GÜNDEM - 24 Şubat 2025 Pazartesi 15:19

İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Binası’nın açılışı yapıldı

A
A
A

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nin depreme karşı yenilenen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Binası gerçekleştirilen törenle açıldı. Törende konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "Depremle birlikte İstanbul’da sadece kamu binaları değil, sivil binalar da değişme ihtiyacı hissediyor. Bunun hiç şüphesiz başında hastanelerimiz geliyor. Dolayısıyla bu binaların bir an önce yenilenmesi gerekiyor. Hasdal’da yapılan yeni kampüs, Çapa’nın geçmişten gelen birikimini geleceğe ulaştırması açısından çok önemli bir şans" şeklinde konuştu.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nin depreme dayanıklı olarak yeniden inşa edilen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Binası’nın açılışı yapıldı. Açılışa İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ümmihan İşoğlu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalı öğretim üyeleri ve birçok sağlık çalışanı katıldı. Törende İstanbul Tıp Fakültesi’nin hem eğitim öğretim hem de bir şifa noktası olduğuna dikkat çekilirken depreme karşı yenileme çalışmalarının büyük önem taşıdığı belirtildi. Ardından toplam 21 poliklinik ve 21 yoğun bakım yatağı bulunan, yaklaşık 8 bin metrekarelik kapalı alanıyla hizmet sunması planlanan alanın açılış kurdelesi kesildi sonrasında ise sağlık çalışanları alanı gezdi.

İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Binası’nın açılışı yapıldı

"Binaların bir an önce yenilenmesi gerekiyor"

Açılış töreninde konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "Çapa sağlık sektörünün amiral gemisi, o açıdan geçmişten günümüze kadar Türk sağlık sektörüne hizmet veren, üniversitemizi, fakültemizi bugünlere kadar getiren tüm hocalarımıza, herkese teşekkür ediyoruz. Binaların yenilenmesi bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor, özellikle depremle birlikte İstanbul’da sadece kamu binaları değil, sivil binalar da değişme ihtiyacı hissediyor. Bunun hiç şüphesiz başında hastanelerimiz geliyor. Dolayısıyla bu binaların bir an önce yenilenmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Hasdal’da yapılan yeni kampüs, Çapa’nın geçmişten gelen birikimini geleceğe ulaştırması açısından çok önemli bir şans. Hasdal’daki bina bitene kadar mevcut yerdeki binaların yenilenmesi de çok önemli bir ihtiyaç" dedi.

İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Binası’nın açılışı yapıldı

"Çapa Kampüsü yerinde yükseliyor"

İstanbul Üniversitesi’nin hem bir bilim noktası olduğunu hem de gerçekleştirilen çalışmalarla topluma önemli kazanımlar sunduğunu aktaran İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, yeni binada sağlık hizmetlerinin en ileri düzeyde sunulabilmesi amacıyla birçok klinik ve cihazın yer aldığını aktardı. Çocuk KİT işlem laboratuvarından endoskopi alanlarına kadar birçok noktanın alanda yer aldığını belirten Prof. Dr. Zülfikar, "Buranın büyük bir özelliği; iyi bir eğitim öğretim alanı, tıp öğrencileri, farklı farklı alanlarda ihtisas yapanlar, yan dal, uzmanlık alanlarında olanlar için çok önemlisi de araştırmalar için, ülkemizin yerli ve milli sağlık teknolojilerine dönebilmeleri için bu araştırmalara çok ihtiyaç duyuyoruz. Kadim bir geçmişi olan Çapa Kampüsü yerinde yükseliyor, Hasdal’da yeni havaalanı yolunda yapacağımız tesisle de İstanbul’un, ülkemizin hatta ve hatta yurt dışından gelenlerin hayatına şifa dağıtmaya vesile olacağız" şeklinde konuştu.

"Günlük kapasitesini 3 bin civarında olacak gibi planlıyoruz"

12 genel poliklinik, 2 enfeksiyon, 4 acil ve 3 çocuk KİT polikliniği ile toplam 21 poliklinik alanının bulunduğunu söyleyerek binaya ilişkin bilgiler veren Dekan Prof. Dr. Tufan Tükek, alanda 5 müdahale odasının yer aldığını aktardı. Sözlerine devam eden Prof. Dr. Tükek, "Çocuk binamız 2012’de yıkılmıştı, yine kampüs içinde farklı alanlarda hizmet veriyordu. Yeni binamızı içinde gastroenteroloji, hematoloji, endoskopi üniteleri olan, çocuk acilin olduğu akıllı bir bina olarak planladık. Yeni doğan ve çocuk yoğun bakımları da bu bina içinde yer alıyor. 7 bin 800 metrekare kapalı alanı olan, toplam 80 yataklı, bunun yanı sıra poliklinik odaları. Hasdal bizim için önemli bir kampüs, Çapa’da da küçük yapılanmalarımıza devam ediyoruz. Bugün çocuk binasını açtık, inşallah önümüzdeki yılda da dahiliye binasını hizmete alacağız. İstanbul’da deprem beklentisi çok yüksek, deprem beklentisi olduktan sonra da senaryolar çok farklı. Bu binalar çelik konstrüksiyon, dahiliye binasında izolatörümüz var. Buranın günlük kapasitesini 3 bin civarında olacak gibi planlıyoruz" dedi.

Hasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.