ÇEVRE - 02 Mart 2026 Pazartesi 10:45

Garanti BBVA ve TURMEPA, deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmalarını kamuoyuyla paylaştı

A
A
A
Garanti BBVA ve TURMEPA, deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmalarını kamuoyuyla paylaştı

1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü’nde Garanti BBVA ve TURMEPA, Mavi Nefes Projesi kapsamında deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmalarını kamuoyuyla paylaştı. Göcek’te yürütülen çalışmalarla ekilen deniz çayırı sayısı 14 bine ulaşırken, alanlar "oksijen üretim noktası" olarak işaret şamandıralarıyla koruma altına alındı. Proje ile deniz çayırı restorasyonundan atık temizliğine, mercan ekosistemlerinin korunmasından farkındalık eğitimlerine uzanan bilim temelli ve ölçülebilir çalışmalarla deniz ekosistemlerinde kalıcı etki oluşturuluyor.


Garanti BBVA, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle 2021 yılından bu yana sürdürdüğü Mavi Nefes Projesi ile deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmaları ve ulaşılan somut sonuçları 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü vesilesiyle kamuoyuyla paylaştı.


Denizlerin oksijen üretiminde, karbon tutumunda ve biyolojik çeşitliliğin devamlılığında kritik rol üstlenen deniz çayırları, Mavi Nefes Projesi’nin ana odak alanlarından birini oluşturuyor. Halen bu bitki odağında Fethiye-Göcek, Marmara Denizi Prens Adaları ve Saros’ta çalışmalara devam ediliyor.


Proje kapsamında Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen çalışmalarla bugüne kadar ekilen deniz çayırı fidesi sayısı 14 bine ulaştı. Ekilen alanlarda canlılık oranı yüzde 70’in üzerinde seyrediyor. 2025 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen 14 bin deniz çayırı ekimi, işaret şamandıralarıyla "oksijen üretim noktası" olarak koruma altına alındı. Bu alanlar, denizlerin doğal karbon yutakları ve oksijen kaynakları olarak kritik bir işlev üstleniyor.


Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında, Marmara Denizi’nin ekolojik açıdan en hassas bölgelerinden biri olan Prens Adaları çevresinde de müsilajın deniz altı habitatları üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik saha çalışmaları başlatıldı. Proje ile geliştirilen yenilikçi temizleme tekniğinin sahada test edilmesiyle Marmara Denizi’nin ekolojik dayanıklılığını artırmaya yönelik bilim temelli çözümler üretilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda geliştirilen ve Venturi sistemiyle çalışan yenilikçi temizleme cihazı da sahada test ediliyor; hava basıncı kullanılarak müsilajın mercanlar, algler ve deniz çayırları gibi hassas canlıların üzerinden zarar vermeden uzaklaştırılması sağlanıyor.


Deniz çayırları yalnızca oksijen üretmekle kalmıyor; atmosferdeki karbonu tutarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynuyor. Bir kilometrekare deniz çayırı, ortalama 1.000 insanın yıllık oksijen ihtiyacını karşılıyor. Aynı zamanda balıklar ve pek çok deniz canlısı için yaşam ve üreme alanı oluşturuyor; dalga enerjisini azaltarak kıyı erozyonunu önlüyor. Ayrıca, sediment tabakalarında geçmiş yüzyılların izlerini saklayarak ekosistemin hafızasını oluşturuyor.


Göcek’te 2.000 yaşında deniz çayırı keşfedildi


Mavi Nefes Projesi kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, Türkiye deniz araştırmaları açısından da önemli bir kilometre taşı oldu. Geçtiğimiz yıl Kızılada açıklarında tespit edilen bir deniz çayırının yaklaşık 2.000 yaşında olduğunun belirlenmesinin, Türkiye’de bu alanda gerçekleştirilen ilk yaş tayini çalışması olarak kayda geçtiği aktarıldı.


Mahmut Akten: "Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik önemde"


Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik öneme sahip doğal varlıklar. Oksijen üretiminden karbon tutumuna, biyolojik çeşitliliğin korunmasından kıyıların güvenliğine kadar çok boyutlu bir ekosistem hizmeti sunuyorlar. Mavi Nefes Projesi ile 2021’den bu yana bilimin rehberliğinde attığımız adımlarla denizlerimizin yalnızca yüzeyini değil, deniz altı yaşamını da korumayı hedefliyoruz. Göcek’te 14 bine ulaşan deniz çayırı ekimi ve bu alanların ‘oksijen üretim noktası’ olarak koruma altına alınması, uzun vadeli ve kalıcı etki oluşturma kararlılığımızın yansıması. Şimdi önümüze yeni bir hedef daha koyduk ve 20 bin deniz çayırına ulaşmak istiyoruz. Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezinde konumlandırırken, denizlerimizin nefes alması için bilimi, sivil toplumu ve gönüllüleri bir araya getirmeye devam edeceğiz."


Şadan Kaptanoğlu: "Deniz çayırlarını korumak, denizlerin geleceğini korumaktır"


TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, "Deniz çayırları, deniz ekosisteminin temelini oluşturan ve iklim krizine karşı en güçlü doğal müttefiklerimizden biri olan hassas habitatlardır. Mavi Nefes Projesi ile bilimsel veriler ışığında yürüttüğümüz koruma ve restorasyon çalışmaları sayesinde yalnızca bugünü korumayı değil, gelecek nesillere sağlıklı ve dirençli denizler bırakmayı amaçlıyoruz. Bölge halkının bilgi ve deneyimini sürece dahil ederek, bakanlıklar, kamu kurumları ve tüm paydaşlarımızla katılımcı bir anlayışla sahada birlikte çalışıyor, yerel sahiplenmeyi güçlendirerek kalıcı çözümler üretmeye devam ediyoruz" diye konuştu.


Mavi Nefes’in çok boyutlu etkisi


2021 yılında Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak doğan Mavi Nefes Projesi ile yalnızca temizlik değil, deniz altı yaşamını onaran bilim temelli ve uzun vadeli çözümler üretmek hedefleniyor. Bugüne kadar Marmara’dan Göcek’e, Saros Körfezi’nden Van Gölü’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar uzanan kapsamlı çalışmalarıyla deniz ekosistemine kalıcı fayda sağlamayı hedefliyor.



Garanti BBVA ve TURMEPA, deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmalarını kamuoyuyla paylaştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars İdeal sahur öğünleri nasıl olmalı? Uzmanından Ramazan için sağlıklı öneriler Beslenme ve Diyet Uzmanı Hilal Şahin Güneşsu, Ramazan ayında oruç tutanların gün boyu enerjik kalabilmesi ve vücut dengesini koruyabilmesi için sahur öğününün mutlaka yapılması gerektiğini vurguladı. Dyt. Güneşsu, sahurun kahvaltı niteliğinde planlanmasının en doğru yaklaşım olduğunu belirterek, bu öğünde uzun süre tok tutan ve susuzluk hissini artırmayan besinlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Protein açısından zengin besinlerin tokluk süresini uzattığını söyleyen Güneşsu, özellikle şu gıdaların sahur için ideal olduğunu dile getirdi. Güneşsu, Süt, Yumurta, Az tuzlu peynir çeşitleri, Çiğ kuruyemişler ve Yulaf. Bu besinlerin hem dengeli enerji sağladığı hem de gün içinde kan şekeri dalgalanmalarını önlemeye yardımcı olduğunu kaydetti. Sahurda haşlanmış yumurta veya az yağlı omlet tüketiminin kaliteli protein kaynağı olması nedeniyle önemli olduğuna dikkat çeken Güneşsu, fındık, ceviz ve bademin de sağlıklı yağ ve protein içerikleri sayesinde besleyici bir alternatif sunduğunu söyledi. Domates, salatalık ve yeşilliklerin hem posa içerikleri hem de vitamin-mineral katkılarıyla sahurda mutlaka yer alması gerektiğini belirten Güneşsu, bu besinlerin sindirimi desteklediğini ve gün boyu daha dengeli bir tokluk hissi sağladığına dikkat çekti. Tok tuttuğu düşünülse de hamur işleri, tatlılar, beyaz ekmek, pilav, makarna ve ağır et yemeklerinin sahur için uygun olmadığına hatırlatan Dyt. Hilal Şahin Güneşsu, bunun yerine; tam buğday ekmeği ile hazırlanmış sandviç veya tost, süt ya da yoğurt içine eklenen yulaf, çiğ kuruyemiş ve tarçın ilavesi gibi seçeneklerin daha dengeli bir öğün oluşturduğu belirtti. Dyt. Güneşsu, "Sahur sonunda tüketilen kuru meyvelerin tatlı isteğini sağlıklı şekilde karşılıyor, aynı zamanda lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlıyor. Sahurda da iftarda olduğu gibi porsiyon kontrolünün ihmal edilmemesi gerekiyor. Dengeli bir sahur planının hem kilo kontrolü hem de daha rahat bir oruç sürecine destek oluyor" dedi.
Antalya Antalya’daki halı dükkanında dekor olarak kullanılan tarihi mihrap Konya’ya dönüyor Antalya’nın Antalya ili Muratpaşa ilçesi Kaleiçi bölgesinde bir halı dükkanında merdiven başı olarak dekor amaçlı kullanılan ahşap mihrabın sırrı çözüldü. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden emekli uzman Ali Kılıç’ın hazırladığı raporda, eserin 18-19’uncu yüzyıla ait olduğu, Konya yöresine özgü ahşap mihrap geleneğini yansıttığı ve asıl yerinin Konya olduğu değerlendirildi. Geçtiğimiz yıl Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram tarafından tespit edilerek gündeme taşınan eserle ilgili hazırlanan kapsamlı raporda, mihrabın sanatsal ve tarihi açıdan önemli bir kültür varlığı olduğu belirtildi. Yaklaşık 10 yıl önce Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden emekli olan sanat tarihçisi Ali Kılıç, ahşap parçanın mimari özellikleri, süsleme unsurları ve formu itibarıyla kesin olarak bir mihrap olduğunu ifade etti. Raporda, eserin Konya Karatay ilçesi Keçeciler Mahallesi’nde bulunan İğdeli Sultan Camii mihrabı ile büyük benzerlik taşıdığı kaydedildi. Konya’daki köy camilerinde görülen örneklerle yapılan karşılaştırmalarda, ajur tekniği, oyma süslemeler, kum saati formunda sütunceler ve bitkisel motiflerin ortak özellikler taşıdığı vurgulandı. Antalya’daki mihrabın da aynı ustanın elinden çıkmış olabileceği değerlendirildi. Raporda ayrıca Anadolu’daki kâgir camilerde mihrapların alçı, çini, mermer veya taş malzemeden yapılabildiği, ancak özellikle Konya ve çevresinde ahşap mihrap geleneğinin yaygın olduğu belirtildi. 14’üncü yüzyıla tarihlenen ve bugün Ankara Etnografya Müzesi’nde bulunan Taşkın Paşa Camii mihrabı örnek gösterilerek bu geleneğin köklü geçmişine dikkat çekildi. Uzman görüşüne göre Antalya’da halı dükkânında kullanılan ahşap parçanın farklı bir mimari eleman olma ihtimali bulunmuyor. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda bunun kesin olarak bir mihrap olduğu belirtildi. Raporda, mihrapların İslam dünyasında kıbleyi ve Kâbe’yi temsil eden kutsal unsurlar olduğu hatırlatılarak, eserin bakım ve konservasyon işlemlerinin ardından uygun şartlarda sergilenmesi ya da mihrabı olmayan bir camide aslına uygun şekilde değerlendirilmesinin uygun olacağı kaydedildi. Hazırlanan rapor doğrultusunda Antalya’ya getirildiği anlaşılan mihrabın asıl yeri olan Konya’ya iadesinin gündemde olduğu ve sürecin ilgili kurumlar tarafından takip edildiği öğrenildi. Mihrabı tespit eden Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Yıllar evvel Konya’nın kalbinden kopup Antalya Kaleiçi’ne getirilen ve çok iyi şekilde korunan; her bir nakşında ayrı bir mana, her bir motifinde derin bir tarih saklayan o mübarek mihrap, şimdi asıl yerine Konya’ya dönüyor" ifadelerine yer verdi.
Aydın Başkan Ercan, gençlerin talebini yerine getirdi Aydın’ın Yenipazar ilçesinde üniversite yolunda öğrencilerin yaşadığı kaldırım sorunu, Belediye Başkanı Malik Ercan’ın talimatıyla 24 saat içinde çözüme kavuşturuldu. Yenipazar Kent Konseyi Gençlik Meclisi Başkanı Hüseyin Kuyucaklıoğlu ve Yürütme Kurulu üyeleri, Belediye Başkanı Malik Ercan’ı makamında ziyaret ederek öğrencilerin yaşadığı sorunları iletti. Ziyarette, üniversite yolundaki turunç ağaçlarının dallarının kaldırıma sarkması nedeniyle öğrencilerin yürümekte zorlandığı belirtildi. Belediye Başkanı Malik Ercan’ın talimatı üzerine ekipler harekete geçti. Üniversite yolunda budama çalışması yapılarak kaldırımlar temizlendi ve öğrencilerin geçişi rahatlatıldı. Gençlik Meclisi üyeleri, sorunun kısa sürede çözüme kavuşturulmasından dolayı Başkan Ercan’a teşekkür etti. Gençlerden Nazlıcan Kılıç; "Belediye Başkanımız bu zamana kadar bize her zaman destek oldu, bugün de yaptığı bu çalışma gençlere verdiği değeri gösteriyor. Kendisine çok teşekkür ederim" dedi. Efe Can Üçüncü ise ziyaret sırasında iletilen sorunun 24 saat geçmeden çözüldüğünü belirterek, "Duyarlılığı ve hızlı çözümü için teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Derya Keskin de sorunun kısa sürede çözüme kavuşturulmasının memnuniyet verici olduğunu dile getirerek Başkan Ercan’a teşekkür etti.