ASAYİŞ - 05 Aralık 2025 Cuma 09:30

Beyoğlu’nda bir kişi boynunu tasma taktığı kadını dolaştırmıştı: Olay ilişkin dava açıldı

A
A
A
Beyoğlu’nda bir kişi boynunu tasma taktığı kadını dolaştırmıştı: Olay ilişkin dava açıldı

Beyoğlu’nda bir kişinin, kadının boğazına kemeri tasma şeklinde geçirdiği ve "Miyavla", "Kadınlar balmumu gibidir. Onları nasıl eğitirsen öyle olur" gibi sözler söyleyerek cadde üzerinde ilerledikleri olaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede 2 şüphelinin de 7’şer yıl 10’ar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.


İstanbul Beyoğlu’nda 29 Ekim 2025’de sosyal medyada ortaya çıkan videoda bir kişinin, kadının boğazına kemeri tasma şeklinde geçirdiği ve "Miyavla", "Kadınlar balmumu gibidir. Onları nasıl eğitirsen öyle olur", "Kadınlar her zaman itaat eder’’ gibi sözler söyleyerek cadde üzerinde ilerledikleri olaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şahısların Uras U. ve Nurgül B. olduklarının tespit edildiği belirtilirken 2 şahıs da iddianamede ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.


Fiziksel ve psikolojik şiddet niteliğinde olduğu belirtildi


Hazırlanan iddianamede, şüpheli Uras U.’nun cadde üzerinde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği diğer şüpheli Nurgül B.’nin boğazına kemeri tasma şeklinde geçirdiği ve "Miyavla", "Kadınlar balmumu gibidir. Onları nasıl eğitirsen öyle olur", "Kadınlar her zaman itaat eder gel bakiyim" şeklinde söylediği belirtildi. İddianamede, söz konusu videonun şüpheli Uras U. tarafından sosyal medyada paylaşıldığı, şüphelilerin birlikte kurguladıkları senaryo gereği şüpheli Uras U.’nun diğer şüphelinin boğazına kemer geçirmesi, kemeri çekiştirerek elleri ve dizleri üzerinde yürümesini istemesinin fiziksel ve psikolojik şiddet niteliğinde olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı kaydedildi. Eylemin, kadınlara karşı fiziksel ve psikolojik şiddet içerikli eylemlerde bulunulması gerektiği yönünde kanaat oluşturma amacı taşıdığı aktarıldı


İddianamede, söz konusu videonun halkın bir kesimi olan kadınlara karşı bu şekilde fiziksel ve psikolojik şiddet içerikli eylemlerde bulunulması gerektiği yönünde kanaat oluşturma amacı taşıdığı, video kaydının yapıldığı aleni nitelikteki yer, eylemin gerçekleşme şekli, söz konusu videonun herkese açık sosyal medya hesabından paylaşılmış olması, görüntülenme sayıları dikkate alındığında eylemin aşağılama ve saygısızlığın ötesinde halkın bir kesimine karşı şiddete teşvik etmeye, düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya ve bu tür tavırları pekiştirmeye yönelik olduğu aktarıldı.


‘’Mizah amaçlı yapılan bir video, kadınları aşağılama kastım yoktur’’


Söz konusu eylemin kadına karşı şiddete ilişkin olduğunun ifade edildiği iddianamede, kamu barışını ve düzenini bozmaya elverişle olduğu, paylaşımın alıntılanarak da paylaşımlar yapılması dolayısıyla kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıktığı belirtildi. Şüpheli Uras U.’nun ifadesine yer verilen iddianamede, videonun arkadaşları arasında paylaşıldığını, mizah amaçlı yapılan bir video olduğunu ve kadınları aşağılama kastının olmadığını söylediği aktarıldı.


‘’Kedilerime mama alabilmek için teklifi kabul ettim, amaç takipçi sayısını arttırmaktı’’


Diğer şüpheli Nurgül B. ise ifadesinde, 3 ay önce Uras U. ile tanıştıklarını, şüphelinin kendisini sosyal medya fenomeni olarak tanıttığını ve videolarında oynaması için kendisine teklif ettiğini belirterek, ‘’Kedilerime mama alabilmek için teklifi kabul ettim. Videonun çekilmesinin amacı takipçi sayısını arttırmaktı. Suç işleme kastım yoktur.’’ ifadelerini kullandı.


7’şer yıl 10’ar aya kadar hapis talebi


Hazırlanan iddianamede şüpheliler Uras U. ve Nurgül B.’nin zincirleme şekilde ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek’ suçundan 1’er yıl 10’ar aydan 7’şer yıl 10’ar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüphelilerin yargılanmasına İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.