KÜLTÜR SANAT - 10 Nisan 2025 Perşembe 09:46

Eminönü’nde İBB’nin 6 yıldır bitmeyen yol çalışması çileye dönüştü

A
A
A

Eminönü'nde İBB'nin 2019 yılında gerçekleştirdiği yol çalışması esnasında Haliç Surlarının kalıntılarına rastlanıldığı ve etrafı çevrilen kalıntının akıbeti uzun süre belirlenemeyince üstünün kapatıldığı iddia edildi.

Yakın tarihte aynı yerde başlatılan yol çalışmasında tekrar rastlanılan sur kalıntısı ortaya çıkarken, esnaf kapatılan yolda oluşan trafik dolayısıyla yıllardır iş yapamadıklarını belirterek isyan etti. Surlar hakkında bilgi veren Tarihçi Zafer Bilgi, "Eğer devamı varsa korunur, devamı yoksa bu alınır ve aynı şekilde başka bir surla birleştirilir. Gerekli bilgilendirmeler yapılarak aslında şehrin kadim kültüründe bir yeri olduğu belirtilir. Kalıntı aslında değerli bir turizm objesi" dedi. Kazılarda ortaya çıkan tarihin izleri ise havadan görüntülendi.

Eminönü Unkapanı kavşağında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce (İBB) 2019 yılında su altı giderlerini değiştirmek için çalışma başlatıldı. Çalışmalar için yol kapatılırken, kazılar esnasında sur duvarına rastlanıldı. Tarihi kalıntının bin 500 yıllık Haliç Surları kalıntısı olduğu belirlendi. Doğu Roma döneminde şehri korumak için inşa edilen 3 ana bölgedeki surdan biri olan Haliç Surlarının kalıntılarının etrafı çevrildi. Yaklaşık 2 yıl boyunca sur kalıntılarının etrafı bu şekilde bırakılırken, akıbetinin belirlenemediği için üstünün kapatıldığı iddia edildi. Yakın tarihte başlatılan bir yol çalışmasında tekrar sur kalıntısı ortaya çıktı. Sur kalıntısının etrafı yine çevrilirken, esnaf 6 yıldır bitmeyen çalışmalara isyan etti. Yol çalışması trafik çilesine dönerken, müşterilerin dükkanlarının önünden geçmediklerini için iş yapamamalarından dert yandı. Öte yandan, daha önce keşfedilen ancak üstü kapatılan Haliç Surları kalıntıları havadan görüntülendi.

"Doğu Roma'dan kalan yaklaşık bin 500 yıllık surlardır"

Yol çalışmasında rastlanılan Haliç Surlarını anlatan Tarihçi Zafer Bilgi, "Bulunduğumuz yer deniz eminliğinin önü, Eminönü ismi oradan geliyor. Kıyıya doğru burada Marmara Surlarının başlangıcı ve Haliç Surlarının bittiği nokta bulunuyor. Bu surlar Doğu Roma İmparatorluğunun koruyucu dış ihata surları. Evinizi korumak için dışına nasıl surlar çekerseniz, şehir büyüdükçe yeni surlar çekilmiştir. Bu üçüncü surlar 2. Theodosius dönemine yaklaşık 400'lü yıllar 5. asrın ortalarına tarihlendirilir. Doğu Roma'dan kalan yaklaşık bin 500 yıllık surlardır. Tabii Osmanlı sürekli restore etmiş ve yenilemiştir. Orijinal dokusu çok az yerde korunarak bu döneme gelmiştir. Kara surları büyük bir oranda duruyor. Yedikule'den başlayarak Ayvansaray'a kadar uzanmaktadır. Kara surları ön tarafına doğru katlı bir şekilde gelir. Kayıtlarda en önünde hendeklerin bulunduğu geçer. Suyla doldurulduğu rivayet edilen hendeklerde 4 metrelik surlar bulunur. Onun arkasında 6 metrelik surlar vardır. Onun arkasında ise 10 metrelik, en iç kısmında da 20 metrelik surlardan bahsediyoruz. 3 tabaka ve öndeki hendekler şehri korumak amaçlı yapılmıştır" ifadelerini kullandı.

"Sur kalıntısı değerli bir turizm objesi"

Surların kıyıdan Haliç kısmına kadar olan bölümüne Haliç Surları denildiğini belirten Bilgi, "Haliç Surlarından yani kıyıdan Yedikule'ye kadar devam eden surlara da Marmara Surları diyoruz. En uzunu Marmara Surlarıdır. Toplam 20 kilometre civarındadır. Yaklaşık 9 kilometresi Marmara Surlarına aittir. Surların kalıntılarının buradan çıkması da aynı kara surlarında da olduğu gibi hendeklerin olduğu, o hendeklerin iç tarafına doğru yüksek surların bulunduğu, yer yer bazı noktalarda yaşadığını görüyoruz. Haliç'te çok az var. Eminönü'nde maalesef kalmamış. Bir kısmını Davutpaşa ve Kocamustafapaşa'da görmek mümkün. İnsanların üzerine inşa ettiği, dibinde o kadim kültüre şahitlik eden yapılar bulunuyor. Burada bulunan surlar aslında kıyı surlarıdır. Doğu Roma'nın, Marmara'yı koruyan ihata duvarlarının en uçta olan kısımlarıdır. Unkapanı yolu, eski bir yoldur. Doğru Roma'dan kalan çizimlerde bu yolu görüyoruz. Doğu Roma'da kalıntıdaki gibi surlar var. Kalıntı da büyük bir ihtimalle o dönemden kalmadır. Doğu Roma'dan kalan, Osmanlı'nın restore ettiği bugünkü Cumhuriyet'te yerin altında kaldığı için bilinmeyen zamanla ortaya çıkan surlardır. Bu surlar buradan devam ediyor. Marmara kıyısından Sarayburnu dediğiniz noktaya gidiyor. Topkapı Sarayı'nın ön cephesinden devam ederek Yedikule'ye doğru gidiyor. Topkapı Sarayı'nı ihata eden surlarla birleşiyor. Bu tarz surları bulduğumuzda bilgilendirici levhalarla şehrin kadim kültürüne katılması sağlanması lazım. Burada kalıntı bulundu, eğer devamı varsa korunuyor. Devamı yoksa bu alınıyor, aynı şekilde başka bir surla birleştirilerek gerekli bilgilendirmeler yapılarak aslında şehrin kadim kültüründe, tarihinde bir yeri olduğu belirtiliyor. Kalıntı aslında değerli bir turizm objesi" şeklinde konuştu.

"Pandemi zamanındaki kazıda tarihi bir sur duvarına rastlandı"
Yol çalışmalarına isyan eden esnaf Cuma Mazı, "Yaklaşık 10 senedir bu sokaktayım. Pandemi döneminde su altı giderleri değişilecek diye alan kazıldı. Bütün yol kapandı ancak burası bitmedi. Pandemi zamanındaki kazıda tarihi bir sur duvarına rastlandı. O zaman etrafını çevirdiler, yaklaşık 2 sene bekledi. Sonra etrafındaki korumayı kaldırdılar. Biz çalışmanın bittiğini düşünerek rahatladık. Kazı alanı nedeniyle aşırı trafik olduğundan dolayı insanlar bizim dükkanlara alışverişe gelmek istemiyor. Bizi bırakın, bu çalışmalardan dolayı insanlar Eminönü'ne gelmek istemiyorlar. Yolu ikiye ayırdılar, asfalt yaptılar, demir koydular. Demirleri tekrar kestiler. Bunların parası bütün insanlardan çıkıyor. Daha sonra tekrar başladılar, 2 ay yol kapanacak dediler. Burada 10 tane dükkan var, esnafız, ekmek yediğimiz için korktuk. Tekrar sur duvarına rastlandı ancak bilinen bir şeydi. Biz biliyoruz, onlar bunu bilmiyor muydu? 10 metre ileriden, 10 metre geriden alsalar zaten buradaki çalışma çoktan bitecekti. Tekrar başladıktan sonra yaklaşık 1.5 yıldır bu şekilde ve hala ne gelen var ne de giden. İlk sura pandemi zamanında rastladılar daha sonra üstü kapandı sonra yolu açtılar. Aynı şekilde çalışmayı yine buradan başlattılar ve biz yine burada sur duvarı olduğunu biliyorduk. Aynı şekilde sur duvarına yine rastladıkları için etrafını yine çevirdiler. Akıbeti ne olacak Allah bilir. Çalışmayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi yapıyor. İBB'yi aradığımızda çalışma olacak, müze müdürleri gelecek diyorlar. Biz kimsenin gelip, gittiğini görmedik. Adamlar burayı bitiremedi, kazdılar, etrafını çevirdiler yine gittiler. 2019 yılından bu güne kadar burası böyle. Biz çalışmanın bir an önce bitmesini istiyoruz. Bize Avrupalı misafirler gelir. Onlar şunu söylüyor; bizim oralarda böyle bir durum olduğu zaman 3 saatlik işi var. 3 saatte onu kaldırırlar, orayı kapatırlar, çalışmayı bitirirler" diye konuştu.

Semanur Kaygısız - Davut Has - Sedat Çürük

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda (YÖK) düzenlenen törende mazbatasını aldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı’ya "Rektörlük Mazbatası", Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından verildi. Özvar, Prof. Dr. Musa Alcı’yı tebrik ederek başarılar diledi. Ege Üniversitesine rektör olarak atanmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, üniversitenin bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif gücünü, gençlerin geleceğe nitelikli olarak hazırlanmaları için seferber edeceklerini söyledi. Ege Bölgenin ilk, ülkemizin dördüncü sırada kurulan bilim çınarı olan Ege Üniversitesi bünyesinde çeyrek asırdır görev yaptığını söyleyen Rektör Alcı, "Üniversitemizin kuruluşunun 70. yılında böyle önemli bir görevi üstlenmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Aynı zamanda üstlendiğim büyük sorumluluğun farkındayım" diye konuştu. "Hep birlikte var gücümüzle çalışacağız" Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Yeni dönemde üniversitemizin kaynaklarını azami ölçüde bilim, araştırma ve eğitim için kullanacağız. Üniversitemizin köklü araştırma ve eğitim geleneğine yaslanarak, başta araştırma üniversiteleri sıralaması olmak üzere ulusal ve uluslararası alanda daha üst sıralarda yer alması için var gücümüzle hep birlikte çalışacağız. Dijitalleşme ve otomasyon ile verimlilik artırıcı önlemleri alarak idari ve akademik çalışanlarımızın iş yüklerini asgari seviyeye indirmek için gerekli çalışmaları yürüteceğiz. Adil, şeffaf ve ulaşılabilir bir yönetim anlayışı ile üniversite ailemizin tüm bireylerinin kurumumuza olan aidiyet duygusunu azami seviyeye çıkarma gayretinde olacağız" dedi. "Ülkemizin hedefleri doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz" Üniversitelerin önemli görevlerinden birinin topluma hizmet misyonu olduğuna dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, şöyle devam etti: "Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet uygulamalarımıza daha çok önem vererek ‘bilim iletişimi’ yoluyla üniversitemizin gücünü toplumla bulaştırmak için yoğun çaba göstereceğiz. Bu kapsamda özellikle EBİLTEM kanalıyla üniversite sanayi iş birliği faaliyetlerimizi artıracağız. Teknoloji transfer ofisimizi çok daha etkin kullanarak bilimsel üretimimizin teknolojiye dönüşmesini teşvik edeceğiz. Yükseköğretim Kurulu 2030 Yol Haritası, Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedefleri Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz. Üniversitemizde, özellikle binaların önemli bir bölümünün eski olması nedeniyle ciddi bir altyapı problemi bulunmaktadır. Bu problemlerin kalıcı bir şekilde çözümüne yönelik olarak binalar ve alt yapı ile ilgili master planı doğrultusunda çalışmalara başlayacağız. Ege Üniversitesi ailesi olarak mutlu ve huzurlu bir eğitim ve çalışma ortamında, hep birlikte ülkemize ve insanlığa faydalı olacak öğrenciler yetiştirmeye, araştırmalar yapmaya, bilimsel üretimde bulunmaya, toplumumuza katkı sunmaya devam edeceğiz. Üniversitemizi, ülkemizin ve dünyanın en önemli bilim üretim markası haline getirene kadar gece gündüz demeden çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz." Prof. Dr. Musa Alcı, sözlerinin sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a tensip ve takdirleri için şükranlarını sunduğunu ifade etti.
Kars Çıldır Gölü’nde kış masalı: Atlı kızaklar buz üstünde halaylarla sezonu açtı Doğu Anadolu’nun en etkileyici doğa harikalarından biri olan Çıldır Gölü, dondurucu soğukların etkisiyle buz tuttu. Bölgenin kış turizmindeki simgesi haline gelen atlı kızaklar, bu yıl da renkli görüntüler eşliğinde kristal göl üzerine indi. Hava sıcaklığının sıfırın altında 16 derecelere kadar düşmesiyle birlikte göl yüzeyindeki buz kalınlığı güvenli seviyeye ulaştı. Sezonun açılışını kutlayan kızakçılar ve misafirler, gölün üzerinde davul zurna eşliğinde halaylar çekerek kış mevsimine "merhaba" dedi. "Buz üstünde coşkulu açılış" Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Taşbaşı köyündeki Yunus’un yerine gelen misafirler burada aşıkların hoş geldiniz deyişiyle karşılandı. Daha sonra buz üzerine çıkan misafirler, atlı kızaklarla gezdi, müzik eşliğinde halay tutarak oynadı. Gölün yüzeyini kaplayan yaklaşık 20 santimetrelik buz tabakası, üzerine çıkan ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Atlı kızak sahipleri, süsledikleri atlarıyla birlikte gölün aynamsı yüzeyinde ilk turlarını attı. Açılışta çekilen halaylar, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekti. "İlk başta çok korktum" Kars’a İzmir’den gelen vatandaş buz üzerinde çok korktuğunu söyleyerek, "İlk başta tabii çok endişeliydim, korkuyordum kırılacak diye, fakat gayet iyi, buz üzerinde olmak bir anda korkutucu da olsa çok güzel bir duygu, eğlenceli" dedi. Göl üzerinde misafirleri kızaklarla gezdiren kızakçı Bünyamin Aslan, sezonu açtıklarını belirtti. Aslan, "Çıldır gölü buz tuttu. 15-20 santim aralığında buz kalınlığımız var. Atlarımızı çıkardık, atlı kızaklarla gezinti yapıyoruz. Kar motorlarımız, atlı kızaklarımız hepsi gölün üzerinde gelen misafirlerimizi Mart ayına kadar ağırlamaya çalışacağız" diye konuştu. Öte yandan Kars Çıldır Gölü’ne gelen yerli ve yabancı turistler, sadece atlı kızak keyfi yapmakla kalmıyor, aynı zamanda buzun kırılmasıyla yapılan sarıbalık avını izliyor, göl kenarındaki tesislerde taze tutulmuş sazan balığının tadına bakıyor. Kış boyunca binlerce ziyaretçisini ağırlayan göl, aynı zamanda Doğu Ekspresi rotasının da en önemli duraklarından biri olmayı sürdürüyor.