EKONOMİ - 22 Ekim 2025 Çarşamba 10:15

"Boğaziçi Lüferi Bayramı" geliyor

A
A
A
"Boğaziçi Lüferi Bayramı" geliyor

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) coğrafi işaretle tescil ettirdiği Boğaziçi Lüferi’nin markalaşması için 29 Kasım’da Boğaziçi Lüferi Bayramı düzenlenecek. Boğaziçi Lüferi için şeflerle projeler hazırlanacak.



İstanbul Ticaret Odası (İTO) öncülüğünde İstanbul’un simge lezzeti Boğaziçi Lüferi’nin İstanbul’un gastronomi markası olması için bir dizi proje başlatıldı.



İTO öncülüğünde coğrafi işaretle tescil edilen Boğaziçi Lüferi’nin tanıtımı için "Boğaziçi Lüferi Bayramı" adıyla bir etkinlik organize edileceği açıklandı. İTO, İstanbul Tarım İl Müdürlüğü ve diğer paydaşların iş birliğiyle düzenlenecek etkinlik Samatya’daki Kocamustafapaşa Balıkçı Barınağı’nda gerçekleştirilecek.



Boğaziçi Lüferi Bayramı’nın tanıtımı İTO ve Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) iş birliğiyle düzenlenen etkinlikle yapıldı.



İTO Başkan Yardımcısı Ahmet Özer, yaptığı konuşmada Boğaziçi Lüferi Bayramı’nın 29 Kasım Cumartesi günü İstanbul Tarım İl Müdürlüğü ve diğer paydaşların iş birliğiyle Samatya semtindeki Kocamustafapaşa Balıkçı Barınağı’nda düzenleneceğini söyledi. Özer, 2018 yılında İstanbul Coğrafi İşaret Konsorsiyumu’nu kurarak Boğaziçi Lüferi’nin yanı sıra potansiyel taşıyan birçok diğer ürün için teknik ve bilimsel araştırma süreçlerini başlattıklarını söyledi.



Bu çalışmaların en somut örneğinin geçtiğimiz yıl tescil edilen Boğaziçi Lüferi olduğunu belirten Özer, "Boğaziçi Lüferi, yalnızca bir balık değil, İstanbul kültürünün yaşayan bir simgesi. Osmanlı döneminde saray sofralarının vazgeçilmezi olmuş, halk arasında ‘Boğazın Sultanı’ unvanını almıştır. Evliya Çelebi’den günümüze kadar uzanan bu geleneği, coğrafi işaretle birlikte artık yasal koruma altına almış durumdayız. TÜRKPATENT’e yaptığımız başvuru Ocak 2024’te sonuçlandı. ‘Boğaziçi Lüferi’ adıyla coğrafi işaret tescili gerçekleşti" bilgisini verdi.



"Sırada ‘İstanbul Lakerdası’ var"


Bir diğer geleneksel ürün olan İstanbul Lakerdası için de patent başvurusu yaptıklarını belirten Ahmet Özer, "Palamut ya da torikten yapılan bu tuzlama yöntemi hem tarihsel hem ekonomik açıdan İstanbul mutfağının ayrılmaz bir parçası. Bu ürün için de coğrafi işaret tescili tamamlandığında, bu ürün de hem gastronomi hem de turizm açısından şehrimize yeni bir değer katacak" dedi.



İTO olarak İstanbul’un değeri olan ürünleri yaşatmak ve tanıtmak için de kapsamlı bir gastronomi vizyonu yürüttüklerini kaydeden Özer, "İstanbul balığı" adıyla da bilinen Boğaziçi Lüferi için yaptıkları çalışmaları şöyle anlattı: "Boğaziçi Lüferi Bayramı etkinliklerinin yanı sıra Mutfak Sanatları Akademisi ile birlikte öğrencilere yönelik atölyeler, ‘Boğaziçi Lüferi Tarif Kitabı’ hazırlığı ve podcast projeleri yürütüyoruz. Boğaziçi Lüferi için özel olarak bogaziciluferi.com sitesini ve sosyal medya hesaplarını hayata geçirdik. Diğer yandan Boğaziçi Lüferi’nin doğru şekilde menülere dahil edilmesi için paydaş ve restoranlarla da irtibat halindeyiz."



"Boğaziçi Lüferi ayrı bir tat, ayrı bir lezzet"


İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar da İstanbul’un halihazırda tarımsal anlamda 5 coğrafi işareti bulunduğunu belirterek, "Bunların her biri birbirinden çok kıymetli. Bu sayıyı artırmak için de yoğun bir çaba içindeyiz" dedi.



Parıldar, İstanbul’da turizmin yanında önemli bir tarımsal üretim olduğunu, denizden yapılan avcılık yoluyla elde edilen ürünler bulunduğunu ve bu ürünlerin tüketiciye en doğru zamanda ulaşması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.



Boğaziçi Lüferi Bayramı için çalışan tüm paydaşları kutlayan Suat Parıldar, "Eylül ayı ortasından yaklaşık Ocak ortasına kadar lüfer en yağlı, en yenilebilir dönemde ama Boğaziçi Lüferi ayrı bir tat, ayrı bir lezzet, ayrı bir zevk" ifadelerini kullandı.



"Boğaziçi Lüferi yalnızca bir balık türü değil, kültürel bir miras"


Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) Yönetici Direktörü Sitare Baras ise Boğaziçi Lüferi’nin coğrafi işaret alarak tescillenmesini, İstanbul’un deniz ürünleri kültürü ve mutfak mirası adına önemli bir adım olarak değerlendirdi.



Baras, şunları söyledi: "Kurulduğumuz günden bu yana tam 21 yıldır MSA çatısı altında yürüttüğümüz çalışmalarla coğrafi işaretli ürünlerin korunması ve tanıtılması için elimizden geleni yapıyoruz. Boğaziçi Lüferi yalnızca bir balık türü değil, kültürel bir miras. Bu nedenle, MSA olarak geleceğin şefleri öğrencilerimize ve 5 yaşından itibaren temel gıda ve mutfak becerileri aktardığımız mutfak severlere bu bilinçle eğitim vermeye ve sürdürülebilir avlanma konusunda farkındalık oluşturmaya devam edeceğiz. Bu sorumluluğumuzun farkında olarak, İstanbul Ticaret Odası ile iş birliği içinde lüferin tanıtımı ve korunması için çalışmayı sürdüreceğiz."



"Boğaziçi Lüferi Bayramı" geliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan ekoturizm potansiyeliyle öne çıkıyor Erzincan, gölleri, akarsuları, kaplıca suları, dağları, yaylaları ve vadileriyle bölgenin önemli ekoturizm merkezleri arasında yer alıyor. Anadolu’nun önemli geçiş güzergâhlarından birinde bulunan Erzincan’ın, sahip olduğu jeolojik yapı ve dört mevsimin yaşanabildiği iklim özellikleri sayesinde birçok doğa ve spor turizmi faaliyetinin yapılmasına elverişli olduğu belirtildi. Ekoturizm alanlarında bulunan mağara, şelale ve doğal oluşumların yanı sıra sportif faaliyet alanlarında çevre düzenlemeleri ile altyapı çalışmalarının artırılması gerektiği kaydedildi. Ayrıca bölgede yaşayan vatandaşlara pansiyonculuk, işletme yönetimi, servis kalitesi ve hediyelik eşya üretimi gibi alanlarda eğitim verilmesinin önemine dikkat çekildi. Yeşil alan varlığı açısından yüksek potansiyele sahip Erzincan’ın, doğa sporları ve alternatif turizm açısından önemli kaynaklar barındırdığı ifade edildi. Kentte öne çıkan ekoturizm faaliyetleri arasında dağcılık, rafting, kano, yamaç paraşütü, kayak, buzul tırmanışı, kampçılık, trekking, dağ bisikleti ve offroad sporları yer alıyor. Yaklaşık 25 kilometre uzunluğa ve yer yer 1000 metreyi aşan derinliğe sahip Karanlık Kanyon, dağcılık ve kanyoning için önemli merkezler arasında gösteriliyor. Bölgede ayrıca Acemoğlu Boğazı kaya tırmanışı için tercih edilen alanlar arasında bulunuyor. Rafting faaliyetleri genellikle Karasu Nehri üzerinde gerçekleştirilirken, kentin daha önce Türkiye Rafting Şampiyonası’na ev sahipliği yaptığı belirtildi. Yamaç paraşütü açısından da önemli merkezlerden biri olan Erzincan’da, Keşiş Dağları ve Munzur Dağları ise bu spor için uygun alanlar arasında yer alıyor. Kış turizmi açısından öne çıkan Ergan Dağı Kış Sporları ve Doğa Turizmi Merkezi, çeşitli zorluk derecelerindeki pistleriyle kayak severlere hizmet veriyor. Kentte ayrıca Girlevik Şelalesi kış aylarında donan yapısıyla buzul tırmanışına olanak sağlıyor. Doğa yürüyüşü, kamp ve trekking faaliyetleri için ise Yedigöller, Aygır Gölü, Refahiye Dumanlı Ormanları ve Ergan Dağı’nın öne çıkan rotalar arasında bulunduğu bildirildi.
Ankara Ankara’da korsan otoparkçılık yaptığı belirlenen 32 şüpheli gözaltına alındı Ankara’da, sürücülere araçlarını koruduklarını öne sürerek haksız kazanç sağlayan ve halk arasında ‘değnekçi’ olarak bilenen korsan otoparkçılara yönelik düzenlenen operasyonda 32 şüpheli gözaltına alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, sokak ve caddelerdeki mekanların önünde korsan otoparkçılık yapan kişileri yakalamak için çalışma başlattı. İcra edilen operasyonlarda ‘değnekçi’ olarak tabir edilen 32 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yakalanan zanlıların, sürücülerden araçlarını korumak için para istedikleri, kendilerine ait olmayan park alanlarını kullandıkları ve bu yöntemlerle haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi. Şüphelilerin alınan ifadelerinde ise sadece bahşiş aldıklarını iddia ettiklerini öğrenildi. Öte yandan, Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, vatandaşlara benzer durumlarla karşılaşmaları halinde polise ihbarda bulunması gerektiği yönünde uyarıda bulundu. "Sokaklar temizlenmiş oldu" Vatandaşlar, gerçekleştirilen operasyonları olumlu bulduklarını söyledi. Furkan Yıldırım isimli vatandaş, "Burada eskisi gibi öyle kişiler kalmadı. Eskiden yol kenarında para isteyenler vardı. Artık öyle bir durum kalmadı. Sokaklar öyle kişilerden temizlenmiş oldu" dedi. Avni Aydoğdu ise, "Artık öyle kişiler yok burada, kesildi hep. Bu durumdan gayet memnunuz. Bu şekilde devam etmesini isteriz" ifadelerine yer verdi. Gökhan Al, isimli vatandaş ise, "Polisimize teşekkür ederiz. Allah devletimize zarar vermesin. Böyle bir şey yapmaları çok iyi oldu. İnsanları rahatsız ederek zorla bir şeyler yaptırmaya çalışıyorlardı. Şu an her şey yolunda bir sıkıntı yok" dedi.
Manisa Seyit Onbaşı’nın yazarı öğrencilerle buluştu İzmir Sarıgöllüler Kültür ve Dayanışma Derneği, yazar Vicdan Efe’yi Sarıgöllü öğrencilerle buluşturdu. Çanakkale ruhunun anlatıldığı söyleşide duygu dolu anlar yaşandı. İzmir Sarıgöllüler Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından Ahmetağa Neslihan Urgancı Ortaokulu ile Çanakçı Ortaokulu’nda düzenlenen etkinlikte, Çanakkale kahramanlarından Seyit Onbaşı’nın hayatını kaleme alan yazar Vicdan Efe öğrencilerle bir araya geldi. İzmir Sarıgöllüler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Halil Yıldırım, gerçekleştirilen söyleşilerin oldukça verimli geçtiğini belirterek, "Öğrencilerimiz yazarımıza, ‘Koca Seyit vatan savunmasını canını ortaya koyarak yaptı. Bugün bize düşen görev nedir?’ diye sordu. Yazarımız da öğrencilere, ‘Kendinizden, dürüstlüğünüzden ve bir işi en iyi yapma kararınızdan vazgeçmeyin. Ortamı geldiğinde zaten başaracaksınız. Koca Seyit, kendi kişiliğinden ödün vermeyip kahramanlığını çıkarı için kullanmamıştır’ şeklinde cevap verdi." dedi. Sarıgöl köylerinde 10’uncu söyleşiyi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Yıldırım, önümüzdeki günlerde de öğrencilere kitap hediye etmeye ve yazar buluşmalarını sürdürmeye devam edeceklerini söyledi. Etkinlik kapsamında İzmir Sarıgöllüler Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından iki okulda toplam 150 kitap öğrencilere hediye edildi. Öğrenciler, yazar Vicdan Efe ile uzun süre sohbet etme fırsatı bulurken, Efe kitaplarını da imzaladı.