarıya imza attı. Öztaş, 26 Eylül 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Türkiye Finallerinde Ege Bölgesi’ni ve Muğla’yı temsil etmeye hak kazandı. Yoğun katılımın olduğu şiir yarışması programına; Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu, Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Gençlik Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tayyip Kahyaoğlu ve Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Kazım Açıkbaş katıldı. Başarılı gençlerin ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Programda konuşan Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu, Muğla’da ilan edilen "Gençlik Yılı" çalışmalarından övgüyle bahsetti. Eminoğlu, şunları kaydetti: "Muğla’da gençlere yönelik hayata geçirilen kültür, sanat ve spor faaliyetleri tüm Türkiye’ye örnek teşkil ediyor. ‘Gençliğin Enerjisi Muğla’nın Gücü’ mottosunun sahada bu kadar güçlü hissedilmesi bizleri ziyadesiyle mutlu ediyor"