SAĞLIK - 07 Ekim 2025 Salı 09:26

Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri sahiplerini buldu

A
A
A
Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri sahiplerini buldu

Eczacıbaşı Topluluğu’nun 1959 yılında tıp ve eczacılık bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla başlattığı Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri’nin 66’ncı yılında, Tıp Onur Ödülü, Tıp Bilim Ödülü, Tıp Teşvik Ödülü, Bilimsel Araştırma Destek Ödülü, Hedeflendirilmiş Tedaviler Konulu Bilimsel Araştırma Destek Ödülü ile Tıp Öğrencileri Proje Ödülü sahiplerini buldu.



Dr. Nejat F. Eczacıbaşı’nın vefatının 32’nci yıl dönümü olan 6 Ekim tarihinde düzenlenen törende, 2002 yılından bu yana Türk ve dünya tıbbına büyük katkılarda bulunan bilim insanlarımıza verilen Tıp Onur Ödülü’nün sahibi, temel ilgi alanı olan böbrek transplantasyonuna ek olarak ezilme sendromu başta olmak üzere afet tıbbına önemli katkılar yapan Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever oldu. 2015 yılında dünyada ilk kez ’afet nefrolojisi’ni yeni bir alan olarak öne süren ve halen bu konuda dünya liderleri arasında yer alan Prof. Dr. Sever, emekliliğine rağmen aktif olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor.


Tıp Bilim Ödülü ise, mikro ve nano ölçekte sıvı akışlarını kullanarak geliştirdiği "çip üstü kavitasyon" teknolojisiyle, kanser, prostat ve böbrek taşı gibi hastalıkların erken teşhisinde ve tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil biyomedikal cihazların önünü açan Prof. Dr. Ali Koşar’a verildi.


Sağlık bilimlerinde erken tanı ve kişiye özel tedavi alanlarında geliştirdiği yenilikçi biyoteknolojik çözümlerle dikkat çeken Doç. Dr. Fatih İnci ile inme ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarda beyin mikrodolaşımındaki bozuklukların rolünü ortaya koyan öncü çalışmalar gerçekleştiren Doç.Dr. Şefik Evren Erdener de, Tıp Teşvik Ödülü’nün sahipleri oldular.


Bilimsel Araştırma Destek Ödülü ise, yemek borusunda daralma yaşayan hastalar için kişiye özel, hücre ve nanoparçacık içeren üç boyutlu implant plakalarının tasarlanmasını hedefleyen araştırmasıyla Prof. Dr. Seda Kızılel’e verildi.


Bu ödül dönemine özel belirlenen ’hedeflendirilmiş tedaviler’ konulu Bilimsel Araştırma Destek Ödülü’nün sahibi ise, ALS hastalığının hücresel düzeydeki nedenlerini aydınlatmak ve etkili tedavi yolları geliştirmek amacıyla önemli çalışmalar yürüten Doç. Dr. Umut Şahin oldu.


Zihinsel yük altında beynin ve otonom sinir sisteminin nasıl tepki verdiğini anlamaya yönelik yenilikçi araştırmasıyla, psikoterapi ve eğitim gibi alanlarda kişiye özel yaklaşımların tasarlanmasına katkı sağlayabilecek nitelikte bulgular ortaya koyan İsmail Emir Yassı da, Tıp Öğrencileri Proje Ödülü’nü kazandı.


Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu üyeleri ve ödül kazananların yanı sıra, tıp ve eczacılık dünyasının temsilcileri, Eczacıbaşı Topluluğu yöneticileri ile basın mensuplarının katıldığı törende konuşan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, aklın ve bilimin yolundan ayrılmamanın, toplumların sağlığı ve güvenliği için her zamankinden daha kritik olduğu bir çağda yaşadığımıza dikkat çekerek, "İşte tam da bu nedenle, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri yalnızca bir ödül programı değil, aynı zamanda bilime olan güvenin ve saygının da ifadesidir. Amacımız; tıp ve eczacılık bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmak, değerli çalışmaların toplum tarafından duyulmasını sağlamak, genç bilim insanlarını cesaretlendirmek ve ülkemizin bilimsel üretim kapasitesini daha ileriye taşımak" diye konuştu.


Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Dalkara da, şunları söyledi:


"Bugün sahip olduğumuz gelişmiş dünyayı, her türlü zorluğa rağmen bilimsel ve özgür düşünceden asla taviz vermeyen, kimi zaman hayatlarını dahi riske atan sayısız bilim insanına borçluyuz. Onların inancı, kararlılığı ve özverisi yalnızca bize daha sağlıklı, daha konforlu bir yaşam sunmakla kalmadı; farkında bile olmadan, dünyayı algılayış biçimimizi ve yaşama bakış açımızı derinden dönüştürdü."


Bilimsel Değerlendirme Kurulu


Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu, 2018 yılından bu yana Prof. Dr. Turgay Dalkara başkanlığında, Prof. Dr. Murat Akova, Prof. Dr. Şermin Genç, Prof. Dr. Ahmet Gül, Prof. Dr. Arzum Erdem Gürsan, Prof. Dr. Hakan S. Orer ve Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu’ndan oluşuyor.


"Bilime öncü destek, başarıya ödül" geleneğinde 66 yıl


Türkiye’de tıp ve eczacılık bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla, 1959’da Dr. Nejat F. Eczacıbaşı tarafından dönemin çok değerli tıp hocaları Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli, Ord. Prof. Dr. Arif İsmet Çetingil, Ord. Prof. Dr. Muhiddin Erel, Prof. Dr. Reşat Garan, Prof. Dr. Sabih Oktay, Prof. Dr. Behiç Onul, Prof. Dr. Zafer Paykoç, Prof. Dr. Necmeddin Polvan’ın öncülüğünde bilimsel araştırmaları destekleme, başarılı bilim insanlarını ödüllendirme geleneği başlatılmıştı.


Bugüne kadar 37 Tıp Bilim Ödülü, 48 Tıp Teşvik Ödülü, 21 Tıp Öğrencileri Proje Ödülü verilirken 183 çalışma Bilimsel Araştırma Destek Ödülleri kapsamında desteklendi.


Ödül programı kapsamında, dünya tıp çevrelerinde evrensel ölçütte başarı gösteren Türk hekimlerine de 2002 yılından itibaren Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü verilmesi benimsendi. Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü’nün ilki Prof. Dr. Münci Kalayoğlu’na, ikincisi Prof. Dr. Olcay Neyzi’ye verilirken, Prof. Dr. Masel Mesulam da Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü alan üçüncü bilim insanı oldu. 2021 yılında bu ödülün sahipleri tüm dünyayı sarsan Covid-19 salgınına karşı ilk aşıyı geliştiren Prof. Dr. Uğur Şahin ile Dr. Özlem Türeci olmuştu. 2023 yılında ise bu ödülü, Prof. Dr. İmran Özalp aldı.


2002 öncesinde, ’Cumhuriyet Dönemi Tıp Ödülü’ adıyla verilen ödülü, 1982 yılında Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet, Dr. Refik Saydam, Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman ve Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden, 1988 yılında Prof. Dr. Muzaffer Aksoy, 1992 yılında ise Prof. Dr. Gazi Yaşargil almıştı.



Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri sahiplerini buldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Palandöken’de kayak sezonu 30 Nisan’a kadar uzatıldı Palandöken Kayak Merkezi’nde 2025-2026 kış sezonu, elverişli kar kalınlığı ve hava şartları sayesinde 30 Nisan’a kadar uzatıldı. Türkiye’nin kış turizminde öncü merkezlerinden biri olan Palandöken Kayak Merkezi, kayak severlere bahar aylarında kayak yapma ayrıcalığı sunmaya devam ediyor. Ejder3200 Kayak Merkezi tarafından yapılan son açıklamaya göre, sezonun resmi olarak 30 Nisan 2026 tarihine kadar açık kalacağı duyuruldu. Aralık ayında kapılarını açan merkezde, nisan ayı itibarıyla kar kalınlığı hala kayak yapmaya uygun seviyelerde seyrediyor. Yetkililer, hava ve pist şartlarının elvermesi durumunda 30 Mayıs 2026 tarihine kadar pistlerin kayak kulüpleri ve milli takım çalışmaları için açık tutulabileceğini belirttiler. Meteoroloji tarafından yapılan son açıklamalarda, Palandöken Kayak Merkezi’nde kar kalınlığı 211 santim civarlarında. Uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapıyor Türkiye’nin en önemli kış turizm destinasyonlarından biri olan Palandöken Kayak Merkezi, elverişli kar kalınlığıyla sezonu 30 Nisan’a kadar uzatırken, sahip olduğu teknik altyapı ve dünya standartlarındaki pistleriyle de dikkat çekiyor. Palandöken, sadece uzun sezonuyla değil, profesyonel kayakçılardan yeni başlayanlara kadar her seviyeye hitap eden teknik donanımıyla ön plana çıkıyor. Zirveden başlayan ve neredeyse şehrin hemen yanı başına kadar uzanan pistler, kayak severlere kesintisiz bir sürüş deneyimi sunuyor. Palandöken Kayak Merkezi, teknik kapasitesiyle uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek standartlarda hizmet veriyor. Dik pistleri tercih sebebi Palandöken’in en uzun kesintisiz parkuru, yaklaşık 12 kilometreye ulaşıyor. 3 bin 176 metre yükseklikteki Ejder3200, zirvesiyle Türkiye’nin en yüksek rakımlı kayak merkezlerinden biri konumunda. FIS (Uluslararası Kayak Federasyonu) onaylı slalom pistleri, diklik dereceleriyle profesyonel sporcuların ilk tercihi oluyor. Saatte binlerce kişiyi taşıyabilen son teknoloji gondol liftler, telesiyejler ve T-bar hatları sayesinde pistlerde bekleme süresi minimuma indiriliyor. Türkiye’nin en geniş aydınlatma sistemine sahip merkezinde, yaklaşık 10 kilometrelik pist alanında gece geç saatlere kadar kayak yapılabiliyor. Hava sıcaklığının uygun olduğu ancak yağışın yetersiz kaldığı dönemlerde, gelişmiş suni karlama sistemi sayesinde pistlerin kar kalitesi korunuyor.
Erzurum Tarımda önder üretici modeli vurgusu Vildan Sürbehan ve Nuray Demir tarafından "İklim değişikliği etkisi ile Erzurum ilinde bitkisel üretim desenine yönelik çiftçi yaklaşımları" üzerine yapılan araştırmada, ilginç sonuçlara ulaşıldı. Atatürk Üniversitesi tarafından yayınlanan "Journal of Animal Science and Economics" dergisinde yayınlanan araştırma, iklim değişikliğinin Erzurum ilindeki bitkisel üretim desenine etkileri karşısında çiftçilerin yaklaşımları üzerinde etkili olan faktörleri tespit etmeyi amaçladı . Bu kapsamda araştırmaya ait veriler Erzurum’un farklı ilçelerinde 281 üreticiyle yapılan yüz yüze anketlerden elde edildi; analizlerde SPSS programı ile çapraz tablolar hazırlandı. Probit modeli ile de üretim deseninde değişiklik yapma kararını etkileyen faktörler incelendi. "Değişime kapalı üreticilerin ikna edilmesi gerek" Elde edilen sonuçlara göre, üretim deseninde değişiklik yapma istekliliği üzerinde gelir-gider kaydı tutma, tarımsal yayım elemanlarıyla görüşme sıklığı, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini önlemeye yönelik inançlar ve geleceğe dair algılar anlamlı etkiye sahip. Özellikle gelir-gider kaydı tutan ve yayım hizmetleriyle daha sık iletişim kuran üreticilerin değişime daha açık oldukları, uzun yıllardır tarımla uğraşan üreticilerin ise daha kapalı oldukları belirlendi. Çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sürecinde istekliliklerinin artırılabilmesi için eğitim, yayım hizmetleri ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi önemli olduğu vurgulanan araştırmada "Bu kapsamda özellikle değişime kapalı üreticilerin ikna edilmesinde önder üretici modeli, çiftçi eğitim programları ve gelir artışına yönelik teşvikler etkili bir yöntem olarak önerilmektedir" denildi. Üretim deseninde değişiklik yapma eğilimi var Araştırmanın sonuç kısmında, iklim değişikliği tüm dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de önemli bir problemi haline geldiği vurgulanarak, "Bu kapsamda bu değişiklikten doğrudan üretimi iklime bağlı olan sektörlerin başında tarımsal üretim ve özellikle de bitkisel üretim sektörü gelmektedir. İklim değişikliğine karşı sektör çalışanları çeşitli şekilde önlemler almakta ve meydana gelecek olan olumsuz etkiyi hafifletmektedirler. Alınacak önlemler arasında mevcut üretim deseninde değişiklik oluşturmak farklı çevrelerce önerilmektedir. Bu kapsamda yapılan bu çalışmada da üreticilerin iklim değişikliğinin etkisi ile üretim deseninde değişiklik yapma isteği üzerinde etkili olan faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışma da sonuç itibariyle, uzun yıllardır bitkisel üretim sektöründe çalışan kişiler üretim deseninde değişiklik yapmaya kapalıyken, gelir gider kaydı tutan, yayım elemanlarıyla sıklıkla görüşen, üretim desenindeki değişikliğin işe yaradığını düşünen ve iklim değişikliğinin üretimi her geçen gün daha fazla olumsuz olarak etkilediğini düşünen kişilerin ise iklim değişikliğinin olumsuz etkisini hafifletmek için üretim deseninde değişiklik yapma eğiliminde oldukları gözlemlenmiştir" denildi. "Elde edilen gelirinde artacağı anlatılmalı" Araştırmanın son kısmında şu ifadelere yer verildi, "İklim değişikliğinin olumsuz döngüsünü hafifletmek adına iyi bir yöntem olan üretim deseninde değişim oluşturma eğiliminin daha da artırılabilmesi için bu duruma çok ta istekli olmayan bitkisel üretimde deneyimli üreticilerin üretim deseninde değişikliği giderek üretimden elde edilen gelirinde artacağı yönünde yeni deneyimler için ikna konusunda farklı yöntemler uygulanmalıdır. Bu konuda önder üretici yaklaşımı kabul edilebilir olup, bu üreticilerin deneyimleri diğer üreticilerle farklı kanallar aracılığıyla paylaşılmalıdır. Bu yöntemin elde edilen gelire de yansıyacağı düşünüldüğünde bu durumun üreticinin gelirinde devamlılık oluşturacağı, dolayısıyla tarımdan vazgeçmemesine neden olacağı ve sonuçta da bu durumun ülkenin de menfaatine olacağı düşünülmektedir"
Kars Ardahan-Artvin karayolunda kayan tır yolu kapattı, onlarca araç mahsur kaldı Ardahan ile Artvin’in Şavşat ilçesini birbirine bağlayan ve Doğu Anadolu’yu Karadeniz’e ulaştıran D-010 karayolunda sabaha karşı yaşanan kaza, ulaşımı felç etti. Özellikle kış aylarında kar, tipi ve buzlanmanın etkili olduğu Sahara Geçidi’nde kayan bir tır, yolu tamamen kapatarak uzun araç kuyruklarının oluşmasına neden oldu. Olay, Sahara Geçidi’nin zirve noktasında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, kaygan zemin nedeniyle kontrolden çıkan tır, kayarak yolu trafiğe kapattı. Tırın yolu kapatmasıyla birlikte her iki yönde trafik durma noktasına geldi. Bölgede mahsur kalan Adem Kaya, o anları anlatarak cep telefonuyla kaydetti. Onlarca araç mahsur kaldı Yolun kapanmasıyla birlikte bölgede bulunan çok sayıda araç ilerleyemedi. Özellikle ağır tonajlı araçlar ve yolcu taşıyan minibüslerin de aralarında bulunduğu onlarca araç uzun süre mahsur kaldı. Sürücüler araçlarında beklemek zorunda kalırken, bölgede kar yağışı da aralıklarla etkisini sürdürdü. Ekipler seferber oldu İhbar üzerine Karayolları ekipleri bölgeye sevk edildi. Yol açma ve kurtarma çalışmalarının başlatıldığı, kayan tırın bulunduğu yerden kaldırılması için iş makineleriyle müdahale edildiği öğrenildi. Ekipler, hem yolu trafiğe açmak hem de mahsur kalan araçların güvenli şekilde ilerlemesini sağlamak için yoğun çaba harcadı. Karayolları ekiplerinin çalışmalarının ardından yol kademeli olarak ulaşıma açıldı.
Erzurum İşte Erzurum’un tarım karnesi Erzurum Valisi Aydın Baruş, İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne ziyarette bulunarak yürütülen çalışmalar hakkında brifing aldı. Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger tarafından Erzurum’un tarım ve hayvancılık alanındaki mevcut durumu ile yürütülen faaliyetlere ilişkin kapsamlı bilgi verildi. Brifingde; ilde 4 milyon 215 bin 315 dekar tarım alanında üretim yapıldığı, ÇKS kayıtlılık oranının yüzde 73 olduğu, Erzurum’un 61 coğrafi işaretli ürün ile Türkiye’de 3. sırada yer aldığı ifade edildi. Büyükbaş hayvan varlığında Türkiye’de 3. sırada bulunan Erzurum’da 2025 yılı itibarıyla 118 bin 379 büyükbaş ve 255 bin 552 küçükbaş hayvan sevk edildiği belirtildi. Su ürünleri alanında 60 işletmede yıllık 8 bin ton kapasite bulunduğu, 2025 yılında 3 bin744 ton üretim gerçekleştirildiği, ayrıca 967 bin yavru balığın doğal ortamlara bırakıldığı bilgisi paylaşıldı. Tarımsal desteklemeler kapsamında 2025 yılında üreticilere 1,6 milyar TL ödeme yapıldığı, 2026 yılında ise 2,2 milyar TL destek sağlandığı ve toplam destek miktarının 3 milyar TL’yi aşmasının beklendiği ifade edildi. Gıda denetimleri kapsamında 2025 yılında 18 bin 646 denetim gerçekleştirildiği, 238 işletmeye toplam 20 milyon 492 bin 906 TL idari yaptırım uygulandığı; veteriner yol kontrol noktasında ise 19 bin 195 araçta 704 bin 744 hayvanın kontrol edildiği bildirildi. Ayrıca hayvan sağlığı çalışmaları kapsamında yaklaşık 3,2 milyon doz aşının uygulandığı ifade edildi. Tarımsal üretimi artırmaya yönelik projeler kapsamında 2025 yılında nohut, fasulye ve sebze üretimine destek sağlandığı; 2026 yılında ise 2 milyon 500 bin TL bütçe ile nohut, 720 bin TL bütçe ile mercimek üretiminin destekleneceği, ayrıca sebze fidesi, sera naylonu ve organik tarım desteklerinin sürdürüleceği belirtildi. Hayvancılık ve kırsal kalkınma projeleri kapsamında 10 bin 268 başvuru alınan destek programında 134 asil ve 174 yedek olmak üzere toplam 308 üreticinin hak kazandığı, mera ıslahı, sıvat kurulumu ve altyapı çalışmalarının devam ettiği ifade edildi. Vali Aydın Baruş, tarım ve hayvancılık sektörünün güçlendirilmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek emeği geçen tüm kurum ve üreticilere teşekkür etti.