POLİTİKA - 14 Mart 2026 Cumartesi 22:31

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sağlık sistemimiz bugün, hiç olmadığı kadar güçlüdür, dayanıklıdır"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sağlık sistemimiz bugün, hiç olmadığı kadar güçlüdür, dayanıklıdır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sağlık sistemimiz bugün, hiç olmadığı kadar güçlüdür, dayanıklıdır. Hastanelerimiz, sağlık tesislerimiz, geçmişle kıyas kabul etmeyecek şekilde modern bir donanım ve altyapıya sahiptir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde sağlık çalışanlarıyla iftar programında bir araya geldi.

Tüm sağlık mensuplarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayan başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendilerini, aziz milletimizin sağlık ve sıhhatine adamış, bu uğurda varını yoğunu ortaya koymuş fakat artık ebedi aleme göç etmiş sağlık çalışanlarımızı da rahmetle yad ediyorum. Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’yi kurarak ülkemizde modern tıp eğitimini başlatan büyük şahsiyetlere rahmet diliyorum. İnanıyorum ki, Milli Mücadelede cepheden cepheye koşan hekimlerimizin, hemşirelerimizin cesaret ve metaneti, sizlerin de gönlünüzü ve ruhunuzu coşturuyor. Bazı meslekler eda mesleği, bazıları ise feda mesleğidir. Sağlık ordumuz çok yüksek tempo ve vefa ile çalışarak, yeri geldiğinde ailelerine ayıracakları zamandan feragat ederek, kendilerini, milletimiz için adeta feda eden bir karaktere sahiptir. Bizde, tüm imkanlarımızı kullanarak, tüm kaynaklarımızı seferber ederek, sağlık camiamızın yanında olmaya gayret ediyoruz. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki, sağlık sistemimiz bugün, hiç olmadığı kadar güçlüdür, dayanıklıdır. Hastanelerimiz, sağlık tesislerimiz, geçmişle kıyas kabul etmeyecek şekilde modern bir donanım ve altyapıya sahiptir" şeklinde konuştu.

"23 yılda mevcut hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden inşa ettik"

"Covid-19 salgınından, 6 Şubat depremlerine, sağlık sistemimiz tüm zorlu sınavlardan alnının akıyla geçmeyi başarmıştır" diyen Erdoğan, "Tıp ve fikir dünyamızın abidevi isimlerinden İbn Sina, ’hiç kimse görmek istemeyen kadar, ama değildir’ diyor. Ülkemizde de yapılanı görmemek kadar ısrar edenler var. Hakkı teslim etmekten gocunan, ülkenin nereden nereye geldiğine inatla gözlerini kapatan, sayısı az ama sesi çok çıkan bir kesim var. Kendi ülkesinin ve milletinin başarısına karşı duyarsız olanlara, kayıtsız ve bigane olanlara, ne anlatsak beyhude. Sağlık çalışanlarımızın fedakarlıklarını yok sayanlarını, ademe mahkum ediyoruz. Biz hep işimize baktık, sağlık hizmetlerine odaklandık. Sağlık hizmetlerimizin çabasını yükseltme gayreti içerisinde olduk. Bu anlayışla çalışarak, 23 yılda yatırımlarımızla, projelerimizle, reform ve hizmetlerimizle sağlık alanında tarihi nitelikte adımlar attık. 2002 yılında 329 bin sağlık çalışanımız vardı. Yaklaşık 4 kat artışla bu sayı 1 milyona çıktı. Hekim sayımızı 92 binden 233 bine, ebe sayımızı 113 binden 213 bine yükselttik. Sadece geçen yıl, 36 bin 253’ü hekim ve 14 bin 473’ü hemşire olmak üzere toplam 75 bin 255 personel ataması gerçekleştirdik. 23 yılda mevcut hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden inşa ettik. 794 yeni hastaneyi hizmete vererek, kamu hastanelerindeki yatak sayımızı 173 bine çıkardık. 2002’de 18 bin olan nitelikli yatak sayımız, bugün 184 binin üzerinde. Tüm sağlık tesisindeki yatak sayımız ise 270 bini aşmış durumda. Göreve geldiğimizde sadece 58 olan yatak sayımız bin 63’e, bilgisayarlı tomografi sayımız 323’ten, bin 400’e yükseldi. Şehir hastanelerimiz, yalnızca yatak sayılarıyla değil, yüksek teknolojiye sahip altyapıları, modern tıp cihazları, donanımlı ameliyathaneleri ve yoğun bakım kapasiteleriyle çok kritik roller üstleniyor" dedi.

"Okulda ve hastanede şiddete asla tahammülümüz yoktur"

Gazze’de yaşananlara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze soykırımında, kadınlarla, çocuklarla, doktorların, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının da, acımasızca şehit edildiğini gördük. Bin 700’e yakın sağlık çalışanı Gazze’de, İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu. Gözünü kan bürümüş bir şebeke, Gazze’de olduğu gibi İran ve Lübnan’da da okulları ve hastaneleri vurmaya devam ediyor. Bu cinnet hali karşısında insanları savunan, diyalog ve diplomasi ile krizlere çözüm arayan ülkelerin başında Türkiye vardır. Ülkemizde olduğu gibi bölgemizde, dünyada da sadece yaşatmanın, sadece insani değerleri korumanın derdindeyiz. Petrolün, altının, doğalgazın, merceğin değerinden bakan değil, hakkın, adaletin, merhametin, şefkatin ve insanlık onurunun nazarından bakan insani tavrımızı muhafaza edeceğiz. Hükümet olarak dünyada barışı ve huzuru savunurken, ülkemizde buna gölge düşürecek hiçbir eyleme kayıtsız kalamayız. Sağlık çalışanlarımızın, görevlerini huzuru ile yapabilmeleri temel önceliklerimizden biridir. Okulda ve hastanede şiddete asla tahammülümüz yoktur. Buna rağmen, sınırlı da olsa zaman zaman sağlık çalışanlarımıza yönelik şiddet olaylarına rastlıyoruz. Bu menfur hadiselerle ilgili gerekli tedbirleri alıyoruz ve alacağız. Ne sağlık hizmeti almak için hastaneye giden insanımızın örselenmesine, ne de bu hizmeti veren sağlık çalışanlarımızın şiddete ve hakarete maruz kalmasına müsaade ederiz" diye konuştu.



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Mersin merkezli 9 ilde FETÖ operasyonu: 43 gözaltı Mersin merkezli 9 ilde FETÖ terör örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 43 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ‘Signal’ ile haberleşme sağladıkları ve "muavenet" adı altında para topladığı ve bu paraları örgüt ile bağlantılı hesaplar üzerinden dağıttığı tespit edildi. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında 50 şüphelinin FETÖ ile bağlantısı tespit edildi. Bu şüphelilerden bir kısmının yurtdışında, bir kısmının cezaevinde olduğu belirlendi. Yapılan incelemelerde örgüt mensubu H.K.’nın, "Signal" uygulaması üzerinden yurt dışındaki diğer örgüt üyeleriyle irtibat kurduğu belirlendi. H.K.’nın 2017-2025 yılları arasında kendisi ve çevresindeki, "Yusuf ve Yusuf aileleri" olarak tabir edilen örgüt mensuplarından "muavenet" adı altında para topladığı ortaya çıkarıldı. Toplanan bu paraların ise örgütle bağlantılı kişiler adına açılan hesaplar üzerinden dağıtımının organize edildiği tespit edildi. 43 şüpheli gözaltına alındı Mersin merkezli Ankara, İstanbul, Kayseri, Kahramanmaraş, Gaziantep, Muğla, Erzurum ve Adana’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, 43 şüpheli "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Kanuna Muhalefet, Örgüte Üye Olmakla Birlikte Yardım ve Yataklık Etme" suçlarından gözaltına alındı. Meslekten ihraç edilen ve aktif çalışanlar var Hakkında işlem başlatılan şüpheliler arasında meslekten ihraç edilmiş ve aktif çalışan emniyet mensuplarının, askeri personel, öğretmen, mühendis, hemşire, kuran kursu öğreticisi ve özel sektör çalışanlarının olduğu tespit edildi. Operasyonlarda şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 46 adet cep telefonu, 8 adet HDD, 7 adet Flash bellek, 8 adet bilgisayar, 5 adet tablet, 7 adet hafıza kartı ile 1 adet e-imza kartı ile 101 bin 150 TL nakit para ve 2 adet 1 USD ele geçirildi.
Mersin Akdeniz’de av yasağı başlıyor Akdeniz’de 15 Nisan’da başlayacak av yasağı öncesinde balıkçıların büyük bölümü teknelerini karaya çekip bakım sürecine hazırlanırken, bazıları son kez sefere çıkıyor. Yasağın başlamasıyla birlikte balık çeşitliliğinin azalması ve çipura ile levrek başta olmak üzere fiyatlarda yüzde 15-20 artış bekleniyor. Akdeniz’de 15 Eylül’de başlayan balık av sezonu, 15 Nisan itibarıyla sona eriyor. Av yasağının başlamasıyla birlikte trol ve gırgır yöntemiyle avcılık duracak, kıyı balıkçılığı ise sınırlı şekilde devam edecek. Yasak sürecinde balıkların yumurtlama dönemine girmesi nedeniyle denizlerdeki çeşitlilikte düşüş yaşanması öngörülürken, sezon boyunca 30’a yakın olan balık çeşidinin 15’e kadar gerilemesi bekleniyor. Buna rağmen sardalya gibi yılın 12 ayı avlanabilen türler sayesinde vatandaşların yaz aylarında da balığa ulaşabileceği ifade ediliyor. Av yasağıyla birlikte özellikle kültür balıkçılığında fiyat artışı yaşanacağı, çipura ve levrek başta olmak üzere balık fiyatlarında yaklaşık yüzde 15 civarında yükseliş beklendiği belirtildi. Öte yandan av yasağı öncesinde balıkçıların büyük bölümü teknelerini karaya çekip bakım sürecine hazırlanırken, bazı balıkçılar ise son kez sefere çıkarak sezonu kapatmaya hazırlanıyor. Yasağın başlamasıyla birlikte özellikle uluslararası avcılık yapmayan teknelerin yaklaşık 5 ay boyunca limanlarda kalacağı, bu süreçte bakım ve onarım çalışmalarının yapılacağı belirtiliyor. "Akdeniz, Ege, Marmara’da trol ve gırgır avcılığı yasaklanmış olacak" Mersin Balıkçılar Derneği Başkanı Adnan Polat, 15 Nisan itibarıyla başlayacak av yasağının trol ve gırgır avcılığını kapsadığını belirterek, bu süreçte yalnızca kıyı balıkçılığının serbest olacağını ifade etti. Polat, "15 Eylül itibarıyla açılan av sezonumuz, 15 Nisan akşamı yasak başlıyor. Ülkemizin dört bir tarafında, Akdeniz, Ege, Marmara’da trol ve gırgır avcılığı yasaklanmış olacak. Yaklaşık 5 aylık bir yasak süresi var. Balıkçılarımız bu yasak süresinde yasağa uyuyorlar. Trol ve gırgır avcılığı kesinlikle yasak. Sadece kıyı avcılığı dediğimiz elle yapılan avcılık serbest. Orada sardalya ve çeşitli balıklar çıkıyor" dedi. "12 milden sonra uluslararası av serbestliği var" Polat, yasağın kıyıdan itibaren 12 mil sınırına kadar geçerli olduğunu belirterek, bu sınırın ötesinde avcılığın sürdüğünü ifade etti. Polat, "Sadece bu yasak 12 mile uygulanmıyor. 12 milden sonra uluslararası av serbestliği var. Yine çeşitli balıklar gelecek yalnız çeşitte düşme olacak. Örneğin balık sezonunda 30 çeşit balığımız geliyorsa bu çeşit 15 çeşide düşmüş olacak" ifadelerini kullandı. "5 aylık süreçte yine balık çeşitliliğimiz var" Yasak sürecinde balık çeşitliliğinin tamamen ortadan kalkmayacağını belirten Polat, "5 aylık süreçte yine balık çeşitliliğimiz var. Özellikle sardalya, yılın 12 ayı çıkan bir balık. Sardalya eksiği olmayacak, Omega-3 açısından da en zengin yiyecek. Uluslararası avcılık dediğimiz avcılıkta da yine mezgit, karides, kalamar, barbunya gibi türler çıkacak" diye konuştu. "Yüzde 15 yüzde 20 arasında bir artış bekliyoruz" Av yasağının fiyatlara etkisine de değinen Polat, "Av yasağının girmesiyle birlikte çipura ve levrekte yüzde 15-20 arasında bir artış bekliyoruz. Balıkların 5 aylık bir yumurtlama dönemi var. 15 Eylül’de tekrar ’vira bismillah’ deyip balıkçılarımız av sezonunu sürdürecekler" dedi. "Tekneler gelecek 5 ay boyunca bakıma çekilecek" Balıkçı Hatip Kaçan, mesleği çocukluğundan bu yana sürdürdüğünü belirterek, "Baba mesleği olarak bu işi yapıyoruz. Her sezon olduğu gibi bu sezonun da sonuna geldik. Büyük tekneler gelecek 5 ay boyunca bakıma çekilecek. Bu sezon yağışların etkisiyle çeşitlilik açısından bereketli geçti. Özellikle çipura ve sargoz gibi beyaz balık türlerinde verim aldık. Ancak fırtınalar nedeniyle her zaman denize açılamadık. Derelerin taşmasıyla birlikte denizde oluşan sazlık ve otlar da bizi zorladı" dedi. "Mazot fiyatlarında denge sağlanırsa balıkçılık yeniden daha kazançlı hale gelebilir" Mazot fiyatlarının sektörü olumsuz etkilediğini vurgulayan Kaçan, "Mazota gelen zamlar sadece yakıtı değil, kullandığımız ağdan tekne bakımına kadar her şeyi etkiliyor. Eğer mazot fiyatlarında denge sağlanırsa balıkçılık yeniden daha kazançlı hale gelebilir" ifadelerini kullandı. "Sezon sonuna doğru balık azaldı" Balıkçı Mustafa Boyraz ise sezonun sona erdiğini belirterek, "Şu an sezonumuz kapandı. Birkaç gün içinde gerekli izinleri alarak 12 mil dışında uluslararası sularda avlanmaya devam edeceğiz. Sezonun başında çeşitlilik iyiydi ancak sonrasında düşüş yaşandı ve balık azaldı. Bu da avcılığı zorlaştırdı" diye konuştu. Artan maliyetlerin balıkçıyı zorladığını dile getiren Boyraz, "Yakıt giderleri çok yüksek olduğu için kazanç sağlamak zorlaştı. Ayrıca fırtınalar nedeniyle denizler kirlenince derelerden gelen ağaç ve kökler ağlarımıza zarar verdi, ciddi sıkıntı yaşadık" dedi.