GÜNDEM - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 09:49

Egemen Bağış’tan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine dair tarihi açıklamalar

A
A
A
Egemen Bağış’tan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine dair tarihi açıklamalar

Türkiye’nin eski Avrupa Birliği Bakanı, Büyükelçi Egemen Bağış, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geçmişten bugüne dönüşümünü, Karabağ sonrası bölgesel dengeleri, Ermenistan’la normalleşme sürecini ve savunma sanayiindeki yeni güç dengesini değerlendirdi.

Azerbaycan Yeni Çağ Medya Grubu Başkanı Agil Alesger ile SAHA EXPO platformunda gerçekleştirilen söyleşide Bağış, merhum Haydar Aliyev ile Recep Tayyip Erdoğan arasında geçen tarihi bir diyaloğu da ayrıntılarıyla anlattı.

"Oğlumu da, ülkemi de sana emanet ediyorum"

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin bugün ulaştığı seviyenin temelinde güçlü bir kardeşlik hukukunun bulunduğunu belirten Bağış, 2003 yılında Bakü’de gerçekleşen kritik bir görüşmeyi anlattı. AK Parti’nin yeni iktidara geldiği dönemde, siyasi yasağı nedeniyle henüz başbakan olmayan Erdoğan’ın Bakü’de devlet başkanı düzeyinde ağırlandığını ifade eden Bağış, görüşmede Haydar Aliyev’in Erdoğan’a şu sözleri söylediğini aktardı:

"Ben yaşlandım, sağlığım da iyi değil. Süleyman Demirel’le çok güzel işler yaptık ama artık sıra sizde. Oğlumu da, ülkemi de sana emanet ediyorum. Türkiye’nin eli her zaman Azerbaycan’ın üstünde olsun."

Bağış, Erdoğan’ın ise bu sözlere "Bu emanet başımın üstündedir" diyerek karşılık verdiğini belirtti.

O görüşmede kendisinin de bulunduğunu ifade eden Bağış, "Ben o sofradaki samimiyeti hâlâ unutamam. O yemekte yediğimiz domatesin, salatalığın tadı hâlâ damağımdadır. Çünkü mesele yemek değil, o sofradaki kardeşlik ruhuydu. Bugün gelinen nokta, o gün verilen sözlerin devamıdır" dedi.

"Bu ilişki çıkar değil gönül temellidir"

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağın klasik diplomatik ilişkilerin ötesinde olduğunu vurgulayan Bağış, iki ülke arasındaki ilişkinin "çıkar temelli değil gönül temelli" olduğunu söyledi.

"Bizimkisi pazara kadar süren bir ortaklık değil, mezara kadar sürecek bir kardeşlik hukukudur" diyen Bağış, Türkiye’ye yönelik bir tehdidin karşısında Azerbaycan’ın, Azerbaycan’a yönelik bir tehdidin karşısında ise Türkiye’nin duracağını ifade etti.

15 Temmuz ve Karabağ süreci vurgusu

Bağış, 15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin en net sınandığı dönemlerden biri olduğunu belirterek, o süreçte İlham Aliyev’in Türkiye’ye verdiği desteğin unutulmaz olduğunu söyledi. Erdoğan’ın darbe girişimi nedeniyle planlanan Bakü ziyaretini ertelemek zorunda kaldığını aktaran Bağış, Aliyev’in "Hiç kafana takma, ben gelirim" diyerek Türkiye’ye destek mesajı verdiğini ifade etti. Karabağ sürecinde de Türkiye’nin Azerbaycan’a yalnızca siyasi değil, psikolojik ve stratejik destek sunduğunu belirten Bağış, "Bütün dünya Türkiye ile Azerbaycan’ın artık ayrılmaz bir blok haline geldiğini gördü" dedi.

Serdar Kılıç açıklamalarına değerlendirme

Türkiye’nin Ermenistan özel temsilcisi Serdar Kılıç’ın Erivan’da yaptığı "Kendimi evimde hissediyorum" açıklamalarına yönelik tartışmaları da değerlendiren Bağış, sözlerin bağlamından koparıldığını savundu. Kılıç’ın Türk dünyası için uzun yıllardır çalışan deneyimli bir diplomat olduğunu belirten Bağış, açıklamanın kültürel yakınlığa işaret ettiğini ifade ederek, "Aynı coğrafyanın oluşturduğu ortak kültür vardır. Aynı yemeklerden hoşlanıyoruz, benzer müzikler dinliyoruz" dedi.

"Ermenistan’ın önünde tarihi bir fırsat var"

Ermenistan’ın önünde yeni bir diplomatik fırsat bulunduğunu belirten Bağış, ilk kez aynı anda hem Erdoğan hem de İlham Aliyev ile diyalog kurabilen bir Ermenistan yönetimi olduğunu söyledi. Prag’daki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde taraflar arasındaki diyaloğa şahsen tanıklık ettiğini belirten Bağış, Ermenistan halkının ekonomik refah ve istikrar için en doğru tercihi yapacağına inandığını ifade etti.

"Erdoğan, Aliyev’den habersiz adım atmaz"

Türkiye ile Azerbaycan liderleri arasındaki koordinasyonun son derece güçlü olduğunu söyleyen Bağış, "Sayın Erdoğan, İlham Aliyev’den habersiz Ermenistan konusunda tek bir adım atmaz. İlham Aliyev de Sayın Erdoğan’dan habersiz hiçbir adım atmaz" ifadelerini kullandı. Bu ilişkinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kardeşlik hukukuna dayalı özel bir güven ilişkisi olduğunu vurgulayan Bağış, Türkiye-Azerbaycan hattının bugün bölgedeki en güçlü stratejik eksenlerden biri haline geldiğini kaydetti.

Avrupa’daki protestolar ve diaspora dayanışması

Prag’da Ermeni grupların Azerbaycan Büyükelçiliği önünde protesto düzenleyeceği bilgisini aldıklarını anlatan Bağış, Türk ve Azerbaycanlı gençlerin birlikte organize olarak büyükelçilik önünde toplandığını söyledi. "Karşılarında boş bir meydan değil, omuz omuza durmuş Türk ve Azerbaycanlıları gördüler" diyen Bağış, o süreçte Türkiye-Azerbaycan birlikteliğinin sahada da güçlü biçimde hissedildiğini ifade etti. Bağış ayrıca, bugün bölgede geçmişin çatışmalarını değil geleceğin refahını konuşmanın gerektiğini belirterek, Ermenistan’a uzatılan zeytin dalının bölgesel istikrar açısından önemli olduğunu söyledi.

"Batı zaman zaman bölgede fitne üretmeye çalışıyor"

Brüksel’in Ermenistan üzerinden bölgede yeni gerilimler oluşturma çabalarını değerlendiren Bağış, Türkiye ve Azerbaycan’ın güçlü liderlik sayesinde bu girişimlere karşı net tavır alabildiğini söyledi. İlham Aliyev ve Erdoğan’ın Batılı liderlerle yürüttüğü diplomatik süreci yakından takip ettiğini belirten Bağış, "Bu liderler acemi değil. Bölgesel oyunların farkındalar" dedi.

"Türkiye savunma sanayiinde artık çok farklı bir noktada"

Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişine de değinen Bağış, İHA sistemlerinden elektronik harp teknolojilerine kadar birçok alanda Türkiye’nin küresel ölçekte söz sahibi ülkeler arasına girdiğini söyledi. Türkiye’nin savunma gücünün dost ülkeler için güven kaynağı oluşturduğunu ifade eden Bağış, "Türkiye’nin dostları kendini daha güvende hissediyor. Ancak Türkiye’ye karşı düşmanca tavır alan çevrelerin de uykusu kaçıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Devrek Belediyesindeki ’yolsuzluk’ davasında ilk duruşma başladı: Sanıklardan "Borç verdik" savunması Zonguldak’ın Devrek Belediyesinde, 2019-2024 yılları arasında yaşanan yolsuzluk, rüşvet ve zimmet iddialarına ilişkin hazırlanan 30 sanıklı iddianamenin ilk duruşması Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Aralarında eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt’un da bulunduğu sanıklar, hakim karşısında savunmalarını yaptı. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve eski CHP’li Belediye Başkanı Çetin Bozkurt hakkında 177 yıla kadar, kurum müdürleri hakkında ise yüzlerce yıla varan hapis cezalarının istendiği davanın ilk celsesi geniş katılımla başladı. Duruşmaya tutuklu sanık Tuncay Ulupınar, tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlanan Ercan K. katıldı. Rüşvet değil, borç ve mahsuplaşma Duruşmada savunma yapan sanıklar, iddianamedeki para transferlerinin rüşvet değil, "borç ilişkisi", "ticari mahsuplaşma" veya "yardım" olduğunu ileri sürdü. Tutuksuz sanıklardan Zekeriya C., İsmail K.’ya gönderdiği paralar için "Kızı rahatsızdı, borç olarak verdim, elden geri aldım. Belediye ile 50 yıldır çalışıyoruz" dedi. Diğer sanıklar Yunus Kaan D. ve Bircan K. da benzer şekilde paraların borç mahiyetinde olduğunu, kredi kartı ödemeleri veya pos kullanımından kaynaklandığını savundu. Yardım amacıyla gönderilmiş İddianamede yer alan hesap hareketlerine ilişkin ilginç savunmalar da dikkat çekti. Sanık Semih K., Engin K.’ya gönderilen paranın bir kısmının personel ihtiyacı için alınan bir motosikletle ilgili olduğunu, bir kısmının ise ticari mahsuplaşma olduğunu belirtti. SEGBİS ile bağlanan Ercan K. ise rüşvet suçlamasını reddederek, "Annemin vefatı nedeniyle ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım edilmesi için gönderilen bir paraydı" ifadelerini kullandı. "Ruhsat için para istendi, yatırdım" İsmail Y. isimli sanık, rüşvet iddiasına ilişkin yaptığı savunmada, ruhsat bedeli belirterek, "Ruhsat bedeli istendi, karşılığında ödemeyi yaptım. Vatandaşların belediyeden alacağı olduğunu, mahsuplaşarak ruhsat verileceğini söylediler. Parayı yatırıp dekontları verdim" dedi. Şişli Belediyesi ile yapılan iş sonrası ihale komisyonu üyesi olduğunu söyleyen Sedat K. ise sadece geçici kabul komisyonunda yer aldığını, eksikleri raporladığını savundu. Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının ardından duruşmaya 20 dakika ara verdi. Davanın görülmesine sanık savunmalarıyla devam edilecek.
İstanbul Türkiye ile Belçika arasındaki ticaret hacminde hedef 15 milyar dolar Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye ile Belçika arasındaki ticaret hacminin 9.3 milyar dolara ulaştığını belirterek, hedefin 15 milyar dolar olduğunu söyledi. Forum kapsamında Türkiye ile Belçika arasında "İkili Ticaret İlişkilerinin Geliştirilmesine İlişkin Ortak Bildiri" imzalandı. Türkiye-Belçika İş Forumu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından İstanbul’da düzenlendi. Programa Belçika Kraliçesi Mathilde, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prevot, DEİK Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Belçika Şirketler Federasyonu (FEB) Onursal Başkanı Rene Branders, Flandre Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele ve çok sayıda iş adamı katıldı. Forumda, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prevot ve Belçika Savunma Bakanı Theo Francken tarafından Türkiye ile Belçika arasında "İkili Ticaret İlişkilerinin Geliştirilmesine İlişkin Ortak Bildiri" imzalandı. Programda konuşan Bakan Bolat, "Avrupa, Asya ve Afrika’nın kavşak noktasındaki stratejik konumuyla Türkiye; 1,3 milyardan fazla tüketicinin bulunduğu bir pazara doğrudan erişim sunmaktadır. Türkiye; genç, yetenekli iş gücü ve güçlü sanayi ekosistemiyle küresel bir üretim, teknoloji ve lojistik merkezine dönüşmüştür. 1,6 trilyon dolarlık milli geliriyle Türkiye, küresel ölçekte 16. büyük ekonomi ve OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri haline gelmiştir. Bu sağlam ekonomik temel üzerine inşa edilen Türkiye, kendisini giderek küresel yönetişim ve inovasyon için merkezi bir merkez olarak konumlandırmaktadır. Bu yıl Türkiye, NATO Zirvesi’ne, Birleşmiş Milletler COP 31. Zirvesi’ne ve Ekim ayında Uluslararası Astronotik Kongresi’ne ev sahipliği yapacaktır" şeklinde konuştu. "İkili ticaret hacminde sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolara ulaşmaya kararlıyız" Türkiye ile Belçika arasındaki ticaret hacminin 9.3 milyar dolara ulaştığını belirten Bakan Bolat, "Güçlü müttefikimiz Belçika ile ikili ticaret hacmimiz istikrarlı bir yükseliş trendi göstermiş ve geçen yıl 9.3 milyar dolara ulaşmıştır. İkili ticaret hacminde sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolara ulaşmaya kararlıyız. Belçika’nın Türkiye’deki yatırımları yaklaşık 719 Belçikalı şirketle 5 milyar dolara ulaşmış durumda; Türklerin Belçika’daki yatırımları ise yaklaşık 750 milyon dolar değerindedir. Aynı şekilde, Türk şirketleri Belçika’da lojistik, savunma, imalat, perakende ve ileri teknolojiler gibi sektörlerde varlıklarını genişletmektedir. İş birliğimizde güçlü ve büyüyen bir potansiyel gördüğümüz temel stratejik alanlara kısaca değinmek istiyorum. Birincisi, son derece gelişmiş ve küresel düzeyde rekabetçi bir ekosisteme dönüşen Türkiye’nin savunma sanayisidir. Savunma ve havacılık ihracatımız son 20 yılda neredeyse 40 kat artarak 2002 yılındaki 248 milyon dolardan geçen yıl 10 milyar doların üzerine çıkmıştır. Türkiye, dünyanın en büyük 11. savunma ürünleri ihracatçısı konumundadır. Savunma ekosistemimizle daha derin bir etkileşim kurma konusunda artan bir Belçika ilgisi görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Ordu Tezgahı küçük, gönlü büyük engelli simitçi Ordu’da, geçirdiği trafik kazası sonrası yüzde 85 engelli kalan Murat Altunoğlu, seyyar simit tezgâhında ihtiyaç sahipleri için ’askıda simit’ uygulaması başlattı. İstanbul’da 2018 yılında geçirdiği trafik kazasında 3 akrabasını kaybeden Murat Altunoğlu (60), 70 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra iyileşmeye başladı. Vücudunun büyük kısmında kırıklar bulunan, sol tarafında kısmi felç olan ve iki kalçasında protez bulunan Altunoğlu, bu şekilde çalışamayınca simit satmaya karar verdi. Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşayan ve seyyar tezgâhında simit satarak geçimini sağlayan engelli simitçi Altunoğlu, başlattığı askıda simit uygulamasıyla parası olmayanlara her gün ücretsiz simit veriyor. Simit tezgâhının üzerine ’askıda simit’, ’bu tezgah hayır tezgahı’ ve ’garip engelli’ yazılı kağıtlar yapıştıran Murat Altunoğlu, günlük ortalama 20 simit verdiğini belirtiyor. "2 çocuğun annesinden simit istemesiyle bu işe başladım" Bir süre önce 2 çocuğun annesinden simit istediğini ve çocuklara ücretsiz simit verdikten sonra uygulamayı başlattığını ifade eden Altunoğlu, "2018 yılında trafik kazası geçirdim, yanımdaki 3 akrabam hayatını kaybetti. Ben 70 gün yoğun bakımda kaldım. Kemiklerim kırık, 2 kalçamda protez var, yürümekte zorlanıyorum. Sol tarafımda kısmi felç var, kollarım kırık. Bu halimle iş yapamadığım için simit satmaya başladım. Engelliyim ve Ordu’da simit sattığım esnada 2 tane çocuk annesine sarıldı ve simit istedi. Onlara ücretsiz verdim ve o günden sonra askıda simit uygulaması başlattım. Artık parası olana da olmayana da simit veriyorum. Bu benim tercihim. İnsanları hayır kurtarır. Herkes paylaşımcı olursa sevinirim" dedi. "Uygulama her gün devam ediyor" Günlük ortalama 20 simidi ücretsiz verdiğini ifade eden Altunoğlu, "Şu ana kadar hiç ücretsiz simit vermediğim gün olmadı. 21 bin lira maaşım var, bir de buradan kazandıklarım oluyor. Çoğu zaman hayır işleri yapıyorum" diye konuştu. "Parası olmayanlar için güzel bir uygulama" Cemalettin Yeniyol isimli müşteri ise kendisinin para karşılığında simit aldığını ancak uygulamanın güzel olduğunu belirterek, "Çok güzel bir uygulama, özellikle parası olmayanlar için. Allah razı olsun" şeklinde konuştu.