GÜNDEM - 03 Kasım 2025 Pazartesi 11:10

Dijital dünyayı çocuklar anlıyor, yetişkinler yanılıyor

A
A
A

Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, 7-15 yaş arası çocukların dijital reklamlara verdiği bilişsel ve duygusal tepkileri; öğrenciler, anneler ve öğretmenlerin gözünden inceledi. Araştırma sonucuna göre, çocukların yüzde 94,7’sinin dijital reklamlara karşı farkındalık geliştirdiğini belirten Koç, "Araştırmamda çocukların dijital reklamlarla ilgili veliler ve öğretmenlerin düşüncelerinin aksine daha seçici ve sorgulayıcı oldukları ortaya çıktı" dedi. 

Çocukların reklamlara ilişkin farkındalık düzeyine yönelik çalışmasını tamamlayan Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, doktora tezinde kullandığı kapsamlı saha araştırmasının sonuçlarını ve değerlendirmelerini Beyoğlu’ndaki Minoa Pera’da gerçekleşen etkinlikte açıkladı. Koç, "Dijital Yanılgı: Dijital Reklam Dünyasında Çocuklar ve Yetişkinler Arasında Algı Uçurumu" konulu bir sunum yaptı. Etkinliğe Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, Bahçeşehir Koleji Kurucusu, İcra Kurulu Üyesi Semra Yücel, Prof. Dr. Ali Atıf Bir, akademisyenler ve yazarlar, çok sayıda okur sever katıldı. Günümüzde çocukların, iç içe geçmiş içerik ve reklamlardan oluşan dijital bir dünyada büyüdüğünü ve bu durumun "Acaba hemen etkileniyorlar mı?" endişesiyle bir "dijital yanılgıya" düşülmesine neden olabildiğini belirten Dr. Özlem Koç, yaptığı araştırmada bu kaygıların her zaman gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını söyledi.

Dijital dünyayı çocuklar anlıyor, yetişkinler yanılıyor

Araştırmaya 600 çocuk katıldı

Koç, 7-15 yaş arası 600’ün üzerinde çocukla yapılan bu kapsamlı çalışmada, çocukların reklamları sanılandan çok daha iyi fark ettiğini ve yaşları ilerledikçe eleştirel bir mesafe geliştirdiğini ortaya koyduğunu belirterek şöyle konuştu:

Dijital dünyayı çocuklar anlıyor, yetişkinler yanılıyor

"Araştırmada yalnızca çocuklar yer almadı, tüm paydaşlar, anne babalar ve öğretmenler de yer aldı. Oldukça ilginç bir sonuca ulaştım. Ulaştığım sonuç özetle şu: Çocuklar anlıyor ama biz yetişkinler yanılıyoruz. Bu da şu anlama geliyor, çocukların internette, dijital mecrada karşılaştığı içeriklere dair aslında veliler ve öğretmenler olarak çocuklardan oldukça farklı düşünüyoruz. Çocuklarımız dijitalde karşılaştıkları reklamların ve içeriklerin oldukça farkındalar. Kavramsal reklam okuryazarlıkları gelişmiş durumda. Bu neredeyse yüzde 94.7 oranında ve her yaş grubu için geçerli. Reklamı fark ediyorlar, dijital içeriği anlıyorlar. Bu araştırmayı daha da ilginç kılan yönü; çocuklar reklamı fark ediyorlar ama bu reklamın çocukların tüketim alışkanlığına, yani satın alma davranışına dönüşmesi oldukça düşük. Çocukların yüzde 80’i ‘Görüyorum, fark ediyorum ama satın almayacağım’ diyor. Asıl nokta da şu: Biz yetişkinler olarak tam tersini düşünüyoruz. Çocukların dijital platformdaki içeriklere karşı çok etkilenen, manipüle olan hatta zaman zaman fark etmeyen, farkındalıkları düşük olduklarını düşünüyoruz ve bu biraz da onların dijital deneyimlerini küçümsememizden kaynaklanıyor."

Dijital dünyayı çocuklar anlıyor, yetişkinler yanılıyor

"En önemli koruma şemsiyesi yetişkinlerin rehberliği"

Dr. Koç, "Yetişkinler çocukların bu dünyasını, deneyimini anlamıyor ve burada bir yanılgı içindeler. Bu neden önemli, çünkü çocuklar dijital dünyanın içerisinde doğdular ve ekranlarla iç içe büyüyorlar. Neredeyse tüm günleri yaşamın bütün alanları dijital dünyayla iç içe geçiyor. Bu etkiyi doğru anlamak ve ebeveynler olarak onları dinlemek eşlik etmek lazım. Ama bu yeterliliği kazanabilmek için de önce yetişkinlerin dijital okuryazarlığının olması, dijital medya okuryazarı olması lazım. Yani önce bizler öğrenmeliyiz, sonra çocuklarımıza eşlik edebilmeliyiz. Çünkü onlar dijital dünyanın içine doğdular ve teknolojiye yatkınlar. Bizden de farklı büyüyorlar ama sonuç olarak onlar çocuk. O yüzden hem duygusal anlamda hem bilişsel anlamda korunmaya ihtiyaçları var. En önemli koruma şemsiyesi de aslında yetişkinlerin rehberliği" dedi. Ebeveynlerin çocuklarının dijital becerilerini hafife almasının bir "Dijital Yanılgı" olduğunu belirten Dr. Koç şunları söyledi: "Bu araştırmayı daha da ilginç kılan yönü; çocuklar reklamı fark ediyorlar ama bu reklamın çocukların tüketim alışkanlığına, yani satın alma davranışına dönüşmesi oldukça düşük. Çocukların yüzde 80’i ‘Görüyorum, fark ediyorum ama satın almayacağım’ diyor. Biz yetişkinler olarak tam tersini düşünüyoruz. Çocukların dijital platformdaki içeriklere karşı çok etkilenen, manipüle olan hatta zaman zaman fark etmeyen, farkındalıkları düşük olduklarını düşünüyoruz ve bu biraz da onların dijital deneyimlerini küçümsememizden kaynaklanıyor. Bu kitap da tam olarak bu nedenden doğup hem ebeveynlere hem öğretmenlere ‘Çocukların dünyasını anlayın, onların dijital dünyadaki deneyimlerini fark edin, bu dünyada onlara eşlik edin, güçlendirin ve rehber olun’ demek için yazıldı."

Dijital dünyayı çocuklar anlıyor, yetişkinler yanılıyor

"Dijital reklam okuryazarlığı erken yaşta kazandırılmalı"

Okul-aile iş birliğinin dijital çağda yeni bir anlam kazandığını vurgulayan Koç, ebeveynlerin, çocukların çevrimiçi deneyimlerine yasak koymak yerine onlarla birlikte anlamlandırma sürecine katılmalarının çok önemli olduğunu söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın medya okuryazarlığı müfredatını genişletmesi gerektiğini vurgulayan Koç, "Dijital reklam okuryazarlığı" ve "Sosyal medya okuryazarlığının erken yaşta kazandırılması gerektiğini, amacın çocukları korumak değil, güçlendirmek, onlara dijital dünyanın nasıl işlediğini, gördüklerini nasıl sorgulayabileceklerini öğretmek olması gerektiğini belirtti. Araştırmasındaki verilere dayanan ve doktora tezinden yola çıkarak yazdığı "İnternette Dijital Yanılgı" kitabında da çocukları güçlendiren bir dijital ekosistem oluşturmak için çağrıda bulunduğuna dikkat çeken Dr. Özlem Koç, "Amacımız, çocukları sadece korumak değil, onlara dijital dünyada güçlü ve bilinçli bireyler olmayı öğretmek olmalı. Bu noktada, okullara, kurumlara ve ebeveynlere büyük sorumluluk düşüyor. Medya okuryazarlığını bir yaşam becerisi olarak benimsemeli ve çocuklarımıza rehberlik etmeliyiz" dedi. Etkinliğin sonunda konuklar, "İnternette Dijital Yanılgı" kitabını imzalatarak Dr. Özlem Koç ile araştırması üzerine sohbet ettiler.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 5 kuşaklık Kızıklı mirası yok olmak üzere Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde dünyaca ünlü "Kızıklı işi" bıçak ustalığı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 5 kuşaktır dededen toruna aktarılan bu kadim zanaatın son temsilcisi Tanju Pulat, ateş ve örs başında zamana direniyor. Yarım asırlık bileme görmeden hala kullanılan satırları ve el işçiliği işlemeli dualı bıçaklarıyla tanınan Pulat, "Çırak bulamıyoruz, bu ateş sönmek üzere" diyerek sitem etti. Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Kızıklı Mahallesi’nde, beş asırdır yankılanan çekiç sesleriyle yapılan bıçaklar artık son kalan atölyede yapılıyor. Babasından devraldığı mesleği 5. kuşak olarak omuzlayan Tanju Pulat, fabrikasyon üretime inat, çeliği geleneksel yöntemlerle çekiçle şekillendiriyor. 52 yıllık satır, hiç bilenmeden hala kesiyor Usta Tanju Pulat’ın atölyesindeki en dikkat çekici parça, babasının 1974 yılında çeliğini elleriyle dövdüğü kurban satırı. Yarım asrı devirmesine rağmen keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen satırın özelliğini açıklayan Pulat, "Bu satır yapıldığı günden bu yana birçok kurban kesip parçaladı. Hala ilk gün ki gibi bir kez bile bileme yüzü görmedi. Eski ustaların çeliğe su verme ve dövme tekniği böyle belli oluyor. Biz hala bu satırı bilemedik. İlk günkü gibi kullanıyoruz" dedi. Bıçaklara işleme yapıyor Kızıklı işi bıçaklarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik, üzerindeki sanatsal derinlik ve sağlam dayanıklı olması diyen Pulat, Bıçakların işlemeleri hakkında bilgiler veriyor. "Günümüzde bıçak çeliği üzerine el işçiliğiyle yazı ve motif işleyen belki 5 kişi kalmadık" şeklinde konuşan Pulat, bu geleneği şu sözlerle anlatıyor: "Babam kurban bıçaklarının üzerine kurban figürleri yapar, kurban duasını ayrıca kurbanın nasıl kesileceğini anlatan resim, figür ve yazılar işlerdi. Bu konuda daha sanatkârdı. Ben de bu geleneği yaşatan son kişilerden biriyim. Bu bıçaklar sadece birer araç değil, her biri birer sanat eseri" dedi. "Çırak bulamıyoruz, bu sanatın sonu geliyor" Beş kuşaktır aile mirası olarak sürdürülen zanaatın geleceği ise karanlık. Ağır işçilik ve sabır gerektiren mesleğe gençlerin ilgi göstermediğini vurgulayan son usta Pulat, bu konu hakkında dert yandı. "Bu meslek bize babalarımızın dedelerinden kaldı, biz beşinci kuşağız. Birileri zahmet edip 5 kuşaktır bu mesleği birilerine öğretmiş. Ama bende tıkandı. Son ustayım, meslek benle birlikte ölecek. Bu işi öğrenmek isteyen kimse çıkmıyor. Çırak bulamıyoruz. Ben bu kapıyı kilitlediğimde, Kızıklı’nın asırlık bıçak kültürü de tarih olacak. Ya öbür tarafta dedelerim, babam bana hesap sorarsa, niye bu mesleği öğretmedin derse" diyerek sitem etti. Burhaniye’de ki mütevazı atölyesinde, kor ateşin başında ter dökmeye devam eden Tanju Pulat, bir taraftan mesleğini yaparken diğer taraftan da mirasını devredecek bir el arıyor.
Ankara Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.