GÜNDEM - 28 Kasım 2025 Cuma 15:56

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suçu geçim kapısı haline getirmiş hiçbir alçağa kaptıracak tek bir gencimiz yoktur"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suçlulara karşı zerre miskal tolerans göstermeyeceksiniz. Kendini devletin üstünde gören şehir eşkıyalarına, sokak çetelerine, milletin çoluk çocuğuna musallat olan zehir tüccarlarına, evlatlarımızı bize karşı kullanmaya çalışan terör örgütlerine nefes aldırmayacaksınız. Bizim, suçu geçim kapısı haline getirmiş hiçbir alçağa kaptıracak tek bir evladımız, tek bir gencimiz yoktur. Bizim, Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan hiçbir illegal yapıya kaptıracak tek bir vatandaşımız yoktur" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenlik Teşkilatı için 9 bin 200 yeni aracın hizmete alım törenine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan burada bir konuşma yaptı. Konuşmasına Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatı bünyesinde görev yaparken hayatlarını kaybeden tüm şehitlere rahmet dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı ideal uğrunda yaralanan gazilerimize, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyor, kendilerine sağlıklı, hayırlı ömürler diliyorum. Rabbim sizleri her türlü kazadan, beladan, saldırıdan, görünür ve görünmez musibetten muhafaza buyursun. Hükümet olarak, güvenlik kuvvetlerimizin vazifelerini en iyi şekilde yerine getirmeleri için gerekli her türlü desteği sağlıyoruz. Envanterlerinde bulunan ve ekonomik ömürlerini tamamlayan araçların yenilenmesi çalışmalarını geçen yıl başlattık. Böylece hem görev araçlarımızın niteliğini hem de vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerin etkinliğini artırıyoruz. Geçen sene yine burada yaptığımız törenle Jandarma ve Emniyet teşkilatlarımıza 7 bin 204 yeni aracı kazandırmıştık. Bugün de 9 bin 200 aracı daha resmen sizlerin hizmetine veriyoruz. Bu araçlardan 7 bin 80 tanesi emniyetimiz, 2 bin 70 tanesi jandarmamız, 50 tanesi ise sahil güvenliğimiz tarafından kullanılacak. Sokaklarımızda, mahallelerimizde, köylerimizde gördüğümüz her polisimiz ve jandarmamız ile onların varlığını simgeleyen araçlar, vatandaşlarımıza güven verirken, suçluların yüreğine de korku salıyor. Yeni araçlarımızın, zehir tacirleri ve şehir eşkıyalarıyla mücadele başta olmak üzere güvenlik ve asayiş faaliyetlerimizin başarılı şekilde ifasında sizlere yardımcı olacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"Sizler, asla ayrım yapmaksızın bu ülkedeki her bir vatandaşımızın huzur ve emniyetinin teminatısınız"

Güvenlik hizmetlerinin etkinliğinde vatandaşların katkısının çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet, güvenlik kuvvetlerimize hakkıyla sahip çıkarsa az gayretle büyük mesafe alınır. Çözülmez denilen sorunlar kolayca çözülür. Aşılmaz denilen engeller kolayca aşılır. Yapılmaz denilen işler, Allah’ın izniyle kolayca başarılır. Diğer türlü, ne kadar çok gayret sarf edilse edilsin hedeflenen neticeye ulaşılamaz. Geçmişte biz bunun sıkıntılarını bazı kritik konularda yaşadık. Özellikle terörle mücadelede bir dönem çok vahim hatalar yapıldı. Bu hatalar, sorunun daha da büyümesine, daha karmaşık hale gelmesine yol açtı. Devlet ile vatandaş arasındaki bağ maalesef zarar gördü, yıprandı. Bunun sancısını ise halkımızla birlikte görevini en güzel şekilde yapmaya çalışan güvenlik kuvvetlerimiz çekti. Kendini hukukun, kanunların ve vatandaşın üstünde gören kimi odakların yanlış uygulamalarından dolayı hepimiz ciddi zorluklarla karşılaştık. Güç zehirlenmesi yaşayan bir avuç kibir abidesinin yanlışlarının faturasını millet ve devlet olarak birlikte ödedik. Son 23 yılda attığımız adımlarla yanlışlara son verdik. Hataları telafi ettik. Devlet-millet bağını her yerde daha önce hiç olmadığı kadar güçlendirdik. Geçmişte oluşmuş güvensizlik zeminini el ele vererek ortadan kaldırdık. Güvenliğin arkasına saklanılarak hukukun çiğnenmesine, demokrasinin duraklatılmasına, özgürlüklerin kısıtlanmasına eyvallah demedik. Güvenlik kuvvetlerimizle sivil vatandaşlarımız arasındaki kaynaşmayı, dayanışmayı ve iş birliğini güçlendirdikçe her alanda önemli mesafeler aldık. Şu an insanımızın askerinden polisine, jandarmasından sahil güvenliğine kadar emniyet birimlerimizin tamamına desteği en üst seviyeye ulaşmıştır. Bu olumlu iklimi daha da güçlendirmekte kararlıyız. Şunu asla unutmamanızı rica ediyorum; sizler, asla ayrım yapmaksızın bu ülkedeki her bir vatandaşımızın huzur ve emniyetinin teminatısınız. Sizler, aynı zamanda ülkemizin, milletimizin, bağımsızlığımızın, Türkiye Yüzyılı’na doğru emin adımlarla yürüyüşümüzün güvencesisiniz. Maziden atiye uzanan bu kutlu yürüyüşün hiçbir kesintiye uğramadan, yavaşlamadan, rotasından sapmadan devam etmesi gerekiyor" dedi.

"Güvenlik kuvvetlerimizin gücü, aziz milletimizin vicdanında edindikleri yerden gelir"

Güvenlik kuvvetlerinin gücünün milletin vicdanında edindikleri yerden geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunun için şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum; güvenlik kuvvetlerimizin gücü, kendilerine verilen yetkiden ve taşıdıkları silahtan ziyade, aziz milletimizin vicdanında edindikleri yerden gelir. Bu gücün etkisini artırmamızın yolu da vatandaşımızın gönlündeki yerimizi pekiştirmemizden geçer. Biz buna, kalpleri ve zihinleri kazanma diyoruz. Peki, vatandaşın gönlünü kazanmak için ne yapacağız? Vatandaşımızın gönlündeki yerimizi nasıl pekleştireceğiz? Bunun da cevabı, Emniyet binalarımızın duvarlarını süsleyen şu sözde saklıdır; ‘Herkesin polisi kendi vicdanıdır. Polis, vicdanı olmayanların karşısındadır.’ Aynı durum Jandarmamız ve Sahil Güvenliğimiz için de geçerlidir. Yani, tüm emniyet birimlerimiz, hukuka uyan, kanunlara riayet eden vicdan sahiplerinin emrinde ve hizmetindedir. İster hırsız, ister katil, ister zehir tüccarı, isterse yan kesici olsun, başkasının malına ve canın kasteden vicdansızların ise tam karşısındadır. Yapmanız gerekenler bellidir. Vatandaşımıza karşı saygıyı, tevazu ve yapıcı bir yaklaşımla davranmayı elden bırakmayacaksınız. İnsanımıza güvenlik hizmeti verirken hukukun dışına çıkmayacaksınız" diye konuştu.

"Bizim, suçu geçim kapısı haline getirmiş hiçbir alçağa kaptıracak tek bir evladımız, tek bir gencimiz yoktur"

"Görevinizi icra ederken omuzlarınızda taşıdığınız ağır emanetin hakkını vermeye gayret edeceksiniz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

"Ancak, suçlulara karşı ise zerre miskal tolerans göstermeyeceksiniz. Kendini devletin üstünde gören şehir eşkıyalarına, sokak çetelerine, milletin çoluk çocuğuna musallat olan zehir tüccarlarına, evlatlarımızı bize karşı kullanmaya çalışan terör örgütlerine nefes aldırmayacaksınız. Şunun altını tekrar çiziyorum; bizim, suçu geçim kapısı haline getirmiş hiçbir alçağa kaptıracak tek bir evladımız, tek bir gencimiz yoktur. Bizim, Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan hiçbir illegal yapıya kaptıracak tek bir vatandaşımız yoktur. Bakın, tekrar ifade ediyorum; milletin huzuruna, güvenliğine, çoluk çocuğuna kasteden kim olursa olsun, gözünün yaşına bakmamak sizlerin asli vazifenizdir. Vatandaş size baktığında kendini güvende hissetmeli, ‘İyi ki devletimiz var’ demeli. ‘İyi ki Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım’ demeli. Bu konuda size desteğim sonsuzdur, tamdır. Suça ve suçlulara karşı yürüttüğünüz her mücadelede, bu devletin başı olarak yanınızdayım. Yanınızda olmaya da devam edeceğim. Sizlerin de görevinizi yerine getirirken insan odaklı, insan merkezli, insana hürmet içinde hareket edeceğinizden hiçbir şüphe duymuyorum. Şunu lütfen unutmayınız; bu millet size güveniyor. Biz sizlere güveniyoruz. İşiniz ne kadar ağır olursa olsun, vazifenizi hakkıyla yerine getireceğinize, emaneti hakkıyla koruyacağınıza yürekten inanıyorum. Bu süreçte sizin hedef alınmanıza, asılsız iddialara maruz kalmanıza, yolsuzluk dosyalarını perdelemek için birileri tarafından size saldırılmasına da eyvallah etmeyeceğimizin bilinmesini istiyorum. Özellikle ana muhalefet aktörlerinin bilerek ya da bilmeyerek alet oldukları bu yıpratma savaşından bir an önce vazgeçmelerini temenni ediyorum. Sizlerden de üç-beş şuursuzun, üç-beş hadsizin kendi ayıplarını örtmek amacıyla savurdukları hezeyanlara prim vermemenizi bekliyorum. Onlar ne yaparsa yapsın, her şeye rağmen siz bu devleti temsil ediyorsunuz. Buradaki her bir kardeşim Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polisi, jandarması, sahil güvenliğidir. Sizler bu aziz milletin evlatlarısınız. Kimseye aldırmadan, kimseye kulak asmadan temsil görevinizi vakur ve sağduyulu bir şekilde yerine getirmenizi rica ediyorum" ifadelerini kullandı.

Volkan Kayalar - İsmail Coşkun 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Engelleri doğa ile aştılar Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi ve Erzurum Macera Off-road Doğa Sporları Kulübü üyeleri, engelli gençlerle birlikte doğada unutulmaz bir gün yaşadı. Vali Çiftçi, engelli çocukları da yanına alarak off-road aracıyla sürüş yaptı. Erzurum’da "Engelleri Doğa ile Aşıyoruz" sosyal sorumluluk projesi kapsamında örnek bir etkinliğe imza atıldı. Havuzbaşı Kent Meydanı’nda başlayan etkinlik, Yakutiye ilçesi Kalor Tepesi mesire alanında devam etti. Vali Mustafa Çiftçi ve Macera Off-road Doğa Sporları Kulübü üyelerinin de katıldığı etkinlikte, engelli gençler unutulmaz anlar yaşadı. Engelli gençlerle birlikte off-road aracıyla tur atan Vali Çiftçi, engelli vatandaşlara farklı bir gün yaşatmak istediklerini vurgulayarak, "Programda birçok farklı etkinlik yapıldı. Eğlenceli ve hareketli oyunlar oldu. Off-road araçlarıyla onları gezdirme imkanı verildi. Erzurum’un tanıtımıyla ilgili de benzeri etkinliklerimiz devam edecek" şeklinde konuştu. Erzurum Macera Off-Road Arama Kurtarma ve Doğa Sporları Kulübü Başkanı Lokman Toptaş ise, "Güzel bir etkinlik oldu. Engelli kardeşlerimizle birlikte doğada olmak, onlara farklı bir gün yaşatmak bizleri de mutlu etti. Böylece hep birlikte engelleri aşıyoruz" dedi. Etkinliğe katılan engelli bireyler de mutluluklarını ve heyecanlarını dile getirdiler. 112 ve UMKE ekiplerinin de eşlik ettiği programda çuval ve ip çekme yarışı yapıldı, engelli bireyler off-road araçlarına bindi. Programın bitişinde katılımcılara sucuk ekmek ikramı yapıldı, çocuklara oyuncak hediye edildi.
Antalya Sıcak ve nemli havasıyla astım ve koah hastalarına şifa olarak biliniyor Alanya’nın önemli turizm noktalarından biri olan Damlataş Mağarası, 2025 yılı boyunca yaklaşık 270 bin yerli ve yabancı turist ağırlayarak bölge turizmine güçlü bir katkı sağladı. Sıcak ve nemli havasıyla bilinen mağara, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, aynı zamanda astım ve KOAH hastalarına iyi geldiği yönündeki bilimsel çalışmalarla da ilgi çekiyor. Doğal oluşumunun yüzlerce yıl sürdüğü düşünülen Alanya’nın bilinen en eski mağarası olan Damlataş Mağarası, yaklaşık 15-20 derece sıcaklık, yüksek nem ve düşük seviyedeki radyoaktivite özellikleriyle özellikle solunum rahatsızlıkları bulunan ziyaretçilerin tercih ettiği bir nokta haline geldi. Damlataş Mağarası, hem doğal güzelliği hem de sağlık açısından sunduğu faydalarla 2025 yılında da Alanya’nın en çok ilgi çeken turistik değerlerinden biri olmayı sürdürdü. Doğal güzellikleri ve sağlık açısından faydalı olan mağaraya geçen sene 250 bin kişi ziyaret ederken, bu sene ise 270 bin kişi ziyaret etti. Damlataş mağarasınının girişinde esnaflık yapan Halil Tamuroğlu ‘’Damlataş Mağarası Alanya’nın kültürel miraslarından birisi. Damlataş Mağarasında astım ve KOAH hastalarına mağara şifa oluyor. Mağarada 15 gün boyunca yarım saat kalan hastalara şifa olduğu söyleniyor. Astım ve KOAH hastalığının geçtiği biliniyor. Sene boyunca yerli ve yabancı misafirleri bu mağara ağırlıyor. Birçok misafir burada şifa buluyor. Alanyamızın görülmesi gereken güzide bir yeridir’’ dedi.
Van Van TV yeni vizyonuyla yeniden yayında Van Ticaret ve Sanayi İş Dünyası Derneği (VATSO) Başkanı Zahir Kandaşoğlu’nun öncülüğünde, uzun yıllardır kentin medya hafızasında önemli bir yere sahip olan Van TV, yenilenen teknolojisi ve güçlü yayın vizyonuyla HD kalitesinde yeniden yayına başladı. Televizyon binasının önünde düzenlenen açılış törenine siyasetten sanayiye, eğitimden sağlığa kadar çok sayıda kişi katıldı. Burada konuşan Zahir Kandaşoğlu, hem geçmişe hem de geleceğe dair önemli mesajlar verdi. Zahir Kandaşoğlu, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında Van TV’nin hikâyesinin 2001 yılına dayandığını ifade etti. Dönemin Van Valisi Durmuş Koç’un çağrısıyla sürecin başladığını belirten Kandaşoğlu, o günden bu yana tüm zorluklara rağmen Van TV’yi ayakta tutmak için mücadele ettiğini vurguladı. Zahir Kandaşoğlu, beklediği desteği görmese de geri adım atmadığını ve Van TV’yi bırakmadığını vurguladı. Kandaşoğlu, yenilenen altyapı ve modern stüdyolarla artık çok daha güçlü bir medyanın kapılarının aralandığını ifade etti. Tanıtım ve reklamın özel sektördeki önemine dikkat çeken Kandaşoğlu, tüm işletmelere çağrıda bulunarak, "Eğer bir üretiminiz, fabrikanız veya hizmetiniz varsa, reklam olmadan büyümeniz mümkün değildir. Van’ın bir lobisi yok; biz bu ekranlarda Van’ın haklarını savunacağız" diye konuştu. Törene katılan Van İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu ise Van TV’nin yeniden açılışının şehir için değerli bir adım olduğunu belirterek, "Sanayi, eğitim ve istihdam anlamında bu şehre katkı sunan herkesin yanındayız. Zahir Başkanımızın bugün yanında olmaktan gurur duyuyoruz" dedi. Mutlu, Van TV’nin desteklenmesi gerektiğini belirterek, vatandaşlara televizyonlarında 1. kanal olarak ayarlamaları çağrısında bulundu. Yapılan konuşmanın ardından katılımcılar tarafından açılış kurdelesi kesilerek televizyon binası gezildi. Kurdele kesimiyle resmen yeni dönemine başlayan Van TV’nin; haber, ekonomi, kültür-sanat ve yaşam programlarıyla bölgenin önemli medya platformlarından biri olması hedefleniyor. Modern yayıncılık anlayışıyla hazırlanan yeni program yelpazesinin bölge halkına güçlü bir medya alternatifi sunması bekleniyor. Yeni yayın döneminde Van TV, Türksat uydusu üzerinden HD kalitesinde izlenebilecek. İzleyicilerin Van TV’ye ulaşabilmesi için gerekli teknik bilgiler ise Tip: HD, Frekans: 11837, Sembol Oranı (SR): 30000, Polarizasyon: V (Dikey). Bu değerlerle Van TV, Türkiye ve dünyanın dört bir yanından uydu aracılığıyla net ve yüksek görüntü kalitesiyle izlenebilecek.
Samsun Atakum dikey mimariye yenik düştü: Hızlı yapılaşma riskleri artırdı Samsun’un Atakum ilçesinde son yıllarda hızla artan dikey yapılaşma, güvenli kentleşme açısından yeni değerlendirmeleri gündeme getiriyor. İlçede yüksek ve çok yüksek bina sayısının büyüme eğiliminin sürmesi, özellikle zemin şartları ve altyapı kapasitesi yönünden çeşitli risklerin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılıyor. "Türkiye’nin Miamisi" olarak adlandırılan Samsun’un Atakum ilçesinde son yıllarda hız kazanan çok katlı yapılaşma, güvenli kentleşme açısından yeni teknik değerlendirmeleri gündeme taşıyor. İlçede hem nüfus artışı hem de arsa sıkıntısı nedeniyle dikey mimariye yönelimin devam ettiği gözleniyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Mekanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sertaç Tuhta, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne göre 30.5 metre üzerinin yüksek, 60.5 metre üzerinin ise çok yüksek yapı sınıfında yer aldığını belirterek Atakum’da bu tür yapıların sayıca fazla olduğuna dikkat çekti. Tuhta, son 25 yılda ilçenin yerleşim alanı açısından dört kata yakın büyüme gösterdiğini ifade etti. Tuhta, "Yüksek yapıların ekonomik yönden ve bağımsız bölüm sayısı açısından avantajları bulunmaktadır. Ancak bilimsel çalışmalarla da kanıtlandığı gibi altyapı ile ilgili ve kendi bölgesinde mikro iklim oluşturma bakımından dezavantajlarının olduğu bilinmektedir. Samsun bu yönden bazı dezavantajları bünyesinde barındırmaktadır. Dikey mimari, yatay mimarinin aksine çok sayıda bağımsız bölümü bir arada barındıran, altyapı ve ulaşım sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayan günümüzdeki yapılaşma türüdür. Dikey mimaride bazı dezavantajlar vardır. Örnek verecek olursak deprem riski. Bir diğer risk de yapılarda meydana gelen yangın riskleridir. Bunlar olumsuz olarak sayabileceğimiz özelliklerdir. Tabii, hem yatay hem de dikey mimaride kurallara uygun yapıldığında herhangi bir risk olmadığını söyleyebiliriz. Nüfus artışına bağlı olarak belirli bölgelerde yapı stoku artmaktadır. Nüfusun artmasıyla birlikte arsa miktarında azalma yaşanmakta ve dikey mimariye yönelim olmaktadır" dedi. "Bina yeni bile olsa deprem analiz raporları olup olmadığı sorgulanmalı" Yüksek katlı yapıların ekonomik ve kullanım açısından bazı avantajlar sunduğunu belirten Tuhta, buna karşın altyapı yükü ve mikro iklim üzerindeki etkiler gibi bilimsel olarak ortaya konmuş dezavantajların da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Tuhta, dikey mimarinin arsa yetersizliğine bağlı olarak tercih edildiğini ancak deprem ve yangın riskleri açısından ilave tedbirler gerektirdiğini vurguladı. Atakum’un kıyı bandına yönelik değerlendirmelerde ise sıvılaşma ve zemin büyütme potansiyelinin önemli bir tehlike olduğunun altını çizen Tuhta, çok yüksek yapıların genellikle ilçenin üst kotlarında konumlandığını belirterek, "Atakum özelinde baktığımızda, kıyı şeridi boyunca sıvılaşma ve zemin büyütme riskinin potansiyel bir tehlike olduğundan bahsedebiliriz. Çok yüksek binaların ise ilçenin daha yüksek kotlarında yer aldığını görmekteyiz. Yüksek veya çok yüksek yapıların deprem performans analiz raporlarının olup olmadığını sorgulamamız gerekmektedir. Bu sınıfa giren eski yapılarda vatandaşlarımızın hasarlı veya hasarsız olarak nitelendirilen sistemlerle deprem performans analizlerini mutlaka araştırmaları gerekir. Bu performans seviyeleri, güncel Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun ise tercih edilmelidir" diye konuştu. Sağlıklı bir kentleşme için mikro bölgelendirme çalışmalarının şart olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tuhta, parsel bazlı zemin etütlerinin geoteknik ve sismik açıdan yapılmasının önemine dikkat çekerek, bu verilerin deprem tehlike haritalarıyla birlikte değerlendirilip planlama çözümlerine yön vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.