POLİTİKA - 27 Eylül 2025 Cumartesi 15:47

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Soykırım şebekesinin başı, BM Genel Kurulu’nda yalanları ve tehditlerini dinleyecek kimse bulamadı ve boş koltuklara konuştu"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Soykırım şebekesinin başı, BM Genel Kurulu’nda yalanları ve tehditlerini dinleyecek kimse bulamadı ve boş koltuklara konuştu" dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının himayelerinde, Genç Diplomasi Derneği tarafından düzenlenen Bosphorus Diplomasi Forumu, İstanbul Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda gerçekleşti. Foruma katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Muhtevası ve formatıyla öne çıkan Bosphorus Diplomasi Forumunu bu yılda başarıyla tertipleyen Genç Diplomasi Derneğimizin tüm üyelerine programda emeği geçen her bir kardeşime tebriklerimi iletiyorum. Gerek panel ve konferanslarla, gerekse atölye ve okuma programlarıyla gençlerimizin ufkunu açan bugünün liderlerini yarının mimarlarıyla buluşturan derneğimize gönülden teşekkür ediyorum. Forum kapsamında üç gün boyunca düzenlenen etkinliklerin, uluslararası ilişkiler ve diplomasiye gönül veren gençlerimiz başta olmak üzere hepimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Tarihin ışığında diplomasi başlığıyla icra edilen bu önemli forumda temsil, müzakere, çözüm üretme becerilerini geliştiren genç arkadaşlarımızla ayrıca kutluyorum. Sahip oldukları birikimi büyük bir titizlikle gençlerimize aktaran kıymetli katılımcılara da ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Şunu buradaki genç kardeşlerimizle paylaşmakta fayda görüyorum. Sizler gibi lise ve üniversite çağındaki gençlerimizin yalnızca bilgi değil, derinlik, uzmanlık, deneyim, heves gerektiren bu alandaki çalışmaları ülkemizin geleceği adına son derece önemlidir. Ülkemizin güçlü yarımları için fedakârca çalışan, ortaya fikir ve eser koyan, geleceğin Türkiye’sini inşa etmenin gayretinde olan her bir gencimiz bizim için değerlidir, umudumuzu artıran bir istikballi yıldızıdır. Asla yön vermekte kalmayıp kendi mührümüzü de vuracağımız Türkiye Yüzyılı gençlerimizin çabası ve çalışmalarıyla vücut bulacaktır. İlerleyen yıllarda her birinizin siyaset, akademi, bürokrasi, medya, sivil toplum ve diplomaside üstleneceğiniz vazifelerle ülkemize, milletimize, özellikle de Türk dış politikasının çok çok önem kazandığı bir yapıya kavuşacağız. Hepinize şimdiden başarılar diliyor, Rabbim yolunuzu da, bahtınızı da açık etsin diyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Kriz ve ihtilaflar barışçıl yollarla çözüme kavuşturulamadığı için siyasi ve ekonomik mücadele maalesef büyük insani trajedilerin yaşandığı savaş ve çatışma sahalarına taşınıyor"

Uluslararası siyaset zemininde adeta tektonik kırılmaların yaşandığı zorlu ve tarihi bir dönemden geçildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel rekabetin dozu her geçen gün artarken belirsizlik ve istikrarsızlık anaforu dalga dalga yayılıyor. Kriz ve ihtilaflar barışçıl yollarla çözüme kavuşturulamadığı için siyasi ve ekonomik mücadele maalesef büyük insani trajedilerin yaşandığı savaş ve çatışma sahalarına taşınıyor. Su ve iklim krizlerinden, ticaret savaşlarına, enerji güvenliğinden, gıda zincirlerinin sağlıklı işlemesine türlü meydan okumalarla karşı karşıyayız. Bugün geldiğimiz nokta itibariyle şu manzarayı çok net bir şekilde görebiliyoruz. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra galipler eliyle kurulan düzen işlerliğiyle birlikte itibarını da yitirmiştir. Evrensel değerler rafa kalkmış, yönetim mekanizmaları iflas etmiş, meşruiyetini kural ve ilkelerden alan uluslararası sistem tamamıyla felce uğramıştır. Küresel barış ve güvenlik yerini bitmek bilmeyen savaş ve istikrarsızlık girdabına bırakmıştır. Haklı haksızın, mazlum zalimin zayıf güçlünün karşısında yalnızlığa terk edilmiştir. İnsan hakları ve insanlık onuru yara almış, adalet, vicdan ve merhamet gibi duygular sessize alınmıştır. Ortada kimsenin inkar edemeyeceği çok büyük bir sistem krizi vardır. Oysa bundan 80 yıl önce kurulan mevcut küresel sistem, 20. yüzyılda gerçekleşen İkinci Dünya Savaşı’ndan ders alınarak yeniden bir savaş yaşanmasın, yeniden bir soykırım yaşanmasın diye kurulmuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi bu tür mekanizmaların gayesi savaşları önlemek, çatışmaları durdurmak, insani felaketlerin önüne geçmektir. Lakin gelinen noktada çözümün anahtarı olması gereken yapılar sorunun parçası haline dönüşmüştür. Adalete mahkum ve mecbur edilmişlerdir." şeklinde konuştu.

"Bölgemizde sıkıntı varken de biz huzurlu olamayız"

Erdoğan, "Sevgili gençler, çok değerli misafirler, küresel sistem iflas etti derken bunu hamaset olsun diye söylemiyoruz. Tam tersine, ülke olarak biz iflas etmiş bu sistemin tüm yükünü çeken bir bölgede yer alıyoruz. Şu an insanlığın gündemini domine eden kriz, gerilim, soykırım, çatışma ve zulümlerin neredeyse tamamı bu coğrafyada yaşanıyor. Her ne kadar Türkiye, bölgesinde bir istikrar ağabeyliği olarak yükselse de, hadiselerin uzağında bir ülke değildir. Bir defa şunu hepimiz çok iyi biliyoruz, komşumuzun evi yanarken nasıl biz rahat edemezsek, bölgemizde sıkıntı varken de biz huzurlu olamayız. Dahası kriz ve zulümlerle boğuşanlar bizim kardeşlerimiz, bizim yüz yıllık, bin yıllık komşularımız. İnsan komşusuna sırtını dönebilir mi?. Bu ülke ve bu aziz millet tarihin hiçbir döneminde bana ne dememiştir. Gönül coğrafyasına sırtını dönmemiştir. Dünyanın neresinden gelirse gelsin yardım çağrılarına kulaklarını tıkamamıştır. Uzak yakın demeden, Müslüm, gayrimüslim demeden, kimsenin inancına, mezhebine, kökenine bakmadan imdat diyenin yardımına koşmuştur. Bu dün böyleydi, bugün de böyle. Herkes kayıtsız kalsa dahi biz coğrafyamızdaki acılara, zulümlere, sonu gelmeyen çatışmalara duyarsız kalamayız" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Bizim tek amacımız vardır, o da bölgede barışın, huzurun, istikrarın güçlü bir şekilde sağlanmasıdır"

Erdoğan, "Filistin’de neler oluyor gördünüz, ellerinde tencerelerle oradan bir kap çorba, bir kap yemek alayım diye nasıl çaba gösteriyorlar izlediniz. Açlıkla mücadele eden yavruların dramını kalbimizin derinliklerinde biz de hissediyoruz. Yüreklerimi yakan bu manzara karşısında sadece elimizi değil çoğu zaman tüm gövdemizi ortaya koyuyoruz. Sevgili gençler, sizin ve ekranların başında bizi izleyen genç arkadaşlarımızın şunu bilmesini isterim, bizim tek amacımız vardır, o da bölgede barışın, huzurun, istikrarın güçlü bir şekilde sağlanmasıdır. Türkiye olarak işte buna giden yolu açmanın derdindeyiz. Binlerce yıldır süzülüp gelen devlet aklıyla 500 seneyi geride bırakan hariciye geleneğimizle büyüyen ekonomimiz, köklü kurumlarımız ve ilkeli dış politikamızla coğrafyamızdaki yangınları söndürmeye gayret ediyoruz. Dış politikayı asla sıfır toplamlı bir oyun olarak görmüyor, barış, refah ve istikrarı paylaştıkça çoğaldığına yürekten inanıyoruz" dedi.

Mesele istikrarsızlığı körüklemek, çatışmayı ve kavgayı büyütmek, bundan çıkar devşirme hesabı yapmak değil, birlikte kazanmaya odaklanmaktır diyen Erdoğan, "Başkalarının trajedilerinden medet ummak fırsatçılıktır, vicdansızlıktır, kan tüccarlığı yapmaktır. Biz böyle olmadık. Hiçbir zamanda böyle olmayacağız. Türkiye, hiçbir kompleksi olmadan, tarihine, medeniyetine, büyüklüğüne yakışır biçimde, barış, istikrar, huzur ve adalet için çalışan, her kesimle görüşebilen, herkesin güven duyduğu bir aktördür. İnsan odaklı, ön alıcı, girişimci ve çok boyutlu dış politika anlayışımızla bölgesel ve küresel meselelerin çözümüne azami katkı sunuyoruz. Komşumuz Suriye’de tam 14 yıl boyunca bunu yaptık. Eli kanlı rejimin zulmü karşısında tüm imkanlarımızla Suriyeli mazlumların yanında durduk. Dünyanın birçok ülkesi Suriye halkına sırtını döndüğünde dahi biz onları asla yalnız bırakmadık. Aynı şekilde Rusya-Ukrayna savaşında bunu yaptık. Savaş baronları ateşe benzin dökerken biz adil bir barış için çalıştık. Şimdi de Filistin’de, Gazze’de bunu yapıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konferansı’nda Netenyahu denilen katil salondaki o boş koltuklara seslenmek durumunda kaldı"

Gazze’de tam 2 yıldır tüm dünyanın gözleri önünde hem dehşet hem de utanç verici bir soykırım yaşanıyor diye Erdoğan, "Netenyahu ve katliam kadrosu en modern silahlarla Filistinli sivilleri hedef alıyor, masumların üzerine bomba yağdırıyor. Gazze’de yaşlılar, çocuklar hatta kuvözdeki bebekler bu katliam çetesi tarafından acımasızca katlediliyor. Gazze’de açlık bir kitle imha silahı olarak pervasızca kullanılıyor. Can kurtarmaya çalışan sağlık görevlileri, soykırımı kayda alan basın emekçileri dünyanın gözleri önünde öldürülüyor. Fakat ne oldu? İşte dün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konferansı’nda Netenyahu denilen katil salondaki o boş koltuklara seslenmek durumunda kaldı. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Sözde yardım dağıtım noktalarında 27 Mayıs’tan bugüne 2500’ün üzerinde Filistinli öldü. 18500’ü aşkın kişi yaralandı. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de çoğu çocuk ve kadın 66.000’e yakın Filistinli şehit edilmiş. Yaralıların sayısı ise 170.000’e yaklaştı. Biz hastanelerimizi açtık ve bu yaralıları hastanelerimizde tedavi altına alıyoruz. Bu konuda kapılarımız açık. Elimizden gelen her tür desteği veriyoruz, vereceğiz. Filistin’de medyaya yansımayan daha nice acılar, nice dramlar, nice katliamlar yaşanıyor. Bununla birlikte dünyanın dört bir yanında vicdanlı insanlardan yükselen tepki ve çığlıklar Filistin’e ve Gazze’ye umut aşılıyor. Bakın şu anda biz burada diplomasi formunu yaparken Akdeniz’de Sumud filosu yelkenlerini şişirmiş Gazze’ye doğru ilerliyor. Gazze yolcularına da selamlarımızı yolluyoruz. Cenab-ı Allah yollarını açık etsin, onları esirgesin diyoruz" dedi.

"Filistin’i tanıyan devletlerin sayısındaki artışın arkasında Gazze’nin sebep olduğu küresel uyanış vardır"

Erdoğan, "Sevgili gençler, değerli kardeşlerim, unutmayın. Zalimlerin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Ve o hesap eninde, sonunda galip gelecektir. Bu hesap bambaşka. Allah’ın hesabının üzerinde hiçbir hesap tutmaz. Ve bunu yaşadık, yaşıyoruz, İnşallah yaşayacağız. Gazze’de çok kayıplar verildi. Mazlum Gazze halkı çok ağır bedeller ödedi. 365 kilo metre kareye sıkıştırılmış, 2,5 milyon insan tarihin en vahşi soykırımına maruz bırakıldı. Bütün bu yıkım ve vahşete rağmen, Gazze soykırımı küresel ölçekte bir uyanışa da vesile oldu. Dün soykırım şebekesinin başı az önce söyledim. BM Genel Kurulu’nda yalanları ve tehditlerini dinleyecek kimse bulamadı ve boş koltuklara konuştu. Bugüne kadar kulaklarının üzerine yatanlar, görüyoruz ki artık gaflet uykusundan uyanmaya başladı. Gazze’deki meseleyi Hamas parantezine indirgeyenler, kazın ayağının hiç de öyle olmadığının yavaş yavaş farkına varıyor. İsrail’in derdinin sadece Gazze olmadığı gün geçtikçe daha net anlaşılıyor. Özellikle Katar’a düzenlenen saldırı, İsrail’in asıl niyetinin görülmesini de sağladı. Canavarın durdurulmasının şart olduğu bir kez daha görüldü. Filistin’i tanıyan devletlerin sayısındaki artışın arkasında Gazze’nin sebep olduğu küresel uyanış vardır. Artık 150’yi aştı. Şurası bir gerçek ki Filistin’in tanınması geçte olsa önemli bir adımdır. Filistinli kardeşlerimize 10 yıllardır yapılan yanlıştan nereden dönülürse biz bunu sadece takdirle karşılarız. Fakat şu soruyu da sormadan edemiyoruz. Bu adımlar daha erken atılamaz mıydı? 65 bin masum ölmeden de Filistin’e sahip çıkılamaz mıydı? Katliam kadrosu eliyle tanınamaz hale getirilmeden önce Filistin resmi olarak tanınamaz mıydı? Biliyorum birileri rahatsız olacak ama bunları sormak mecburiyetindeyiz. İsrail saldırganlığının önüne geçilmesi için bu öz eleştirinin muhatapları tarafından mutlaka yapılması gerekiyor. Gazze’li masumların dökülen kanlarının boşa gitmemesi için herkesin iç dünyasında bu hesaplaşmayı yapmasının şart olduğuna inanıyorum. Değilse masum çocukların, kadınların, insanların kanı siyasi hesapların kurbanı olmaya devam edecektir. İsrail durdurulmadan Filistin devleti için konulan irade eksik kalacaktır. Başta Netenyahu kabinesi ve soykırım kadrosu derhal yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"İspanya’nın aldığı kadar bir kenara konulamaz"

Erdoğan, "Uluslararası spor turnuvalarından men dahil, İsrail’e caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. İspanya’nın aldığı kadar bir kenara konulamaz. Şu anda Futbol Federasyonu Başkanımız da kendileri bu konuyla ilgili duruşunu ortaya koydu. Biz de bunun değerlendirmesini muhakkak yapacağız. Ekonomik olarak İsrail hükümetine Gazze’de 100 milyar doları bulan yıkımın faturası ödetilmelidir. Türkiye’nin ticaret ve diğer alanlarda İsrail’e karşı aldığı tedbirler diğer ülkelere örnek olmalı. Onlar da artık benzer adımları atmaya başlamalıdır. Aksi takdirde kaos Orta Doğu sınırları içinde kalmayacak. Bu ateş bütün dünyayı saracaktır. Alevlerin daha da yayılmaması, bölgemizde barış ve huzurun sağlanması için çalışmaya devam edeceğiz. Gençler, ben sizin gözlerinizle bunu görüyorum. Yaslı adayı güçlü bir demokrasi ve özgürlükler adası olmaya çevirecek gençler olarak sizleri görüyorum. Sağ olun, var olun." dedi.

Metin Başar - Selami Berke Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de Dünya Down Sendromlular Farkındalık Günü’nde en güzel buluşma Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Down Sendromlular Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen program, özel bireyler ve ailelerini bir araya getirdi. Başkan Mesut Kocagöz, farkındalık buluşmasında sevgi, dayanışma ve birlik vurgusu yaptı. Kepez’de Dünya Down Sendromlular Farkındalık Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Antalya Down Sendromlular Derneği tarafından organize edilen program, 100. Yıl Park Düğün Salonu’nda gerçekleştirildi. Özel bireyler ve aileleri, akşam yemeğinde bir araya gelerek gönüllerince eğlenme imkanı buldu. "Yerel yönetimlerin desteği çok önemli" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Antalya Down Sendromlular Derneği ve Engelli Derneği Başkanı Gülcan Ay, 21 Mart vesilesiyle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, derneğin 2013 yılında bir hayalle kurulduğunu söyledi. Down sendromlu bireylerin toplumda daha görünür olması, üretime katılması ve yetenekleriyle değer görmesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Ay, Sevgi Atölyesi, Üreten Eller Atölyesi ve mehter takımıyla özel bireylerin sosyal ve üretim hayatına katılımını desteklediklerini dile getirdi. Toplumun gerçek gücünün, en çok desteğe ihtiyaç duyan bireylerin yanında durabilmekten geçtiğini vurgulayarak, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının desteğinin bu süreçte büyük önem taşıdığını belirterek, eşitlik, fırsat ve birlikte üretilecek bir gelecek istediklerini ifade etti. Desteklerinden dolayı Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu ve Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e teşekkür etti. "Kepez’e en özel park" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, bir arada olmanın sevincini yaşadıklarını dile getirerek, "Bugün yine aynı sofradayız. Bu sadece bir yemek değil, paylaşmak ve aynı zamanda farkındalıktır. Gülünce insanın yüreğini ısıtsan sevgili kardeşlerim hoş geldiniz" dedi. Ailelere hitabende şunları söyledi: "Çocuklarına bakarak dünyaya sevgiyi öğreten insanlar. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum." Başkan Kocagöz, konuşmasını sevginin gücüne değinerek sürdürdü: "Onların bir gülüşü dünyaya bedel… Onlar dünyanın melekleri… Bir şehri ancak sevgiyle büyütebilirsiniz. Sevgi demek buradaki kardeşlerimiz demektir. Biz de Kepez Belediyesi olarak her zaman onlar için ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Bizler her zaman çocuklarımızın emrindeyiz. Bu güzel çocuklarımız hep gülsün" dedi. Konuşması sırasında mayıs ayının ikinci haftasında kutlanan Engelliler Haftası kapsamında Down sendromlu ve otizmli çocuklar için özel bir parkın tamamlanarak hizmete açılacağı müjdesini de verdi. "Kepez çok güzel çalışmalar yürütüyor" Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu da programda yaptığı konuşmada, bu anlamlı buluşmanın büyük bir mutluluk olduğunu belirterek, Kepez’de sergilenen birlik ve beraberlik tablosunun önemine dikkat çekti. Belediye tarafından hayata geçirilecek park projesine değinerek, "Kepez belediye başkanımızda müjdeyi verdi. Bu kıymetli çocuklarımız için, gençlerimiz için bir park hazırlanıyor. Bunun için çok teşekkür ediyorum. Belediyemiz imkanlarını sizlere sunuyor. Bu çocuklarımız için yapılması gerekenler konusunda Kepez çok güzel bir sınav veriyor. Sevgili çocuklar, sizler özel ve kıymetlisiniz. Sevgi ve saygıya dayalı bir şekilde toplum içerisinde yer almak hayatı paylaşmak çok çok önemlidir. Kepez belediye başkanımız bu konuda Kepez kapsamında çok güzel çalışmalar yürütüyor" dedi. Etkinliğe Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Antalya İl Emniyet Müdür Yardımcısı Caner Çiçek, Antalya Down Sendromlular Derneği ve Engelli Derneği Başkanı Gülcan Ay ve çok sayıda aile katıldı.
İstanbul Bakan Kacır: ’’Otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’ Sanayi ve teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Sanayi Odası’nda Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) 51’inci Olağan Genel Kurul Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Bakan Kacır’ın yanı sıra Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroğlu ve sektör temsilcileri katıldı. Bakan Kacır, "Otomotiv üretiminde ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz" dedi. "İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık" İmalat sanayisinin öncülüğünde ihracatı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdıklarını belirten Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; ülkemizle dünyanın geri kalanı arasında kurduğumuz ticaret köprüleriyle; Planlı sanayileşmeden enerjiye, ulaşımdan lojistiğe pek çok alanda hayata geçirdiğimiz yatırımlarla; iş ortamını iyileştiren yapısal reformlarla Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık. Avrupa Birliği’nin küresel imalat sanayi katma değerindeki payı 2004’de yüzde 25 idi. Şimdilerde bu oran ancak yüzde 15’inci Türkiye ise aynı dönemde payını yüzde 0,7’den yüzde 1,3’e yükseltti" şeklinde konuştu. ’’İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’ Bakan Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla 2024 rekorunu tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Otomotiv üretiminde ise ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz. Son 23 yılda; 169 Ar-Ge merkezinin, 36 tasarım merkezinin ve teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın otomotiv sektörümüzün inovasyon kapasitesini besleyen projelerini destekledik. TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 220 bilim insanı ve gencimize toplam 32,9 milyar lira kaynak sağladık. Yatırım teşviklerimizle, otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,2 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 760 projesinin önünü açtık. Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz yıl yatırım teşviklerimizi mevcut küresel tablo ve ülkemizin stratejik öncelikleri doğrultusunda güncelledik" dedi. "Otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz" Elektrikli araçlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Dünya genelinde elektrikli araç satışı son 5 yılda 6,7 milyondan 21 milyona, elektrikli araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 8’den yüzde 20’nin üzerine çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında; elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların payı, yüzde 0,5’ten yüzde 22,1’e yükseldi. Bu oranın 2030’da yüzde 35’i aşmasını öngörüyoruz. Milli Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmeyi, ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; genç, dinamik, aynı zamanda nitelikli insan kaynağına sahip bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı. ’’Kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz’’ Türkiye’nin şarj ağına dikkat çeken Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız; her fırsatta yerli otomobil markamız olması gerektiğini dile getirmişti. Aslında bu çağrı, milletimizin 60 yıllık hayalini gerçekleştirerek Türkiye’yi otomotiv teknolojilerinde bir üst lige taşıma kararlılığının ifadesiydi. Cumhurbaşkanımızın iddiası ve güçlü liderliği sayesinde elektrikli ve akıllı otomobilimiz Togg’u milletimizle buluşturduk. Bugüne kadar 93 binden fazla Togg yollara çıktı. Almanya’ya ihracat gerçekleştiren markamız, Türk mühendisliğinin kalitesini Avrupa pazarına taşıdı. Togg, bizler için yalnızca yerli ve milli elektrikli otomobil projesi değildir. Togg, iş birliği yaptığı Türk teknoloji girişimlerini geleceğe taşıyan bir lokomotiftir. Hayata geçirdiğimiz Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programının katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık. Bugün, 17 bin 800’ü hızlı şarj olmak üzere, 41 bin 500 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz" şeklinde konuştu. "Türk sanayiinin istikrar ve güven içinde büyümesi için her türlü önlemi almaya devam edeceğiz" Mobilitede yapılan yatırımlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Türkiye’yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının cazibe merkezi haline getirmek üzere HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nın ilk 6 çağrısından 2’sini doğrudan otomotiv sanayimize yönelik kurguladık. Elektrikli Araçlar Çağrısıyla; yıllık en az 150 bin elektrikli araç kapasitesi sağlayacak ve Ar-Ge merkezi kurulumunu da içeren yeni yatırımlar için kapsamlı bir teşvik paketi sunuyoruz. Batarya Üretimi Çağrısıyla; hücre üretimini de içeren, yıllık asgari 5 GWh kapasiteli batarya ve aktif malzeme üretim tesisi yatırımlarını destekliyoruz. Bizler imkanlarımızı; üreten, istihdam sağlayan, ülkesine ekonomik değer katan sanayicilerimiz için seferber etmeye devam edeceğiz. Bazen masanın iki farklı tarafında oturuyor gibi görünsek de esasen her zaman sizlerle ülkemizin kalkınması noktasında aynı taraftayız. Made in EU düzenlemesinin sanayimiz ve özellikle otomotiv sektörümüz için herhangi bir olumsuz etkiye neden olmaması için yoğun bir çalışma içindeyiz. Düzenlemenin, AB menşei şartının Gümrük Birliği çerçevesinde ilke olarak Türkiye’yi de kapsamasını sağlayan mevcut taslağı önemli bir mesafe kat ettiğimizi teyit ediyor. Ancak yasalaşma süreci boyunca, tüm teknik detayları da takip etmemiz gerektiğinin farkındayız. Bu nedenle, düzenlemenin doğurabileceği etkileri yakından takip ederek adımlarımızı atmak, olası riskleri bertaraf etmek, ülkemizin ve sanayicilerimizin menfaatlerini en yüksek düzeyde korumak için; Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarımız, diğer ilgili kamu kurumlarımız, iş dünyası ile yakın istişare halindeyiz. Otomotiv sektörümüz açısından önemli gördüğümüz; tüm çekincelerimizin giderilmesi için Avrupa Komisyonu ve AB üyesi ülkeler nezdinde yoğun bir diplomasi yürütüyoruz. Muhataplarımıza, Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki kritik rolünü hatırlatıyoruz. İnanıyorum ki; Gümrük Birliği ruhuna uygun şekilde, Avrupalı dostlarımızla iş birliğimizi daha ileri bir noktaya taşıyacağız" diye konuştu.
Isparta Kadınlar zumba ile hem spor yapıyor hem sosyalleşiyor Isparta Belediyesi, kadınların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sosyal hayata daha aktif katılım sağlaması amacıyla önemli bir projeyi hayata geçirdi. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in talimatları doğrultusunda başlatılan zumba kursları, kentte büyük ilgi görüyor. Isparta Belediyesi bir taraftan kent genelinde yatırımlarına devam ederken bir taraftan da vatandaşlara yönelik önemli çalışmalar yapıyor. Kentteki spor faaliyetlerine büyük önem veren Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, özellikle kadınların sporla buluşmaları ve sosyalleşmeleri amacıyla belediye bünyesindeki Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü öncülüğünde zumba kursları başlattı. Düzenlenen kurslarda, alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen zumba dersleri sayesinde kadınlar hem spor yapıyor hem de keyifli vakit geçiriyor. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerde katılımcılar, müzik eşliğinde ritim tutarak günlük yaşamın stresinden uzaklaşma fırsatı buluyor. "Kendimizi çok iyi hissediyoruz" Kurslara katılan kadınlar, bu tür etkinliklerin kendileri için hem fiziksel hem de psikolojik açıdan oldukça faydalı olduğunu belirterek, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür etti. Kadınlar, "Uzun zamandır Isparta Belediyesi tarafından düzenlenen bu kurslara katılıyoruz. Gayet memnunuz. Bizim için çok güzel bir etkinlik oluyor. Burada yeni arkadaşlar ediniyoruz. Kendimizi çok iyi hissediyoruz. Belediyemizin bu spor faaliyetlerinden ücretsiz olarak yararlanıyoruz. Burada kendimizi daha etkin ve önemli hissettiğimiz için buraya geliyoruz. Spor yapıp arkadaşlık edinip zaman geçiriyoruz. Bizim için de kaliteli bir ortam oluyor. Bu spor etkinliklerinin devam etmesini istiyoruz. Bütün kadınları da Isparta Belediyesi’nin ücretsiz olarak düzenlediği spor kurslarına davet ediyoruz. Bizlere spor kursları imkanını sunan Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e yürekten teşekkür ediyoruz" dediler.