GÜNDEM - 27 Kasım 2025 Perşembe 16:42

Böcek ailesi soruşturmasında tahliye edilen esnaf konuştu: "Çok mağdur olduk, 40 senem boşa gitti"

A
A
A

Böcek ailesinin hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan ardından ölümlerden sorumlu olmadıkları belirlenerek tahliye edilen kokoreççi ve lokumcu basın açıklaması yaptı. Kokoreççi Ercan Erdoğan, "Yüzde 80 işim düştü. Ben çok mağdur oldum. Çalışanlarım 15 gün evine ekmek götüremediler. 15 gün içinde 40 senem yok oldu" derken lokumcu Fatih Tektaş ise, "Bir aile yok oldu, çok şükür bizden dolayı değil çünkü bunun vicdan azabı kaldırılamaz" diye konuştu.

Almanya’dan 9 Kasım’da turistik amaçlı İstanbul’a gelerek 13 Kasım’da ‘zehirlenme’ şüphesiyle anne Çiğdem Böcek (27), baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında ilk etapta tutuklanan kokoreç ve midye satılan iş yerinin sahibi Ercan Erdoğan., kafe işletme sahibi F.M.O., lokumcu sahibi şüpheli Fatih Tektaş ve midye tezgahı bulunan şüpheli Yusuf D. dün tahliye edilmişti. Beşiktaş Ortaköy’de zabıta ekipleri tarafından mühürleri kaldırılan işletmeler yeniden faaliyetlerine başladı. Tahliye edilen kokoreççi, lokumcu ve midye tezgahı sahibi yaşanan sürece ilişkin basın açıklaması yaptı.

Böcek ailesi soruşturmasında tahliye edilen esnaf konuştu:

"40 senem boşa gitti"

23 yıldır Ortaköy’de esnaflık yaptığını söyleyen kokoreççi Ercan Erdoğan, "Ben 40 yıldır esnaflık yapıyorum. 23 senedir Ortaköy’de esnafım. Bugüne kadar kokoreçler, midyeden zehirlenen hiç olmamıştır. Tahlillerimiz zaten temiz çıktı, çok şükür. Bizi de serbest bıraktılar. Zaten dükkanımız açık mutfaklı, hijyeniktir. Ortaköy’de esnaf olarak büyük bir sıkıntılar yaşandı. Yüzde 80 işim düştü. Ben çok mağdur oldum. Çalışanlarım 15 gün evine ekmek götüremediler. Herkes aradı, ailemi, çocuklarımı tehdit etti. Çok mağdur olduk biz bu konuda. 40 senem boşa gitti. 15 gün içinde 40 senem yok oldu. Herkesin özür dilemesini istiyorum. Ortaköy turistik bir yerdir ancak bütün esnaf kan ağlıyor. Çalışanların yevmiyeleri çıkmıyor" ifadelerini kullandı.

Böcek ailesi soruşturmasında tahliye edilen esnaf konuştu:

"Müvekkilim gece geç saatlerde tahliye edilmiştir"

Böcek ailesinin vefat nedeninin böcek zehirlenmesi olduğunun ve müvekkilinin gece geç saatlerde tahliye edildiğini söyleyen avukat Beyza Nur Uzun, "Bir avukat ve vatandaş olarak toplum sağlığının hepimiz için büyük bir önem taşıdığını belirtmek isterim. Bu doğrultuda ilgili kurum ve kuruluşların gerekli hassasiyeti göstererek ilgili çalışmalarına devam ettirmesi toplumumuzun en büyük beklentilerinden biridir. Soruşturma devam ederken müvekkilim lehine hiçbir somut delil yokken, müvekkilimin de bahsettiği gibi kendisi itibar suikastine maruz kalmış, ailesi yine şahsi telefonları sosyal mecralarda paylaşılmış, ailesi aranmış ve tehdit edilmiştir. Biz bu konuyla alakalı da hukuki süreci başlatmış bulunmaktayız ve sonuna kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Dün de gördüğünüz gibi ailenin vefat nedeninin böcek ilacı zehirlenmesi olduğu ortaya çıkmış ve müvekkilim gece geç saatlerde tahliye edilmiştir. Öncelikle soruşturma aşamasını titizlikle yürüten Sayın Cumhurbaşkanımıza ve tüm yetkililere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Vefat eden ailenin yakınlarına, kalan yakınlarına sabırlar diliyoruz" diye konuştu.

"Bir aile yok oldu, çok şükür bizden dolayı değil"

Suçsuz yere içeri alındıklarını söyleyen lokumcu Fatih Tektaş, "Aile yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Suçsuz yere içeri alındık. Psikolojimiz bozuldu. Ailemi şu anda memlekete gönderdim. Diyecek bir şey yok. Üzüldük, içerdeydik. Biz halk olarak da çok üzüldük yani. Bir aile yok oldu. Çok şükür bizden dolayı değil çünkü bunun vicdan azabı kaldırılamaz. Maddi olarak çok çöktük. Gıdadan, Türk vatandaşı, yurtdışından gelen insanlar korkmaya başladı " ifadelerini kullandı.

Böcek ailesi soruşturmasında tahliye edilen esnaf konuştu:

"Böcek ailesine Allah’tan rahmet diliyoruz"

Mağdur olduklarını söyleyen midye tezgahının sahibi Murat Kılıban, "Almanya’dan İstanbul’a gelen Böcek ailesine Allah’tan rahmet diliyoruz. Gerçekten bu konu için çok çok üzgünüz. Ama bunlar yaşanırken biz de çok mağdur kaldık. Sokak lezzetleri diye Osmanlı döneminden bugüne kadar gelen bir geleneğimiz var. Ben yaklaşık olarak 35 yıla yakındır Ortaköy’de midye satmaktayım. Ve 35 yıl boyunca midyeden zehirlenme ve böyle büyük bir vakanın olduğuna hiç rastlanmadım. İlk günden bugüne kadar ben kendi midyelerimden çok eminim" diye konuştu.

Böcek ailesi soruşturmasında tahliye edilen esnaf konuştu:

Şüheda Kıroğlu - Berk Soydan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Sıcak ve nemli havasıyla astım ve koah hastalarına şifa olarak biliniyor Alanya’nın önemli turizm noktalarından biri olan Damlataş Mağarası, 2025 yılı boyunca yaklaşık 270 bin yerli ve yabancı turist ağırlayarak bölge turizmine güçlü bir katkı sağladı. Sıcak ve nemli havasıyla bilinen mağara, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, aynı zamanda astım ve KOAH hastalarına iyi geldiği yönündeki bilimsel çalışmalarla da ilgi çekiyor. Doğal oluşumunun yüzlerce yıl sürdüğü düşünülen Alanya’nın bilinen en eski mağarası olan Damlataş Mağarası, yaklaşık 15-20 derece sıcaklık, yüksek nem ve düşük seviyedeki radyoaktivite özellikleriyle özellikle solunum rahatsızlıkları bulunan ziyaretçilerin tercih ettiği bir nokta haline geldi. Damlataş Mağarası, hem doğal güzelliği hem de sağlık açısından sunduğu faydalarla 2025 yılında da Alanya’nın en çok ilgi çeken turistik değerlerinden biri olmayı sürdürdü. Doğal güzellikleri ve sağlık açısından faydalı olan mağaraya geçen sene 250 bin kişi ziyaret ederken, bu sene ise 270 bin kişi ziyaret etti. Damlataş mağarasınının girişinde esnaflık yapan Halil Tamuroğlu ‘’Damlataş Mağarası Alanya’nın kültürel miraslarından birisi. Damlataş Mağarasında astım ve KOAH hastalarına mağara şifa oluyor. Mağarada 15 gün boyunca yarım saat kalan hastalara şifa olduğu söyleniyor. Astım ve KOAH hastalığının geçtiği biliniyor. Sene boyunca yerli ve yabancı misafirleri bu mağara ağırlıyor. Birçok misafir burada şifa buluyor. Alanyamızın görülmesi gereken güzide bir yeridir’’ dedi.
Van Van TV yeni vizyonuyla yeniden yayında Van Ticaret ve Sanayi İş Dünyası Derneği (VATSO) Başkanı Zahir Kandaşoğlu’nun öncülüğünde, uzun yıllardır kentin medya hafızasında önemli bir yere sahip olan Van TV, yenilenen teknolojisi ve güçlü yayın vizyonuyla HD kalitesinde yeniden yayına başladı. Televizyon binasının önünde düzenlenen açılış törenine siyasetten sanayiye, eğitimden sağlığa kadar çok sayıda kişi katıldı. Burada konuşan Zahir Kandaşoğlu, hem geçmişe hem de geleceğe dair önemli mesajlar verdi. Zahir Kandaşoğlu, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında Van TV’nin hikâyesinin 2001 yılına dayandığını ifade etti. Dönemin Van Valisi Durmuş Koç’un çağrısıyla sürecin başladığını belirten Kandaşoğlu, o günden bu yana tüm zorluklara rağmen Van TV’yi ayakta tutmak için mücadele ettiğini vurguladı. Zahir Kandaşoğlu, beklediği desteği görmese de geri adım atmadığını ve Van TV’yi bırakmadığını vurguladı. Kandaşoğlu, yenilenen altyapı ve modern stüdyolarla artık çok daha güçlü bir medyanın kapılarının aralandığını ifade etti. Tanıtım ve reklamın özel sektördeki önemine dikkat çeken Kandaşoğlu, tüm işletmelere çağrıda bulunarak, "Eğer bir üretiminiz, fabrikanız veya hizmetiniz varsa, reklam olmadan büyümeniz mümkün değildir. Van’ın bir lobisi yok; biz bu ekranlarda Van’ın haklarını savunacağız" diye konuştu. Törene katılan Van İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu ise Van TV’nin yeniden açılışının şehir için değerli bir adım olduğunu belirterek, "Sanayi, eğitim ve istihdam anlamında bu şehre katkı sunan herkesin yanındayız. Zahir Başkanımızın bugün yanında olmaktan gurur duyuyoruz" dedi. Mutlu, Van TV’nin desteklenmesi gerektiğini belirterek, vatandaşlara televizyonlarında 1. kanal olarak ayarlamaları çağrısında bulundu. Yapılan konuşmanın ardından katılımcılar tarafından açılış kurdelesi kesilerek televizyon binası gezildi. Kurdele kesimiyle resmen yeni dönemine başlayan Van TV’nin; haber, ekonomi, kültür-sanat ve yaşam programlarıyla bölgenin önemli medya platformlarından biri olması hedefleniyor. Modern yayıncılık anlayışıyla hazırlanan yeni program yelpazesinin bölge halkına güçlü bir medya alternatifi sunması bekleniyor. Yeni yayın döneminde Van TV, Türksat uydusu üzerinden HD kalitesinde izlenebilecek. İzleyicilerin Van TV’ye ulaşabilmesi için gerekli teknik bilgiler ise Tip: HD, Frekans: 11837, Sembol Oranı (SR): 30000, Polarizasyon: V (Dikey). Bu değerlerle Van TV, Türkiye ve dünyanın dört bir yanından uydu aracılığıyla net ve yüksek görüntü kalitesiyle izlenebilecek.
Samsun Atakum dikey mimariye yenik düştü: Hızlı yapılaşma riskleri artırdı Samsun’un Atakum ilçesinde son yıllarda hızla artan dikey yapılaşma, güvenli kentleşme açısından yeni değerlendirmeleri gündeme getiriyor. İlçede yüksek ve çok yüksek bina sayısının büyüme eğiliminin sürmesi, özellikle zemin şartları ve altyapı kapasitesi yönünden çeşitli risklerin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılıyor. "Türkiye’nin Miamisi" olarak adlandırılan Samsun’un Atakum ilçesinde son yıllarda hız kazanan çok katlı yapılaşma, güvenli kentleşme açısından yeni teknik değerlendirmeleri gündeme taşıyor. İlçede hem nüfus artışı hem de arsa sıkıntısı nedeniyle dikey mimariye yönelimin devam ettiği gözleniyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Mekanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sertaç Tuhta, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne göre 30.5 metre üzerinin yüksek, 60.5 metre üzerinin ise çok yüksek yapı sınıfında yer aldığını belirterek Atakum’da bu tür yapıların sayıca fazla olduğuna dikkat çekti. Tuhta, son 25 yılda ilçenin yerleşim alanı açısından dört kata yakın büyüme gösterdiğini ifade etti. Tuhta, "Yüksek yapıların ekonomik yönden ve bağımsız bölüm sayısı açısından avantajları bulunmaktadır. Ancak bilimsel çalışmalarla da kanıtlandığı gibi altyapı ile ilgili ve kendi bölgesinde mikro iklim oluşturma bakımından dezavantajlarının olduğu bilinmektedir. Samsun bu yönden bazı dezavantajları bünyesinde barındırmaktadır. Dikey mimari, yatay mimarinin aksine çok sayıda bağımsız bölümü bir arada barındıran, altyapı ve ulaşım sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayan günümüzdeki yapılaşma türüdür. Dikey mimaride bazı dezavantajlar vardır. Örnek verecek olursak deprem riski. Bir diğer risk de yapılarda meydana gelen yangın riskleridir. Bunlar olumsuz olarak sayabileceğimiz özelliklerdir. Tabii, hem yatay hem de dikey mimaride kurallara uygun yapıldığında herhangi bir risk olmadığını söyleyebiliriz. Nüfus artışına bağlı olarak belirli bölgelerde yapı stoku artmaktadır. Nüfusun artmasıyla birlikte arsa miktarında azalma yaşanmakta ve dikey mimariye yönelim olmaktadır" dedi. "Bina yeni bile olsa deprem analiz raporları olup olmadığı sorgulanmalı" Yüksek katlı yapıların ekonomik ve kullanım açısından bazı avantajlar sunduğunu belirten Tuhta, buna karşın altyapı yükü ve mikro iklim üzerindeki etkiler gibi bilimsel olarak ortaya konmuş dezavantajların da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Tuhta, dikey mimarinin arsa yetersizliğine bağlı olarak tercih edildiğini ancak deprem ve yangın riskleri açısından ilave tedbirler gerektirdiğini vurguladı. Atakum’un kıyı bandına yönelik değerlendirmelerde ise sıvılaşma ve zemin büyütme potansiyelinin önemli bir tehlike olduğunun altını çizen Tuhta, çok yüksek yapıların genellikle ilçenin üst kotlarında konumlandığını belirterek, "Atakum özelinde baktığımızda, kıyı şeridi boyunca sıvılaşma ve zemin büyütme riskinin potansiyel bir tehlike olduğundan bahsedebiliriz. Çok yüksek binaların ise ilçenin daha yüksek kotlarında yer aldığını görmekteyiz. Yüksek veya çok yüksek yapıların deprem performans analiz raporlarının olup olmadığını sorgulamamız gerekmektedir. Bu sınıfa giren eski yapılarda vatandaşlarımızın hasarlı veya hasarsız olarak nitelendirilen sistemlerle deprem performans analizlerini mutlaka araştırmaları gerekir. Bu performans seviyeleri, güncel Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun ise tercih edilmelidir" diye konuştu. Sağlıklı bir kentleşme için mikro bölgelendirme çalışmalarının şart olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tuhta, parsel bazlı zemin etütlerinin geoteknik ve sismik açıdan yapılmasının önemine dikkat çekerek, bu verilerin deprem tehlike haritalarıyla birlikte değerlendirilip planlama çözümlerine yön vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.