GÜNDEM - 16 Eylül 2025 Salı 14:02

Doç. Dr. Karatepe: "Kadınların haklarını bilmesi, iş hayatına katılımlarını artırır"

A
A
A
Doç. Dr. Karatepe: "Kadınların haklarını bilmesi, iş hayatına katılımlarını artırır"

Kadınların iş hayatına katılımına teşvik amaçlı doğum izni, süt izni, yarı zamanlı çalışma hakkı gibi uygulamaların olduğunu belirten Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, kadınların bu hakları bilmesi ve kullanabilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.


İstanbul Arel Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, kadınların iş hayatındaki haklarına dair önemli bilgiler verdi. "Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı her geçen yıl artsa da, hem biyolojik yapıları hem de geleneksel toplumsal roller nedeniyle kadın işçiler, işgücüne katılımda zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır" diyen Karatepe, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kadınların iş hayatında yalnızca istihdam edilmesi değil, haklarıyla birlikte güçlü bir biçimde var olması, toplumsal gelişmenin en temel göstergelerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Özellikle gebelik ve doğum süreci, kadınlar için sadece fiziksel bir durum olmamakta, aynı zamanda gelir kaybına yol açan ve istihdamdan uzaklaşmalarına neden olan bir dönem haline geliyor. Bu noktada devreye giren analık izinleri, kadınların iş hayatında kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelikler, kadın işçilere doğum öncesi ve sonrası için çeşitli izin ve koruma hakları tanıyor. Bu düzenlemeler, anne ile çocuk arasındaki bağın kurulmasını kolaylaştırırken, aynı zamanda annenin gelir kaybına uğramasını da önlemeyi hedefliyor."


"16 haftalık analık izni hakkı tanınıyor"


İş hukuku çerçevesinde; doğum izni, süt izni, yarı zamanlı çalışma hakkı gibi uygulamaların varlığını hatırlatan Doç. Dr. Karatepe, "4857 sayılı İş Kanunu’na göre kadın işçilere doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 haftalık analık izni hakkı tanınıyor. Çoğul gebelik durumunda bu süre doğum öncesine fazladan 2 hafta ekleniyor. Kadının sağlık durumuna göre doktor onayıyla doğumdan en fazla 3 hafta öncesine kadar çalışabilmesine izin veriliyor; bu durumda kaçırılan süre doğum sonrası izne ekleniyor. Ayrıca, annenin ölümüne bağlı olarak kullanılmayan iznin baba tarafından da kullanılabileceği veya evlat edinme durumlarında sekiz haftalık hak tanındığı da mevzuatta yer alıyor" dedi.


"Ücretsiz yarım çalışma izni talep edebilirler"


"Analık izni sonrasında anne veya evlat edinen eş, talep ederse ücretsiz yarım çalışma izni talep edebiliyor" diyen Karatepe, ‘Yarım çalışma ödeneği’ adı verilen bu uygulama, iş-yaşam dengesini kurmak isteyen annelere önemli bir nefes aldırıyor. Bu hak, ilk doğumda 60 gün, ikinci doğumda 120 gün, sonraki doğumlarda ise 180 gün olarak tanımlanmış; çoğul doğum ve engelli çocuk doğumu durumlarında ek destek süreleri sağlanıyor. Bu süre boyunca annenin işveren onayı gerekmeden çalışması gerekirken, çalışmadığı süre için Yarım Çalışma Ödeneği de alabiliyor" ifadelerini kullandı.


Analık izni ve yarım çalışma sonrasında, kadın işçilere 6 aylık ücretsiz izin hakkı tanındığını belirten Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, bu düzenlemenin hem doğum sonrası hem evlat edinme durumlarında geçerli olduğunu söyledi. Gürün, kadın işçinin ücretsiz izin talebinin işverence reddedilemez olduğunu, aksi durumda çalışanın haklı fesih hakkını kullanarak tazminat alma hakkına sahip olduğunu belirtti.


Kısmi süreli çalışma hakkı tanınıyor


3 yaş öncesi çocukları olan ebeveynlerin, hem kadınlar hem erkekler, analık izni sonrası kısmi süreli çalışma talebinde bulunabileceğini belirten Doç. Dr. Karatepe, "İş Kanunu’nun 13. maddesinin 5. fıkrasına göre, ‘İş Kanunu’nun 74’üncü maddesinde öngörülen izinlerin bitiminden sonra mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi takip eden ay başına kadar ebeveynlerden biri kısmi süreli çalışma talebinde bulunabilir’ hükmüyle bu durum yasal dayanak bulmaktadır. Bu hak, çocuğun ilköğretime başlamasına kadar geçerlidir. Kısmi süreli çalışmaya geçmek isteyen anne, bu talebini en az bir ay önceden yazılı olarak işverene bildirmekle yükümlüdür. Ancak işverenin onay verme gibi bir hakkı bulunmuyor. İşçi, talebiyle birlikte çalışmak istediği gün ve saatleri de belirtiyor. Kısmi süreli çalışmaya geçen çalışan, isterse aynı çocuk için bir daha bu haktan yararlanmamak şartıyla tekrar tam zamanlı çalışmaya dönebiliyor. Bu talep de yine en az bir ay önceden işverene yazılı olarak bildiriliyor. İşçi tam zamanlı çalışmaya döndüğünde, onun yerine alınan geçici çalışanın sözleşmesi kendiliğinden sona eriyor. Bu düzenleme kadınların istihdamda kalmasını teşvik ettiği gibi, aynı zamanda babaların da çocuk bakımına katılımını desteklemektedir" şeklinde konuştu.


"Süt izni için işverenden izin almalarına gerek yok"


Kadın işçilere, bebeklerini emzirebilmeleri için günde 1,5 saatlik süt izni verilmesinin yasal bir hak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, "Bu süre, annenin tercihine göre gün içinde istenilen saatlerde ve tek seferde ya da bölünerek kullanılabiliyor. Üstelik bu izin çalışma süresinden sayılıyor, yani ücrette herhangi bir kesinti yansımıyor. Süt iznini kullanmak isteyen kadın çalışanın, işverenden izin almasına gerek bulunmamakta. Kadın çalışan sadece yazılı olarak işvereni bilgilendirerek izni kullanabiliyor. İşverenin süt izni talebini engellemesi durumunda, çalışan kadın haklı nedenle iş akdini feshedebiliyor ve kıdem tazminatına hak kazanıyor" dedi.


"Süt izninde emzirme şartı aranmıyor"


Süt izninin doğumdan hemen sonra değil, analık izninin sona ermesinin ardından başladığını vurgulayan Karatepe, " Kadın çalışan, çocuğu bir yaşına gelene kadar bu hakkını kullanabiliyor. Ancak doğum sonrası ücretsiz izne ayrılan anneler, süt izninden faydalanamıyor çünkü bu dönemde fiilen çalışmamış oluyorlar. Süt izni yalnızca kadın işçilere tanınan bir haktır. Ancak emzirme şartı aranmıyor. Yani annenin çocuğunu emzirmesi zorunlu değil; çocuğun bir yaşını doldurmamış olması yeterli sayılıyor. Yasa, süt izni süresini asgari 1,5 saat olarak belirliyor, ancak bu süre bireysel ya da toplu iş sözleşmeleriyle 2,5 saate kadar artırılabiliyor. Süt izni; iş gününde bir defada, sabah geç gelerek, akşam erken çıkarak veya gün içine bölerek kullanılabiliyor. Hatta uygulamada bazı çalışanlar bu süreyi birleştirerek haftalık bir gün izin gibi de değerlendirebiliyor. Süt izni süresince kadın işçi tam ücretini almaya devam ediyor. Ayrıca bu izin süresi, kıdem tazminatı gibi işçilik alacaklarının hesaplamasında da dikkate alınıyor" diyerek sözlerini noktaladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de Dünya Down Sendromlular Farkındalık Günü’nde en güzel buluşma Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Down Sendromlular Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen program, özel bireyler ve ailelerini bir araya getirdi. Başkan Mesut Kocagöz, farkındalık buluşmasında sevgi, dayanışma ve birlik vurgusu yaptı. Kepez’de Dünya Down Sendromlular Farkındalık Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Antalya Down Sendromlular Derneği tarafından organize edilen program, 100. Yıl Park Düğün Salonu’nda gerçekleştirildi. Özel bireyler ve aileleri, akşam yemeğinde bir araya gelerek gönüllerince eğlenme imkanı buldu. "Yerel yönetimlerin desteği çok önemli" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Antalya Down Sendromlular Derneği ve Engelli Derneği Başkanı Gülcan Ay, 21 Mart vesilesiyle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, derneğin 2013 yılında bir hayalle kurulduğunu söyledi. Down sendromlu bireylerin toplumda daha görünür olması, üretime katılması ve yetenekleriyle değer görmesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Ay, Sevgi Atölyesi, Üreten Eller Atölyesi ve mehter takımıyla özel bireylerin sosyal ve üretim hayatına katılımını desteklediklerini dile getirdi. Toplumun gerçek gücünün, en çok desteğe ihtiyaç duyan bireylerin yanında durabilmekten geçtiğini vurgulayarak, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının desteğinin bu süreçte büyük önem taşıdığını belirterek, eşitlik, fırsat ve birlikte üretilecek bir gelecek istediklerini ifade etti. Desteklerinden dolayı Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu ve Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e teşekkür etti. "Kepez’e en özel park" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, bir arada olmanın sevincini yaşadıklarını dile getirerek, "Bugün yine aynı sofradayız. Bu sadece bir yemek değil, paylaşmak ve aynı zamanda farkındalıktır. Gülünce insanın yüreğini ısıtsan sevgili kardeşlerim hoş geldiniz" dedi. Ailelere hitabende şunları söyledi: "Çocuklarına bakarak dünyaya sevgiyi öğreten insanlar. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum." Başkan Kocagöz, konuşmasını sevginin gücüne değinerek sürdürdü: "Onların bir gülüşü dünyaya bedel… Onlar dünyanın melekleri… Bir şehri ancak sevgiyle büyütebilirsiniz. Sevgi demek buradaki kardeşlerimiz demektir. Biz de Kepez Belediyesi olarak her zaman onlar için ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Bizler her zaman çocuklarımızın emrindeyiz. Bu güzel çocuklarımız hep gülsün" dedi. Konuşması sırasında mayıs ayının ikinci haftasında kutlanan Engelliler Haftası kapsamında Down sendromlu ve otizmli çocuklar için özel bir parkın tamamlanarak hizmete açılacağı müjdesini de verdi. "Kepez çok güzel çalışmalar yürütüyor" Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu da programda yaptığı konuşmada, bu anlamlı buluşmanın büyük bir mutluluk olduğunu belirterek, Kepez’de sergilenen birlik ve beraberlik tablosunun önemine dikkat çekti. Belediye tarafından hayata geçirilecek park projesine değinerek, "Kepez belediye başkanımızda müjdeyi verdi. Bu kıymetli çocuklarımız için, gençlerimiz için bir park hazırlanıyor. Bunun için çok teşekkür ediyorum. Belediyemiz imkanlarını sizlere sunuyor. Bu çocuklarımız için yapılması gerekenler konusunda Kepez çok güzel bir sınav veriyor. Sevgili çocuklar, sizler özel ve kıymetlisiniz. Sevgi ve saygıya dayalı bir şekilde toplum içerisinde yer almak hayatı paylaşmak çok çok önemlidir. Kepez belediye başkanımız bu konuda Kepez kapsamında çok güzel çalışmalar yürütüyor" dedi. Etkinliğe Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Antalya İl Emniyet Müdür Yardımcısı Caner Çiçek, Antalya Down Sendromlular Derneği ve Engelli Derneği Başkanı Gülcan Ay ve çok sayıda aile katıldı.
İstanbul Bakan Kacır: ’’Otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’ Sanayi ve teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Sanayi Odası’nda Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) 51’inci Olağan Genel Kurul Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Bakan Kacır’ın yanı sıra Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroğlu ve sektör temsilcileri katıldı. Bakan Kacır, "Otomotiv üretiminde ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz" dedi. "İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık" İmalat sanayisinin öncülüğünde ihracatı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdıklarını belirten Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; ülkemizle dünyanın geri kalanı arasında kurduğumuz ticaret köprüleriyle; Planlı sanayileşmeden enerjiye, ulaşımdan lojistiğe pek çok alanda hayata geçirdiğimiz yatırımlarla; iş ortamını iyileştiren yapısal reformlarla Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık. Avrupa Birliği’nin küresel imalat sanayi katma değerindeki payı 2004’de yüzde 25 idi. Şimdilerde bu oran ancak yüzde 15’inci Türkiye ise aynı dönemde payını yüzde 0,7’den yüzde 1,3’e yükseltti" şeklinde konuştu. ’’İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’ Bakan Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla 2024 rekorunu tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Otomotiv üretiminde ise ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz. Son 23 yılda; 169 Ar-Ge merkezinin, 36 tasarım merkezinin ve teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın otomotiv sektörümüzün inovasyon kapasitesini besleyen projelerini destekledik. TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 220 bilim insanı ve gencimize toplam 32,9 milyar lira kaynak sağladık. Yatırım teşviklerimizle, otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,2 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 760 projesinin önünü açtık. Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz yıl yatırım teşviklerimizi mevcut küresel tablo ve ülkemizin stratejik öncelikleri doğrultusunda güncelledik" dedi. "Otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz" Elektrikli araçlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Dünya genelinde elektrikli araç satışı son 5 yılda 6,7 milyondan 21 milyona, elektrikli araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 8’den yüzde 20’nin üzerine çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında; elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların payı, yüzde 0,5’ten yüzde 22,1’e yükseldi. Bu oranın 2030’da yüzde 35’i aşmasını öngörüyoruz. Milli Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmeyi, ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; genç, dinamik, aynı zamanda nitelikli insan kaynağına sahip bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı. ’’Kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz’’ Türkiye’nin şarj ağına dikkat çeken Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız; her fırsatta yerli otomobil markamız olması gerektiğini dile getirmişti. Aslında bu çağrı, milletimizin 60 yıllık hayalini gerçekleştirerek Türkiye’yi otomotiv teknolojilerinde bir üst lige taşıma kararlılığının ifadesiydi. Cumhurbaşkanımızın iddiası ve güçlü liderliği sayesinde elektrikli ve akıllı otomobilimiz Togg’u milletimizle buluşturduk. Bugüne kadar 93 binden fazla Togg yollara çıktı. Almanya’ya ihracat gerçekleştiren markamız, Türk mühendisliğinin kalitesini Avrupa pazarına taşıdı. Togg, bizler için yalnızca yerli ve milli elektrikli otomobil projesi değildir. Togg, iş birliği yaptığı Türk teknoloji girişimlerini geleceğe taşıyan bir lokomotiftir. Hayata geçirdiğimiz Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programının katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık. Bugün, 17 bin 800’ü hızlı şarj olmak üzere, 41 bin 500 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz" şeklinde konuştu. "Türk sanayiinin istikrar ve güven içinde büyümesi için her türlü önlemi almaya devam edeceğiz" Mobilitede yapılan yatırımlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Türkiye’yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının cazibe merkezi haline getirmek üzere HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nın ilk 6 çağrısından 2’sini doğrudan otomotiv sanayimize yönelik kurguladık. Elektrikli Araçlar Çağrısıyla; yıllık en az 150 bin elektrikli araç kapasitesi sağlayacak ve Ar-Ge merkezi kurulumunu da içeren yeni yatırımlar için kapsamlı bir teşvik paketi sunuyoruz. Batarya Üretimi Çağrısıyla; hücre üretimini de içeren, yıllık asgari 5 GWh kapasiteli batarya ve aktif malzeme üretim tesisi yatırımlarını destekliyoruz. Bizler imkanlarımızı; üreten, istihdam sağlayan, ülkesine ekonomik değer katan sanayicilerimiz için seferber etmeye devam edeceğiz. Bazen masanın iki farklı tarafında oturuyor gibi görünsek de esasen her zaman sizlerle ülkemizin kalkınması noktasında aynı taraftayız. Made in EU düzenlemesinin sanayimiz ve özellikle otomotiv sektörümüz için herhangi bir olumsuz etkiye neden olmaması için yoğun bir çalışma içindeyiz. Düzenlemenin, AB menşei şartının Gümrük Birliği çerçevesinde ilke olarak Türkiye’yi de kapsamasını sağlayan mevcut taslağı önemli bir mesafe kat ettiğimizi teyit ediyor. Ancak yasalaşma süreci boyunca, tüm teknik detayları da takip etmemiz gerektiğinin farkındayız. Bu nedenle, düzenlemenin doğurabileceği etkileri yakından takip ederek adımlarımızı atmak, olası riskleri bertaraf etmek, ülkemizin ve sanayicilerimizin menfaatlerini en yüksek düzeyde korumak için; Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarımız, diğer ilgili kamu kurumlarımız, iş dünyası ile yakın istişare halindeyiz. Otomotiv sektörümüz açısından önemli gördüğümüz; tüm çekincelerimizin giderilmesi için Avrupa Komisyonu ve AB üyesi ülkeler nezdinde yoğun bir diplomasi yürütüyoruz. Muhataplarımıza, Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki kritik rolünü hatırlatıyoruz. İnanıyorum ki; Gümrük Birliği ruhuna uygun şekilde, Avrupalı dostlarımızla iş birliğimizi daha ileri bir noktaya taşıyacağız" diye konuştu.
Isparta Kadınlar zumba ile hem spor yapıyor hem sosyalleşiyor Isparta Belediyesi, kadınların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sosyal hayata daha aktif katılım sağlaması amacıyla önemli bir projeyi hayata geçirdi. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in talimatları doğrultusunda başlatılan zumba kursları, kentte büyük ilgi görüyor. Isparta Belediyesi bir taraftan kent genelinde yatırımlarına devam ederken bir taraftan da vatandaşlara yönelik önemli çalışmalar yapıyor. Kentteki spor faaliyetlerine büyük önem veren Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, özellikle kadınların sporla buluşmaları ve sosyalleşmeleri amacıyla belediye bünyesindeki Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü öncülüğünde zumba kursları başlattı. Düzenlenen kurslarda, alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen zumba dersleri sayesinde kadınlar hem spor yapıyor hem de keyifli vakit geçiriyor. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerde katılımcılar, müzik eşliğinde ritim tutarak günlük yaşamın stresinden uzaklaşma fırsatı buluyor. "Kendimizi çok iyi hissediyoruz" Kurslara katılan kadınlar, bu tür etkinliklerin kendileri için hem fiziksel hem de psikolojik açıdan oldukça faydalı olduğunu belirterek, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür etti. Kadınlar, "Uzun zamandır Isparta Belediyesi tarafından düzenlenen bu kurslara katılıyoruz. Gayet memnunuz. Bizim için çok güzel bir etkinlik oluyor. Burada yeni arkadaşlar ediniyoruz. Kendimizi çok iyi hissediyoruz. Belediyemizin bu spor faaliyetlerinden ücretsiz olarak yararlanıyoruz. Burada kendimizi daha etkin ve önemli hissettiğimiz için buraya geliyoruz. Spor yapıp arkadaşlık edinip zaman geçiriyoruz. Bizim için de kaliteli bir ortam oluyor. Bu spor etkinliklerinin devam etmesini istiyoruz. Bütün kadınları da Isparta Belediyesi’nin ücretsiz olarak düzenlediği spor kurslarına davet ediyoruz. Bizlere spor kursları imkanını sunan Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e yürekten teşekkür ediyoruz" dediler.