SAĞLIK - 02 Kasım 2025 Pazar 09:46

Enfeksiyon vakalarında hareketlilik yaşanırken uzmanlar uyardı: "Lütfen hastane dışında damardan takviye kullanmayalım"

A
A
A
Enfeksiyon vakalarında hareketlilik yaşanırken uzmanlar uyardı: "Lütfen hastane dışında damardan takviye kullanmayalım"

Son zamanlarda üst solunum yolu enfeksiyonlarındaki hareketlilik yaşandığı belirtilirken uzmanlar, ölüm iddialarıyla gündeme gelen halk arasında "atom" veya "sarı serum" olarak ifade edilen serumlara karşı uyarılarını yineledi. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Hülya Kuşoğlu, "Solunum yolları enfeksiyonlarında artış gözlemliyoruz, beklenen bir artış. Vitaminlerin gıdalarla alınmasını tercih ediyoruz. ‘Damardan vitamin takviyesi yapınca hemen ayağa kalkacağız’ gibi yanlış bir inanış var, aklım almış değil, böyle bir durum yok. Bilinçsiz uygulamalarda insanlar hastanelik olabiliyor hatta hayatını kaybedebiliyor. Lütfen, hekim kontrolü olmadan, evde, hastane ortamı dışında damardan vitamin takviyeleri yapmayalım" dedi.


Son zamanlarda üst solunum yolu enfeksiyonlarında hareketlilik olduğunu söyleyen uzmanlar uyarıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Hülya Kuşoğlu da bu sürece ilişkin bilgi verdi. Kuşoğlu, ölüm iddialarıyla gündeme gelen doktor kontrolü ve hastane ortamı olmadan takılan halk arasında "atom" veya "sarı serum" olarak ifade edilen serumlara karşı uyarılarını da yineledi.


"İnfluenza muhtemelen birkaç hafta sonra daha da artış halinde olacak"


"Mevsimin de gelmesiyle beraber solunum yolları enfeksiyonlarında artış gözlemliyoruz, beklenen bir artış" diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Hülya Kuşoğlu, "Salgın olarak değil ama beklenen düzeyde bir hastalık artışı gerçekten görüyoruz. Okulların açılması, havaların soğuması ve insanların kapalı ortamda; daha kalabalık bir yerde, daha sıkışık zaman geçirmesi sebebiyle yayılım da daha kolay oluyor. O nedenle bu mevsimde beklediğimiz artışı görüyoruz, hem çocuklarda hem erişkinlerde beklediğimiz bir solunum yolu enfeksiyonu dönemi. Acile de başvurular oluyor, hastalarımızın ateşi de yükselince, solunum sıkıntısı olunca ilk aklına acil servisler geliyor. Enfeksiyon, iç hastalıkları, göğüs, kulak burun boğaz hastalıkları polikliniklerinde de hastalarımızın sayısında artış var. Pek çok solunum yolu virüsü gündemde, nezle virüsleri de dahil bunlar; Rinovirüsler olabilir, Covid; son 5 yılda her zaman listenin içinde, bu aralar da covid sayısında da artış var. İnfluenza virüsü de yavaş yavaş görünmeye başlandı, muhtemelen birkaç hafta sonra daha da artış halinde olacak. En fazla nezle virüsleri, Rinovirüs başta geliyor, covid ardından influenza virüslerini görüyoruz. Bazı virüsler daha ağır seyirli bir klinik tabloda oluyor. İnfluenza mesela çok yüksek ateş, kas ağrısı, belirgin bir şekilde hastayı perişan edecek, ‘Hiç halim yok’ diyecek şekilde hastaneye başvurmasına sebep olabiliyor. Covid’de de ciddi bir boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, bu aralar bazen nefes darlığı da olabiliyor, ağırlıklı bunlar. Genel olarak solunum yolları virüsleri benzer yakınmalarla seyrediyor. Ayrımını yapmak sadece muayene ve hastanın şikayetiyle çok kolay olmayabiliyor. Mikrobiyoloji testlerinden destek alırsak doğru tanıya da ulaşmış oluyoruz" dedi.


"65 yaş üzeri ve yeni doğmuş bebekler biraz daha riskli"


Risk gruplarından bahsederek uyarılarını sıralayan Kuşoğlu, "İki enfeksiyonu aynı anda geçirmek tam bir talihsizlik olabilir, olmaz diye bir şey yok, genellikle tek olanı görüyoruz. Bağışıklık sistemi o dönemde biraz daha yavaşladığı veya yorulduğu için etrafındaki diğer virüsü de kolaylıkla alabiliyor. Solunum yolu enfeksiyonları 7 ila 10 gün süreli bir seyirde gözlemleriz, bağışıklık sistemi biraz daha zayıf olan kişilerde 2 haftaya kadar yayılabilir. Bünyeden bünyeye değişebilir; bazı kişilerin önceden de faranjiti vardır, öksürük daha fazla sürebilir. Bağışıklık sistemi daha yavaş çalışan insanlar, kronik hastalığı olanlar; kalp hastalığı, akciğer, karaciğer, böbrek, diyabet hastalığı olanlar, belki onkolojik tedavi gören veya immün sistemi baskılayıcı ilaç tedavisi gören kişiler, biraz daha yatkın olacaklardır. 65 yaş üzeri ve yeni doğmuş bebekler biraz daha maruziyet anlamında daha riskli. İnfluenza aşısı özellikle risk grubundakilerin, hasta olmak istemeyen tüm toplumdaki kişilerin olabileceği, kolay da ulaşabileceği bir aşı, olmalarını tavsiye ediyorum. Üst solunum yolu enfeksiyonu olarak başlayıp kendimize iyi bakamazsak, dinlenmezsek uygun tedaviyi almazsak ve de kronik hastalığımız olup yatkınlığımız varsa alt solunum yollarına da inebilir. Bu biraz daha kritik bir durum oluyor. Hastaneye yatışlar ve daha ciddi tedaviler de gerekebilir. Kronik hastalığı olmayan sağlıklı bir kişide istirahat, kendini izole ederek belki ateşi çıkınca alması gereken ilaçları alarak, iyi beslenmesine, uykusuna dikkat ederek çok ağır klinik tablolara geçmesini beklemeyiz. İnsanlar hasta olduğunda kendini izole ederse, okula, işe gitmezse, çevresindeki arkadaşlarını enfekte etmezse bu sayı daha az olacaktır. Gitmek durumunda kalırsa da maske takarak, mesafeye, el hijyenine dikkat ederek etrafındaki kişileri de korumuş olur. Özellikle maske takılması konusunda tavsiyelerim olacak, kalabalık ortamlarda örneğin; toplu taşımada ya da asansör gibi sıkışık bir ortam varsa, kalabalık bir yere gideceksek maske takarak kendimizi korumuş oluruz. El hijyeni oldukça önemli bir de mesafeye dikkat etmek gerekiyor" şeklinde konuştu.


"Damardan bilinçsiz uygulamalarla kişiler hayatını kaybedebiliyor"


Beslenme süreçlerine yönelik bilgi veren Kuşoğlu, "Sıvı, ılık çay, ılık şeyler içmek iyi gelecektir, sağlıklı beslenme, günlük almamız gereken sebze ve meyve porsiyonlarını tamamlamak. Mümkünse biz vitaminlerin gıdalarla alınmasını tercih ediyoruz. Vitaminleri de sonuçta uygun kullanmak gerekiyor. Kişinin eksikliği varsa onunla ilgili bir tedavi planı zaten yapılacaktır ama bir kişi ‘Solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorum’ diye kendisine ekstradan takviye alacaksa B, C veya diğer multivitaminler çok da faydasını görmeyecektir. Bir şekilde böyle bir yanlış inanış var; ‘Damardan vitamin takviyesi yapınca hemen ayağa kalkacağız, hastalık çabuk iyileşecek’ gibi aslında böyle bir durum yok. Hatta damardan yapılan vitamin uygulamaları alerjen olduğu için kişi farkında olmadan alerjiktir. Bunu evde yapınca, kontrollü bir ortamda yapmayınca da hayatını riske atacak şekilde bir alerjik reaksiyon verebilir. Bazen haberlerde de çıkıyor, böyle evde yapılan bilinçsiz uygulamalarda insanlar hastanelik olabiliyor hatta daha ileri aşamalarda hayatını da kaybedebiliyor. Lütfen, hekim kontrolü olmadan, hastane ortamı dışında, bu şekilde damardan vitamin takviyeleri de yapmayalım. Sonuçta hastane ortamında bir problem yaşanacaksa hızlı müdahale edilip gerekli önlemler alınacaktır ama hastane dışındaki bir ortamda yapılamayacağı için kişinin hayatını riske atacaktır. Getireceği fayda da olmayacağı için böyle bir yaklaşım niye var, çok da aklım almış değil. Hastane dışında evde bu tarz damardan uygulamalar lütfen yapmayalım" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Türk Ticaret Bankası’nın Erzurum şubesi hizmete açıldı Türkiye’nin ihracat odaklı büyümesinde etkin rol alma hedefiyle faaliyetlerine yeniden başlayan Türk Ticaret Bankası’nın Erzurum Şubesi hizmete açıldı. İhracatçının ana bankası olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Türk Ticaret Bankası, hizmet alanını genişletmeye devam ediyor. Bu yıl ihracatçılara 110 milyar TL finansman desteği vermeyi hedefleyen Türk Ticaret Bankası, açılışı gerçekleştirilen Erzurum Şubesi ile bölgedeki ihracatçılara hizmet sunacak. Açılış törenine, Erzurum Valisi Aydın Baruş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı ve Türk Ticaret Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Gültepe, Türk Ticaret Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü İlker Yeşil ile Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) Başkanı Ethem Tanrıver, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, ETSO Başkanı Saim Özakalın, Erzurum Merkez 1 OSB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Urkuç’un yanı sıra bölgede faaliyet gösteren çok sayıda ihracatçı katıldı. Mustafa Gültepe konuşmasında, üretim ve ihracatın Türkiye ekonomisi için taşıdığı önemin altını çizdi. İlker Yeşil ise sadece bir finansal kurum olmanın ötesinde stratejik bir yol arkadaşı olarak her adımda ihracatçının yanında yer almayı planladıklarını söyledi. Yeşil, bankanın 2025’te 76,3 milyar TL’ye ulaşan toplam finansman desteğini bu yıl 110 milyar TL’ye yükseltmeyi hedeflediklerini bildirdi. Ethem Tanrıver: "İhracatçılarımız artık doğrudan finansmana erişebilecek" DAİB Başkanı Ethem Tanrıver de, bölgenin ihracat potansiyelini en üst seviyeye taşıma hedefiyle çalıştıklarını söyledi. Tanrıver, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hedefe yürürken, güçlü bir paydaş olarak gördüğümüz Türk Ticaret Bankası’nın hizmet binamız çatısı altında şube açmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu önemli adım sayesinde ihracatçılarımız artık doğrudan finansmana erişecek; dış ticaret süreçlerinde ihtiyaç duydukları çözümlere vakit kaybetmeden ulaşabilecekler. İhracat ailemiz ile finans dünyasını omuz omuza çalışır hale getiren bu iş birliğinin, bölgemizin rekabet gücüne ivme kazandıracağına yürekten inanıyor, tüm üyelerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum."
Eskişehir Bu belirtiler varsa spora devam etmeyin uyarısı Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, diz ekleminde en sık görülen spor yaralanmalarından birinin menisküs yırtığı olduğunu belirterek, "Menisküsler diz sağlığı açısından kritik yapılardır. Bu nedenle oluşabilecek bir hasar, yalnızca ağrıya değil uzun vadede eklem problemlerine de neden olabilir" uyarısında bulundu. Menisküslerin diz eklemi içinde uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yer alan ve adeta bir "yastık" görevi gören yapılar olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kurnaz, "Bu yapılar yük dağılımını dengeler, darbe emilimini sağlar ve eklem stabilitesine katkıda bulunur. Menisküste en sık ani dönme hareketleri, çömelme, sıçrama sonrası yanlış basma veya dize aşırı yük binmesi sonucu yırtıklar oluşabilir. Futbol, basketbol, voleybol ve kayak gibi sporlarda risk yüksek olsa da sporcu olmayan kişilerde de menisküs yırtığı gelişebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe menisküs dokusu zayıflar ve daha basit hareketlerle dahi yırtık oluşabilir" dedi. Dizde kilitlenme ve takılma hissine dikkat Menisküs yırtıklarında en sık görülen belirtilerin dizde ağrı, şişlik, takılma hissi, kilitlenme ve hareket kısıtlılığı olduğunu belirten Kurnaz, "Özellikle merdiven çıkarken veya çömelirken ağrının artar. Bazı hastalarda dizde boşalma hissi de görülebilir. Yırtığın yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak kişi dizini tam açıp kapatmakta zorlanabilir. Bu durumda spora devam etmek ya da dizi zorlamak, yırtığın büyümesine neden olabilir" diye konuştu. İlk aşamada istirahat önemli Şikâyetler başladığında yapılması gereken en doğru yaklaşımın dizin zorlanmasını önlemek olduğunu belirten Kurnaz, "İlk aşamada istirahat, buz uygulaması ve elastik bandaj kullanımının fayda sağlayabilir. Ancak bu yöntem geçici rahatlama sağlar. Bu nedenle altta yatan sorun mutlaka bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yırtığın tipi ve boyutu net olarak belirlendiğinde doğru tedavi planı oluşturulabilir. Erken tanı kıkırdak hasarı ve diz kireçlenmesi gibi ileri sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar" ifadelerini kullandı. Kas güçlendirme egzersizlerinin diz çevresini desteklediğini belirten Kurnaz, "Ancak büyük, kilitlenmeye neden olan veya tedaviye yanıt vermeyen yırtıklarda artroskopik cerrahi gerekebilir" diye kaydetti. Basit önlemlerle korunmak mümkün Menisküs yaralanmalarını önlemek için spor öncesi ısınmanın büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, "Diz çevresi kaslarını güçlendiren egzersizlerin yaralanma riskini azaltır. Doğru teknikle spor yapmak, uygun ayakkabı seçimi ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınmak da koruyucudur. Dizde ağrı, takılma veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler hafife alınmamalı. Erken dönemde uzman desteği almak, ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçer ve kişinin aktif yaşamını korumasını sağlar" ifadelerini kullandı.
Erzurum "Kütüphaneler en güvenli liman" Erzurum Valisi Aydın Baruş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, 62. Kütüphaneler Haftası dolayısıyla İsmail Saib Sencer İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen programa katıldı. "İyileştiren Kütüphaneler" temasıyla gerçekleştirilen programda konuşan Vali Aydın Baruş, medeniyetimizin ilk emri "Oku" olan mukaddes kitabı esas aldığını belirterek, cehaletin en büyük hastalık; ilim, irfan ve kitabın ise bu hastalığın yegâne şifası olduğunu ifade etti. Kütüphanelerin yalnızca kitapların bulunduğu mekânlar olmadığını vurgulayan Vali Baruş, bu mekânların ruhun nefes aldığı, zihnin berraklaştığı ve gönüllerin sükûnet bulduğu birer şifahane olduğunu dile getirdi. Dijital dünyanın yoğunluğu içerisinde kitapların en sadık dost, kütüphanelerin ise en güvenli liman olduğunu kaydeden Vali Baruş, kütüphanelerin sadece sınavlara hazırlık yapılan yerler değil; hayatın her anında kendini inşa etme imkânı sunan mekânlar olduğunu belirterek, okuyan, sorgulayan ve bilgisini hayata aktaran bir neslin güçlü Türkiye idealinin en önemli teminatı olduğunu vurguladı. Sekmen: "Kitapla büyüyen bir nesil, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır" Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’de yaptığı değerlendirmede, " Kütüphaneler Haftası münasebetiyle düzenlenen açılış programına katıldık. Bilginin, hikmetin ve irfanın kapılarını aralayan kütüphaneler; sadece kitapların değil, aynı zamanda bir medeniyetin ruhunun muhafaza edildiği müstesna mekânlardır. Bizler de Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak, gençlerimizin ilimle, kültürle ve değerlerimizle yoğrulmuş bir şekilde yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; kitapla büyüyen bir nesil, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır. Bu anlamlı haftanın hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.