SAĞLIK - 01 Aralık 2025 Pazartesi 11:29

Dekoratif şömine bomba gibi patladı, vücudunun yüzde 30’u yandı: "Alev alev yanıyordum"

A
A
A

İstanbul’da arkadaşlarıyla keyifli bir akşam geçirmek isteyen 41 yaşındaki Derya Yavaş, iddiaya göre dekoratif şöminenin bomba gibi patlamasıyla dehşeti yaşadı. Vücudunun yüzde 30’u yanan Yavaş, "Alev alev yanıyordum, minnacık, bir ürün evdeki her şeyi yaktı, 4’üncü kata kadar isler ulaştı. Patlamadan 5 dakika öncesine kadar sipariş verecektim. Ne kadar güzel ambiyansı var diye kimse evine bu ürünü sokmasın" dedi. Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan ise "Dekoratif, küçük bir şöminenin yakıt takviyesi aşamasında alev aldığı, olayın ev yangınına dönüştüğü bir öyküyle karşı karşıyayız. Ayda en az 2-3 vakamız oluyor. Bidon eşi tarafından dışarı atılmış, atılmasa belki ağır yaralı olarak geleceklerdi, çok dikkatli olunmalı" diye konuştu.

Beykoz’da yaşayan 41 yaşındaki Derya Yavaş, 24 Kasım akşamı eşiyle Başakşehir’deki arkadaşına geldi. İddiaya göre keyifli bir akşam geçirmek isteyen 4 kişilik grup, masayı hazırlarken dekoratif amaçlı aldıkları bir şömineyi de yaktı, kısa süre sonra ise henüz bilinmeyen bir nedenle şömine bomba gibi patladı. O sırada şömineye yakın olan Yavaş, acıyla sıçradı. Bir anda bulundukları alanın alev içinde kaldığını söyleyen kadın, arkadaşlarıyla çevreye müdahale etmeye çalıştı. Vücudunda yanıklar oluşan ve bir hastaneye ulaşan Yavaş, sonrasında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne yönlendirildi. Avrupa’nın en büyük merkezlerinden biri olarak gösterilen Yanık Tedavi Merkezi’nde tedavisine başlanan Yavaş’ın vücudunun yüzde 30’unun yandığı anlaşıldı. Karın ve kol bölgesinde yanıklar meydana gelen kadının yatışı yapıldı. Eşi ve arkadaşlarının durumu hafif yanıklarla atlattığını belirten Yavaş, yaşadığı olayı anlatırken Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan, hastasının durumuna ilişkin bilgi verdi. Turan, yanık durumunda yapılması gerekenleri sıraladı. Patlama sonrası yanan koltuklar ve odanın hali fotoğraf ile gözler önüne serilirken patlamanın yaşandığı alanda geçmişte iki şöminenin birlikte yandığı anların videosu da dikkat çekti.

"Bulunduğumuz alandaki bütün eşyalar yandı, isler 4’üncü kata kadar ulaştı"

41 yaşındaki Derya Yavaş, "Cumartesi gecesi saat 00.30-01.00 aralığında yaşandı. Arkadaşlarımızın evinde misafirlikteydik. Sehpanın kenarında hep birlikte oturuyorduk, ortasında da bioethanol şömine diye geçen dekoratif amaçlı, maksimum 30 santimetre çapında ufak bir şömine vardı. Maalesef çok ciddi şekilde patladı, hiç göründüğü gibi masum bir ürün değil. Olay anını hatırlıyorum; sönmüştü, sanırım o haznesi tam soğuduğunda yakıt konulması gerekiyor, belki tam soğumamıştı. Arkadaşım yakıt ekleyince o anda, birden bomba gibi patladı, üzerimde ciddi yanıklar oluştu. O panikle yandığımı bile fark etmedim, eşim bana doğru koşunca önüme bakınca anladım çünkü her taraf yanıyordu. Asla suyla sönmeyen bir yakıt, söndüremedik, sitenin güvenliğini çağırdık. Yangın söndürme tüpüyle ancak müdahale edip söndürebildiler. Durduğumuz bina 4 katlı bir binaydı, 4’üncü kata kadar da isler ulaştı. Bulunduğumuz alan 20 metrekare bir alandı, o alanın içindeki bütün eşyalar yandı" dedi.

Dekoratif şömine bomba gibi patladı, vücudunun yüzde 30’u yandı:

"Ne kadar güzel diye internetten sipariş verecektim"

‘Ufacık, dekoratif, minnacık bir şömine düşünün, bir bomba etkisi oluşturdu’ diyerek sözlerine devam eden Yavaş, "Eşim patlama esnasında orada değildi, mutfaktan sesi duyunca koştu, diğer arkadaşlarım da ayaktaydı. O ürün direkt bana patladı. Arkadaşlarım bu kadar yandığımı da fark etmedi. Ben alev alev yanıyordum. Komple kolumda dirsekten altım yandı çünkü o patlayınca refleksle yüzüme götürdüm. Göğüs altı bölgem kasıklara kadar komple yandı. Bu patlamadan 5 dakika öncesine kadar konuşuyorduk, internetten bakıyordum daha üçgenleri, uzunları vardı sipariş verecektim, bunu konuşuyorduk. Ne kadar güzel ambiyansı var diye, bunun üzerine olması şaka gibiydi. Kimse evine bu ürünü sokmasın, evet çok güzel görünüyor ama hiç göründüğü kadar masum değil, inanılmaz tehlikeli bir ürün. Çok dikkatli olmalarını öneririm. Minnacık, bir ürün evdeki her şeyi yaktı" şeklinde konuştu.

"Ağır yaralı olarak kabul ettiğimiz ayda en az 2-3 vakamız oluyor"

Hastasının durumuna ilişkin konuşan Prof. Dr. Mustafa Turan, "Bir şömine yakıtının patlaması sonrasında yaralı olarak hastanemize getirildi. Yaklaşık yüzde 30 civarı, bazıları 3’üncü derece olabilecek yanıkları mevcuttu. Geldiği andan itibaren yoğun tedavilerine başladık, şu an geldiğine göre daha iyi konumda. Dekoratif, küçük bir şöminenin bir anda yakıt takviyesi aşamasında alev aldığı, söndürmekte çok ciddi zorluklar çekildiği ve ev yangınına olayın dönüştüğü, 4 katlı evin çoğu alanının yanıklar içerisinde kaldığı bir öyküyle karşı karşıyayız. Bu tarz ürünler çok dikkat edilmesi gereken ürünler. Hastaların bir kısmı polikliniğe geliyor, onlar daha rahat ama ağır yaralı olarak kabul ettiğimiz ayda en az 2-3 vakamız oluyor. Bu tarz ürünlerin yakıtlarını kullanmak aşamasında çok dikkat etmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Dekoratif şömine bomba gibi patladı, vücudunun yüzde 30’u yandı:

"Bidon eşi tarafından dışarı atılmış, atılmasa belki ağır yaralı olarak geleceklerdi"

İlk yardıma ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Turan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ciltte hasarı uzun süre devam ediyor, çeşme suyunda en az 15-20 dakika oradaki enerjinin alınması istiyoruz. Enerji alındıktan sonra bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Ev kazaları hayatımızın bir parçası, güzel anlarımızın kötü ana dönüşmemesi için bu tarz ürünler çok dikkatli, kullanım şartlarına riayet ederek veya çok kontrollü şekilde kullanılmalı, iyi bir ürünün kullanılması çok önemli. Bidon eşi tarafından dışarı atılmış, atılmasa belki ağır yaralı olarak geleceklerdi, daha kötü bir senaryo ile karşı karşıya kalacaktık. İz kalma durumları, çok derin hasar görüp de o kriz yönetilemezse vücut orayı başka dokularla kapatmaya çalışıyor. O duruma gitmemesi için biz kontrollü bir şekilde enfeksiyonu engelleyerek o duruma kaymaması için maksimum özen gösteriyoruz. Evdeki ürünlerimizi dikkatli kullanalım. Çocukların olacağı ortamlar veya işyerlerinde çok dikkat ederek kullanalım, bu tarz ürünler bize zarar vermesin"

Hasibe Karadağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya’nın tarihe meydan okuyan 1500 yıllık değirmeni Sakarya’nın Erenler ilçesinde 6 kuşaktır aynı aile tarafından işletilen yaklaşık bin 500 yıllık tarihi su değirmeni, sadece doğal üretimiyle değil, öğütme bedelinin nakit yerine un veya buğdayla ödendiği asırlık hak usulü sistemiyle de Anadolu’nun köklü geleneklerini günümüze taşıyor. Değirmendere Mahallesi’nde bulunan tarihi yapıda, 3 kilometre mesafeden su kanallarıyla getirilen suyun gücüyle dönen dev taşların arasında mısır ve buğday geleneksel yöntemlerle öğütülüyor. Fabrikasyon üretime direnerek doğallığını koruyan değirmende, unun kalitesini artırmak için yaklaşık 300 kilogram ağırlığındaki taşlara 3 ayda bir el işçiliğiyle bakım yapılıyor. Anadolu’nun eski geleneği "hak" sistemi sürüyor Değirmende ödeme yöntemi olarak nakdin yanı sıra Anadolu’nun eski geleneklerinden olan "hak" sistemi de uygulanmaya devam ediyor. Vatandaşlar, öğüttükleri ürünün karşılığında dilerlerse belirli bir miktar un veya buğdayı değirmenciye emek bedeli olarak bırakabiliyor. Güncel rakamlara göre 15 kilogramlık bir teneke mısırın öğütme bedeli ise 75 lira olarak uygulanıyor. "Biz işletiyoruz" Değirmenin 6. kuşak işletmecisi Menderes Satıroğlu, Rumlardan kaldığı bilinen tarihi yapıyı 40 yıldır çalıştırdığını anlattı. Değirmenin 1920’li yılların sonunda dedesi tarafından devralındığını belirten Satıroğlu, "1925-1930 yıllarında dedem burayı devraldı. Ondan da bize geçti. Şimdi de biz işletiyoruz. Değirmenin dışını da biraz yeniledik. Zaman içinde yapının ahşap olan zeminini betonla yeniledik. Burası su ve taş değirmeni olduğu için unun lezzeti ve kalitesi normalden çok daha güzel oluyor" dedi. "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz" Eşine 20 yıldır yardım eden Sevgi Satıroğlu ise bir çuval mısırı yaklaşık bir saatte un haline getirebildiklerini aktararak, "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz. Su değirmeni her zaman bulunmadığı için müşterilerimiz çok memnun. Geleneksel üretimin tadını bilenler özellikle burayı tercih ediyor" diye konuştu.
Trabzon Başkan Genç’ten İran’ın Trabzon Başkonsolosluğu’na taziye ziyareti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlılar ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney için Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati’ye taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarette Başkonsolos Naser Mohebati’ye başsağlığı dileklerini ileten Başkan Genç, "Amerika ve İsrail’in saldırılarını en başından bu yana kesinlikle kabul edilemez buluyoruz, şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bölgenin jeostratejik konumu maalesef tarihten bu yana emperyal güçlerin odağı olmuştur. Türkiye, İran ve Gürcistan bu kadim coğrafyanın halklarıdır. Bu toprakların hukukunu korumaya kararlılıkla devam edeceğiz. Yaşananlardan dolayı büyük bir üzüntü duyduk. Bu haksız ve hukuksuz saldırıların bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin başından itibaren diplomatik girişimlerde bulunduğunu da vurgulayan Başkan Genç, "Sayın Cumhurbaşkanımız, bu saldırıların yaşanmaması ve bölgede barışın sağlanması adına yoğun bir diplomatik çaba ortaya koymuştur. Ne yazık ki bugün uluslararası hukukun ciddi şekilde zedelendiğini görüyoruz. Türkiye olarak bölgede barışın, istikrarın ve bağımsız devletlerin egemenliğinin korunmasını önemsiyoruz. Şu ana kadar binin üzerinde İranlı kardeşimizin hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzmüştür. Ali Hamaney ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, kardeş İran halkına başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" diye konuştu. Ziyaretin sonunda Başkan Genç, Ali Hamaney ve savaşta ölen İranlılar için açılan taziye defterini imzaladı.
Eskişehir Anksiyete ve depresyon sorunları artıyor Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, son yıllarda anksiyete temelli rahatsızlıklarda artış yaşandığını aktardı. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Uzm. Dr. Sıdıka Oksay, psikiyatri polikliniğinde en sık karşılaşılan başvuruların anksiyete ve depresif yakınmalar olduğunu söyledi. Oksay, özellikle kaygı temelli rahatsızlıkların son yıllarda belirgin şekilde arttığını belirtti. Oksay, "Polikliniğimizde en sık anksiyete ve depresif yakınmalarla, ayrıca insan ilişkilerinde yaşanan sorunlarla karşılaşıyoruz. En sık tedavi ettiğimiz rahatsızlık kaygı bozukluklarıdır diyebiliriz" dedi. Kaygı bozukluğu ve panik atak Kaygı bozukluklarının tek bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Sıdıka Oksay, panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, takıntı-zorlantı bozukluğu (OKB), sosyal fobi ve özgül fobilerin bu başlık altında değerlendirildiğini ifade etti. En sık görülen tabloların ise yaygın kaygı bozukluğu ve panik atak olduğunu söyledi. Kaygının aslında insanın hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlatan Oksay, "Kaygı tehlikelere karşı bizi tetikte tutan doğal bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehdit yokken alarm sistemi sürekli devredeyse, bu durum hastalık halini alır" diye konuştu. Belirtiler neler? Anksiyete bozukluklarında sık görülen belirtileri ise Dr. Sıdıka Oksay şöyle sıraladı: "Sürekli ve kontrol edilemeyen endişe, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, terleme ve titreme, uyku bozuklukları, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü" Oksay, kaygının günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal ilişkileri belirgin şekilde etkilemeye başladığı noktada mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini vurguladı. Tedavide psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinin birlikte planlandığını belirten Oksay, erken başvurunun iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtti.