POLİTİKA - 07 Mart 2026 Cumartesi 23:09

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Her kim, kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Her kim, kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz. Her kim, hangi bahane ile ayrımcılık yapıyorsa, bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim, kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, zulmediyorsa, insanlıktan nasibini almamış demektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla "Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi" temasıyla düzenlenen iftar programına katıldı. Şişli’de bulunan bir otelde gerçekleştirilen programa, TBMM Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve çok sayıda davetli katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi ve kızının kadınlar gününü kutlayarak başladığı konuşmasında, "Muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam ve değer katan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şimdiden kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra, evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman şehit anlarının hepsi birer metanet timsali olan şehit eşlerinin ve şehit kızlarının, Gazze’den, Suriye’ye, Yemen’den, Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin, acılı eşlerin, 8 Mart Dünya kadınlar gününü tebrik ediyor, kendilerini buradan hürmetle selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kız çocuklarının mezarına sarılan, yüreği yanık İranlı anneleri ayrıca selamlıyor, ülkemizdeki kadınlar adına kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakar kadınlarının, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarının, İsrail’in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı kadınların, Batıda, sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişleri arasında ezilen, şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların, Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyor, kendilerine Türkiye’den hem dayanışma mesajlarımızı hem de kucak dolusu selamlarımızı gönderiyoruz. Savaşlar ve zulümlerde hayatını kaybedenlerle birlikte ülkemizde teröre ve şiddete kurban verdiğimiz tüm kadınlara Rabbimden rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum" şeklinde konuştu.

"Her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklardır"

Erdoğan konuşmasının devamında kadınların dünya üzerinde yaşadığı zorluklara değinerek, "Dünya Kadınlar Günü’nü küresel ölçekte kadın sorunlarının ağırlaştığı, özellikle yakın çevremizde kadınların çok zor günler yaşadığı bir dönemde karşılıyoruz. Elini vicdanına koyan herkes, şu tabloyu çok net görebiliyor. Bugün, başta bölgemiz olmak üzere, dünyanın farklı yerlerinde çatışma var, bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya, büyük bir gelir dağılımı adaletsizliği ile karşı karşıya. Bundan en çok kadınlar mağdur oluyor. Bugün dünyada, batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsu etkiliyor. Bugün dünyayı devasa bir markete dönüştüren tüketim çılgınlığı çarkı öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor. En fazla kadın emeğini sömürüyor. Gazze’de İsrail’in iki yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye’de 13 buçuk yıllık zulmün ardından kayıplarını yüreklerine gömerek, yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika’da kıtlığın, açılığın ve her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklardır. Komşumuz İran’a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklardır. Vicdan sahipleri olarak hepimiz bunu görüyor ve bu hazin tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Sadece görmekle kalmıyor, aynı zamanda tepkimizi de ortaya koyuyoruz. Türkiye, yakın çevresinden başlayarak, yeryüzünün farklı noktalarındaki bu adaletsizliklere, bütün bu zulümlere en güçlü tepkiyi veren, nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geliyor. Komşumuz İran’da olduğu gibi, nerede bir yangın varsa, su taşımaya, nerede bir yara kanıyorsa, ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemiz, insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir" dedi.

"Sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor, hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur"

Erdoğan, savaşlarda ülkemizi ayağa kaldırmada kadınların emeğinin ve payının olduğuna vurgu yaparak, "Peş peşe savaşlardan ve en son İstiklal Harbi’nden sonra yorgun düşen ülkemizi tekrar ayağı kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün biraz daha güçlendirerek 103 yaşına getirmişsek, bunda kadınlar olarak emeğiniz, fedakarlıklarınızın, çabalarınızın yadsınamaz payı vardır. Kadınlar karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellere rağmen, çalışkanlıkta, yetenekte, üretimde, canlarını dişlerine katarak ülkemizin bugünkü iftihar ettiğimiz seviyelerine ulaşmasına eşsiz katkılar yapmışlardır. Biz kadına yönelik ayrımcılığın, her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir, beraber gören, bir medeniyetin temsilcileriz. Bizler, her varlığa, her canlıya Allah’ın, ayeti nazarıyla bakan yüksek, bir tasavvura sahibiz. Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa, bu sadece ve sadece takva ile liyakat ile emek ve üretkenlikle ile ilgilidir. Irk ayrımcılığı, mezhep, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi, cinsiyet ayrımcılığı da, bizim kitabımızda yer almaz. Sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor, hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur. Başkasının özgürlük alanını sınırlamadıkça, insanların kişisel tercihlerine, hayat tarzlarına, yaradılıştan gelen özelliklerine saygı duymak, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek sadece erdemli olmanın değil, aynı zamanda insan olmanın gereğidir. Hak olarak ta, sorumluluk olarak da, kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır, omuz omuzadır. Kadın erkek demeden bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz. Her kim, hangi bahane ile ayrımcılık yapıyorsa, bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim, kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, zulmediyorsa, insanlıktan nasibini almamış demektir. Kadını ve erkeği bir paranteze hapsedenler, her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir. Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktığımız günden beri, kadınların sosyal, siyaset hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdik. Kemikleşmiş ön yargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük mücadeleler verdik" diye konuştu.

"Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokraside tüm katmanlarda çalışabilmelerini sağladık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara geldikleri günden bu yana kadın iş gücüne verdikleri desteğe değinerek, "Göreve geldiğimizde, yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını, yüzde 34,7’ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı, yüzde 25,3’ten, yüzde 35,7’ye çıktı. 2002’de, parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu. Son seçimlerde bu sayı, 119’a çıktı. Kadınların mecliste temsil oranı ise, 5 kat artış ile yüzde 19,83’e ulaştı. Aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da görüyoruz. 28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetin kamu da kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokraside tüm katmanlarda çalışabilmelerini sağladık. Bilhassa, akademi, mülkiye, adliye ve askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. Bugün sadece ikna odalarında, ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal her alanda, kararlılık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında, başarılarıyla temayüz ediyoruz. Kadınlar, inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etme arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmıyor. Bunun bir sonucu olarak kadın kamu çalışanlarının oranı, sadece son 12 yılda yüzde 34, 2’den, yüzde 43,38’e yükseldi. Bir diğer kanayan yaramız, kadına ve çocuğa yönelik şiddetti. Bu konuda her zaman sıfır tolerans yaklaşımı ile hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanununda yaptığımız değişikle, şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı kadının ve ailenin korunmasına yönelik kanunu yürürlüğe koyduk. Nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik. 2020’de 6284 sayılı Kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 Kadın Konuk Evimiz, 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434’e çıkardığımız Sosyal Hizmet Merkezi Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları ile koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Alo 183 hattıyla kadın destek uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz. Bizim kadına ve çocuğa karşı şiddet hususumuz bellidir, ne olursa olsun, kadına şiddet, insanlığa ihanettir. Türkiye, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydetmiştir. Hatta hiçbir temeli olmayan ‘sözleşme yaşatır’ sloganı ile hükümetimizi eleştirenlerin, hükümetimizi örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz" şeklinde konuştu.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Şiddetli yağışların kullanılamaz hale getirdiği Sarıkavak Köprüsü 110 milyona yeniden yapılacak DENİZLİ (İHA) – Denizli’nin Çameli ilçesinde şiddetli yağışlar nedeniyle kullanılamaz hale gelen Sarıkavak Köprüsü 110 milyon TL’lik yatırımla yeniden inşa edilecek. Çameli’nde yoğun yağışlar sonrası kullanılamaz hale gelen Sarıkavak Mahallesi köprüsü için beklenen müjde geldi. AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, bölge halkının ulaşım çilesine son verecek dev projenin detaylarını paylaştı. Hasarlı köprünün yerine, tam 110 milyon TL yatırım bedeliyle modern ve dayanıklı bir köprü inşa edilecek. Çameli ilçesinde geçtiğimiz dönemlerde yaşanan aşırı yağışlar, Sarıkavak Mahallesi’ndeki mevcut köprüde ciddi hasara yol açmış, yapı güvenliğini yitirerek ulaşıma kapanmıştı. Mahalle sakinlerinin ve üreticilerin mağduriyetini gidermek adına başlatılan girişimler sonuç verdi. Milletvekili Şahin Tin, projenin yatırım programına alındığını ve en kısa sürede çalışmaların başlayacağını duyurdu. Konuyla ilgili açıklama yapan Şahin Tin, Denizli’nin her köşesindeki ihtiyaçları yakından takip ettiklerini vurgulayarak şunları kaydetti: "Yoğun yağışlar nedeniyle hasar görerek kullanılamaz hale gelen Çameli ilçemizin Sarıkavak Mahalle köprüsünü, 110 milyon TL’lik büyük bir yatırımlarla yeniden yapıyoruz. Bölge halkımızın ulaşım konforunu ve güvenliğini en üst seviyeye çıkaracak bu yatırımın ilçemize ve Sarıkavak Mahallemize hayırlı olmasını diliyorum." Sadece bir ulaşım projesi değil, aynı zamanda tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu bölgede lojistik akışı da rahatlatacak olan yeni köprü, modern mühendislik teknikleriyle inşa edilecek. 110 milyon TL gibi ciddi bir bütçenin ayrıldığı proje, Çameli’nin ulaşım altyapısına vurulan en önemli mühürlerden biri olacak.
İstanbul Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "Sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TDT Gayriresmi Toplantısı sonrası yaptığı konuşmasında, "Burada, üyelerden birine yönelik herhangi bir saldırının tüm TDT üyeleri bakımından endişe kaynağı olduğu kayıt altına alınmış oldu. Teşkilat üyesi ülkeler, ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında güçlü destek ve dayanışma sergilemişlerdir. Bölgemizdeki savaşın bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Biz, aylar boyunca müzakere masasının kurulması için çok büyük çaba sarf ettik. Bugün de sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz ve bu yönde çalışmaya devam ediyoruz. Kalıcı barış, ancak diyalog ve işbirliği ile mümkündür" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Toplantısı kapsamında mevkidaşlarıyla bir araya geldi. Basın mensuplarının da katıldığı programda Fidan, konuşma gerçekleştirdi. "Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız" Programda konuşan Bakan Fidan, "TDT üyesi ülkelerle karşılıklı güvene dayalı bir işbirliği yürütmekteyiz. Toplumlarımızın huzuru ve refahına katkı sağlamak için çalışıyoruz. Ekonomi, kültür ve bağlansallık konularında şu ana kadar Türk devletleri ile beraber çok somut ve güzel başarılar elde ettik. Bir yandan da Türk Devletleri olarak uluslararası bir tutum belirlemek için yoğun bir mesai halindeyiz. Bu konuda güzel bir mesafe kat ediyoruz. Bölgesel ve küresel sorunlar arasında birlikte hareket etmemiz, her birimizin gücünü ve etkisini arttırmakta. Uluslararası sistemin daha da ön görülemez hale geldiği ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız. Toplantımızda, teşkilatımızın bünyesindeki son gelişmeler ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları ele aldık. Bugünkü faaliyetlerimiz, dış politika meselelerinde koordinasyonun arttırılması ve ortak tutum benimsenmesi bakımından son derece faydalı oldu. Savaşın daha fazla yayılmasını istemiyoruz. Bu ortak yaklaşımımızın son dönemdeki gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama kabul ettik. Burada, üyelerden birine yönelik herhangi bir saldırının tüm TDT üyeleri bakımından endişe kaynağı olduğu kayıt altına alınmış oldu. Teşkilat üyesi ülkeler, ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında güçlü destek ve dayanışma sergilemişlerdir. Bölgemizdeki savaşın bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Biz, aylar boyunca müzakere masasının kurulması için çok büyük çaba sarf ettik. Bugün de sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz ve bu yönde çalışmaya devam ediyoruz. Kalıcı barış, ancak diyalog ve işbirliği ile mümkündür" dedi. "Üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz" İsrail’in yayılmacı ve bölücü tutumu herkes tarafından bilinmektedir. İsrail, tüm bölgede istikrarsız olmasını çatışmalar ve savaşlar yaşanmasını strateji olarak benimsemiştir. Biz ise, dost ve kardeş ülkeler ile beraber, İsrail’in bu tutumuna karşı, barıştan yana bir politika benimsemiş durumdayız. Bugünde savaşın sona ermesi için her türlü diplomasi çabayı sürdürmekteyiz. Türkiye, etrafındaki ateş çemberine rağmen, huzurunu, güvenliğini ve istikrarını korumaktadır. Bu bir tesadüf değildir. Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde isabetli dış politikamız, bir sonucudur. Diğer taraftan üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz. Saldırlar, masum sivillerin hayatını riske atmakta ve savaşın yayılma riskini yaymaktadır. Bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin su istimal edecekleri ortamı sağlamaktadır. Tırmanan gerginlik aynı zamanda, küresel enerji arz güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Türkiye olarak, ilgili kurumlarımızla eş güdüm halinde siyasi, insani, ekonomik, enerji ve güvenlik alanlarında gereken tedbirleri büyük bir özenle almaktayız. KKTC, TDT’nin gözlemci üyesidir. Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin on yıllardır maruz kaldığı haksız ve insanlık dışı izolasyonun kaldırılması elzemdir" diye konuştu.