SAĞLIK - 09 Şubat 2026 Pazartesi 16:22

Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"

A
A
A
Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"

Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığında elektronik sigaraya başvurulma sürecine ilişkin, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığının sürdürülebilir yeni bir formudur" şeklinde uyarılarda bulundu.


Sigaranın yalnızca bir alışkanlık olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığının beyindeki haz merkezini etkileyen biyolojik ve uzun soluklu bir hastalık olduğunu vurguladı. Sigaranın kadın ve erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilediğini belirten Atagun; bağımlılığın seyrinin de buna bağlı olarak değiştiğini söyledi. Erkeklerde sigara bağımlılığının daha çok madde bağımlılığı şeklinde ilerlediğini dile getiren Atagun, stresli ve öfke dolu anlarda sigaranın bir rahatlama aracı olarak kullanıldığını aktardı.


"Sigara kadınlarda çoğu zaman duygusal bir bağ"


Bağımlılığın biyolojik bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Atagun, cinsiyetler arasındaki farkı şu sözlerle dile getirdi:


"Erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilerken, kadınlarda daha farklı merkezlerini etkiler. Yani erkeklerde aslında maddeye karşı bir bağımlılık vardır. Mesela iş ortamında yaşadığı öfke, stres ya da trafikte yaşadığı bir öfkelenmeyle ilgili olarak erkek; sigara yakarak bu durumu toparlamaya çalışıyor. Ama kadınlarda daha duygusal bir altyapı var. Daha rahatlamadan ziyade onu bir dert ortağı olarak görüyor. Burada duygusal mekanizmalar devreye girdiği için erkeklerde nikotin replasman tedavileri ve diğer ilaç tedavileri daha işe yararken, kadınlarda mutlaka psikososyal destekle beraber tedavinin sürdürülmesi gerekir."


"Elektronik sigara kullanan gençlerde akciğer sönmesini çok sık görmekteyiz"


Elektronik sigaranın bir kurtuluş yolu olmadığını belirten Atagun, özellikle buhar içeriğinin zararları noktasında, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığı hastalığının sürdürülebilir yeni bir formudur. Bu teknolojik firmaların ürettiği yeni dönemde karşımıza çıkan çok büyük bir tehlikedir. Özellikle elektronik sigara kullanan genç hastalarımda pnömotoraks dediğimiz akciğer sönmesi hastalığını çok sık görmekteyiz. Bir diğer yandan sonuçta ısıtılmış bir buharla nikotin, ağır metallerin de olduğu, kanserojen maddelerin de eklendiği bir dizi buhar içeriğini içimize çekmiş oluyoruz" ifadelerine yer verdi.


"Tamamen sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli"


Sigaranın bırakıldığı andan itibaren vücudun hızla onarıma geçtiğini kaydeden Atagun, süreci şöyle özetledi:


"Tamamen bir insan sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli. Ama ilk 24 saatte kalp krizi riski bile azalıyor. Bundan sonra peşi sıra ilk haftalardan sonra nefes darlığı, sekresyon, bunların hepsi düzelmeye başlıyor. Hasta daha güzel soluk alıp verebiliyor. Tat alma mekanizmaları, koku mekanizmaları devreye tekrar giriyor. Aslında hastanın hayat enerjisi yeniden geliyor."


"Mücadeleyi bırakmayın, polikliniklere başvurun"


Son olarak sigara bağımlılığının sonucunun ağır hastalıklar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Pınar Atagun, "Uzun vadede akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) var. Hayatınızın son dönemlerini sürünerek, ilaçlarla, acil kapılarında geçirmek istemiyorsanız sigarayı bırakmak için mutlaka sigara bırakma polikliniklerine başvurunuz. Bir kere denedik olmadıysa bir daha denemeliyiz. Mutlaka bu süreci tamamlamalıyız" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Uşak Uşak Belediyesi uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunu uzlaşmayla çözdü Uşak Belediyesi, kentin gelişimini ve halkın refahını önceleyen yaklaşımıyla Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın öncülüğünde uzun yıllardır bekleyen 10. ve 45. İmar Uygulama Bölgesi’ne ilişkin süreci uzlaşmayla çözüme kavuşturdu. Uşak merkeze bağlı Karaağaç Mahallesi’nde bulunan 10. Bölge yaklaşık 39 hektarlık bir alanı kapsıyor. 1200 hak sahibini ilgilendiren bölgede 522 parsel ve 1500 parsel maliki bulunuyor. Göreve geldiği günden bu yana konuyla dikkatle ilgilenen Başkan Yalım davacı vatandaşla uzlaşma sağlanması yönünde görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmeler sonucunda 25 yıldır bekleyen sorun çözüme kavuşmuş oldu. Karaağaç TOKİ, Anıttepe, Şehitler Stadyumu civarında bulunan geniş alan böylece imara açılırken hak sahipleri önemli bir kazanım elde etmiş oldu. Başkan Özkan Yalım hafta sonu Karaağaç Düğün Salonu’nda düzenlenen toplantıda müjdeyi hak sahiplerine bizzat kendisi verdi. Bölgede yeni yaşam alanları kurulabileceğinden bahseden Başkan Yalım "20 yıldır çözülemeyen imar sorununu uzun uğraşlar sonucu çözüme kavuşturduk. 1200 kişi direkt olarak etkileniyor, 500 parselden fazla bir alandan bahsediliyor. Hak sahipleri kendi yerlerine bu imar sorunundan dolayı ne bir çivi çakabiliyordu ne de bir bina inşa edebiliyordu. Bundan böyle hak sahipleri istedikleri gibi arsalarını kullanabilecek ve ister kendileri yapı yapabilecek isterlerse müteahhit ile anlaşıp bina yaptırabilecek" ifadelerini kullandı. Öte yandan Başkan Yalım toplantıda katılımcılara "Su sorununu da çözdük, bundan böyle su kesintisi olmayacak. 103 içme suyu kuyusuna ulaştık, bunlar da artık gelecekte oluşabilecek kuraklıkta sigortamız olacak" diyerek bir müjde daha vermiş oldu. Diğer yandan Çevre ve Mehmet Akif Ersoy Mahallesi içinde yer alan 45. Bölge, 79 hektarlık bir alanı kapsıyor. Sarayaltı Mahallesi’nde bulunan bir alışveriş merkezinin kuzeyi, Karayer mevkii ve hastaneden gelen kuzey 40 metrelik yolun etrafını kapsayan alanda 985 hak sahibi bulunuyor. Her geçen gün geçmişe göre daha hızlı büyüyen kentte halka soluk aldırabilecek yeni yaşam alanlarının açılmasını hedefleyen Başkan Yalım, hak sahipleriyle Atatürk Kültür Merkezi’nde buluşarak bölgedeki imar sorununun çözüme kavuşma sürecini anlattı. 20 yıldır devam eden imar sorununu en nihayetinde çözdüklerini anlatan Başkan Yalım, yapılan çalışmalar sonucunda Maliye Hazinesi’nin belirlediği hazine zararının Uşak Belediyesi tarafından ödendiğini belirtti. Bundan böyle bölgede imar sorunu kalmadığını ve vatandaşların kendi yerlerine istedikleri gibi imar yapabileceklerini anlatan Yalım, yaşanan kuraklık nedeniyle oluşan su krizinin son bulduğunu da açıkladı.
Adana Eğitim-Bir-Sen yönetici görevlendirme yönetmeliğini yargıya taşıdı Eğitim-Bir-Sen, Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği Hükümleri hakkında 8 başlıkta Danıştay’a iptal davası açtı. Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, dava konularının arasında RAM, BİLSEM ve özel eğitim alanlarına ilişkin hükümlerin, yönetici yetiştirme süreçlerinin, aylıksız izne ilişkin düzenlemelerin ve norm kadro fazlası yöneticilere yönelik hak kayıplarının bulunduğunu açıkladı. Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nin bazı hükümlerinin hukuka aykırı olduğunu belirterek 8 başlık halinde Danıştay’a iptal davası açtı. Konuyla ilgili açıklama yapan Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, ilgili yönetmeliğin eğitim kurumları ve öğretmenler arasında eşitsizlik ve mağduriyetlere yol açma riski taşıdığını söyledi. Sarıgeçili, dava dilekçesinin yönetmeliğin yayımlandığı 30 Ocak 2026 tarihli ve 33153 sayılı Resmî Gazete kaydına atfen hazırlandığını ifade etti. Açıklamada, dava konusu edilen başlıklar arasında, rehberlik ve araştırma merkezleri (RAM) ile BİLSEM ve özel eğitim alanlarında görev yapan öğretmenlere yönelik bazı düzenlemeler ile anaokulları ve diğer atama süreçlerine ilişkin hükümler bulunduğu kaydedildi. Sarıgeçili, "Dava konusu ettiğimiz başlıklar arasında, eğitim kurumlarına müdür görevlendirme süreçlerinde eşitsizlik ve mağduriyetlere yol açabilecek düzenlemeler yer alıyor. Bu kapsamda, rehberlik ve araştırma merkezleri (RAM) için özel eğitim alan öğretmenlerine müdür olarak görevlendirmelerde hak tanınmaması, anaokullarına normu bulunmayan branşlardan okul yöneticisi atanabilmesi ile yeterli aday bulunamaması halinde diğer alan öğretmenleri arasından yapılacak görevlendirmelerde BİLSEM, RAM ve özel eğitim kurumlarının kapsam dışı bırakılması dava edilen hükümler arasında bulunuyor" dedi. Yönetici yetiştirme süreçlerine ilişkin düzenlemelerin de dava konusuna dahil edildiğini sözlerine ekleyen Sarıgeçili, "Yönetici yetiştirme programının üçe ayrılması (temel eğitim, ortaöğretim ve özel eğitim) ile program türlerinden sadece birisine katılma hakkı verilmesine yönelik hükümler de hukuka aykırı" diye konuştu. Sarıgeçili, sendika yöneticilerinin aylıksız izne ayrılmaları halinde yöneticilik görevinin sona ermesine ilişkin düzenlemenin yöneticilerin hak kaybına yol açacağını ve bu uygulamanın da dava konusu yapıldığını belirtti. Sarıgeçili, benzer şekilde, yöneticilik görevi sona eren, birleştirilen, kapatılan veya norm kadro fazlası olan okul yöneticilerinin ilçe grupları içinde öğretmen olarak atanması ve norm kadro fazlası yöneticilerin kalan yöneticilik sürelerini başka bir eğitim kurumunda tamamlama haklarının ellerinden alınması da şikayet edilen hususlar arasında yer aldığını ifade etti. Dava dilekçesinin Danıştay’a sunulduğunu da belirten Mustafa Sarıgeçili, "Eğitim kurumları yönetimine ilişkin düzenlemelerde adalet ve liyakat esas alınmalı; aksine düzenlemeler öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz açısından telafisi zor mağduriyetlere yol açar. Bu nedenle Danıştay’a başvurduk; süreci sonuna kadar takip edeceğiz" ifadelerini kullandı.