ÇEVRE - 06 Şubat 2026 Cuma 10:44

Esenyurt’ta geri dönüşüm çalışmaları yaygınlaşarak sürüyor

A
A
A
Esenyurt’ta geri dönüşüm çalışmaları yaygınlaşarak sürüyor

Esenyurt Belediyesi, Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’un öncülüğünde yürütülen geri dönüşüm çalışmalarını ilçe genelinde yaygınlaştırmaya devam ediyor. Belediye ekipleri Terrace Mix ve Sembol İstanbul sitelerinde çalışma gerçekleştirdi.


Esenyurt Belediyesi, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle başlattığı geri dönüşüm çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’un öncülüğünde sitelerde kademeli olarak yaygınlaştırılan uygulama, bu kez Terrace Mix ve Sembol İstanbul sitelerinde hayata geçirildi. Belediye ekipleri tarafından siteler içerisindeki çöp odalarına ve çevresine geri dönüşüm konteynerleri yerleştirildi. Ayrıca site sakinlerinin geri dönüştürülebilir atıkları kaynağında ayrı toplayabilmesini sağlamak amacıyla geri dönüşüm poşetleri dağıtıldı. Çalışmalar sırasında belediye ekipleri tarafından site sakinlerine çevre bilincini artırmaya yönelik kısa bir bilgilendirme yapıldı.


Uygulamayla geri dönüştürülebilir atıkların doğaya zarar vermeden ayrı toplanması ve yeniden ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Site sakinleri, çevreye katkı sunan bu çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Esenyurt Belediyesi’ne teşekkür ettiler. Belediye yetkilileri, geri dönüşüm çalışmalarının ilçe genelinde yaygınlaştırılarak devam edeceğini belirttiler.



Esenyurt’ta geri dönüşüm çalışmaları yaygınlaşarak sürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir JAKEM’de deprem sonrası umut arayan patiler Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Jandarma At ve Köpek Eğitim Merkezi (JAKEM) Komutanlığı’nda, afet ve deprem sonrası arama kurtarma çalışmalarında görev alacak köpeklerin eğitimleri aralıksız sürüyor. Bu kapsamda JAKEM’de eğitilen Fokus isimli Weimaraner ırkı köpek, özellikle deprem sonrası enkaz altında canlı arama ve kurtarma görevleri için özel olarak hazırlanıyor. Nevşehir’de bulunan JAKEM Komutanlığında alanında uzman eğitmenler eşliğinde yürütülen eğitimlerde Fokus isimli köpek, deprem senaryolarına uygun olarak oluşturulan enkaz alanlarında eğitiliyor. Beton bloklar, dar geçitler, metal yığınları ve zorlu zeminlerden oluşan parkurlarda yapılan eğitimlerle Fokus’un hem fiziksel dayanıklılığı hem de hassas burun kullanımı en üst seviyeye çıkarılıyor. Eğitimlerde, enkaz altında mahsur kalan canlıların kokusunu en kısa sürede ayırt edebilmesi hedeflenen Fokus, farklı derinliklerde ve değişken hava şartlarında gerçekleştirilen tatbikatlarla gerçeğe en yakın şartlarda görev yapmaya alıştırılıyor. Sessizlik, gürültü, duman ve karmaşık çevresel etkenlerin yanı sıra soğuk ve sıcak havalarda da doğru tepki verme yeteneği kazandırılan Fokus, deprem sonrası zamanla yarışılan operasyonlarda kritik rol üstlenmeye hazırlanıyor. JAKEM Komutanlığı’nda yürütülen eğitim sürecinde, köpek ile eğiticisi arasındaki uyum ve güven ilişkisine de büyük önem veriliyor. Uzun soluklu ve disiplinli bir çalışmayla Fokus’un, eğiticisinin komutlarına hızlı ve doğru şekilde tepki vermesi sağlanırken, enkaz alanlarında bağımsız karar verebilme yeteneği de geliştiriliyor. Bu sayede Fokus’un, afet bölgelerinde arama kurtarma ekiplerine en kısa sürede yön göstererek canlılara ulaşılması amaçlanıyor. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan Fokus’un, ilerleyen süreçte Türkiye’nin farklı bölgelerinde meydana gelebilecek depremler ve doğal afetlerde aktif olarak görev alması planlanıyor. JAKEM Komutanlığı’nda sürdürülen bu eğitimler, deprem sonrası enkaz altında kalan her bir can için zamanla yarışan arama kurtarma çalışmalarında, görev köpeklerinin ne denli kritik bir rol üstlendiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı rahmetle anıyoruz" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz" dedi. TVHB, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada depremlerde hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşı ve Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşını, 10 öğrenciyi ve 2 yardımcı personeli rahmetle andı. ‘Asrın felaketi’ olarak geçen büyük depremin yıl dönümünde milletçe yaşanan tarifsiz acıyı bir kez daha derinden hissettiklerini belirten Eroğlu, "Bu elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor; ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Depremler toplumun tüm kesimlerinde derin yaralar bırakmış, sosyal, ekonomik ve çevresel düzen üzerinde kalıcı etkiler oluşturmuştur. Depremler hem insan hayatını hem de çok sayıda evcil, çiftlik ve yabani hayvanın yaşamını da etkilemiştir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak daha önce yaşanan deprem ve sel felaketlerinde olduğu gibi 6 Şubat merkezli depremlerde de afetin ilk anından itibaren insan ve hayvan sağlığını koruma sorumluluğuyla harekete geçerek, yaraların sarılması için tüm imkanlarımızı seferber ettik" ifadelerini kullandı. "Enkazdan çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapıldı" Eroğlu, "Deprem bölgelerinde enkaz altından çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapılmış, sahipsiz kalan hayvanların güvenli alanlara nakli sağlanmış, zoonotik hastalıkların yayılmasını önlemek için çalışmalar yürütülmüş ve su ile gıda güvenliğinin sağlanması için yoğun çaba harcanmıştır. Mesleki uzmanlık ve fedakarlıklarıyla veteriner hekimler afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduklarını ortaya koyarak, sahada her türlü zorluğa rağmen görevlerini sürdürmüştür. Afet yönetiminin yalnızca müdahaleden ibaret olmadığı, risklerin önceden azaltılması, etkili kriz yönetimi ve sürdürülebilir iyileştirme süreçlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektirdiği açıktır" dedi. "Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması gerekliliktir" Depremde kliniği ve deposu yıkılan veteriner hekimlerin tüm ilaç stoklarının zayi olduğunu ifade eden Eroğlu, "Bölgedeki veteriner hekimlere devlet tarafından kayıplarının telafisine yönelik herhangi bir destek de sağlanmamıştır. Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması, yalnızca onların değil, aynı zamanda bölgedeki hayvancılığın da ayakta kalabilmesi için hayati bir gerekliliktir. Elektrik ve internet kesintileri gibi altyapı eksiklikleri nedeniyle İlaç Takip Sistemi ve ATS sistemlerine erişimde aksaklıklar yaşanmakta, bu durum veteriner hekimleri cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Deprem bölgesindeki veteriner hekimler için ilaç stoklarının güncellenmesi ve geçmiş kayıplar sebebiyle uygulanacak cezai işlemler konusunda esneklik sağlanmalıdır. Aksi takdirde meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirmesi imkansız hale gelecektir" açıklamasında bulundu. "Veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur" TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, "İş yeri kiralarındaki fahiş artış, yem fiyatlarının yükselmesi ve hayvancılığın ciddi oranda gerilemesi, mevcut veteriner kliniklerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Rezerv ilan edilen veya edilmeyen inşaat alanlarındaki gecikmeler nedeniyle yeni bir iş yeri bulmak da büyük bir sorun haline gelmiştir. Uzun vadeli kredilerle desteklenen TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur. Bölgede görev yapan meslektaşlarımız, ekonomik olarak büyük bir darboğaza sürüklenmiştir. Bu nedenle uzun vadeli, düşük faizli kredi imkanları ivedilikle sağlanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Veteriner hekimlerin yokluğu halk sağlığını ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir" TVHB olarak yıkılan kliniklerin yerine yenilerinin yapılabilmesi için ayni ve nakdi yardımların yapılması yönündeki taleplerini yineleyen Eroğlu, "Veteriner hekimlerin bilgi birikimi ve uzmanlığı sadece hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve toplum refahını da doğrudan etkilemektedir. Unutulmamalıdır ki veteriner hekimlerin yokluğu, halk sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir. Veteriner hekimlerin sesi duyulmalı, talepleri görmezden gelinmemelidir. Meydana gelebilecek doğal afet ve kriz anlarında halk sağlığının korunması, hayvan sağlığının gözetilmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması adına yetkililerle iş birliği içinde çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı rahmetle anıyor, milletimize başsağlığı diliyoruz" dedi.
İstanbul Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor" Televizyon karşısında uyuyan, yatmadan önce telefona bakan ve odasında gece lambası yananları uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Bu süreçte melatoninin baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere yol açabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışık maruziyetinin uyku kalitesini ciddi biçimde bozduğunu belirterek, "Uyku yalnızca gözleri kapatmakla başlamaz, göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez" dedi. Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda ışığı algılayarak beynin biyolojik saatini yönlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Gözün iç tabakası olan retina, ışığı algıladığı anda beyne ’gündüz’ sinyali gönderir. Bu sinyal, uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışık, retina tarafından gündüz ışığı gibi algılanır" diye konuştu. Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudun dinlenme moduna geçememesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor, yalnızca yatakta bekliyor" ifadelerini kullandı. Televizyon karşısında uyuyanlar dikkat Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudu dinlenme moduna sokmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar uyumuyor, beyinleri gündüz gibi algıladıkları için sadece yatakta zaman geçiriyor" dedi. Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hormon bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de kritik rol oynar. Gece boyunca baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere neden olabilir. Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Bilimsel olarak en sağlıklı yöntem tamamen karanlık bir ortamda uyumak. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekirse göz maskesi kullanılmalı."