POLİTİKA - 19 Nisan 2025 Cumartesi 19:13

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ana muhalefetin genel başkanının yüzü kızarması gerekirken sağa sola siyasi ahlak dersi vermeye kalkıyor"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Son 23 yılda sağlık alanında büyük dönüşüme imza attık. Modern sağlık altyapısını ülkemize kazandırdık. İleri teknolojili her türlü araç gereci ile 23 yıl öncesine göre hayal dahil edilemeyen seviyedeyiz. Sağlık alanında devrim yaşandı" dedi.

Muhalefete tepki gösteren Erdoğan, "İstanbul için harcanması gereken kaynakların kimlere peşkeş çekildiği, kimlerin kesesine gittiği, kimlerin zenginleştiği tek tek deşifre oluyor. Normalde haya duygusu olan birisinin bu yaşananlardan sonra insan içine çıkmaması lazım. Ama bakıyorsunuz ana muhalefetin genel başkanının yüzü kızarması gerekirken sağa sola siyasi ahlak dersi vermeye kalkıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin açılış törenine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin Bağcılar, İstanbul, Türkiye ve sağlık camiası için hayırlara vesile olması dileğinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere yüklenici firmamıza, işçilerimize, mimarlarımıza, mühendislerimize, projede emeği geçen her bir kardeşime yürekten teşekkür ediyorum. 400 yataklı bu yeni hastanemizin hizmete girmesiyle Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanemizin yatak kapasitesi de 900’e yükselmiş oluyor. Uzun ve titiz bir çalışma neticesinde inşa edilen Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanemiz bir kez daha hayırlı, uğurlu olsun diyorum" ifadelerini kullandı.

"Sağlık alanında gerçekten büyük bir dönüşüme imza attık"

Son 23 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüme imza attıklarını vurgulayan Erdoğan, "Dünyada örnek alınan, birçok ülkenin gelip incelediği modern bir sağlık altyapısını ülkemize kazandırdık. Aile hekimiyle, polikliniğiyle, hastanesiyle, en ileri teknolojili her türlü aracı gereciyle, 23 sene öncesine göre hayal dahi edilemeyen bir seviyedeyiz. Elbette kimi yerlerde birtakım eksiklikler, aksaklıklar olabilir. Ama oralarda da şikayetleri gidermek için yoğun gayret gösteriyoruz. İnsanımızın en iyi sağlık hizmetini alabilmesi için imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Bakın, bizim siyasette rehberimiz bellidir. Devlet, millet için vardır. Devlet, vatandaşına hizmet etmek için vardır. Bunun için hep ne diyoruz? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyoruz. Bu anlayışla tüm vatandaşlarımızı kucaklamaya, her hizmeti ülkemizin en ücra köşesine kadar ulaştırmaya çalışıyoruz. Yeni sağlık tesislerimizle, acil sağlık hizmetlerimiz ve aile hekimliklerimizle, insan kaynağı, çalışma şartları ve özlük haklarını iyileştirdiğimiz sağlık personelimizle milletimize aşkla hizmet ediyoruz" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"23 yılda ülkemizde sağlık hizmetlerinde kelimenin tam anlamıyla bir devrim yaşandı"

Türkiye’de 23 yılda sağlık hizmetlerinde bir devrim yaşandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan zaman geçince insan geçmişi unutabiliyor. Özellikle yaşı 30’un altında olan kardeşlerimiz 2002 öncesini doğal olarak hatırlamıyor. Sıra bulmanın ayrı dert, ilacın ayrı dert, tedavinin ayrı dert olduğu o kötü günleri hamdolsun gençlerimiz bilmiyorlar. Eskiden sağlık deyince, hastane deyince insanlarımızın neden endişeye kapıldığını bugün idrak edemiyorlar. Burada çok kısa bir şekilde sizlerle bazı rakamları paylaşmak isterim. Özetin de özeti olan bu rakamlar sağlıkta nereden nereye geldiğimizi net bir şekilde ortaya koyacaktır diye ümit ediyorum. Geride bıraktığımız 23 yılda ülkemizde sağlık hizmetlerinde kelimenin tam anlamıyla bir devrim yaşandı. Rakamlar da bu devrimi inkar edilmez bir şekilde ispat ediyor. Ülkemiz genelinde 391 yeni hastane inşa ederek toplam hastane sayımızı bin 547’ye çıkardık. 37 bin 417 yataklı 25 şehir hastanemizi tamamlayarak hizmete açtık. 11 şehir hastanemizin yapımı sürüyor. İhale, proje ve arsa süreci devam edenler bittiğinde, yaklaşık 60 bin yatak kapasiteli 45 şehir hastanemizi milletimizin hizmetine sunmuş olacağız. Hastane yatak kapasitemizi 164 binden aldık, 270 bin 511’e taşıdık. 192 bin 824’ü hekim ve uzman hekim olmak üzere 1 milyon 47 bin yeni personelle sağlık ordumuzu daha da büyüttük" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"2 milyon 840 binin üzerinde vatandaşımıza evde sağlık hizmeti veriyoruz"

Sağlık tesislerinin imkanlarının iyileştirildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlık tesislerimizin imkanlarını iyileştirdik, altyapılarını güçlendirdik, ekipmanlarını modernize ettik. Şurası çok önemli; Bugün tam 2 milyon 840 binin üzerinde vatandaşımıza evde sağlık hizmeti veriyoruz. Koruyucu sağlık hizmetleri ciddi sıçrama yaşanan bir başka alan. Burada Sağlıklı Hayat Merkezlerimizin sayısını son 6 ayda açtığımız 24 yeni merkezle 286’ya çıkardık. Bu yıl 16 farklı branşta hizmet veren 100 sağlıklı hayat merkezini daha inşallah devreye alacağız. Başta sağlık okuryazarlığı olmak üzere vatandaşlarımıza pek çok alanda eğitimler verdiğimiz Sağlıklı Hayat Akademisi’ni 81 ilimize başlattık. 2002 yılında İstanbul’da bulunan kamu hastanelerinin yatak kapasitesi sadece 19 bin 715’ti. Üstelik bu yatakların çok büyük bir kısmı niteliksiz ve yetersizdi. Biz bu sayıyı yüzde 56 oranında artırarak 30 bin 726’ya yükselttik. Özel ve üniversite hastaneleri dahil toplam yatak sayısını yüzde 62,3’lük artışla 45 bin 481’e çıkardık. 2025 yılı sonunda toplamda 10 bin 582 kamu yatağını İstanbullu vatandaşlarımızın istifadesine sunacağız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Bu kadarı yeter gibi bir anlayış ile asla hareket etmedik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Planlama aşamasında olan 16 bin yatak kapasiteli 23 sağlık tesisini de inşallah çok yakın bir zamanda İstanbul’umuza kazandıracağız. 2002’de İstanbul’da 217 sağlık ocağında vatandaşlarımıza hizmet veren hekim sayımız sadece 762’ydi. Bugün İstanbul’un dört bir yanındaki bin 147 Aile Sağlığı Merkezi’nde 4 bin 264 aile hekimimiz hem de özveriyle hastalarımızın imdadına koşuyor. 2017-2025 yılları arasında 40 adet 1. basamak sağlık tesisini de yine İstanbul’da hizmete hazır hale getirdik. 2002’de 44 olan 112 Acil Yardım İstasyonu sayısını 347’ye, Acil Yardım Ambulans sayısını 495’e yükselttik. İstanbul genelindeki kamu uzman hekim mevcudu 4 bin 141’den 5 bin 506’a ulaştı. Kamu hemşire sayısını ise 7 bin 104’den 25 bin 507’e çıkardık. Daha burada saymaya kalksak saatler alacak nice yatırımı, projeyi imkanı İstanbullu hemşerilerimizin hizmetine verdik. Hizmet ederken kimsenin oy rengine bakmadan çalıştık. Sizden, bizden ayrımı yapmadan çalıştık. Yakın uzak demeden çalıştık. Koşturduk, hizmet götürdük. Sonuçta sağlık alanında ülkemizi bugün dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaştırmayı başardık. Elbette daha yapacak çok işimiz, gerçeğe dönüştürecek çok hayalimiz var. Bu kadarı yeter gibi bir anlayış ile asla hareket etmedik. Hep daha fazlasını hedef alarak koşturduk. Bir işi bitirdikten sonra hemen yenisine başladık. Ülkemizin imkanları arttıkça bizde her alanda hedef ve ölçek büyüttük. Durmadan, dinlenmeden, yorulmadan koşturuyoruz" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Ana muhalefetin genel başkanının yüzü kızarması gerekirken sağa sola siyasi ahlak dersi vermeye kalkıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, "İstanbul için harcanması gereken kaynakların kimlere peşkeş çekildiği, kimlerin kesesine gittiği, kimlerin zenginleştiği tek tek deşifre oluyor. Normalde haya duygusu olan birisinin bu yaşananlardan sonra insan içine çıkmaması lazım. Ama bakıyorsunuz ana muhalefetin genel başkanının yüzü kızarması gerekirken sağa sola siyasi ahlak dersi vermeye kalkıyor. Partisini sarpalarından kurtarmak yerine yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına hakaret ediyor, dahası sorumluluk sahibi siyasetçinin ağzına asla yakışmayan sıfatlarla bakanlarımıza dil uzatıyor. Meyhane ağzı ile konuşmayı siyaset yapmak değildir. İşittiklerimiz karşısında inanın onun adına biz utanıyoruz. Üslubu ile duruşu ile kullandığı özenli dil ile topluma örnek olması gereken siyasetçilerin rakibimiz dahi olsa hakaret, kabalık ve tehdit ile gündeme gelmesinden onlar adına biz rahatsız oluyoruz. Bu düzeyde siyaset yapmayı, aziz milletimize ve temsil ettiğimiz makama hürmetsizlik olarak görüyoruz. Bugüne kadar hep sabırla davrandık. Bizim boş işlerle boş sözlerle oyalanacak zamanımız yok. Bizim gündemimiz, hedefimiz, niyetimiz belli. Biz Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme derdindeyiz. Biz milletimizin refahını, huzurunu, gelirini artırma peşindeyiz. Yeni bir dünya kurulurken Türkiye, bu yeni küresel sistemde hak ettiği yerde temsil edilsin uğraşıyoruz" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Ne hazindir ki muhalefet bizim bu vizyonumuzu anlayamadı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ne hazindir ki muhalefet bizim bu vizyonumuzu anlayamadı. Ülkemizdeki ideolojik çevreler bizim ufkumuzu asla kavrayamadı. Ülkenin yüksek çıkarlarını değil kendi küçük menfaatlerini düşündüler. Bunların nasıl bir zihin yapısına sahip olduklarını geçen hafta biz kez daha gördük. Tartışmaları siz de takip ettiniz. Bir futbol kulübü, Sağlık Bakanlığımızın yürüttüğü bir farkındalık kampanyasına destek olmak için bir sahaya pankart ile çıktı. Pankartta hakaret eleştiri yoktu. Kimseye bir saygısızlık yoktu. Onların iddia ettikleri gibi kadınları rencide edecek hiçbir durum yoktu. Sadece çok önemli bir konuya dikkat çekme niyeti vardı. Son yıllarda ülkemizin kanayan yarası haline gelen soruna katkı sağlama amacı vardı. Kulübümüz gayet doğru bir adım attı. Bunun üzerine malum odaklar harekete geçti. Sporcularımızı, futbol kulübümüzü linç ettiler ve projeyi yürüten Sağlık Bakanlığımızı hedef alarak eleştiri oklarını bize yönelttiler. Son 1 haftadır çirkin ifadelerle ortalığı velveleye verenlere buradan şunu soruyorum; bakanlığımızın normal doğumu teşvik etmesi cerrahi müdahale yerine normal doğumu özendirmesi sizi niçin bu kadar rahatsız ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın görevi bu milletin sağlığını korumak değil mi. Bunun için toplumda farkındalık oluşturmak değil midir? Ortada dünya ortalamalarına göre bir anormallik varsa buna çözüm üretmek, bunun üzerine gitmek değil midir? Sağlık Bakanlığı’ndan toplum sağlığı için elindeki tüm imkanları seferber etmesi dışında ne yapmasını bekliyorsunuz. Bilimsel veriler ortada, nüfus artış hızımızın doğurganlık oranımızın düştüğü seviye ortada. Bizleri 10 yıl, 20 yıl sonra bekleyen tehditler de ortada. Siz rahatsız oluyorsunuz diye tedbir almayalım mı? Toplumu doğru yönlendirmeyeli mi? Açık ve net söylüyorum. Doğurganlık oranı ve nüfus artış hızımızın alarm verdiği bir dönemde bizim bu hezeyanlara ayıracak vaktimiz yoktur. Bu bizim için bir beka meselesidir. Türkiye’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir varoluş tehdididir. Sapkın akımlarla milletimizi zehirlenmesine asla müsaade etmeyiz. Bu konudaki tavizsiz duruşumuzu bundan sonra da muhafaza edeceğiz. Birileri karşı çıksa da biz ülkemiz ve milletimiz için en doğru olanı yapmayı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.

Hacer İnci



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Uzmanından uyarı: "Mağazalarda denenen giysiler hasta edebilir" Mağaza kabinlerinde onlarca kişi tarafından denenen kıyafetlerin, hijyen kurallarına uyulmaması halinde uyuz, mantar ve çeşitli bakteriyel enfeksiyonlara davetiye çıkardığı belirtiliyor. Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Gamze Demirdağ, "Mağazada daha önce çok sayıda kişi tarafından denenmiş kıyafetleri giymek, egzama ve kızarıklık gibi sorunların yanı sıra bulaşıcı hastalık riskini de beraberinde getirmektedir" dedi. Alışveriş sırasında beden uyumunu kontrol etmek amacıyla denenen kıyafetler, hijyen şartlarına dikkat edilmediği takdirde çeşitli sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Uzmanlar, deneme sırasında kıyafetler üzerinde bulunan deri döküntüleri, ter ve mikroorganizmaların bir kişiden diğerine geçebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle yeterince havalandırılmayan deneme kabinlerinde kıyafetlerin birçok kişi tarafından denemesi, uyuz paraziti ve mantar gibi enfeksiyonların yayılmasına zemin hazırlıyor. Öte yandan, bakteri ve virüslerin tekstil yüzeylerinde belirli süreler boyunca canlı kalabildiği, bunun da bağışıklık sistemi zayıf bireyler açısından enfeksiyon riskini artırdığı ifade ediliyor. Vücutla doğrudan temas eden pantolon, tişört ve iç giyim ürünlerinin deneme süreçlerinde bulaş ihtimalini daha da yükselttiği vurgulanıyor. Salgın hastalık riski Yeni kıyafetlerin fabrikada üretim aşamasından mağazaya gelene kadar çok sayıda işlemden geçtiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Gamze Demirdağ, "Bu süreçte kıyafetler renk veren boyalar, ütülü görünüm sağlayan kırışıklık giderici kimyasallar, yumuşatıcılar ve küf önleyici maddeler gibi birçok kimyasal ile temas eder" dedi. Demirdağ, "Mağazaya ulaştıklarında ise üzerlerinde hala sağlığa zararlı olabilecek bu kimyasal kalıntıları barındırırlar. Özellikle cildi hassas olan kişilerde, alerjik egzaması bulunanlarda, bebek ve çocuklar gibi hassas deri yapısına sahip bireylerde bu kimyasallara maruziyet sonucunda ciltte kaşıntı, kızarıklık, pullanma ve tahriş gibi etkiler görülebilmekte, hatta alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bununla birlikte birçok insan bedenini tam olarak bilmediği için, mağazalarda deneme kabinlerinde bedenini bilse dahi farklı seçenekler olduğu gerekçesiyle 4-5 farklı ürünü denemektedir. Oysa bu ürünler daha önce en az 20-30 kişi tarafından denenmiş olabilmektedir. Mağazada daha önce çok sayıda kişi tarafından denenmiş kıyafetleri giymek, egzama ve kızarıklık gibi sorunların yanı sıra bulaşıcı hastalık riskini de beraberinde getirmektedir. Özellikle son yıllarda ülkemizde görülen uyuz salgını nedeniyle, uyuz parazitinin daha önce denenmiş kıyafetlerde bulunabildiği gözlemlenmektedir ve bu kıyafetlerin belirli bir süre giyilmesi uyuz hastalığına yakalanma riskini artırabilmektedir" diye ekledi. Ürünlerin üretimden satışa kadar olan sürecinin titizlikle yürütüldüğünü belirten satış danışmanı Tuğba Kara ise müşterilerin de satın aldıkları ürünleri ilk olarak yıkayıp ardından kullandıklarını söyledi.
Diyarbakır Bir yılda 400 bin kişi 3 bin yıllık kaleye çıktı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi, yılın 12’nci ayına kadar yerli ve yabancı 400 bin ziyaretçi ağırladı. İlçeye 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında 124 metre yükseklikte kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras tapınağının ortaya çıkarıldığı Zerzevan Kalesi, aralıksız olarak devam eden bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor. 2020 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesine dahil edilen, kentin önemli turizm değerlerinden olan kale, yerli ve yabancı turistlerden de büyük ilgi görüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, valilik, Çınar Kaymakamlığı ve Diyarbakır Müzesi Müdürlüğü katkılarıyla 2014 yılında başlatılan kazılarda bugüne kadar bin dönüm alanda 15 metre yüksekliğinde ve bin 200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 63 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişinin sığacağı yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, milattan sonra 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve Mithras Tapınağı’na gizli dini tören ve ayinler için gelen davetlilerin konakladığı alan ile birçok eser gün ışığına çıkarıldı. Ortaya çıkartılan bu tarihi yapılar ile bu yıl, 400 bin yerli ve yabancı ziyaretçi kaleyi gezmeye geldi. Kazılar 2014’ten beri devam ediyor Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesinde kazıların ilk defa 2014 yılında başladığını ve aralıksız olarak devam ettiğini söyledi. Alan önemli bir turizm destinasyonu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Coşkun, hem Diyarbakır hem de bölge turizmi ve istihdamı için önemli olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Coşkun, bu yıl 400 bin rakamına ulaştıklarını belirterek, "Şu anda bazı alanlarımız kapalı restorasyondan dolayı. Buna rağmen önemli bir rakam. Yıl sonuna kadar bu rakam daha da artacaktır. Hem çevre düzenleme hem kazı çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki yılla birlikte yeni restore edilen alanlarında ziyarete açılmasıyla bu rakamın çok daha üzerine çıkacağız. Belki 700-800 binlere ulaşacak. Ama hedefimiz yılda 1 milyon ziyaretçinin Zerzevan Kalesine gelmesi. Hem Zerzevan Kalesi hem de Mithras kutsal alanı UNESCO Dünya Mirası Geçici listesinde. 2026 yılında dünya mirası olmasını da hedefliyoruz. Bu konuda da çalışmalarımız bütün hızıyla devam ediyor" dedi. ’’Tapınağın altında büyük bir şehir var’’ Kalenin dünyanın en iyi korunmuş Roma’nın sınır garnizonu olduğu ifade eden Prof. Dr. Coşkun, "Aslında toprağın altında büyük bir şehir var. Kazıldığı zaman hem dönemin askeri hem de siyasi yaşantısına dair on binlerce eser ortaya çıkarıldı ki bazı eserler ünik. Toprağın altından ameliyat aletlerinden aydınlatma araçlarına, pişirme kaplarından askeri teçhizata kadar, hem sivil hem de askerlerin kullandıkları takılara kadar her şey Zerzevan Kalesinde mevcut. Bu on binlerce eser, dönemin aydınlatılması açısından hem bölgenin tarihini değiştirdi hem de bölgenin turizmine de önemli katkı sundu" şeklinde konuştu. Ziyaretçilerden Sevtap Güzeltürk grup olarak 54 kişiyle Antalya’dan geldiklerini belirterek, "Turumuz Diyarbakır’da başladı. İki gün burada geçireceğiz. Antalya’da Roma ve Bizans uygarlığıyla neredeyse iç içeyiz. Burada çok daha farklı ve çok daha eski uygarlık. Hemen hepimiz çok etkilenmiş olarak dönüyoruz. Bir kez daha geleceğim. Bu gezi bizim için çok etkileyici oldu" diye konuştu. Doktor Cemile İnci ise kendilerini tarih kitaplarının içinde dolanıyormuş gibi hissettiklerini, Mezopotamya’nın etkileyici büyüsünü hissettiğini dile getirdi. Nesrin Ülk de "Zerzevan’a ikinci çıkışım. Burada çok önemli bir tarih yatıyor, çok güzel. Herkesin gelip görmesi lazım" ifadelerinde bulundu.