GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 15:02

Bakan Kacır: "Türkiye üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar’da lider konumunda"

A
A
A
Bakan Kacır: "Türkiye üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar’da lider konumunda"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Belçika Kraliçesi Mathilde’nin de katıldığı Belçika-Türkiye Diyaloğu Paneli kapsamında "Sanayi 4.0’dan Sanayi 5.0’a Geçiş ve Belçika-Türkiye için Fırsatlar" oturumunun açılışında yaptığı konuşmada, "Bugün Türkiye, üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar da ve ticari araçlarda, güneş panellerinde ve ev içinde kullanılan ürünlerde, beyaz eşyalarda lider konumunda. Bir takım alüminyum, çelik panel, seramik, plastik, motorlu araç ve rüzgar türbini gibi önemli endüstrilerde de yine üretimde lider olmaya yaklaştık" dedi.


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, MEXT Teknoloji Merkezi’nde Flaman Bölge Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele ile ikili görüşme gerçekleştirdi. Gerçekleşen görüşmenin ardından, Belçika Kraliçesi Mathilde’nin katıldığı Belçika-Türkiye Diyaloğu Paneli kapsamında "Sanayi 4.0’dan Sanayi 5.0’a Geçiş ve Belçika-Türkiye için Fırsatlar" oturumuna katıldı. Oturumda, MEXT ile Belçikalı firmalara arasında işbirliği protokolü imzalandı.



"Türkiye ve Belçika arasındaki iş birliğinin de bu vesileyle kuvvetleneceğine inanıyorum"


Oturumda konuşan Bakan Kacır, "Belçika-Türkiye ekonomik misyonu kapsamında bir araya geldik. Umuyoruz ki bu ziyaret değerli bir platform sunacaktır; kurumlar arası diyaloğumuzu geliştirmek ve iş birliklerimizi güçlendirmek için. Türkiye ve Belçika arasındaki iş birliğinin de bu vesileyle kuvvetleneceğine inanıyorum. Gerçekten geniş bir katılım görüyoruz bu misyonda. Bu da bize Belçika’nın ekonomik ve endüstriyel katılımının Türkiye ile birlikte ne kadar ileri noktalara gelebileceğini yansıtıyor. Ekonomik dirençten ve ulusal emniyetten bahsettik. Bu kavramlar artık gitgide daha birbirlerine daha da bağlantılı hale gelmeye başladılar. Bu kavramlar artık hem risklerle karşı karşıya hem de tekrar tekrar şekilleniyorlar. Verimlilik hala önemli bir kavram ama tek başına yeterli değil. Güvenilirlik, yakın olmak, çeşitlilik ve güvenilir ortaklarla çalışmak ekonomik kuvvetin önemli parçaları haline geldi. Burada tabii ki direnç ve tedarik zincirlerinin güveninden de bahsetmek mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı.



"Cumhurbaşkanımızın himayelerinde uzun vadeli bir vizyonu gerçekleştirme yolunda ilk adımlarımızı attık"


Küresel ölçekte ileri teknolojilerin rekabetine bakıldığı zaman daha da keskin çizgilerle birbirlerinden ayrıldıklarını gördüklerini söyleyen Kacır, "Bu da üretimin doğasını değiştiriyor. Bugün endüstriyel zemine baktığımız zaman daha esnek üretim çözümleri, daha dijital, daha sürdürülebilir ve daha emniyetli çözümler bulmak zorunda olduğumuzu görüyoruz. İçinde bulunduğumuz zamanlarda rekabet artık ve rekabet avantajı artık kapasitelerini dijital teknolojilerle, beşeri sermayeyle, kapasitelerle ve sürdürülebilir üretim pratikleriyle birleştirenlerde olacaktır. Tam olarak Türkiye’nin de uzun zamandır hazırlandığı gelecek tam olarak bu şekilde. Cumhurbaşkanımızın himayelerinde uzun vadeli bir vizyonu gerçekleştirme yolunda ilk adımlarımızı attık. Bu noktada teknolojik kapasitelerimizi artırmaya ve ekonomimizi daha fazla katma değer taşıyan ürünleri üretmeye doğru ilerletiyoruz. Bu anlamda tutarlı adımlar attık. Türkiye’nin üretim katma değer üretiminin 2020’lerde 41 milyardan 200 milyarlara ulaştığını söylemek mümkün. Burada özellikle orta ölçekli üretimde 10 milyar dolardan 112 milyara ulaştığını söyleyebiliriz istatistiklere bakarak. Bugün Türkiye, üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlarda ve ticari araçlarda, güneş panellerinde ve ev içinde kullanılan ürünlerde, beyaz eşyalarda lider konumunda. Bir takım alüminyum, çelik panel, seramik, plastik, motorlu araç ve rüzgar türbini gibi önemli endüstrilerde de yine üretimde lider olmaya yaklaştık. Bunlar inovasyon ekosistemimizi de etkiliyorlar. Bugün bin 700’ün üzerinde Ar-Ge merkezi ve teknoloji merkezi bizim teknoloji alanında rekabet fırsatı elde etmemizi sağlıyor. Yaklaşık 13 bin tane şirket yarının teknolojileri üzerine buralarda çalışıyorlar. İnovasyon ve teknoloji noktasındaki ileriye attığımız bu adımlar bizim için de endüstrimizi daha akıllı, daha yeşil ve daha rekabetçi bir geleceğe taşımamızı sağlıyor" dedi.



"Biz gerekli dijital ekonomi için gereken tüm teknolojileri ve destekleri sağlamak istiyoruz"


Endüstriyel dönüşümün çok kapsamlı bir gündem olduğunu ve bugünden teknolojiyi, yatırımı, altyapıları ve kurumsal kılavuzları bir araya getirdiğini aktaran Bakan Kacır, şunları söyledi:



"Bizim buradaki hedefimiz şirketleri sadece farkında olmaktan çıkarıp eylem planına geçirebilmek, adım atmalarını sağlamak, teknolojik gelişmelerini desteklemek ve tabii ki hem verimli hem de rekabet avantajına sahip bir biçimde çalışmalarını sağlamak. Bu anlamda planımız birtakım öncelikli alanlar belirlemek ve kapsamlı bir şekilde tercihen destek alacak biçimde performansı artırmak. Hit 30’un yanı sıra ki bu zaten ölçek noktasına bakacak olursanız en geniş ölçekli ülkemizdeki program, bir destek programı sunmak, destek paketi sunmak; veri merkezleri, kuantum altyapıları, yapay zeka ve robotik gibi alanlarda bu destekleri sağlamak. Çünkü bizim için dijital dönüşüm sadece ileri seviye teknoloji, modern altyapılar ya da yeni yatırım programları demek değil; aynı zamanda insanlarla da ilgili bu program. Türkiye bu anlamda şu taahhütte bulunuyor: Biz gerekli dijital ekonomi için gereken tüm teknolojileri ve destekleri sağlamak istiyoruz. Bu alanda hem tüm paydaşlar için de şunu söyleyebiliriz; zaten MEXT bu teknolojik ilerlemeyi önemli bir merkez halinde destekliyor. Çünkü az önce de söylendiği gibi sürekli olarak çeşitli teknolojilere bağlı olan eğitim programları sağlıyorlar. Biz de çeşitli teknolojik yetkinlikleri artırmak için girişimcilik, inovasyon ve buna benzer çeşitli eğitimleri destekliyoruz."



"Bunlar bize Avrupa Birliği’nde sürdürülebilir büyüme ve endüstriyel rekabet noktasında ortağı olmamızı sağlıyor"


Türkiye’nin teknolojinin gelişimine katkıda bulunmak için çeşitli dinamik altyapıları olduğunun altını çizen Kacır, "Yatırımlarımızı da gençlerin hands-on deneyimlerini robotik, yapay zeka, aerospace, ileri üretim ve yeşil teknolojilerde öğrenecek eğitimlerini sağlamaya çalışıyoruz. Bu gibi planlar ve programlar ve aynı zamanda teknoloji festivalleri yapıyoruz. Yine amiral gemisi platformumuzu biliyorsunuz zaten. Bu anlamda ulus ölçeğinde gençlere ilham verecek ve onların yenilikler yapacak, girişimlerde bulunacak ve fikirlerini gerçek dünyaya uyarlanabilir çözümlere uyaracak noktada desteklerimizi sağlıyoruz. Bugün dijitalleşmenin gerektirdiği her şey biliyorsunuz ki sınır ötesine geçecek bir vizyon gerektirir ve biz de tam olarak bunu yapıyoruz. Ama bu tek başına yeterli değil; aynı zamanda ortaklıklara da ihtiyacımız var. Avrupa Birliği’ne üye adayı olan Türkiye’nin bu anlamda pek çok destek çalışması var. Özellikle toplam bütçesi 822 milyon Euro’yu bulan 105’in üzerinde projesi var. Bunlar bizim inovasyon kapasitelerimizi ve altyapılarımızı kuvvetlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa Birliği’nde sürdürülebilir büyüme ve endüstriyel rekabet noktasında ortağı olmamızı sağlıyor. Burada yaptığımız çalışmalar iş birliklerimizi de aslında kuvvetlendiriyor. 981 milyon Euro’luk portföyümüzle ki Türkiye’de bunlar geliştirildi, yalnızca ulusal olarak Ar-Ge kapasitelerimizi kuvvetlendirmekle kalmıyoruz, aynı zamanda Avrupa’nın da rekabetçi bir biçimde teknolojilerine destek oluyoruz. 2023’teki programın başlangıcından beri üniversiteler, yatırımcılarımız, girişimcilerimiz ve kamu kurumlarımız özellikle önemli Avrupa yatırım altyapılarına erişim sağlamış oldular" değerlendirmesinde bulundu.



"Türkiye’nin yeni nesildeki, yeni jenerasyondaki endüstriyel büyümesini ve rekabetçi yapay zeka çözümleri kullanmasını gerçekleştireceğiz"


Bakan Kacır, "Türkiye’de biliyorsunuz MEXT gibi Avrupalı birtakım teknoloji merkezleri var ve sağladıkları destekle sanayilerimizin ve KOBİ’lerimizin teknolojik dönüşümlerini de desteklemiş oluyorlar. Bütün bunlar şunu yansıtıyor: Türkiye dijital dönüşümde çok önemli bir rol oynuyor, aynı zamanda endüstrinin rekabet avantajı sağlanmasına, endüstride rekabet avantajı sağlamaya destek oluyor. Yine yapay zekanın buradaki önemini yadsıyamayız. Türkiye yapay zekaya çeşitli açılardan yaklaşıyor; hem azimli bir şekilde hem de sorumlu bir şekilde. Burada teknolojik kapasitelerimizi ve yetkinliklerimizi kullanırken yapay zekanın insanlara hizmet ettiğinin farkında olarak ekonomimize de yardımcı olacak bir şekilde kullanılacağını öngörüyoruz. Tabii bunu da sorumlu ve güvenli bir şekilde yapıyoruz. Bu noktada yüksek performans gösteren bu teknolojik teknolojileri özel sektör, üniversite ve araştırmacılarla birlikte geliştiriyoruz. 150 milyonluk bir VC girişimimiz oldu ve bu şekilde de küresel piyasalarda artık rekabet etmeye hazırız. 10 milyar doların üzerinde yatırım yaptık veri merkezlerine 2023 yılında. Bu şekilde de altyapılarımızı kuvvetlendirerek Türkiye’nin yeni nesildeki, yeni jenerasyondaki endüstriyel büyümesini ve rekabetçi yapay zeka çözümleri kullanmasını gerçekleştireceğiz. Yakında yapay zekayla ilgili bir eylem planımız daha ortaya çıkacak, bu şekilde de ülkemizin yapay zeka ekosisteminde önemli bir rol oynamaya başladığını görebileceğiz. Yapay zekayı ülkemiz için bir fırsata dönüştürmek ve ekonomik ortaklıkları bu şekilde kurmak bizim için gerçekten büyük değer taşıyor. Bu noktada gerçekten temel düzeyde Large Language Modelleri, büyük dil modelleri ve çok büyük ölçekli veri merkezlerine ihtiyacımız var ama tek itici güçler bunlar değil. Aynı zamanda birleştirilmiş bir yapay zeka yaklaşımı ve semantik yaklaşımlara ihtiyacımız var. Çünkü bununla birlikte gelecek olan komplikasyonları şimdiden çözebilmek de katma değer oluşturmamızı sağlayacaktır" dedi.



"Türkiye’nin ihracatının yüzde 43’ü Avrupa Birliği’ne giderken, ithalatın yüzde 33’ü Avrupa Birliği’nden geliyor"


Konuşmasının sonunda dost ülkelerle iş birliklerine de devam edeceklerini söyleyen Bakan Kacır, şöyle devam etti: "Üretimin geleceği, üretimin geleceği teknolojiye güvenen, direnç ve sürdürülebilirliği birleştiren ve endüstriyel kapasitelerini insani yeteneklerle birleştiren ülkelerin olacaktır. Türkiye ve Belçika arasındaki bu iş birliği de aslında ortak vizyonumuzu, ortak güvenimizi ve bunları tamamlayan kapasitelerimizi ve yetkinliklerimizi gösterir nitelikte. Bu noktada Türkiye ve Belçika’daki kurumlar arasındaki bu iş birliğinden gurur duyuyorum. Özellikle yarı iletken ve nanoelektronik, nanoelektronik konusunda TÜBİTAK’ın çalışmaları biliyorsunuz ki çok gelecek vadeden bir ortam sunuyor. Yarı iletkenler ve nanoelektroniklerin Türkiye’deki dünya teknolojileriyle ve mühendislik yetkinlikleriyle birleştiriliyor olması iki taraf için de önemli kapılar açacaktır. 1 milyondan fazla tüketicinin varlığından bahsediyoruz; özellikle ticaret serbestisi anlaşmaları kapsamında Avrupa piyasalarını ve Türkiye’yi bir arada düşünecek olursak. Genç ve yetenekli olan, genç ve nitelikli olan iş gücünün Türkiye’den Belçika’ya sunulabileceğini ve ortak bir inovasyon, üretim ve büyüme platformuna katkıda bulunacağını söylemek mümkün. Türkiye, Avrupa Birliği’nin bu noktada aslında bir ortağı diyebiliriz. Avrupa Birliği hedeflerine de zaten hizmet sağlamış oluyoruz bir şekilde. Çünkü Türkiye’nin ihracatının yüzde 43’ü Avrupa Birliği’ne giderken, ithalatın yüzde 33’ü Avrupa Birliği’nden geliyor. 233 milyar dolar gibi bir rakamdan bahsediyoruz toplamda ve bu da aslında entegrasyonun kuvvetini, değer zincirimizin gücünü ve Türkiye ile Avrupa arasındaki güvenin seviyesini gösteriyor. Bugünkü diyalog bu nedenle aslında ortak bir diyaloğumuzu da, ortak bir bakış açımızı da yansıtıyor. MEXT ile Belçikalı ortaklar arasındaki, A6K ve Flanders Make arasındaki bu anlaşma somut bir biçimde attığımız adımın da göstergesi. Altyapı ve yatırım noktasında şunu da söylemek istiyorum: Belçikalı şirketlere tam destek sağlamaya hazırız eğer Türkiye’de teknolojilerini üretmek veya başka ortaklıklar kurmak istiyorlarsa. Şunun altını çizmek istiyorum: Yine bugün Bakanlık yetkililerimiz sizlere daha ayrıntılı bir biçimde teknoloji teşvik programlarını anlatacaklar ve HIT-30 programından da bahsedecekler. 30 milyar dolarlık bu program bizim ne kadar kararlı olduğumuzu da yansıtıyor. Yani yüksek teknoloji içeren üretime, teknoloji yoğunluklu üretime ne kadar değer verdiğimizi ve global ölçekte de bu konuda ne kadar önemli adımlar attığımızı görebiliyoruz. Belçikalı yatırımcılar ve Türk iş insanları bu programları detaylı bir biçimde inceleyebilir."



Bakan Kacır: "Türkiye üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar’da lider konumunda"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul SosyalFest 2026’da TÜRGEV standına genç akını Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen SosyalFest 2026’da gençlerle buluştu. Eğitim destekleri, kariyer programları, sosyal inovasyon projeleri ve gençlik çalışmaları festivalde yoğun ilgi gördü. Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Sosyal Bilimler Festivali 2026’da (SosyalFest) gençlerle bir araya gelerek eğitim, kariyer gelişimi ve sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarını tanıttı. Karabük Üniversitesi tarafından 2024 yılında hayata geçirilen ve Türkiye’nin yanı sıra dünyanın toplumsal sorunlarına insan odaklı çözümler üretmeyi amaçlayan festival, 10-11 Mayıs tarihlerinde geniş katılımla gerçekleştirildi. Farklı şehirlerden gelen binlerce öğrenci, akademisyen ve sivil toplum temsilcisi program kapsamında İstanbul’da buluştu. Türkiye’nin ilk ulusal ve uluslararası sosyal bilimler festivali olma özelliğini taşıyan SosyalFest 2026’da bu yıl 12 bin 20 sosyal proje yarışırken, organizasyon 90 paydaş kurumun katkısıyla gerçekleştirildi. Festival kapsamında gençlere toplam 6 milyon TL ödül dağıtılacağı belirtildi. TÜRGEV standına yoğun ilgi Festival alanında kurulan TÜRGEV standı, iki gün boyunca öğrencilerin en çok ziyaret ettiği alanlardan biri oldu. Vakıf temsilcileri, katılımcılarla birebir görüşmeler gerçekleştirerek öğrenci yurtları, burs destekleri, akademik gelişim programları, kültürel faaliyetler ve sosyal projeler hakkında bilgi verdi. Özellikle kariyer planlaması, liderlik eğitimleri ve gençleri iş hayatına hazırlayan programlar üniversite öğrencilerinin dikkatini çekti. Festival boyunca düzenlenen söyleşi ve interaktif etkinliklerde gençler; sosyal inovasyon, dijital dönüşüm, gönüllülük çalışmaları ve toplumsal katkı projeleri üzerine fikir alışverişinde bulundu. Akademi ve kamu dünyası İstanbul’da buluştu SosyalFest 2026’nın açılış programına İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ve Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık katıldı. Festivalde "gençlik", "aile", "kültürel miras", "dijital toplum", "sosyal dönüşüm" ve "sosyal inovasyon" başlıklarında çok sayıda panel, söyleşi ve atölye çalışması gerçekleştirildi. "Gençlerin enerjisi Türkiye’nin yarınlarına güç katıyor" TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, Türkiye’nin dört bir yanında üniversite eğitimi alan gençlerin artık çok daha geniş imkanlara sahip olduğunu belirterek, eğitim hayatını destekleyen her çalışmanın ülkenin geleceğine yapılan yatırım anlamı taşıdığını söyledi. Yılmaz, "Öğrencilerimizin hayal kuran, üreten, sorumluluk alan ve yaşadığı topluma katkı sunan bireyler olarak yetişmesini önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşacak nesillerin; milli değerlerine bağlı, üretken, donanımlı ve özgüven sahibi gençler olduğuna inanıyoruz. TÜRGEV olarak eğitimden kültüre, sosyal gelişimden kariyer hazırlık süreçlerine kadar her alanda gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Onların taşıdığı enerji, umut ve çalışma azmi, Türkiye’nin yarınlarına güç katıyor." ifadelerini kullandı. Sosyal bilimler odağında güçlü organizasyon Türkiye’nin farklı üniversitelerinden gençleri bir araya getiren SosyalFest 2026, sosyal bilimler alanında fikir üretimini teşvik eden önemli organizasyonlar arasında yer aldı. Festivalde gerçekleştirilen etkinliklerde gençler; toplumsal sorunlara insan odaklı çözümler geliştirme, sosyal farkındalık oluşturma ve ortak üretim kültürü üzerine çalışmalar yürüttü.
İstanbul Düzce’nin büyük yatırımlarından DMALL AVM açılıyor Düzce’de hayata geçirilen D Şehir projesi, toplam 10 milyar TL’lik yatırım değeriyle bölgenin en büyük karma yaşam projelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Modern yaşamı, ticareti, sağlığı ve sosyal hayatı bir araya getiren proje kapsamında yer alan DMall AVM ise 3,5 milyar TL’lik yatırım değeriyle 23 Mayıs’ta ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. 23 Mayıs’ta Düzce’de açılacak olan DMall AVM’nin basın toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi. Basın toplantısı 65’inci Hükümetin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı- Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, AK Parti MKYK Üyesi Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Düzce Üniversitesi Rektörü Nedim Sözbir, Düzce Ticaret Odası Başkanı Erdoğan Bıyık, Düzce Müsiad Başkanı Özgür Sağlam ve Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Mustafa Kayıkçı katılımlarıyla gerçekleşti. Toplantıda konuşan Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, "Şehirler, içinde yaşayan insanlarla anlam kazanır. Düzce çok zengin bir demografik yapıya sahip bir şehir. Bu çeşitlilik bizim için büyük bir değer. Düzcelilerin en önemli özelliklerinden biri ise farklılıkları bir arada yaşatabilen güçlü bir kültüre sahip olmalarıdır. İştirak Şehircilik, Düzce’ye yaptığı bu yatırımla yalnızca bir alışveriş merkezi değil, kapsamlı bir şehir yaşam alanı inşa ediyor. Ben Düzce’nin geleceğini çok parlak görüyorum. Türkiye’de 2,2 milyar dolar ihracat hacmiyle 19’uncu sırada yer alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu şehre her gün onlarca iş insanı geliyor. Yapılan yeni yatırımlarla birlikte Düzce’nin ticaret hacminin ve ekonomik hareketliliğinin daha da artacağına inanıyorum. Bu yatırımın Düzce’mize ve Türkiye’mize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. İştirak Şehircilik Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Demir, "D Şehir, bir şehircilik tasavvurunun hayata geçmiş halidir. İştirak Şehircilik olarak bu hayali 19 yıl önce kurduk. 2019 yılından sonra ise Düzce’de bizim için yeni bir dönem başladı. Öngörülebilir, altyapısı planlanan, vizyonu ortaya konan; büyümeyi, turizmi ve ticareti merkezine alan bir şehir yapılanması oluştu. Bugün Düzce, zincir otellerin yatırım yapmak için yarıştığı bir noktaya geldi. İstanbul ve Ankara’dan gelen beyaz yakalıların Düzce’de kalıcı olarak yaşamak istediğini fark ettik. Düzce artık insanların mutlu yaşadığı, ulaşımı kolay ve yaşam kalitesi yüksek bir şehir konumunda. D Şehir bu noktada yeni nesil yaşam projesi olarak ön plana çıkıyor. D Şehir içerisinde DMALL AVM, 677 modern rezidans, 4 yıldızlı zincir otel, tam donanımlı özel hastane, millet bahçesi, sosyal yaşam alanları ve cadde mağazaları ile dikkat çekiyor. 23 Mayıs’ta açılacak AVM’nin ise Düzce’ye ekonomik, sosyal ve ticari anlamda önemli katkılar sağlayacağına, aynı zamanda bölgesel ölçekte yeni bir çekim merkezi oluşturacağına inanıyoruz" dedi. Yatırımı değerlendiren AK Parti MKYK Üyesi Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, "Şehrini seven herkes gibi, şehrimize yapılacak yeni yatırımlar ve şehrin kimliğine değer katacak her proje bizi heyecanlandırıyor. Düzce’de kısa sürede çok uzun yıllara sığacak işler hayata geçirildi. Bu proje de şehrimizin büyümesine katkı sağlayacağı için bizleri ayrıca heyecanlandırıyor. Düzce; denizi, yaylaları, doğal güzellikleri ve tarihi mirasıyla Batı Karadeniz’in öne çıkan şehirlerinden biri. Bölgenin tek antik tiyatrosuna ev sahipliği yapan Düzce’de, Türkiye’nin en uzun şelalelerinden biri ile en derin ve en yüksek mağarası da bulunuyor. Doğal zenginlikleriyle dikkat çeken şehirde yer alan mağaranın, çok yakında UNESCO’dan Jeopark unvanı alması bekleniyor. 2000’li yıllarda 240 bin nüfusa sahip olan şehir, bugün 420 bin kişiye ulaşarak göç alan ve büyüyen bir kent haline geldi. Bu da bu toprakların bereketini gösteriyor. İştirak Şehircilik’in hayata geçirdiği proje, şehrin kimliğine ve dokusuna uygun şekilde ilerleyen, heyecan verici bir proje. Herkesi şehrimize ve DMALL’a davet ediyorum" şeklinde konuştu. Bölgenin en büyük karma yaşam projelerinden biri Yapılan açıklamaya göre, İştirak Şehircilik tarafından Düzce Merkez Akınlar mevkiinde geliştirilen D Şehir projesi kapsamında yer alan DMall AVM, 51 bin 453 metrekare kapalı alanıyla dikkat çekiyor. Ölçeği, marka karması ve ulaşım avantajıyla proje; yalnızca Düzce’ye değil, çevre illere de hitap eden yeni nesil bir yaşam ve ticaret merkezi olarak öne çıkıyor. Restoran ve kafeler ise farklı mutfaklardan seçeneklerle DMall’u yalnızca bir alışveriş noktası değil, aynı zamanda sosyal yaşam merkezi haline getirecek. AVM’nin açılışıyla birlikte aylık ziyaretçi sayısının 800 bin kişiye ulaşması hedefleniyor. Bu yoğunlukla birlikte proje, bölgenin en canlı ticaret ve sosyal yaşam merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor. AVM, TEM Otoyolu ve D-100 Karayolu bağlantıları sayesinde İstanbul ve Ankara aksında önemli bir konumda yer alıyor. Hem şehir merkezinde hem de ana ulaşım yollarının kesişim noktasında bulunan proje, yeni bir şehir merkezi konseptiyle konumlanıyor. Yalnızca Düzce halkına değil, Karadeniz güzergâhını kullanan ziyaretçilere de hitap edecek. Yeni açılacak Kuzey Çevre Otoyolu bağlantısıyla birlikte İstanbul’dan şehir içi trafiğine girmeden Karadeniz Sahil Yolu’na doğrudan ulaşım sağlanabilecek olması, AVM’yi transit geçiş güzergâhında önemli bir durak ve yaşam merkezi haline getirecek.
Samsun Babasını 8 kurşunla öldüren şahıs: "Çok pişmanım, kimse babasını öldürmek istemez, Allah bu acıyı kimseye yaşatmasın" Samsun’un İlkadım ilçesinde tartıştığı babasını tabancayla 8 yerinden vurarak öldürdükten sonra jandarmaya teslim olan şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Baba katili adliye çıkışında, "Çok pişmanım. Kimse babasını öldürmek istemez. Allah bu acıyı kimseye yaşatmasın" dedi. Olay, İlkadım ilçesi Kadamut Mahallesi’nde dün akşam meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Samsun Büyükşehir Belediyesi hayvan barınağında çalışan Doğan Can Y. (35), evde babası İbrahim Y.’ye (59) tabancayla ateş açtı. Atakum Belediyesinden emekli olduğu öğrenilen ve vücuduna 8 kurşun isabet eden İbrahim Y., olay yerinde hayatını kaybetti. Babasını vurduktan sonra İlkadım İlçe Jandarma Komutanlığı’na giderek teslim olan Doğan Can Y.’nin ihbarı üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Eve giden sağlık ekipleri, İbrahim Y.’nin hayatını kaybettiğini belirledi. İbrahim Y.’nin cansız bedeni, jandarma ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından otopsi için Samsun Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı’na gönderildi. Bekar ve ailenin tek çocuğu olduğu öğrenilen Doğan Can Y. ifadesinde, "Babam çok alkol kullanıyordu. 35 yaşında olmama rağmen her işime karışıyordu. Sürekli benimle tartışıyordu. Davranışlarından dolayı psikolojim bozuldu. Olay günü işe gitmeyip rapor aldım. Dolaşıp kafamı dağıtmak istedim. Akşam evin önünde arabanın tamponuyla ilgili tartışma çıktı. Eve çağırdı, ’menemen yapalım’ dedi. O sırada yatalak annemin ihtiyaçlarına yardımcı oluyordum. Bana yine küfürlü sözler söyledi, bağırıp çağırdı ve menemen kabını fırlattı. Daha sonra ’ikinizi de öldüreceğim’ diyerek mutfağa gitti. Bizi bıçakla öldüreceğini düşündüm. Yatağın altındaki taşıma ruhsatlı silahımı alıp belime koydum. Babam elinde bıçakla üzerime saldırınca korkup ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi bilmiyorum" dediği öğrenildi. Jandarmadaki sorgusu tamamlanan katil zanlısı, bugün Samsun Adliyesi’ne sevk edildi. Çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanan Doğan Can Y. cezaevine götürülürken adliye çıkışında, "Çok pişmanım. Kimse babasını öldürmek istemez. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın" demesi dikkat çekti.