ASAYİŞ - 18 Şubat 2026 Çarşamba 15:20

Ekrem İmamoğlu ve diğer 3 şüpheliye yönelik hazırlanan casusluk iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi

A
A
A
Ekrem İmamoğlu ve diğer 3 şüpheliye yönelik hazırlanan casusluk iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na ve diğer 3 şüpheliye yönelik hazırlanan ‘siyasal casusluk’ iddianamesi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Kabul edilen iddianame kapsamında ilk duruşma 11 Mayıs 2026 tarihinde görülecek.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında 2019-2025 yılları arasında ‘siyasal casusluk’ yaptıkları iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddianame hazırlanmıştı. İddianamede Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Hazırlanan iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Kabul edilen iddianame kapsamında 11 Mayıs 2026 tarihi ilk duruşma günü olarak belirlendi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, 112 Acil Çağrı Merkezi’nce yönlendirilen Ü.D.A. isimli şahsın üvey babası olan şüpheli Hüseyin Gün hakkında ihbarda bulunduğu, ihbarda Gün’ün İsrail, İngiltere ve Amerika lehine ajanlık faaliyetlerinde bulunduğunu, görüşmelerini gizliliğe riayet etmek amacıyla kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiği belirtildi. İddianamede, Gün’ün farklı ülkelerde gerçekleşen iç karışıklıkları finanse ettiğini, Türkiye’de gerçekleştirilen seçimlerde hükümet aleyhine propaganda gerçekleştirmeleri için şahıs/şahısların finanse edilmesinde aktif rol aldığını söylediği ve bu şekilde soruşturma işlemlerine başlandığı kaydedildi.

Şüpheli Hüseyin Gün’e ait dijital materyaller, İngilizce el yazılı dokümanlar ile HTS ve MASAK incelemeleri sonucunda, sivil şahısların ya da şirketlerin temin etmesinin mümkün olmayacağı askeri mühimmat ile silahlara ait fotoğraflara ve askeri ya da siyasi alanda faaliyet gösterdiği değerlendiren İsrail vatandaşlarına ait pasaport fotoğraflarına rastlanıldığının aktarıldı. İddianamede, şüpheli Gün’ün FETÖ/PDY ve PKK/KCK silahlı terör örgütleri kapsamında adli işlem tesis edilen şahıslar ile iletişim irtibatının bulunduğu, farklı ülke konsolosluk görevlileri ile çok sayıda iletişim irtibatının bulunduğu, herhangi bir ticari işletmesi bulunmamasına rağmen yüklü miktarda yurtiçi ve yurtdışı para transferlerinin bulunduğu belirtildi. El yazısı defter ve belgelerin incelenmesinde ise farklı ülkelerde gerçekleşen darbe girişimi, iç karışıklık olayları ile alakalı hususlardan bahsedildiği iddianamede, Türkiye genelinde görüşmüş olduğu şahıs veya kurumları günlük olarak not aldığı, İngiltere lehine faaliyet gösterdiği değerlendirilen istihbarat elemanlarına ya da İngiltere’de siyasi faaliyetlerde bulunan şahıslara Türkiye geneli konularda bilgi aktarımında bulunduğu kaydedildi. İddianamede, Suriye’de meydana gelen savaş ile alakalı muhalif grupların siyasi ve maddi olarak desteklenmeleri gerektiği yönünde içeriklerin bulunduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üst yönetim kadrosunda bulunan şahıs ile yüz yüze görüşme gerçekleştirerek bu kişiden öneriler aldığına dair notların bulunduğu ifade edildi.

Şüpheli Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığının aktarıldığı iddianamede, verilerin temininin dolaylı olarak şüpheli Necati Özkan tarafından sağlandığı, Özkan’ın Osint (açık kaynak istihbaratı) isimli internet aleminin yer altı olarak nitelendirilen dijital ortama başta İBB’nin internet adresi olmak üzere, belediyeye ait çok sayıda mail adresinin ve şifresinin şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun talimatı ile aktarıldığı ve belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ve iç yazışmaları başta olmak üzere mail içeriklerindeki datalara erişildiği kaydedildi. Vatandaşların kişisel verileri üzerinden gayri-resmi gerçekleştirilen seçim propagandası sonucu Ekrem İmamoğlu’nun menfaat sağladığı kaydedildi.

İddianamede, şüpheli Ekrem İmamoğlu imzası ile gönderilen yazıda dışarıdan belirlenecek 3 uzman ve 2 belediye müfettişine tüm datalara erişme, inceleme yapma ve kopyalama yetkisinin verildiği, bu hususun özellikle seçim çalışmalarında yabancı istihbarat servislerine data sağlamak maksadıyla gerçekleştiği, istihbarat servisi elemanlarından elden edilen verilerin ise hiyerarşik silsile içerisinde Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu arasında aktarımının sağlandığı belirtildi.

Ayrıca, geçmiş dönemde kamuoyuna yansıyan ‘İBB 2019 Veri Kopyalama’ sürecinin gündemden kaldırılması amacıyla yabancı istihbarat servisi elemanı Aaron Bar, Necati Özkan ve Hüseyin Gün isimli şahısların birlikte hareket ederek algı faaliyetlerinde bulundukları, bu durumun gündemden düşürülmesi maksadıyla çalışma yaptıkları ve vatandaşların kişisel verileri üzerinden gayri-resmi gerçekleştirilen seçim propagandası sonucu Ekrem İmamoğlu’nun menfaat sağladığı ifade edildi. WİCKR isimli kripto programın içeriğinde şüpheli İmamoğlu’ndan "Mayor" olarak bahsedildiğinin aktarıldığı iddianamede, bu hususun etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan şüpheli Hüseyin Gün tarafından da doğrulandığı, farklı bir soruşturmada tespiti yapıldığı üzere benzer bir data sızması durumunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan "İstanbul Senin" isimli programda da söz konusu olduğu ve aynı usulle veri sızdırıldığı, seçim süreci sonrası şüpheli Hüseyin Gün’ün şüpheli Ekrem İmamoğlu ile makam odasında çekilmiş fotoğraflarının bulunduğu, İmamoğlu’nca hiyerarşi silsilesi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerini mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirilerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı, siyasi maksatlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bunun şüpheliler Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte gerçekleştirildiği kaydedildi.

İddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve özünde sır niteliğinde olan bilgilerin ‘DarkWeb’ olarak bilinen ve internetin karanlık alemi olarak nitelendirilen platforma şüpheli Ekrem İmamoğlu talimatı ile şüpheli Necati Özkan tarafından yüklendiği, şüpheli Hüseyin Gün’e ait ve Aaron Barr isimli istihbarat çalışanının ortağı olduğu ‘PiiQ’ isimli firmanın temin etmesinin sağlandığı, Barr tarafından geliştirilen PQ isimli yazılım ile tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazışmalarına erişim sağlandığı, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere, Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği vurgulandı. İddianamede ayrıca, şüpheli Merdan Yanardağ’ın İmamoğlu lehine algı çalışması yapılmasında basın ayağını oluşturduğu, Gün’den aldığı ve gizliliğe riayet edilmek şartıyla elden para verildiği belirtildi. İddianamede, TELE 1 kanalında gerçekleştirilen bir program içeriğinde de şüpheli Hüseyin Gün’ün yönlendirmesiyle sorular sorarak şüpheli Ekrem İmamoğlu lehine algı oluşturmaya çalıştığı, özellikle casusluk faaliyetlerinde basın ayağını oluşturan ve algı çalışmaları yaptığı öne sürülen TELE1 isimli televizyon kanalının suçta araç olarak kullanıldığı ifade edildi. Hazırlanan iddianamede şüpheliler Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Melike İnal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.