KÜLTÜR SANAT - 12 Ocak 2024 Cuma 18:00

Emine Erdoğan, Valide Sultanlar Yazma Eserler Sergisi’nin açılışına katıldı

A
A
A
Emine Erdoğan, Valide Sultanlar Yazma Eserler Sergisi’nin açılışına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Rami Kütüphanesi’nde padişah validelerine ait 59 eserin yer aldığı Valide Sultanlar Yazma Eserler Sergisi’nin açılışına katıldı. Emine Erdoğan programda, “Türkiye Yüzyılı’nda, yazma eserlerdeki kadim bilgiyi, çağdaş araştırmacılarla buluşturacak faaliyetlerin, giderek yaygınlaşmasını canıgönülden temenni ediyorum” dedi.


Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından padişah validelerine ait 59 eser, Valide Sultanlar Yazma Eserler Sergisi kapsamında Eyüpsultan Rami Kütüphanesi’nde ziyarete açıldı. Serginin açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Yazma Eserler Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ferruh Özpilavcı ve davetliler katıldı.



“10 Valide Sultan yazdırdıkları ya da topladıkları nüshalar ile çok kıymetli koleksiyonlar oluşturmuşlardır”


Programda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Osmanlı tarihinde 22 padişahın annesi oğlunun sultanlığını görmüş. Bunlardan 10 Valide Sultan yazdırdıkları ya da topladıkları nüshalar ile çok kıymetli koleksiyonlar oluşturmuşlardır. Bu müstesna eserler sergimizde yer almaktadır. Bunların arasında 3. Murat’ın annesi Nurbanu Sultan, 4. Murat ve Sultan İbrahim’in annesi Mahpeyker Kösem Sultan, 4. Mehmet’in annesi Turhan Valide Sultan ve 3. Selim’in annesi Mihrişah Sultan’ın vakfettiği eserler bulunmaktadır. Bu eserlerin sergilendiği Rami Kütüphanesi Kışlasını inşa ettiren 2. Mahmut’un eşleri Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmialem Valide Sultan ve Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan’ın vakfettiği eserler de sergimizde yer almaktadır” dedi.



“Bizim anlayışımızda ilim, altından daha kıymetli, kılıçtan daha keskindir”


Programa katılan Emine Erdoğan ise, “Hepimizin bildiği üzere, bir dönem ışık, Doğu’dan yükselirdi. Bir zamanlar, Doğu’nun bilgisi ve bilgeliği, tüm insanlığın yolunu aydınlatan bir kandil gibiydi. Horasan, Semerkant, Buhara, Bağdat, Şam, Tebriz gibi ilmin başkentleri, yüzlerce yıl nice alimi topraklarından doğurup yetiştirdi. Bugün bu sergi vesilesiyle bir kısmına tanık olduğumuz yazma eserler, köklü tarihimizin ve asırlarca farklı coğrafyalarda hüküm süren medeniyetimizin göstergeleridir. Bizim anlayışımızda ilim, altından daha kıymetli, kılıçtan daha keskindir. Dünya bilim tarihine, ismi altın harflerle yazılan alimlerin kağıda nakşettiği, Baharat ve İpek yollarını kat ederek İstanbul’a ulaşan nadide eserlerin serüveni, bugün hala, yeni muhataplarına ulaşarak devam ediyor. İstanbul’un fethiyle birlikte, Doğu’nun ve Batı’nın en işlek zekâlarının, Devlet-i Aliyye’nin himayesine girmek istedikleri, vesikalardan izlenebiliyor. Altı asır boyunca, Doğu ile Batı’nın kavşağında hüküm sürmüş devletlerin varisleri olarak, insanlığın birikimini geleceğe aktarmakla mükellefiz. Bu bakış açısıyla, Osmanlı dönemindeki valide sultanlar gibi, tarihimizdeki öncü isimlerin, ilmi ve kültürümüzü muhafaza etme çabalarını takdirle öne çıkaran etkinlikleri ayrıca önemsiyorum” şeklinde konuştu.



“Türkiye Yüzyılı’nda, yazma eserlerdeki kadim bilgiyi, çağdaş araştırmacılarla buluşturacak faaliyetlerin, giderek yaygınlaşmasını canıgönülden temenni ediyorum”


Türkiye Yüzyılı’nda yazma eserlerin önemine değinen Emine Erdoğan, “Cumhuriyetimizde yeni bir yüzyıla girdiğimiz bugünlerde, kadim geçmişiyle bağını sürdüren, geleceği şekillendiren; kökleri derinde, dalları göğe uzanan bir çınar olma hayalini taşıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda, yazma eserlerdeki kadim bilgiyi, çağdaş araştırmacılarla buluşturacak faaliyetlerin, giderek yaygınlaşmasını canıgönülden temenni ediyorum. ’Valide Sultan’ unvanıyla anılan padişah annelerinin, hayırseverlikleriyle gönüllerde taht kurduklarını ve halk tarafından kendi anneleri gibi benimsendiklerini görüyoruz. Yaşadıkları dönemde tarihin öznesi durumundaki 22 valide sultanın her biri, aradan geçen asırlara rağmen, vakıflarıyla halka hizmet etmeyi sürdürüyorlar. Hepimiz, İstanbul’dan Anadolu’ya ve Balkanlar’a, Kudüs, Mekke ve Medine’ye dek, gönül coğrafyamıza, ince ince nakış gibi işledikleri medeniyet izlerinin tanıklarıyız. Bu eserler arasında; su yolları, kuyular, hisar ve kaleler, köprüler, han ve hamamlar gibi büyük ölçekli yapılar bulunuyor. Bu özel yapılar, Anadolu şehirlerimizin sokaklarında, imparatorluğun gönül sınırlarının ulaştığı nice coğrafyada, beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.



“Aslı müzelerde sergilenen, dijital kopyaları okurla buluşan elyazmaları, yalnız ilim dünyası için değil, aynı zamanda sanat dünyası için de büyük değer taşıyor”


Sergilenen eserlerin sanat dünyası için büyük değer taşıdığını söyleyen Emine Erdoğan, “Cami, medrese, hamam ve çarşı gibi, hayatın çeşitli bölümlerinde insana merkezi mekan olan külliyeler, işlevselliğini yüzyıllardır koruyarak, bugünkü mimariye ilham olmayı sürdürüyor. Bu eserler kadar, ilmi ve sanatı günümüze kadar taşıyan, kıymetli yazma eserleri derlemiş olmaları ayrıca takdire şayan. İslami ilimlerden felsefeye, tasavvuftan tarih ve coğrafyaya, optik, matematik ve tıbba dek, her sayfası mücevher değerinde sayısız yazma eser, valide sultanlar sayesinde günümüze ulaşıyor. Nurbanu Sultan, Turhan Sultan, Bezmialem ve Pertevniyal Valide Sultan, külliyelerine bağışladıkları şahsi kütüphanelerinin zenginliği ile dikkat çekiyor. Himaye ettikleri ve halkın hizmetine sundukları medeniyet yadigarları ile hafızalarımıza kazınıyorlar. Aslı müzelerde sergilenen, dijital kopyaları okurla buluşan elyazmaları, yalnız ilim dünyası için değil, aynı zamanda sanat dünyası için de büyük değer taşıyor. Tezhiple, minyatür, mimarî ve doğa betimlemeleriyle bezenen eserler sayesinde, Osmanlı’nın hat, cilt ve süsleme sanatlarındaki tekâmülünün izleri sürülebiliyor” ifadelerine yer verdi.



“Elbette, tüm bu çabanın ardındaki motivasyon; dinimizin bize emrettiği sadaka ve zekat ibadetidir”


Emine Erdoğan, “Araştırmacılar, valide sultanların ilme katkılarının mevcut kitapları biriktirmekle sınırlı kalmayıp, önemli eserleri şerh ve tercüme ettirdiklerini de kaydediyorlar. Dünyanın çoğu yerinde kitaba, yalnızca ayrıcalıklı insanların erişebildiği bir çağda, medrese kütüphanelerinin belirli günlerde halka açılması ise zamanının çok ötesinde bir anlayış. Yabancı seyyahlar halka açık kütüphanelerden çok etkilenmiş ve görevlilerin ilgisini; ’Doğululara özgü lütûfkâr bir Müslüman nezâketi’ ifadeleriyle kaleme almışlar. Elbette, tüm bu çabanın ardındaki motivasyon; dinimizin bize emrettiği sadaka ve zekât ibadetidir. Dini vecibeleri, tercüme faaliyetleriyle, kütüphanelerle, öğrenci okutarak yerine getirmek, İslam’ın ve Müslümanların ilme verdiği değerin somutlaşmış örneğidir. Bu çabalar neticesinde; bir Mimar Sinan, bir Sedefkar Mehmet Ağa, bir Davud Ağa gibi sanatkarlar yetişiyor ve bugünün bilim dünyasına dahi ışık tutacak ölümsüz eserler bırakabiliyor. Yaşadıkları dönemde medeniyetimize kıymetli katkılarda bulunan, eserleriyle asırlar sonrasına dahi ilim köprüleri kuran valide sultanları, rahmetle anıyorum. Bugün de ülkemizin öncü isimleri, hayır için yarıştıkları, ilme ve kültüre yatırımı bir vazife olarak gördükleri oranda, geleceğimize ışık olacak, isimlerini hürmetle yad edilecek şekilde tarihe yazdıracaklardır” diye konuştu.


Konuşmaların ardından Emine Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Osmanlı hat sanatının kurucusu kabul edilen Şeyh Hamdullah’ın, Sultan II. Bayezid’in tilaveti için özel olarak yazdığı Mushaf-ı Şerif’in tıpkıbasımını hediye etti.



Emine Erdoğan, Valide Sultanlar Yazma Eserler Sergisi’nin açılışına katıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakaryalılar Anneler Günü’nde Poyrazlar Gölü’ne akın etti Sakarya’daki Poyrazlar Tabiat Parkı’nda düzenlenen festivalde göl kenarı ve piknik alanları doldu taştı. Anneler Günü’ne denk gelen festivalde yoğunluk havadan görüntülendi. Sakarya’da havanın ısınmasıyla birlikte Anneler Günü’nü ve Üniversiteli Trabzonsporlular Birliği tarafından düzenlenen Geleneksel Poyrazlar Bahar Şenliği’ni fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Gölün etrafında yoğunluk oluşturan vatandaşların kimi festivalde horon oynadı, kimisi de piknik alanlarının ve güneşli havanın tadını çıkardı. "Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" Ailesiyle birlikte sıcak havanın keyfini çıkartmak için piknik yapmaya gelen Tülay Işık, "Sıcak havayı değerlendirmek için bizde ailecek pikniğe geldik. Bir anne olarak bütün annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. Yine bir anne olarak gördüğünüz gibi anne her yerde anne. Piknikte de, işte de her yerde" dedi. Arkadaşları ile birlikte festival olduğunu duyup şehir dışından Sakarya’ya gelen Rabia Uzun ise, "Havaların güzelleşmesiyle birlikte festival olduğunu öğrendiğimizde arkadaşlarımızla birlikte İzmir’den geldik. Çok eğleniyoruz, horon çok güzel ama çok yorulduk. Bir sürü aile var, Anneler Günü’nü değerlendirdiklerini düşünüyorum. Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" diye konuştu. "İzmir’den geldik" Fatma Zehra Dursun ise, "Anneler Günü’nün pazar gününe denk gelmesiyle birlikte aileler buraya akın etmişler, çok kalabalık. Geçen sene de gelmiştik, çok güzeldi. Keyifli bir ortam var, çok samimi herkes. Şehir dışından gelenler var. Biz mesela İzmir’den geldik. Hava çok sıcak ve kalabalık" şeklinde konuştu.
Van Van YYÜ’de "Sanal Bahis Felaketine Karşı Seferberlik Paneli" düzenlendi Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen "Aileni Koru, Sanal Bahisle Mücadele ve Aileyi Bilinçlendirme Projesi"nin Doğu Anadolu buluşması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Turan Haydaroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, dijital bağımlılıklar ve sanal bahis tehlikesine karşı toplumsal farkındalığın önemi vurgulandı. Programın açılışında konuşan Tuşba Kaymakamı Musa Göktaş, sanal bahsin aile yapısı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Son zamanlarda aileleri bitiren ve yuvaları yıkan bu durumla sıklıkla karşılaşıldığını belirten Göktaş, projenin bilinçlendirme noktasındaki önemini ifade etti. Van Valisi Ozan Balcı’nın selamlarını ileten Göktaş, "Bu noktada İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız ve ilgili kamu kurumlarımız her daim desteklerini sunuyorlar. Çok değerli akademisyenlerimiz ve yargı mensuplarımızdan öğreneceğimiz bilgilerle bizler de bilinçleneceğiz. Ev sahipliği için Van Yüzüncü Yıl Üniversitemize ve rektörümüze teşekkür ediyorum" dedi. Üniversite olarak böylesine kritik bir projeye ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, dijitalleşmenin getirdiği sinsi tehlikelere karşı uyarıda bulundu. Sanal bahsi, gençleri sahte umutlarla ağlarına düşüren ve aileleri içten içe çürüten büyük bir felaket olarak tanımlayan Rektör Şevli, yargı ve emniyet birimleriyle eş güdüm içinde hareket ettiklerini vurguladı. Gençlerin kolay kazanç vaatleriyle hukuki ve maddi yıkımlara sürüklenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Rektör Şevli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bu bataklık, evlatlarımızı adliye koridorlarına mahkûm etmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak temel gayemiz; gençlerimizin vatanına ve ailesine faydalı, donanımlı bireyler olarak mezun olmalarıdır. Dijital farkındalığı artırmayı ve bu dayanışma ağını tüm Türkiye’ye yaymayı hedefliyoruz." Üniversite bünyesinde bağımlılıkla mücadele konusunda akademik ve idari adımlar attıklarını hatırlatan Şevli, "Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Merkezimizin yeni binası tamamlandı ve çok yakın zamanda açılışını gerçekleştireceğiz" dedi. Ayrıca Rektör Şevli, Bilişim Teknolojileri ve Bağımlılık Anabilim Dalını kurduklarını belirterek disiplinler arası yüksek lisans programının önemine değindi. Van YYÜ Genç Yeşilay topluluğunun 650 gönüllüye ulaşarak yürüttüğü çalışmaları takdirle karşıladığını belirten Rektör Şevli, yargı ve emniyet mensuplarına destekleri için teşekkür etti. HUDER Genel Başkanı Av. Hasan Oymak ise konuşmasında sanal bahsin ulaştığı ekonomik ve sosyal boyutlara ilişkin veriler paylaştı. Oymak, bu durumun bir bağımlılıktan öte "toplumsal bir erozyon" haline geldiğini ifade etti. Oymak, "Karşımızda yıkıcı bir tehdit var. Bu afet binalarımızı değil, yuvalarımızı yıkmaktadır. Bu bir kırmızı alarm durumudur. Mücadelenin topyekûn olması, ailelerin, üniversitelerin ve devlet kurumlarının birlikte hareket etmesi elzemdir. Cumhurbaşkanımızın bu tehdide karşı yaptığı topyekûn mücadele çağrısı projemizin çıkış noktasıdır" şeklinde konuştu. HUDER Başkanı Oymak, ev sahipliğinden dolayı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine ve katılımcılara teşekkür ederek sözlerini tamamladı. Açılış hitaplarının ardından sanal bahis tehlikesine dikkat çeken tanıtım filmi izlendi ve moderatörlüğünü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Güllüoğlu’nun yaptığı panel bölümüne geçildi. Panelde; Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara "Bilişim Suçları, Kumar ve Yasadışı Bahis Suçları Uygulaması", Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Kurhan "Sanal Bahis Bağımlılığı: Beyinden Davranışa, Davranıştan Aileye Uzanan Bir Süreç", Dr. Ulaş Koray Milanlıoğlu "Sanal Bahis Bağımlılığına Karşı Aile İçi Hukuki Koruma Mekanizmaları" ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Uyum Daire Başkanı Nevzat Özer ise "Bağımlılık ve Aile" konularında kapsamlı sunumlarını gerçekleştirdiler. Program, konuşmacılara ve moderatöre katılım ve teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. Etkinliğe; Van Vali Yardımcısı ve Tuşba Kaymakamı Musa Göktaş, Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Van İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Van Barosu Başkanı Av. Sinan Özaraz, İlim Yayma Cemiyeti Van Şube Başkanı Av. Zahir Soğanda, HUDER Genel Başkanı Av. Hasan Oymak, HUDER Genel Başkan Yardımcısı Hatice Hasdemir, HUDER Van Şube Başkanı Av. Çağatay Akyol, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Sakarya Sakaryalılar Anneler Günü’nde Poyrazlar Gölü’ne akın etti Sakarya’da havanın ısınmasını ve Anneler Günü’nü fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Güneşli havayı değerlendirmek isteyen vatandaşlar göl kenarına ve piknik alanlarına akın etti. Güneşli havayla birlikte oluşan güzel ortam ve tabiat parkındaki yoğunluk dron ile görüntülendi. Sakarya’da havanın ısınmasıyla birlikte anneler gününü ve Üniversiteli Trabzonsporlular Birliği tarafından düzenlenen Geleneksel Poyrazlar Bahar Şenliği’ni fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Gölün etrafında yoğunluk oluşturan vatandaşların kimi festivalde horon oynadı, kimisi de piknik alanlarının ve güneşli havanın tadını çıkardı. "Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" Ailesi ile birlikte sıcak havanın keyfini çıkartmak için piknik yapmaya gelen Tülay Işık, "Sıcak havayı değerlendirmek için bizde ailecek pikniğe geldik. Bir anne olarak bütün annelerin Anneler gününü kutluyorum. Yine bir anne olarak gördüğünüz gibi "Anne her yerde anne". Piknikte de işte de her yerde" derken, arkadaşları ile birlikte festival olduğunu duyup şehir dışından Sakarya’ya gelen Rabia Uzun ise, "Havaların güzelleşmesiyle birlikte festival olduğunu öğrendiğimizde arkadaşlarımızla birlikte İzmir’den geldik. Çok eğleniyoruz, horon çok güzel ama çok yorulduk. Bir sürü aile var, anneler günün değerlendirdiklerini düşünüyorum. Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" diye konuştu. "İzmir’den geldik" Fatma Zehra Dursun ise, "Anneler gününün pazar gününe denk gelmesiyle birlikte aileler buraya akın etmişler, çok kalabalık. Geçen senede gelmiştik, çok güzeldi. Keyifli bir ortam var, çok samimi herkes. Şehir dışından gelenler var, biz mesela İzmir’den geldik. Hava çok sıcak ve kalabalık" şeklinde konuştu.
Bartın BARÜ Girişimcilik Zirvesi’nde yenilikçi fikirler buluştu Bartın Üniversitesinde (BARÜ) düzenlenen "Girişimcilik Zirvesi"nde sektör temsilcileri, akademisyenler ve girişimciler öğrencilerle bir araya geldi. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Kutlubey Yerleşkesi İİBF-Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda "Girişimcilik Zirvesi" düzenlendi. Gençlerin iş dünyasını ve girişimcilik ekosistemini yakından tanımaları amacıyla yapılan zirvede girişimcilik ekosistemi, marka tasarımı, yenilikçi fikirler ve genç girişimcilere sunulan destekler farklı yönleriyle ele alındı. Açılış konuşmalarında kurumlar arası iş birliği vurgulandı Programın açılış konuşmaları BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, KOSGEB Bartın İl Müdürü Gökhan Akdağoğlu ve Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Halil Balık tarafından gerçekleştirildi. Üniversite-kamu-sanayi iş birliği kapsamında çalışmalar sürdürdüklerini belirten Rektör Akkaya, "Bartın Üniversitesi olarak üniversite, kamu ve sanayi iş birliği ile birçok proje birçok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Bugünkü Girişimcilik Zirvesi de bu çalışmaların önemli bir parçası. Bugün burada alanında önemli isimler deneyimlerini öğrencilerimizle paylaşacak. Zirvemizin herkes için verimli geçmesini diliyorum" dedi. KOSGEB Bartın İl Müdürü Akdağoğlu, gençlere yönelik hibe, eğitim ve danışmanlık destekleri hakkında bilgiler verirken Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Balık ise kendi yaşamından örnekler paylaşarak genç girişimcilerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Ünlü iş insanı Şefik Yılmaz Dizdar deneyimlerini öğrencilerle paylaştı Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ilk oturumda, Türkiye’de giyim sektörünün öncü isimlerinden Taha Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şefik Yılmaz Dizdar mesleki deneyimlerini paylaştı. Girişimcilik yolculuğunu öğrencilerle paylaşarak gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Dizdar, "1961 yılında iş hayatına atıldım. Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Karabük fabrikalarına işe başladım. İzmir’de İç Ticaret ve Maliye Bölümünden mezun oldum. Şu an 88 yaşındayım, bu zamana kadar birçok zorluklarla karşılaştım. Demir-Çelikte çalıştığım sırada çeşitli görevlerde bulundum. Buradan ayrıldıktan sonra dünyada yaşanan iç ve dış politika gelişmelerini değerlendirerek tekstil sektörüne adım attım. Taha Tekstil firmasıyla önemli başarılara imza attık. Günümüzde Türkiye’de tekstil sektörü zor günler geçiriyor, maliyetler yükseldi. Bizim şu anda LC Waikiki olarak yaklaşık 1375 mağazamız var, bunların bir kısmı yurt dışında faaliyet gösteriyor. Gençlerimizin girişimcilik fırsatlarını iyi değerlendirmesi, yeni piyasa ihtiyaçlarını takip etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Marka tasarımı, girişimcilik ekosistemi, iş dünyası deneyimleri anlatıldı BARÜ Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Sunay Akkaya ise "Deneyimsel Marka Tasarımı" başlıklı sunum gerçekleştirdi. Doç. Dr. Akkaya sunumunda deneyim, marka illüzyonu, marka ile ilgili yanılgılar, marka kavramı ve marka ekosistemi hakkında katılımcılara bilgiler vererek markalaşma sürecini  örnekler üzerinden anlattı. Bartın Ticaret ve Sanayi Odasından Dış Ticaret, Proje, Kalite ve Akreditasyon Uzmanı Eyüp Sabri Kundak "Cebindeki Sıfır ve Konforun Ötesi" başlığında kendi girişimcilik yolculuğunda yaşadığı zorlukları anlatarak gençlere çeşitli önerilerde bulundu. Yoğun ilgi gören program kapsamında fuaye alanında kurulan stantları da ziyaret eden öğrenciler, firmalardan staj ve iş imkanları hakkında bilgi edinme fırsatı buldu.