ASAYİŞ - 04 Mart 2026 Çarşamba 13:23

Beylikdüzü’nde özel bakımevinde epilepsi hastası gencin ölümüne ilişkin 9 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı

A
A
A
Beylikdüzü’nde özel bakımevinde epilepsi hastası gencin ölümüne ilişkin 9 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı

Beylikdüzü’nde özel bir bakımevinde kalan 22 yaşındaki epilepsi hastası Uğur Yıldırım’ın alması gereken sakinleştirici miktarından 30 kat fazla ilaç verilerek öldüğü iddiaya ilişkin tutuksuz 9 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada beyanda bulunan müşteki anne Dilek Barut, "Oğlumu görmeye gittiğimde her iki kolunun morarmış şekilde olduğunu gördüm. Hatta bir kolunun görüntüsünü almıştım. Göğsünde ve sırtında morartılar vardı. Morartıların neden kaynaklandığını kurum yetkililerine sorduğumda Uğur’un kriz geçirdiğini ve üzerine dolabın üzerine devrildiğini ve morlukların bu şekilde olduğunu söyledi ancak kimin söylediğini hatırlamıyorum. Bu cevaba ikna olmadım. Dolabın devrilmesiyle bütün vücudunda bu kadar morluk olamaz diye düşündüm ve kamera görüntülerini izlemek istedim. Ancak izletmediler. Bundan dolayı sosyal hizmetlere şikayette bulundum" dedi.


Beylikdüzü’nde, 22 Ekim 2024 tarihinde, epilepsi hastası Uğur Yıldırım’ın (22), aniden geçirdiği fenalık sonucu sakinleşmesi için kaldığı özel bakım evinde hemşire S.T. tarafından üst sınırı 400 miligram olan ilacı, 11 bin 958 miligram verilerek öldüğü iddiasına ilişkin 9 sanığın yargılanmasına başlandı. Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 8 tutuksuz sanık ile müşteki anne Dilek Barut ve tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca 1 tutuksuz sanık ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.



"Uğur’un valizinin kırıldığını, bundan dolayı çok ajite olduğunu, engellilere saldırdığını söylediler"


Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık A.L. "Ben Mor Menekşe Bakım Merkezinde psikolog ve müdür olarak çalışmaktaydım. Olay günü iş yerime gittim. Kuruma girer girmez Uğur Yıldırım’ın bağırma seslerini duydum. Uğur Yıldırım ağır otizm hastasıdır. Yıldırım, başka bir bakım merkezinden bu kuruma gelmiş. Ben göreve 2024 yılının Temmuz ayında başladım. Uğur Yıldırım sürekli bağırıyordu, bulunduğu katın giriş kapısındaki demir parmaklıkları sallıyordu. Konuşma yetesi yoktu sadece yüksek sesle bağırırdı. O gün de demir parmaklıkları sallayıp bağırdığını gördüm. Yanına gittim, yanağını okşayıp, ne olduğunu sordum. Konuşamadığı için yüksek sesle bağırmaya devam etti. Ben de, ‘sen bekle, anneni arayacağız, ne istiyorsan vereceğiz’ dedim. Sonra, Uğur parmaklıkları sallamayı bıraktı. Sonrasında ofisime gittim ve rutin çalışmaya başladım. Saat 11.30 sıralarında, Uğur’un valizinin kırıldığını, bundan dolayı çok ajite olduğunu, engellilere saldırdığını söylediler. Uğur’un parmaklıkları sallar vaziyette olduğunu gördüm. Hasta bakıcımızın Uğur’u zapt etmeye çalıştığını gördüm. Engellilerin saat olan 13.30’da Uğur’un bulunduğu odadan çıkarken gördüm. Yanında hasta bakım personeli olduğunu hatırlıyorum, ancak hasta bakım personelinin kim olduğunu hatırlamıyorum. Uğur elinde çantalarla odadan çıktı. Diğer engelliler yemekhanede yemek yiyordu, sözünü ettiğim oda ile yemekhane aynı kattadır. Uğur aniden diğer engellilerin yemek yediği bölüme giderek engellilerden birinin masasında tabildota vurdu. Diğer engellilerden birine de zarar vereceğini anladıklarında hasta bakıcımız M.Ö.T. tarafından Uğur, odasının bulunduğu kata indirildi. Bu benim Uğur’u son görüşümdü. Uğur kendi katına indirildikten sonra Uğur’un yine diğer engellilere saldırmaya başladığını ve zaman zaman olduğu gibi cam kırabileceği düşüncesiyle kurum amirlerinden birisi arandı. Uğur ile ilgili bu bilgi geldikten sonra Y.E.’ye Uğur’un annesini aramasını söyledim. Görüntülü olarak arayıp görüşmelerini istedim. Görüntülü konuşma işe yarıyordu. Konuşma sırasında Uğur cep telefonunu tekmeledi, bu nedenle görüşme gerçekleşmedi. Olay günü kurumdan ayrıldıktan sonra saat 17.30’da beni hasta bakıcımız M.Ö.T. aradı, ‘Uğur iyi değil, ambulans çağırdık’ dedi. Şaşırdım, çünkü ben kurumdan ayrılırken iyiydi. 40 dakika sonra M.Ö.T. bana, Uğur’un ambulans ile kurumdan ayrıldığını, uzun süre ambulans beklediklerini, bu arada Uğur’a kalp masajı yaptıklarını gelen 112 ekibinin de masaja devam ettiğini söyledi. Aynı gün saat 20.00 sıralarında Uğur’un vefat haberini aldım. Hemen Uğur’un babasını aradım, Uğur’u kaybettiğimizi bildirdim ve başsağlığı diledim. Uğur un bakımından, hasta bakım personeli sorumluydu" ifadelerini kullandı.



"Ben, Uğur’u kesinlikte darp etmedim, sadece diğer hastalara tekme atmasını engellemek için kapişonundan tutup odasına götürmüştüm"


Bakımevinin hasta bakım personeli olan tutuksuz sanık M.Ö. ise savunmasında, "Olay günü saat 08.00 gibi işe başladım. Uğur Yıldırım ajite durumdaydı, yani krizdeydi, sinirliydi. Uğur sürekli bulunduğu kattan çıkmak istiyor, demir parmaklıkları tekmeliyor ve açmaya çalışıyordu. Bu sırada temizlik görevlisi olan diğer sanık T.Ö. geldi, Uğur’u sakinleştirmeye çalıştı. T.Ö., Uğur’un kahvaltısını yaptırıp getirdi, saat 09.30 sularında müdürümüz kuruma giriş yaptı. Odasına çıkmadan Uğur’un yanına geldi, o sırada ben Uğur’un arkasındaydım. Kapıyı açık kaçmasın diye orada duruyordum. A.L., Uğur’a ‘ne oldu, neden böylesin’ tarzında sözler söyledi ve üst kattaki ofisine çıktı. O esnada yanımda diğer sanıklardan bakım personeli olan Ç.K. de vardı. Bu sırada T.Ö., Uğur Yıldırım’a kek ve meyve suyu vererek bahçeye çıkardı. 15-20 dakika sonra Uğur’u geri getirdi ve kata bıraktı, Uğur’u biz teslim aldık. Uğur’un, kırık olan bir çantası vardı, bunu bana gösterdi, bu arada bağırıp çağırmaya devam ediyordu ve kattan çıkmak istiyordu. T.Ö., elinde matkap ile yanımıza geldi ve Uğur’un kırık olan çantasını tamir etmeye çalıştı. Yemekhanede Uğur, engellilerden birinin masasında tablotuna tekme atarak düşürdü. Yemekhanenin bulunduğu katta çamaşırhane ve kıyafet odası vardır, Uğur oraya girmeye çalıştı, kıyafet almaya çalıştı, girip girmediğini hatırlamıyorum. Sonrasında Uğur katına indi ancak kimin indirdiğini hatırlayamadım. Katına indirildikten sonra yine ajite oldu. Ajite olduğu için Uğur’un bulunduğu katın kapısını kilitlemiştik, zaten genelde kilitlidir, Uğur kattan çıkmak için demir kapıyı zorladı, çıkamayacağını anlayınca ortak alanda bulunan diğer hastalara 20 civarında hastaya tekme atmaya çalıştı, ancak vuramadı. Diğer hastalara tekme atmaya çalışırken ben kolundan tutmaya çalıştım, tutamadım. Bu süre içinde her yarım saat yada kırk beş dakikada bir Uğur’un odasına giderek nefes kontrolü yaptım ve su verdim. Uğur bu arada yatağında uzanıyordu. Y.E.E. isimli personelimiz, odaları kontrol ettiği sırada Uğur’un odasına baktı, Uğur’un rahatsızlandığını, aşırı şekilde terlediğini söyledi ve sağlık personeli olan S.T.’ye haber verdi. Uğur’un nabzını ölçtü ve oksijenine baktı, 112’yi aramamızı söyledi. Ambulansı 2 kez aradım. Ambulans gelmeden önce sanık S.T., Uğur’a kalp masajı yaptı, ambulans geldikten sonra onlara devretti, onlar kalp masajı yapmaya devam ettiler. Hastaneden aldılar ve Uğur’un vefat ettiğini söylediler. Ben, Uğur’u kesinlikte darp etmedim, sadece diğer hastalara tekme atmasını engellemek için kapişonundan tutup odasına götürmüştüm. Bunun dışında fiziksel bir temasın yoktur, bu nedenle üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" dedi.



"Hastaneye gittiğimde bana oğlumun ölümünün şüpheli olduğunu şikayetçi olup olmadığımı sordular"


Duruşmada beyanda bulunan müşteki anne Dilek Barut, "Oğlum otizm ve epilepsi hastasıdır. Daha önceden başka kurumlarda da tedavi gördü. Son olarak Mor Menekşe Bakım Merkezine vermiştik. Orada kalırken aynı zamanda başka hastanede yatarak birlikte tedavi gördü. Olay tarihinde oğlum hastaneden taburcu olup, bakım evine getirildi. O gün, kurum müdürü A.L., bana ‘Uğur’un el ve ayaklarında bağlanmaya bağlı kızarıklık ve morartı olduğunu, bunun bizimle bir bağlantısı yoktur’ şeklinde mesaj gönderdi. Mesaj dışında bana herhangi bir görüntü göndermedi. Sadece mesaj gönderdi. Bu mesajdan sonra mesaja cevap olarak ‘bağlama etik midir’ diye sordum. Cevap olarak bana kendisinin bilgisi olmadığı, şeklinde mesaj gönderdi. Ben de cevap olarak ‘çok sıkı mı bağlamışlar’ diye mesaj attığımda bu sorunun cevabını alamadım dedi. Bana da görüntülü arama yaparız özlemişsinizdir şeklinde mesaj gönderdi. Ancak görüntülü görüşme yapılmadı. İlk görüntülü arama yapıldı. A.L. ve oğlumla görüntülü görüştük. Ancak sadece yüzünü gördüğüm için kollarında ve ayaklarında bağlama izine ilişkin bir husus gösterilmedi, ben görmedim. İkinci aramada, Uğur’a sakin olmasını kendisini gelip göreceğimi kimseye bir şey yapmamasını söyledim. Uğur da beni anlayarak kafasını salladı. Kurum müdürü A.L. görevi devralmadan önceki yönetimde oğlumla ilgili kurumdan kaynaklı herhangi bir sorunla karşılaşmadık gayet iyi bakılıyordu. A.L.’nin görevi devralmasından sonra oğlumu görmeye gittiğimde her iki kolunu morarmış şekilde olduğunu gördüm. Hatta bir kolunun görüntüsünü almıştım. Göğsünde ve sırtında morartılar vardı. O kısımları çekemedim. Bu morartıların neden kaynaklandığını kurum yetkililerine sorduğumda Uğur’un kriz geçirdiğini ve üzerine dolabın üzerine devrildiğini ve morlukların bu şekilde olduğunu söyledi ancak kimin söylediğini hatırlamıyorum. Bu cevaba ikna olmadım. Dolabın devrilmesiyle bütün vücudunda bu kadar morluk olamaz diye düşündüm ve kamera görüntülerini izlemek istedim. Ancak izletmediler. Bundan dolayı sosyal hizmetlere şikayette bulundum. İhbar üzerine ilgili kurumdan denetime gidildiğini araya giren hastalığım nedeniyle oğlumu görmeye gittiğimde kendisini sosyal hizmet uzmanı olarak tanıtan bir görevli Uğur’u yanıma getirdi, kendisinin 15 gün önce işe başladığını söyledi. Ayrıca oğlumun kulağında şişlik olduğunu görüp neden diye sorduğumda ben görmedim bir bakayım diyerek, hiçbir bilgiye sahip olmadığını söyledi. A.L. bana, ‘sen bizi şikayet etmişsin, denetim geldi’ dedi. Ben de, ‘tabi ki şikayette bulundum, sözlerinizden tatmin olmadığım için şikayetçi oldum’ dedim. Denetimde bir şey bulunmadığını, denetimle uğraştığı esnada Uğur’un kriz geçirip kulağını duvara çarptığını söyledi. Olay günü oğlumu arayıp, sakinleşmesi için birtakım şeyler söyledim. Oğlum ajiteydi sakinleşmedi. Yatağın üstündeydi. Yanında iki erkek görevli vardı. Uğur’u tutmaya çalıyorlardı. Uğur telefona tekme attı ve görüntülü görüşme kesildi. Sonrasında normal telefon ile arandım. Uğur’un sakinleşmediğini, tekrardan müdahale edip sakinleştireceklerini söylediler. Akşama kadar bana haber verilmedi. Kendilerine ben de ulaşamadım. Saat 19.56 saatleri sırasında F.Ö. adında bir kadın aradı. Ağlamaklı bir ses tonuyla bana oğlumun hastanede olduğunu kalbinin durduğunu kurtulamadığını söyledi. Hastaneye gittiğimde bana oğlumun ölümünün şüpheli olduğunu şikayetçi olup olmadığımı sordular. Ben de şikayetçi olduğumu söyledim ifademi verdim" şeklinde konuştu.



Savcılıktan sanıkların tutuklanması talebi


Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, tutuksuz yargılanan sanıkların üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti göz önünde bulundurularak, tutuklu yargılanmalarını talep etti. Alınan savunma ve beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, savcılığın tutuklama talebini reddederek, sanıkların ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbirlerinin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursaspor’da iki haftalık kritik deplasman Bursaspor, şampiyonluk yolunda iki kritik deplasmana çıkıyor. Yeşil-beyazlılar önce Muşspor ardından Kahramanmaraş deplasmanlarında puan farkını açmayı hedefliyor. Bursaspor için ligde kritik bir süreç başlıyor. Yeşil-beyazlı ekip, önümüzdeki iki haftada üst üste deplasman maçlarına çıkacak. Liderliğini koruyan Timsah, bu zorlu virajı kayıpsız geçerek şampiyonluk yolunda avantajını artırmayı hedefliyor. İlk durak Muş olacak. Bursaspor, 8 Mart Pazar günü saat 13.30’da Muşspor deplasmanına çıkacak. Yeşil-beyazlı ekip bu mücadeleden galibiyetle ayrılarak ligdeki en yakın rakibiyle arasındaki 7 puanlık farkı 10’a çıkarmayı amaçlıyor. Kahramanmaraş deplasmanı kritik Bursaspor’u bir sonraki hafta ise bir başka zorlu deplasman bekliyor. Yeşil-beyazlılar, ligdeki en yakın takipçilerinden biri olan Kahramanmaraş İstiklalspor ile deplasmanda karşılaşacak. Şampiyonluk yarışının doğrudan etkilenebileceği bu mücadelede alınacak bir galibiyet, Bursaspor’un liderliğini daha da sağlamlaştırması açısından büyük önem taşıyor. Sezonun son virajı Zorlu deplasman maratonunun ardından Bursaspor, sahasında Güzide Gebzespor’u ağırlayacak. Ligin kalan bölümünde ise yeşil-beyazlıları Fethiyespor deplasmanı, Mardin 1969 karşılaşması, Ankara Demirspor deplasmanı, Somaspor ve Aliağa maçları bekliyor. Bu kritik süreçte alınacak sonuçlar, şampiyonluk yarışını belirleyecek.
Zonguldak Zonguldak’ta ilkokulda "Ramazan Sokağı" kuruldu Milli Eğitim Bakanlığınca hayata geçirilen "Maarifin Kalbinde Ramazan" projesi kapsamında, Zonguldak Fener İlkokulu’nda oluşturulan "Ramazan Sokağı" renkli görüntülere sahne oldu. Okul koridorlarının geleneksel motiflerle süslendiği etkinlikte, öğrenciler hem eğlendi hem de kültürel değerleri yerinde öğrendi. Fener İlkokulu öğrencilerinin hazırladığı programda, Ramazan davulcusu geleneği manilerle yaşatılırken, sergilenen Hacivat-Karagöz oyunu büyük beğeni topladı. Etkinliğe Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, eşi Güney Hacıbektaşoğlu ve İl Milli Eğitim Müdürü Uygar Keskin katılarak öğrencilerin heyecanına ortak oldu. "Çocukluğumuza, ilkokul günlerimize döndük" Okulda kurulan Ramazan Sokağı’nı gezen ve öğrencilerle sohbet eden Vali Osman Hacıbektaşoğlu, etkinliğin kendisini duygulandırdığını ifade ederek şöyle konuştu: "Fener İlkokulumuza Ramazan Sokağı etkinliği için geldik. Öğretmenlerimiz ve çocuklarımız çok güzel etkinlik hazırlamışlar. Daha ilk girerken çocukluğumuza, ilkokul günlerimize götürdü. Çok teşekkür ediyorum. Burada keyif aldık. Burada önemli olan çocuklarımızın ramazanı anlaması hissetmesi, ne olduğunu öğrenmesidir. Tabi ki evde ailelerimiz tekne orucuyla başlıyoruz. Sahura kalkmak arzusu, çocuklardan bunu tek tek dinledik." "Milli ve manevi değerler nakşediliyor" İl Milli Eğitim Müdürü Uygar Keskin ise bakanlık genelgesi doğrultusunda Ramazan ayı boyunca okullarda benzer etkinliklerin süreceğini belirterek şu bilgileri verdi: "Maarifin Kalbinde Ramazan etkinlikleri kapsamında bu gün Fener İlkokulumuzdayız. Milli Eğitim Bakanlığımızın genelgesi kapsamında okullarımızda ramazan boyunca etkinliklerimiz icra ediliyor. Ramazan Sokağı açılışını yaptık. Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda birçok etkinlik yapılıyor. Tamamen gönüllülük esasına göre öğrencilerimiz, velileri tarafından icra ediliyor. Ramazanın milli ve manevi değerlerini çocuklarımıza nakşetmek, bu kapsamda saygı, sevgi, merhamet gibi birçok değer öğrencilerimizin yapmış olduğu bu etkinlikle buluşmuş oluyor." Programın sonunda Vali Hacıbektaşoğlu ve beraberindekiler, etkinlikte görev alan öğrencilere çeşitli hediyeler takdim etti.
Niğde Taekwondo Yıldızlar Mahalli Müsabakaları heyecanı başladı Niğde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü faaliyet programı kapsamında düzenlenen Taekwondo Yıldızlar Mahalli Müsabakaları yoğun katılımla başladı. İki gün sürecek organizasyonun ilk kadınlar 29 kiloda İrem Necla Erdoğan birinciliği elde etti. Kadınlar 41 kiloda Aybüke Nur Sakarya altın madalyanın sahibi olurken, Efsanur Çavuşoğlu ikinci, Derin Sürmelioğlu üçüncü, Keziban Ulupınar ise dördüncü sırada yer aldı. Kadınlar 44 kiloda Nisa Açıkgöz birinci, Işıl Başkurt ikinci, Azra Sövdodan üçüncü, Hiranur Günay dördüncü oldu. Kadınlar 59 kiloda Elif Tuana Aktay birinciliği kazanırken, Aybüke Eylül Çınaroğlu ikinci, Elif Naz Korkmaz üçüncü sırada yer aldı. Kadınlar +59 kiloda ise Hiranur Soylu altın madalya kazanırken, Elif Berat Ersan ikinci, Esmanur Eroğlu üçüncü, Muradiye Gül Kargın dördüncü oldu. Erkekler 37 kiloda Musab Sabah birinci, Furkan Efe Çetiner ikinci, Muhammet Ali Şimşek üçüncü, Yusuf Emre Tülker dördüncü sırada yer aldı. Erkekler 41 kiloda Göktuğ Doğanay birinciliği elde ederken, Muhammet Eymen Ercar ikinci, Cihat Özdoğar üçüncü, Mustafa Arif Toprak dördüncü oldu. Erkekler 45 kiloda Ömer Kaan Ulusoy birinci, İbrahim Ongur ikinci, Emir Can üçüncü, Furkan Emre Yiğitbilek dördüncü sırayı aldı. Erkekler 61 kiloda Yusuf Selim Yiğitbilek birinci, Mustafa Asaf Albayrak ikinci oldu. Erkekler +65 kiloda ise Mustafa Kemal Taşbilek birinciliği kazanırken, Tarık Enes Sabuncu ikinci sırada yer aldı. Niğde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, tüm sporcular gösterdikleri performanstan dolayı tebrik ederek müsabakaların ikinci gününde mücadele edecek sporculara başarı dileklerinde bulunuldu.
Ankara Sincan Belediyesi’nden kaynakta tasarruf hizmette istikrar Temizlik İşleri Müdürlüğü ile Fen İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren araçlar, belediyeye ait atölyelerde uzman personel tarafından titizlikle bakımdan geçirilerek Sincan’ın her köşesinde hizmete hazır hale getiriliyor. Tüm araçları kendi bünyesine katarak araç kiralama dönemini kapatan Sincan Belediyesi hizmette sınır tanımıyor. Belediye araçlarının bakım ve tadilat işlemlerini tamamen kendi imkanlarıyla gerçekleştirerek önemli bir tasarrufa imza atıyor. Belediye, hiçbir ek maliyet oluşturmadan tadilat gerektiren araçları yenileyip hizmete hazır hale getiriyor; eskiyen araçların bakım ve onarımını kendi öz kaynaklarıyla yapıyor. Motor bakımı, kaporta ve boya işlemleri ile periyodik bakımları düzenli olarak yürütülüyor. Yıpranan araçlar elden geçirilerek hem teknik hem de görsel olarak yenileniyor. Böylece araçların kullanım ömrü uzuyor, uygulama ile hem kamu kaynakları verimli kullanılıyor hem de belediye hizmetlerinde aksama yaşanmıyor. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan kaynak tasarrufuna dikkati çekerek, Makine ikmal atölyemizde yapılan bakım ve onarım çalışmaları sayesinde araçlarımızı güvenle sahaya çıkarıyoruz. Kamu kaynaklarını etkin kullanarak hizmet sürekliliğini sağlıyor. Şehrimiz için çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bakımları tamamlanan araçlar; temizlikten çevre düzenlemesine, yol yapım ve onarım çalışmalarından park ve yeşil alan hizmetlerine kadar ilçenin dört bir yanında aktif olarak görev yapmaya devam ediyor.