GÜNDEM - 28 Nisan 2025 Pazartesi 12:26

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’de toplam 4 milyon 33 bin göçmen var"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’de toplam 4 milyon 33 bin göçmen var"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Ülkemizde muhalefetin iddia ettiği gibi bir göçmen sayısı asla yoktur ve olmamıştır. Türkiye’de 4 milyon 33 bin göçmen vardır. Aldığımız tedbirler sayesinde bu sayı günden güne azalmaktadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen Türkiye Yüzyılında Türkiye’nin Göç Yönetim Modeli Programına katıldı. Programda konuşan Erdoğan, sahneye sınıf arkadaşları Suriyeli Muhammed’i ülkesine uğurlarken gözyaşları döken minik öğrencileri davet etti. CHP’nin o dönemki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriyeli öğrencileri ülkelerine geri göndereceğini söylediği seçim vaadini hatırlatan Erdoğan, "O zamanlar ben de tam aksini söylemiştim. Asla biz Suriye’deki muhacirleri buradan göndermeyeceğiz demiştim. Çünkü bizim bakışımız farklıydı. Biz göçü onların anladığı manada değil, tam aksine biz göçü Mekke’den Medine’ye hicret olarak telakki etmiştik. Biz buna fırsat vermedik. Şimdi burada gördüğünüz küçük muhacirler var. Bunlar bizim evlatlarımız. Öğretmenimiz de onları yetiştirdiler bu günlere getirdiler. İşte güzellik burada. Gerçekten Ensar olmak ne kadar güzel bir şey burada" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Dünya genelinde 281 milyondan fazla göçmen var"

Göç meselesinin küresel bir olgu olarak tüm dünyanın gündemini meşgul ettiğini söyleyen Erdoğan, "Her sene milyonlarca insan savaş, istikrarsızlık, terör, yoksulluk ve iklim değişikliğinin yol açtığı sıkıntılar sebebiyle doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre şu an dünya genelinde 281 milyondan fazla göçmen var. Göçmen işçi sayısı ise 165 milyonun üzerinde. Son 3-4 yıldaki savaşların da etkisiyle mülteci sayısı 120 milyona dayandı. Yine veriler her dakikada en az 20 kişinin çatışma zulüm ve terörden dolayı göç etmek mecburiyetinde kaldığını gösteriyor. Dünya nüfusunun yüzde 3.6’sı bugün göçmen olarak hayatını sürdürmeye çalışıyor. Savaşlar bitmedikçe, krizler çözülmedikçe, iklim değişikliğinin etkisi daha da derinleştikçe maalesef bu oranlar katlanarak artmaktadır" diye konuştu. Akdeniz ve Ege sularında umut yolculuğu sırasında hayatını kaybeden göçmenleri hatırlatan Erdoğan, "Unutmayın Ege’de, Akdeniz’de botların içerisinde, botlar şişlenerek öldürülen göçmenler var. Bunları birlikte gördük. İnsafsızca bunlar yapıldı. Son 10 yılda 72 binden fazla insan göç güzergahında hayatını kaybetti. Suriye’deki çatışmalardan kaçarak Avrupa’ya sığınan binlerce çocuğun nerede olduğu halen ortaya çıkarılamadı. Nice masumun hayatı organ ve fuhuş mafyası dahil suç örgütlerinin, insan tacirlerinin kanlı pençelerinde sönüp gitti. İnsanları göçe mecbur eden çoğunlukla batılı güçlerin politikaları olmasına rağmen iş yük paylaşımına gelince hiçbirini ortalıkta göremiyorsunuz. Dünyadaki her yüz mülteciden 75’ine zengin devletler değil düşük ve orta gelirli ülkeler ev sahipliği yapıyor. Suriye’den kaçan insanların çoğunluğu komşu ülkelere sığındı. Savaş nedeniyle yerlerinden edilen 11 milyon Sudanlının yine önemli kısmı komşu ülkelere göç etti. İmkanları sınırlı ülkeler kapasitelerinin çok üzerinde yük alırken, batılı ülkeler ya feveran ediyor, ya da kabul ettikleri birkaç yüz mülteci ile insani trajedileri reklam malzemesi olarak kullanıyor. Türkiye 3 kıtanın kavşak noktasında yer alan bir ülke. Bugün de doğu ile batı kuzey ile güney arasında bir güç merkezi vazifesi görüyoruz. Yakın çevremizdeki istikrarsızlıklardan doğrudan etkileniyoruz. Göçmen meselesi ile son dönemde yoğun bir şekilde yüzleşiyor olsak da aslında biz bu konunun yabancısı değiliz. Anadolu tarih boyunca hem bir göçmen yurdu olmuştur. Yaşadıkları yerlerde zulüm baskı şiddet gören tüm mazlumlar güvenli liman olarak daima Anadolu’yu gördü. Engizisyonlardan kaçan Musevilerden, Doğu Avrupa’daki Hristiyanlara, Kafkasya ve Balkanlardaki Müslüman kardeşlerimizden, Nazi zulmünden kaçanlara kadar herkes ülkemizin kapısın çaldı. Bugün de bölgemizde kimin başı dara düşse hamdolsun bir eman yurdu olarak yönünü önce Türkiye’ye dönüyor. Bundan yüksünmüyor, şikayet etmiyoruz. Mazlumun imdadına koşmayı, düşenin elinden tutmayı komşuluk ve nişanlık görevimiz olarak telakki ediyoruz" açıklamalarında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Türkiye’de 4 milyon 33 bin göçmen var"

Türkiye’deki göçmen sayısını da açıklayan Erdoğan, "Ülkemizde muhalefetin, özellikle de insanlık dışı kimi faşist çevrelerin iddia ettiği gibi bir göçmen sayısı asla yoktur ve olmamıştır. Türkiye’de hali hazırda 2 milyon 768 bini geçici koruma statüsündeki Suriyeli kardeşlerimiz, 1 milyon 90 bini ikamet izni ile kalanlar, 176 bini de uluslararası koruma altındakiler olmak üzere 4 milyon 33 bin göçmen vardır. Aldığımız tedbirler sayesinde bu sayı günden güne azalmaktadır. Kamu diplomasimizin stratejik bir unsunu olarak uluslararası öğrencilerin ülkemizde eğitim görmesini teşvik ediyoruz. Dünyanın 190 ı aşkın ülkesinden 340 bin civarında misafir öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. Yine iddiaların aksine bu öğrencilerin ezici çoğunluğu burslu olarak değil tüm masraflarını kendileri ödeyerek ülkemizde eğitim almaktadır. Türkiye mezunlarının birçok ülkede bakan, bürokrat, iş adamı, siyasetçi olarak görev yapması bu projenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Göçmen kaçakçıları ile mücadeleyi ihmal etmiyoruz. Son 2 yılda 270 bin düzensiz göçmenin sınırlarımızdan girişi engellendi. Ülkemizde illegal bulunan 263 bin kişi sınır dışı edildi. Göçmen kaçakçılarına yönelik 14 bin 400 operasyon düzenlenirken, 9 bin 867 araca el konuldu. 23 bin 780 kişi gözaltına alındı. Göç ve göçmen konusunda hükümetimizin politikası gayet nettir. Biz göç meselesine binlerce yıllık medeniyetimiz, tarihimiz, kadim değerlerimiz merceğinden bakıyoruz. ‘Tahtımı veririm, tacımı verimim ama devletime sığınan mazlumu asla vermem’. Bu sözler ecdadımızın. Biz onlara layık olmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Vatanlarına dönen Suriyeli sayısı 931 bin 450 kişiyi buldu"

Suriye’de sona eren iç savaşın ardından ülkeye dönenlerin sayısında ciddi artışlar yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, "Çeşitli zorluklara, engellere, sabotajlara rağmen Suriye kendini yavaş yavaş toparlıyor. Suriye kendine geldikçe ülkedeki istikrar ve güven ortamı güçlendikçe geri dönenlerin sayısı da hızlanmaya başladı. 9 Aralık’tan bu yana sadece Türkiye’den dönenlerin sayısı 200 bin kişiye ulaştı. Gönüllü, güvenli, onurlu bir şekilde vatanlarına dönenlerin toplam sayısı ise 931 bin 450 kişiyi buldu. Benzer durumun Ürdün ve Lübnan başta olmak üzere diğer komşu ülkelerde de yaşandığını biliyoruz. Türkiye olarak son asrın en büyük insanlık sınavlarından birini alnımızın akı ile vermenin haklı gururunu yaşıyoruz. Sonunda ölümün işkencesin olduğu böyle bir meselede dahi tam 13.5 yıl boyunca çok ağır eleştirilere maruz bırakıldık. Katliamların tüm vahşiliği ile sürdüğü günlerde ülkemizdeki mazlumları otobüslere doldurup ölüme göndermekten bahsedenlerden 14-28 Mayıs seçimlerde sağa sola ırkçı afişlerin yapıştırılmasına, Ankara ve Kayseri’de yaşanan alçakça provokasyonlardan her seçim öncesi körüklenen yabancı düşmanlığın kadar pek çok badire atlattık. Lafa gelince mangalda kül bırakmayan birçok isim de sırf siyasi çıkarlarını koruma uğruna muhalefetin nefret söylemlerine ses çıkarmadılar. Sustular, izlediler. Ama bütün bu sınamalarda biz hükümet olarak bize yakışanı yapmaktan asla vazgeçmedik. Bu millete bir daha ‘Boraltan Köprüsü’ faciası gibi bir utanç yaşatmayacağız dedik. Bu sözümüze her türlü riski göze alarak hamdolsun 13.5 yıl boyunca sadık kaldık. Türkiye merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun o yüreklere dokunan ifadesi ile göze sezdirmeden gözyaşı silen dostların ülkesi olmayı, her türlü kışkırtmaya rağmen bizim döneminizde başarmıştır. İnşallah bu tertemiz sicilimize bundan sonra da leke sürdürmeyeceğiz. Nefret söylemelerine, lümpen faşizme, ırkçı vandallığa ve provokasyonlara müsaade etmeyeceğimizi tekrar söylemek istiyorum" dedi.

"Milletimize entegre olmuş, ekonomimize katkı veren kardeşlerimizle ilgili daha rasyonel politikaları mutlaka devreye almak mecburiyetindeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Göç ve göçmen olgusunun sadece güvenlik parantezine alınarak anlatılmasının eksik bir yaklaşım olacağını vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Göç yeni bir buluşmadır. Etnik kimliği, dini, dili, kültürü, hayat tarzı farklı insanların aynı zeminde bir araya gelmesidir. Bu buluşmanın ekonomiden ticarete her anlamda olumlu etkileri olduğunu göz ardı edemeyiz. Bir üzüntümü ifade etmek isterim. Faşist çevrelerin körüklediği korku ikliminden dolayı göçmenlerin Türk ekonomisine katkıları maalesef ülkemizde sağlıklı bir şekilde tartışılmadı. Farklı düşünenler artısı ve eksisi ile tabloyu ortaya koymaya çalışanlar ise sindirildi, susturuldu. İş dünyamız da linç edilmekten çekindiği için kapalı kapılar ardında bize söylediklerin çıkıp kamuoyu önünde cesaretle dillendiremediler. Türkiye’nin kalkınması ve hedeflerine ulaşması için maddi sermaye kadar beşeri sermayeye de ihtiyacı var. Gelişen ve gelişme hedefinde olan ülkeler görüyoruz ki göç konusuna sadece güvenlik odaklı yaklaşmıyor. Bu meseleyi çok boyutlu bir şekilde değerlendiriyor. Toplum olarak bizim de artık bu konuları daha objektif, daha serin kanlı ve önyargılı olmaktan uzak bir şeklide konuşmamız gerekiyor. Milletimize entegre olmuş, ekonomimize katkı veren, sanayiden tarıma, hizmet sektöründen diğer alanlara katma değer üreten kardeşlerimizle ilgili daha rasyonel politikaları mutlaka devreye almak mecburiyetindeyiz. Diğer türlü ekonomide hedeflerimize ulaşmakta zorluk çekeriz. Ülkemizin güvenliğinde ve demografik yapımızın korunmasında elbette ödün vermeyeceğiz, ancak bir avuç ırkçı lümpen figürün topluma sürekli korku yayan nefret söylemlerine de Türkiye’yi mahkum etmeyeceğiz. İnsan hareketliliğini Türkiye’ye ve Türk ekonomisine maksimum fayda sağlayacak bir anlayışla yönetmenin çabasında olacağız. Göç İdaresi Başkanlığımızın mevcut çalışmalarını devam ettirirken aynı zamanda bu meselede Türkiye’nin ihtiyaçları ve çıkarları çerçevesinde uzun vadeli perspektif ortaya koyması gerektiğine inanıyorum. Değişen şartlara ve ihtiyaçlara göre bizim de paradigmamızı yenilememiz şart. Önyargıları kırma, gençlerimiz yabancı düşmanı akımlardan koruma ve milletimizi doğru bilgilendirme noktasında da sizlere görev düşüyor. Bizim bıraktığımız boşlukları kimlerin doldurduğunu, gençlerimizi nasıl zehirlediklerini yakın zamanda pek çok kez gördük. Önümüzdeki dönemde göç idaremizden bu konuda da daha fazla gayret bekliyorum" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mauro Icardi: "Kazanmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" Galatasaray Kaptanı Mauro Icardi, Turkcel Süper Kupa’nın hem kulüp hem de taraftar için önemli olduğunu belirterek, kazanmak için her şeyi yapacaklarını söyledi. Turkcell Süper Kupa finalinde Galatasaray yarın saat 18.45’te Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda Fenerbahçe ile mücadele edecek. Bu maç öncesinde Türkiye Futbol Federasyonu’nun Riva’da bulunan Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulunan Galatasaray Kaptanı Mauro Icardi, finallerin önemli olduğunu söyleyerek, "Son yıllarda birçok şampiyonluk yaşadık. Yarın da şampiyonluk yaşamak istiyoruz. Güzel bir maç olmasını diliyorum. Bu kupa hem kulübümüz hem de taraftarımız için çok önemli. Kazanmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" şeklinde konuştu. "Kolektif oynadığınız zaman bireysel ödülleri kazanıyorsunuz" Bireysel performanstan daha çok takım oyununa vurgu yapan Icardi, "Ben forvetim ve işim gol atmak. Kaptan olduğum için çok onur duyuyorum ve şanslı hissediyorum. Türkiye’ye geldiğimden beri takımıma yardımcı olamaya çalıştım. Futbol, kolektif bir oyun. Kolektif oynadığınız zaman onun sonucunda bireysel ödülleri kazanıyorsunuz" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki derbilerle ilgili sorulan soruya 32 yaşındaki futbolcu, "Arjantinli olarak futbolun tutkusunu dünyanın her yerinde çok iyi biliyorum. 4 yıl önce geldiğimiz zaman da Arjantinli olarak yaşadığım atmosfere şaşırmıştım. Özellikle derbilerdeki atmosfer, çok iyi ve çok farklı. Taraftarımız için bu tür maçlar çok önemli. Onları yarın tekrardan çok mutlu etmek istiyoruz. Zaten birçok kupa kazandık. Daha fazlasını da kazanmak istiyoruz" diye cevap verdi.
İstanbul Okan Buruk: "Çok çekişmeli bir maç bizi bekliyor" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Turkcell Süper Kupa finalinde Fenerbahçe oynayacakları maçın çok çekişmeli olacağını söyledi. Turkcell Süper Kupa finalinde Galatasaray yarın saat 18.45’te Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda Fenerbahçe ile karşılaşacak. Bu müsabaka öncesinde Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Riva’da bulunan Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe ile birlikte bu toplantıyı yaptıkları için mutlu olduğunu söyleyen Buruk, "Bir önceki Süper Kupa finalinde bir arada olamamıştık. Geçekten şu anda bir arada olduğumuz için Fenerbahçe yönetimine, teknik direktörüne ve oyuncusuna teşekkür ederim. Vereceğimiz mesajlar çok önemli. Sadece bir final oynamıyoruz. Bu sene sahadaki rekabetin çok yüksek olduğu ama dışarıdaki dostluk, birliktelikle vereceğimiz mesajların önemli olduğu bir yoldan geçiyoruz. Dışarıdaki insanların tepkilerine çok fazla yol açmadan bu rekabetin saha içinde devam etmesi en büyük dileğim. Yarın da böyle bir maç olacak. İnşallah güzel bir maç olsun. Yarı finallerde bunu gördük. İki finali hak eden takım karşı karşıya gelecek. Bu maçı kazanan olan sadece kupa kazanacak. Ligdeki yarışımız sürüyor. Psikolojik anlamda avantaj olarak faydasını görüyorsunuz. Burada dostluk içerisinde Olimpiyat Stadyumu’nda güzel bir gece olsun. En büyük dileğim bu" şeklinde konuştu. Maçın oynanacağı stadyumla ilgili sorulan soruya deneyimli teknik adam, "Bu saatten sonra bunu konuşacak durumda değiliz. Yarın bu statta oynayacağız. İki takım buna olarak hazır. Psikolojik ve fiziksel anlamda hazırız" diye cevap verdi. "Çok çekişmeli bir maç bizi bekliyor" İki takımın da yarı final maçlarında Süper Kupa’yı ne kadar çok istediğini sergilediği oyunla gösterdiğini ifade eden Okan Buruk, sözlerine şöyle devam etti: "Her takım kazanmak için sahaya çıkıyor, berabere kalmak için, zevksiz bir futbol için sahaya çıkmıyor. Maç içerisinde sizin planlarınız dışında, oyuncuların da kaybetmemeye odaklandığı birçok maç gördük. Yarın bu anlamda iki takım da oyuna odaklanacak, kazanamaya odaklanacak. Çok çekişmeli bir maç bizi bekliyor. Yarı finale baktığımızda yarınki seyir zevkinin daha yüksek olacağını bekliyorum." Çok iyi bir oyuncu grubuna sahip olduklarını hatırlatan Buruk, "Yarın maça başlayacağımız, devam edeceğimiz önemli oyuncularımız var. Bu dönemler eksiklerimiz, Afrika Kupası’nda Osimhen ve Jakobs var. Onun dışında Singo olmayacak. Diğer oyuncularımız derbiyi oynamak için hazırlar" ifadelerini kullandı. "Doğru zamanda doğru oyuncuları takımımıza getireceğiz" Transfer çalışmalarının devam ettiğini belirten sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Transfer sadece sizin isteğinizle olmuyor. Ya çok yüksek paralar vereceksiniz ya da burada sözleşmeyle ilgili daha kolay çıkabilecek oyuncuları tercih etmek zorundasınız. Bu oyuncuları, Şampiyonlar Ligi’nde oynatamayacağımız için biraz daha istediğimiz oyuncular için zamana ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Doğru zamanda doğru oyuncuları takımımıza getireceğiz. Bununla ilgili çalışma yapıyoruz. Devamlı oyuncu izliyoruz. Başkanımız, yönetim kurulumuz, futboldan sorumlu Abdullah Kavukcu bu anlamda önemli çalışma içerisinde. En kısa zamanda istediğimiz oyuncuları kadromuza katacağız. Bu konuda kimsenin soru işareti olmasın" değerlendirmesinde bulundu. "Derbileri seven, derbilerde iyi oynayan bir takıma sahibim" Derbileri seven ve iyi oynayan bir takıma sahip olduğunu aktaran Okan Buruk, "Planlarımız var. Planlarımızı uygulamaya çalışıyoruz. Bunu da oynayacak iyi oyuncu grubuna sahibim. Odaklandığımız, daha fazla önemsediğimiz maçlar da oluyor. Planlarımızı yapıyoruz ama oyuncu kalitemiz, profilimiz bu derbileri oynamaya çok müsait. İyi oyuncular sayesinde bu derbileri kazanıyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.