ASAYİŞ - 25 Kasım 2025 Salı 21:05

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu bilgi notu ortaya çıktı: "Fosfin gazı tespit edildi"

A
A
A
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu bilgi notu ortaya çıktı: "Fosfin gazı tespit edildi"

Fatih’te anne, baba ve 2 çocuğun ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan Adli Tıp Kurumu bilgi notunda, otelden alınan havlu, maske ve alınan sürüntü örneklerinde böcekler için kullanılan fosfin gazı tespit edildiği belirtildi.

Almanya’dan İstanbul’a tatile gelen ve Fatih’te bir otelde konaklayan ve Böcek ailesi, rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Anne Çiğdem Böcek (27), baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek hayatını kaybetmişti. Otelde inceleme yapan polis ekipleri, ilaçlama yapıldığını belirlemişti. 10 şüphelinin tutuklandığı olaya ilişkin Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilgi notu ortaya çıktı.

Notta 13 Kasım 2025 tarihinde İstanbul Fatih’te zehirlenme şüphesiyle anne Çiğdem Böcek, baba Servet Böcek ile çocukları Kadir Muhammet Böcek ve Masal Böcek’in hastaneye kaldırıldığı, çocukların aynı gün vefat ettiği, 14 Kasım’da anne Çiğdem Böcek vefat ettiği, 17 Kasım tarihinde ise baba Servet Böcek vefat ettiği belirtildi. Bilgi notunda ailenin turistik amaç ile İstanbul’a geldiği, Harbour Suites Old City Hotelde konakladıkları, 10 ve 11 Kasım’da dışarıdan midye, pide, tantuni, kokoreç ve lokum gibi gıdalar tükettikleri aktarıldı.

11 Kasım 2025 Salı günü ailenin kaldığı otelin haşere ve böcekler için ilaçlandığı ve 12 Kasım 2025 Çarşamba günü sabaha karşı mide bulantısı ve kusma şikayetlerinin başladığı notta açıklandı. Ailenin sabah saatlerinde hastaneye başvurduğu ve ilk tedavilerinin ardından otele döndükleri, 13 Kasım 2025 Perşembe günü sabaha karşı saat 03.00 sıralarında otele çağrılan ambulans ile hastanelere kaldırıldıkları belirtildi.

Olay Yeri İnceleme ekibinden alınan bilgiye göre ailenin kaldığı otelde ilaçlama yapıldığı ve odanın havalandırma sisteminin olmadığı ifade edildi. 15 Kasım 2025 Cumartesi günü aynı otelden yabancı uyruklu 2 kişinin daha benzer şikayetlerle hastanede tedavi gördükleri bilgisine de notta yer verildi.

Otel ilaçlaması yapılırken kullanılan kimyasal maddeler ve kutuları, vefat eden Böcek ailesinden alınan kan örnekleri, otelden alınan havlu, maske, tulum, ayakkabı, çarşaf, yastık kılıfı, sürüntü örnekleri, odada bulunan ölü böcekler, olay yerinde uygulanan bantlar gibi nesnelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği bilgi notunda kaydedildi.

Raporda Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğünce yapılan incelemede ailenin yediği gıdalardan alınan örneklerin Türk Gıda Kodeksine uygun olduğunun tespitine yer verildi. Otelden alınan havlu, maske ve alınan sürüntü örneklerinde böcekler için kullanılan fosfin gazı tespit edildiğine bilgi notunda yer verildi.

Öte yandan Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince anne, baba ve iki çocuğun ölüm sebebi hakkında Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulundan görüş alınması gerektiği şeklinde kanaat belirten raporun 24 Kasım günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği kaydedildi. En geç 28 Kasım günü Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından ölüm sebeplerini belirten mütalaanın düzenlenmesinin planlandığı da öğrenildi.

Melike İnal - Sema Demir

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Yarım asırdan fazla süredir bakıra hayat veriyor: 73 yaşında mesleğini aşkla yapıyor Çorum’da 10 yaşında adım attığı kalaycılık mesleğini 63 yıldır aralıksız sürdüren Süleyman Özkılıç, gelişen teknolojiyle birlikte unutulmaya yüz tutan zanaatını yaşatmak için adeta zamana karşı direniyor. Geçmişte mutfak kültürünün vazgeçilmezi olan ancak günümüzde yerini alüminyum ve çelik ürünlere bırakan bakıra yeniden hayat veren 73 yaşındaki Süleyman Özkılıç, 10 yaşında başladığı mesleğini aşkla sürdürüyor. Çorum’da kalan 3 kalaycıdan birisi olan Özkılıç, mesleğinin yok olması için yaşına rağmen çalışmaya devam ediyor. Son kalay ustalarının da çalışmayı bırakmasıyla mesleğin yok olabileceğini ifade eden Özkılıç, mesleği sayesinde çocuklarını büyüttüğünü, ev ve araba sahibi olduğunu söyledi. "O yaştan beri bu işle uğraşıyorum" Mesleğini hiç bırakmadığını kaydeden Özkılıç, "Bu işe 10 yaşında başladım, o yaştan beri bu işle uğraşıyorum. Başka bir iş yapmadım, okula da gitmedim. Elhamdülillah iki tane evim var, arabam var, üç-beş kuruş param var. Hepsini ben bu meslekle kazandım. Başa bir işe yönelmedim. Annem, babamdan hiçbir şey kalmadı. Ama 3 tane çocuğum var, ikisi astsubay oldu, kızım da evlendi. Herkes rahat ben de bu işi yapmaya devam ediyorum. Nasibimiz buymuş. 63 senedir bu işle uğraşıyorum" dedi. "Yeni nesil yetişmiyor" Çırak gelmediği için yeni ustaların yetişmediğini söyleyen Özkılıç, "Bu mesleği gençler sürdürmez. Bu meslek benimle beraber biter. Benim astsubay emeklisi olan oğlum yapacağını söylüyor. Arada bir gelip kalay yapıyor. Yaparsa o yapar, yeni nesil yetişmiyor" diye konuştu. "Bunu kullananda hastalık olmaz" Bakırın mutfaktaki önemine dikkat çeken Özkılıç, "Bunu kullananda hastalık olmaz. Diğer tencere, tavaları kullananlar 20, 30 sene kullanıyor. Demode olmuyor. Biz bunu yakıp tekrar kumla kalay yapıyoruz. İnsanı zehirleme ya da sağlığına zarar veren bir durum olmuyor. Ama insanlar diğer kaplara alışmış. Alüminyuma elinizi sürseniz iz çıkar. Ne kadar yıkarsanız yıkayın yine simsiyah çıkar. Bakır da asla böyle bir şey olmaz, bakır mikrop barındırmaz" şeklinde konuştu.
Çorum Yarım asırdan fazla süredir bakıra hayat veriyor: 73 yaşında mesleğini aşkla yapıyor Çorum’da 10 yaşında adım attığı kalaycılık mesleğini 63 yıldır aralıksız sürdüren Süleyman Özkılıç, gelişen teknolojiyle birlikte unutulmaya yüz tutan zanaatını yaşatmak için adeta zamana karşı direniyor. Geçmişte mutfak kültürünün vazgeçilmezi olan, ancak günümüzde yerini alüminyum ve çelik ürünlere bırakan bakıra yeniden hayat veren 73 yaşındaki Süleyman Özkılıç, 10 yaşında başladığı mesleğini aşkla sürdürüyor. Çorum’da kalan 3 kalaycıdan birisi olan Özkılıç, mesleğinin yok olması için yaşına rağmen çalışmaya devam ediyor. Son kalay ustalarının da çalışmayı bırakmasıyla mesleğin yok olabileceğini ifade eden Özkılıç, mesleği sayesinde çocuklarını büyüttüğünü, ev ve araba sahibi olduğunu söyledi. "O yaştan beri bu işle uğraşıyorum" Mesleğini hiç bırakmadığını kaydeden Özkılıç, "Bu işe 10 yaşında başladım, o yaştan beri bu işle uğraşıyorum. Başka bir iş yapmadım, okula da gitmedim. Elhamdülillah iki tane evim var, arabam var, üç-beş kuruş param var. Hepsini ben bu meslekle kazandım. Başa bir işe yönelmedim. Annem, babamdan hiçbir şey kalmadı. Ama 3 tane çocuğum var, ikisi astsubay oldu, kızım da evlendi. Herkes rahat ben de bu işi yapmaya devam ediyorum. Nasibimiz buymuş. 63 senedir bu işle uğraşıyorum" dedi. "Yeni nesil yetişmiyor" Çırak gelmediği için yeni ustaların yetişmediğini söyleyen Özkılıç, "Bu mesleği gençler sürdürmez. Bu meslek benimle beraber biter. Benim astsubay emeklisi olan oğlum yapacağını söylüyor. Arada bir gelip kalay yapıyor. Yaparsa o yapar, yeni nesil yetişmiyor" diye konuştu. "Bunu kullananda hastalık olmaz" Bakırın mutfaktaki önemine dikkat çeken Özkılıç, "Bunu kullananda hastalık olmaz. Diğer tencere, tavaları kullananlar 20, 30 sene kullanıyor. Demode olmuyor. Biz bunu yakıp tekrar kumla kalay yapıyoruz. İnsanı zehirleme ya da sağlığına zarar veren bir durum olmuyor. Ama insanlar diğer kaplara alışmış. Alüminyuma elinizi sürseniz iz çıkar. Ne kadar yıkarsanız yıkayın yine simsiyah çıkar. Bakır da asla böyle bir şey olmaz, bakır mikrop barındırmaz" şeklinde konuştu.
Hatay Türkiye’nin Suriye sınırında bereketli soğan hasadı Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Suriye sınırına sıfır noktasında bereketli soğan hasadı başladı. Dönüm başına 5 ton rekolte beklenen soğan, tarlada 25 TL’den satılıyor. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan ve birçok ürünün yetiştiği Hatay’ın Amik Ovası’nda baharın gelmesiyle ürünler hasat edilmeye başlandı. Suriye sınırının sıfır noktasında olan Reyhanlı ilçesi Bükülmez Mahallesi’nde 500 dönümlük tarlada, ekimi yapılan soğanda da bereketli hasat başladı. Geçen yıla göre bereketli yağışların olduğu Amik Ovası’nda rekoltenin yüksek olduğu soğan, tarladan 22 TL ile 25 TL’yi bulan fiyatlarla alıcı buluyor. Rekoltenin dönüm başına 5 ton beklendiği soğan, ihracat yoluyla Rusya ve Suriye başta olmak üzere yurtiçindeyse 81 ile gönderiliyor. Bu yılki yağışlarla birlikte tarımsal faaliyetlerin bereketli olduğunu ifade eden Türkiye Soğan Üretici ve Tedarikçiler Başkanı Reşit Kaya, hasadın bereketli olduğunu söyledi. "Soğanın kilosunu 25 TL’ye devam ettirmeyi planlıyoruz, geçen yıl yarı fiyatına sattık" Türkiye Soğan Üretici ve Tedarikçiler Başkanı Reşit Kaya, soğanın tarladan 25 TL’ye yola çıktığını söyleyerek, "Burası Hatay’ın Reyhanlı ilçesi, Suriye sınırına sıfır noktasında üretim yapıyoruz. Şu karşıda gördüğünüz tepeler Suriye’nin ve Türkiye’nin son tarlası. Burada 500 dönüm soğan tarlası var ve biz burada üretim yapıyoruz. Bu yıl hasat inşallah bereketli olacak. Bol yağmur yağdı, iki katı bir efor harcayarak çok şükür hasada ulaştık ve üretimimizi yaptık. Bugün de burada çuvallamayı görüyorsunuz. Türkiye’nin her tarafına kamyonlarla ve tırlarla gönderiyoruz. Bu yıl 25 TL gibi bir rakam düşünüyoruz. Artık gittiği nokta satış noktalarında rağbet görürse bir sıkıntı olmaz. Soğanın kilosunu 25 TL devam etmeyi planlıyoruz, geçen yıl yarı fiyatına sattık. Üretim maliyetlerimizin altında sattık ama inşallah bu yıl emeğimizin karşılığını almayı düşünüyoruz. Manavlarda soğan 35 TL arasında satış olması lazım. Geçen yıl dönüm başında 5 ila 6 tondu ama bu yıl 4 ila 5 ton arası rekolte bekliyoruz. Türkiye’nin bütün illerine gidiyor. Mayıs ayının 10’u itibarıyla ihracatta sevkiyatlara başlayacağız inşallah. Rusya’ya, Suriye’ye ve Avrupa’ya bu yıl soğan gönderiyoruz. Burada Avrupa’ya da bu yıl soğan göndermeye başladık. Yurt içinde bütün illere gidiyor; Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa Türkiye’nin bütün illerine buradan Reyhanlı ve Adanalılara sevkiyat yapıyor. Bizim yetkililerden istediğimiz tek şey üreticiye destek olmak amaçlı, üreticiyle ve tüketicinin arasındaki köprüyü sağlamlaştırmak. Şimdi bölgedeki marketlerin oluşturduğu fiyatlar üretici ve tüketiciyi de üzüyor. Biz sebze hallerinden her ilin marketi, pazarcısı, manavı o ilin ve ilçenin sebze halinden malını temin ederse malın değeri oluşmuş olur" ifadelerini kullandı.