SAĞLIK - 09 Şubat 2026 Pazartesi 16:36

Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"

A
A
A
Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"

Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığında elektronik sigaraya başvurulma sürecine ilişkin, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığının sürdürülebilir yeni bir formudur" şeklinde uyarılarda bulundu.



Sigaranın yalnızca bir alışkanlık olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığının beyindeki haz merkezini etkileyen biyolojik ve uzun soluklu bir hastalık olduğunu vurguladı. Sigaranın kadın ve erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilediğini belirten Atagun; bağımlılığın seyrinin de buna bağlı olarak değiştiğini söyledi. Erkeklerde sigara bağımlılığının daha çok madde bağımlılığı şeklinde ilerlediğini dile getiren Atagun, stresli ve öfke dolu anlarda sigaranın bir rahatlama aracı olarak kullanıldığını aktardı.



"Sigara kadınlarda çoğu zaman duygusal bir bağ"


Bağımlılığın biyolojik bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Atagun, cinsiyetler arasındaki farkı şu sözlerle dile getirdi:


"Erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilerken, kadınlarda daha farklı merkezlerini etkiler. Yani erkeklerde aslında maddeye karşı bir bağımlılık vardır. Mesela iş ortamında yaşadığı öfke, stres ya da trafikte yaşadığı bir öfkelenmeyle ilgili olarak erkek; sigara yakarak bu durumu toparlamaya çalışıyor. Ama kadınlarda daha duygusal bir altyapı var. Daha rahatlamadan ziyade onu bir dert ortağı olarak görüyor. Burada duygusal mekanizmalar devreye girdiği için erkeklerde nikotin replasman tedavileri ve diğer ilaç tedavileri daha işe yararken, kadınlarda mutlaka psikososyal destekle beraber tedavinin sürdürülmesi gerekir."



"Elektronik sigara kullanan gençlerde akciğer sönmesini çok sık görmekteyiz"


Elektronik sigaranın bir kurtuluş yolu olmadığını belirten Atagun, özellikle buhar içeriğinin zararları noktasında, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığı hastalığının sürdürülebilir yeni bir formudur. Bu teknolojik firmaların ürettiği yeni dönemde karşımıza çıkan çok büyük bir tehlikedir. Özellikle elektronik sigara kullanan genç hastalarımda pnömotoraks dediğimiz akciğer sönmesi hastalığını çok sık görmekteyiz. Bir diğer yandan sonuçta ısıtılmış bir buharla nikotin, ağır metallerin de olduğu, kanserojen maddelerin de eklendiği bir dizi buhar içeriğini içimize çekmiş oluyoruz" ifadelerine yer verdi.



"Tamamen sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli"


Sigaranın bırakıldığı andan itibaren vücudun hızla onarıma geçtiğini kaydeden Atagun, süreci şöyle özetledi:


"Tamamen bir insan sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli. Ama ilk 24 saatte kalp krizi riski bile azalıyor. Bundan sonra peşi sıra ilk haftalardan sonra nefes darlığı, sekresyon, bunların hepsi düzelmeye başlıyor. Hasta daha güzel soluk alıp verebiliyor. Tat alma mekanizmaları, koku mekanizmaları devreye tekrar giriyor. Aslında hastanın hayat enerjisi yeniden geliyor."



"Mücadeleyi bırakmayın, polikliniklere başvurun"


Son olarak sigara bağımlılığının sonucunun ağır hastalıklar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Pınar Atagun, "Uzun vadede akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) var. Hayatınızın son dönemlerini sürünerek, ilaçlarla, acil kapılarında geçirmek istemiyorsanız sigarayı bırakmak için mutlaka sigara bırakma polikliniklerine başvurunuz. Bir kere denedik olmadıysa bir daha denemeliyiz. Mutlaka bu süreci tamamlamalıyız" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Kasapoğlu: "Bugüne kadar paydaşlarımızdan komisyonumuza ulaşan rapor, görüş, bilgi notu ve sunum sayısı bin 300’ü buldu" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, bugüne kadar komisyona bin 300 rapor, görüş, bilgi notu ve sunum ulaştığını belirterek, "Bizim anlayışımıza göre devletin dili şefkattir, adalettir, hizmettir. Ve bu hizmet, Türkiye’nin her metrekaresine eşit ve adil bir şekilde ulaşmak zorundadır. Cumhurbaşkanımızın defaatle dile getirdiği ‘Batıda ne varsa doğuda da o olacak’ düsturu, sadece binalar, yollar için değil; engelli hakları, erişilebilirlik standartları ve bağımsız yaşam imkanları için de geçerlidir" dedi. TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Diyarbakır’da çeşitli ziyaret ve programlara katıldı. Kasapoğlu’nun ilk durağı Diyarbakır Valiliği oldu. Vali Murat Zorluoğlu’nun karşıladığı heyet, daha sonra Diyarbakır Surkent İşitme Engelliler Ortaokulunu ziyaret etti. Burada öğrencilerle tek tek ilgilenen Kasapoğlu ve Vali Zorluoğlu, daha sonra bölge istişare toplantısına katıldı. 7 ilden gelen temsilcilerle bir araya gelen Kasapoğlu, "Bugün medeniyetlerin beşiği, tarihin, kültürün, kardeşliğin kadim şehri Diyarbakır’dayız. Ancak bugün bu salonda sadece Diyarbakır yok. Batman burada, Bitlis burada, Mardin burada, Siirt burada, Şırnak burada, Van burada. 7 ilimizin, bu kadim coğrafyanın sesini, nefesini, derdini ve dermanını konuşmak için bir aradayız. Bölge istişare toplantılarımızın bu durağında, Mezopotamya’nın kalbinde sizlerle buluşmaktan, aynı havayı teneffüs etmekten büyük bir onur duyduğumu özellikle belirtmek isterim. Komisyon olarak yola çıktığımız ilk günden beri, yani 3 Temmuz 2025’ten bu yana ısrarla altını çizdiğimiz bir husus var. Bu komisyon, herhangi bir komisyon değildir. Bu komisyon, 86 milyonun ortak vicdanıdır. Bugüne kadar paydaşlarımızdan komisyonumuza ulaşan rapor, görüş, bilgi notu ve sunum sayısı bin 300’ü buldu. İlgili kurumlara ve yerel yönetimlere tam bin 276 adet resmi yazı yazarak veri istedik, soru sorduk. Bizim anlayışımıza göre devletin dili şefkattir, adalettir, hizmettir. Ve bu hizmet, Türkiye’nin her metrekaresine eşit ve adil bir şekilde ulaşmak zorundadır. Cumhurbaşkanımızın defaatle dile getirdiği ‘Batıda ne varsa doğuda da o olacak’ düsturu, sadece binalar, yollar için değil; engelli hakları, erişilebilirlik standartları ve bağımsız yaşam imkanları için de geçerlidir" dedi. Vali Murat Zorluoğlu ise yaptığı konuşmada, "Şehrimiz bugün yine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapıyor. Program kapsamında komisyonumuzun kıymetli başkanı ve üyelerinin de katılımıyla engelli bireylerin sorunları, bölge illerinde yapılan çalışmalar, kaydedilen ilerlemeler ve karşılaşılan zorluklarla ilgili olarak tüm paydaşlarımızla inşallah çok faydalı değerlendirmeler yapacağız. Devletimizin sosyal devlet anlayışı çerçevesinde tüm Türkiye’de olduğu gibi ilimizde de her yaştan engelli vatandaşlarımıza dönük çok kapsamlı çalışmalarımız, hizmetlerimiz ve projelerimiz var. Bilhassa istihdam, eğitim ve sosyal destek alanlarında engellilere ciddi destekler sunan önemli projelerimiz ve uygulamalarımız var. Mevzuat anlamında elbette eksikler olabilir ama çok önemli eksikler olduğu kanaatinde değilim. Mevzuatımız büyük ölçüde tamamlanmış vaziyette" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından basına kapalı bölümde engelli bireyler ve kurum amirleri eksiklikleri ve isteklerini dile getirdi. Toplantı sonrası basın mensuplarına açıklamada bulunan Kasapoğlu, "Türkiye Büyük Millet Meclisimizin Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu olarak bildiğiniz gibi 3 Temmuz 2025’ten beri yoğun bir çalışma ortaya koyuyoruz. Ve bu çalışma çerçevesinde de gerek parlamentomuzdaki resmi toplantılarımız, gerek akademiyle sivil toplumla ilgili kurum kuruluşlarla yaptığımız odak çalışma toplantılarımız ve gerekse sahadaki çalışmalarımız, tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde saha ziyaretlerimiz çok ama çok etkili sonuçlara doğru yürüyor. Çünkü bu konu sadece engelli bireylerimizi, onların yakınlarını ilgilendiren bir konu değil. Bu konu tüm Türkiye’nin konusu" dedi.