SAĞLIK - 11 Ekim 2025 Cumartesi 09:41

’Candida auris’e karşı Türkiye’nin en kapsamlı araştırması tamamlandı

A
A
A
’Candida auris’e karşı Türkiye’nin en kapsamlı araştırması tamamlandı

Yakın Doğu Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi, çoklu ilaca dirençli mantar ’candia auris’ türüne karşı yeni bir ilaç çalışması başlattı.


Yakın Doğu Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından "kritik öncelikli patojen" olarak tanımlanan Candida auris mantarıyla ilgili Türkiye’nin en kapsamlı bilimsel çalışmasını tamamladı. Çoklu ilaç direnci ve hastane yüzeylerinde uzun süre canlı kalabilmesi nedeniyle ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilen bu mikroorganizma, enfeksiyon vakalarında yüzde 60’a varan ölüm oranlarına yol açabiliyor. Candida auris, ilk kez 2009 yılında Japonya’da tespit edilmesinin ardından kısa sürede altı kıtada 60’tan fazla ülkeye yayıldı. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) verilerine göre yalnızca 2023 yılında 18 Avrupa ülkesinde toplam bin 346 vaka bildirildi. Türkiye’den ise 2024 yılı raporuna göre 121 vaka kaydedildi.



Yüzeylere yüksek tutunma oranı


Araştırma kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinden toplanan 47 Candida auris örneği analiz edildi. Çalışmayı yürüten Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşe Kalkancı’nın açıklamasına göre, bu örneklerin yüzde 95’inin güçlü biyofilm oluşturma özelliğine sahip olduğu belirlendi. Biyofilm, mantarın tıbbi cihazlar ve hastane ekipmanları gibi yüzeylere sıkı tutunmasını sağlayarak hem tedaviyi zorlaştırıyor hem de enfeksiyonun kalıcılığını artırıyor.



Dirençli türlere karşı uyarı


Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Enstitüsü’nden Yrd. Doç. Dr. Ayşe Seyer, analiz edilen kökenlerin yüzde 31’inin yaygın kullanılan bir antifungal olan flukonazole karşı dirençli olduğunu belirtti. Ayrıca dört farklı biyosid maddeye karşı duyarlılık seviyelerinin değişkenlik gösterdiği de tespit edildi. Bu durum, bazı türlerin hastane yüzeylerinden geleneksel yöntemlerle tamamen temizlenmesinin zor olduğunu gösteriyor.


Yrd. Doç. Dr. Seyer, "Hastalar antifungal tedaviyle iyileşse bile, ortamda canlı kalan mantarlar yeni enfeksiyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle enfeksiyonla mücadelede yalnızca hasta tedavisi değil, hastane yüzeylerinin etkin şekilde arındırılması da büyük önem taşıyor" dedi.



Yeni molekül araştırmaları sürüyor


Araştırma sonuçları, Türkiye’deki Candida auris kökenlerinin direnç profillerinin dünya ortalamasıyla benzer olduğunu ortaya koydu. Bu bulgu, bilim insanlarını yeni antifungal ajanlar üzerine çalışmaya yöneltti. Yürütülen araştırmalara İstanbul Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden bilim insanları da katkı sağlıyor.


Yrd. Doç. Dr. Ayşe Seyer, "Alternatif moleküller üzerine çalışmalarımız sürüyor. Sonuçları en kısa sürede bilim dünyasıyla paylaşmayı planlıyoruz" dedi.



Bilimsel iş birliği öne çıkıyor


Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü ve Mikrobiyolog Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ da proje ekibinde yer aldı. Prof. Dr. Şanlıdağ, Candida auris gibi çoklu ilaca dirençli mikroorganizmaların modern tıbbın karşı karşıya olduğu en önemli tehditlerden biri olduğunu belirtti. "Bu mantarın biyolojik özelliklerinin ve direnç mekanizmalarının ülkemizdeki örnekler üzerinden değerlendirilmesi çok kıymetli. Gazi ve Bilkent üniversiteleriyle yürüttüğümüz bu çalışma, bilimsel iş birliklerinin gücünü açıkça gösteriyor" diyen Şanlıdağ, proje kapsamında farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların katkısıyla daha etkili ve yenilikçi sonuçlar elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı.



’Candida auris’e karşı Türkiye’nin en kapsamlı araştırması tamamlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kastamonu buz kesti: Dereler, barajlar ve göletler dondu En düşük hava sıcaklığının sıfırın altında 20 derece olarak ölçüldüğü Kastamonu’da baraj, dere ve göletlerin yüzeyi dondu. Kastamonu’da son 1 haftadır etkili olan kar yağışı yer yer yüksek kesimlerde aralıklarla devam ediyor. Kar yağışıyla birlikte kent soğuk havanın etkisi altına girdi. En düşük hava sıcaklığının sıfırın altında 20 derece olarak ölçüldüğü kentteki baraj, göl ve derelerin yüzeyi buzla kaplandı. Devrekani ilçesine bağlı Başakpınar köy sınırlarından doğan ve Daday, Seydiler, Ağlı, Pınarbaşı, Cide ve Azdavay ilçeleri ile Küre Dağları Milli Parkından geçerek Karadeniz’e dökülen Devrekani Çayı da soğuk hava nedeniyle dondu. Küre Çayı’nın da beslediği Beyler Barajı ve Kulaksızlar Barajı’nın yüzeyi de tamamen dondu. Yüzeyi buzla kaplanan çay, yağan karla da beyaza büründü. "Köyümüz de, deremiz de, bizler de donduk" Devrekani ilçesi Kasaplar köyünde ikamet eden Serkan Demirkan, "Maalesef köyümüz de dondu, bizler de donduk. Yapım aşamasındaki deremiz de dondu. Havayı anlatmaya gerek yok, dondurucu soğuk var. Şu anda hava sıcaklığı sıfırın altında 10 dereceyi geçmiş durumda. Fakat daha da hava sıcaklığı düşecek, çünkü şu anda hava ayaza ve dona çekti. Bugün sularımız bir ara geldi ama bu geceden sonra sularımız yarın akmayacak. Çünkü şu anda hava dona çektiği için deremiz gibi sularımız da donacak. Bu yüzden evlerimizde su kesintisi olması ihtimali yüksek, suların kesilmesini bekliyoruz" dedi.
Adana Babanın, DNA ile tespit ettirdiği kızını nüfusuna aldıramadığı iddiası Adana’da bundan 5 yıl önce birlikte yaşadığı kadından olan kızının başkasının üzerine kayıtlı olduğunu ileri süren baba, DNA testi de yaptırmasına rağmen bir türlü nüfusuna alamadığını, kızına annesi tarafından şiddet uygulandığını iddia etti. Adana’da yaşayan 29 yaşındaki Hasan Artınal, 2020 yılında birlikte yaşamaya başladığı 33 yaşındaki N.E. ile 2022 yılında ayrıldıklarını ve bu birliktelikten dünyaya gelen Masal isimli kızının soy bağında mağdur edildiğini öne sürdü. İddiaya göre anne, Artınal’dan olan çocuğunu resmi nikahlı olduğu M.Y.’nin üzerine kaydettirdi. Artınal, çocuğun biyolojik babasının kendisi olduğunu ispatlamak için DNA testi yaptırdığını ve rapor sonucunda biyolojik baba olduğunun resmen belirlendiğini söyledi. Baba, buna rağmen kızını kendi nüfusuna geçiremediğini ileri sürerek sesini duyurmaya çalıştı. Hasan Artınal, yaşadığı süreci şöyle anlattı: "Ben bu kadınla 2020 yılında tanıştım. Bir çocuğumuz oldu. Ancak anne, çocuğumun soy bağını başka bir kişinin üzerine kayıt ettirdi. Bunun üzerine DNA testi yaptırdım ve çocuğun benden olduğu resmi olarak tespit edildi. İlgili tüm makamlara başvurmama rağmen bugüne kadar somut bir çözüme ulaşamadım. Anne, her seferinde çocuğu benden kaçırıyor ve açılan davaları da sürekli geri çekiyor. Şu an kızım 5 yaşında ve nerede olduğunu bilmiyorum." "Babası olarak yasal haklarımı kullanmak istiyorum" Yetkililere seslenen baba, tek isteğinin yasal haklarına kavuşmak olduğunu belirterek, "Benim tek isteğim, çocuğumun babası olarak kimlikte görünmek ve kızıma ulaşabilmek. Şu anda kızımın can güvenliği yok. Eski eşim çocuğuma şiddet uyguluyor. Kızımın saçlarını kazıtmış. Çocuklar çok korkmuş durumda. 5 yaşındaki çocuğum daha ’baba’ kelimesinin ne anlama geldiğini bile bilmiyor. Ben sadece çocuğuma ulaşmak ve babası olarak yasal haklarımı kullanmak istiyorum" diye konuştu.
İstanbul UKABDER’den acil çağrı: "Binalar tamam, sıra gönülleri doyurmakta" Afrika Çad’da 9 dev eseri tek seferde açmaya hazırlanan UKABDER, 19 Ocak’taki büyük yolculuk öncesi "acil" koduyla çağrıda bulundu. Başkan Murat Uğur, "Binaları tamamladık, şimdi sıra oradaki yetimlerin sofrasını ve kucağını doldurmakta" diyerek gıda, kıyafet ve oyuncak eksiği için hayırseverlere seslendi. Uluslararası Kardeşlik Seferberliği İnsani Yardım Derneği (UKABDER) gönüllüleri, 19 Ocak’ta başlayacak Çad seferberliği için zamanla yarışıyor. Bölgede inşası tamamlanan hastane, cami ve atölye gibi 9 kalıcı eserin açılışını yapacak olan heyet, dağıtımı yapılacak insani yardım malzemelerinin tedariki için çalışmalarını sıklaştırdı. Dernek yönetimi, açılış heyecanına gölge düşmemesi için erzak, kıyafet ve oyuncak stoklarının bir an önce tamamlanması gerektiğini duyurdu. "Bu Bir Yardım Değil, Kardeşlik Meselesidir" Yolculuğa sayılı günler kala açıklama yapan UKABDER Yönetim Kurulu Başkanı Murat Uğur, sürenin daraldığına dikkat çekti. Uğur, "Çad’da tarih yazacak 9 büyük eseri hamdolsun tamamladık. Ancak oraya sadece bina açmaya değil, kardeşlerimizle kucaklaşmaya gidiyoruz. Giderken elimiz boş gidemeyiz. Bölgede dağıtacağımız sıcak yemek, gıda kolisi, kıyafet ve çocuklarımız için uçurtma, oyuncak gibi kalemlerde halen eksiklerimiz var. Bu bir yardım kampanyası değil, bir kardeşlik meselesidir. Vakit çok az, tüm hayırseverleri bu seferberliğin ucundan tutmaya davet ediyorum. Çad’da bir Türk STK tarafından tek seferde yapılan en büyük yatırımlardan birini, 9 kalıcı eseri hamdolsun tamamladık. Ancak oraya sadece kurdele kesmeye değil, kardeşlerimizle kucaklaşmaya gidiyoruz. Binlerce kilometre öteden gelen kardeşlerini bekleyen yetimlerin karşısına elimiz boş çıkamayız. Bu bir yardım kampanyası değil, bir kardeşlik ve onur meselesidir" dedi. Gönüllüler gece gündüz çalışıyor İstanbul Gaziosmanpaşa’daki dernek merkezinde ve Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllü gruplarında hummalı bir çalışma yürütülüyor. Gönüllüler, Türkiye’den götürülecek emanetleri tasnif ederken, uçurtma ve oyuncakların paketlenmesi için yoğun mesai harcıyor. 19-30 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonda, yetim çocuklara yönelik uçurtma şenlikleri düzenlenmesi ve binlerce aileye erzak ulaştırılması hedefleniyor. Gökyüzü Türk uçurtmalarıyla renklenecek Seferberliğin en renkli detayı ise çocuklar için hazırlanan özel sürprizler olacak. UKABDER gönüllüleri, Çadlı yetimlerin yüzünü güldürmek için oyuncak, kıyafet ve uçurtma bağışı toplama kampanyasına hız verdi. Bölgede düzenlenecek "Uçurtma Şenliği" ile yoksulluğun gölgesindeki çocuklara unutulmaz bir gün yaşatılması planlanıyor. Gönüllüler, "Bir uçurtmanın kuyruğuna takılacak bir tebessüm, dünyalara bedeldir. Oyuncak ve uçurtma bağışlarıyla çocukların hayallerine dokunmak istiyoruz" çağrısında bulundu.