KÜLTÜR SANAT - 14 Nisan 2026 Salı 14:41

Getir’den yeni reklam filmi

A
A
A
Getir’den yeni reklam filmi

Getir, yeni reklam filminde super app içindeki akıllı özelliklerine odaklanıyor. Filmde, siparişin hızından çok, uygulama içindeki akıllı özellikler ile kullanıcının günlük hayatında kazandırdığı zamana dikkat çekiliyor.


Getir, yeni reklam filminde odaklandığı super app içindeki akıllı özellikleriyle hızlı teslimat kategorisindeki iletişimini güçlendirdiğini duyurdu. Marka bu kez odağı siparişin hızından çok, uygulama içindeki akıllı özellikler ile kullanıcının günlük hayatında kazandırdığı zamana çeviriyor. Filmde; kampanya, market alışverişi, yemek siparişi ve gündelik planlama süreçlerinde biriken zaman kayıplarının görünür kılınması dikkat çekilirken, Getir’in sunduğu teknolojik çözümleri somut kullanıcı faydası üzerinden anlatılıyor.


Filmde, Getir’in super app içindeki yeni özellikleri, fiziki alışverişe zaman ayırmak yerine kullanıcılara alışverişte geçen zamanı kendilerine ve sevdiklerine ayırmaları için geri veriliyor. Kampanya, Getir’in yeni marka konumlandırmasına uygun olarak genç ve modern bir çizgide kurgulanırken; bu dönüşüm, Jingle Jackson tarafından markanın yeni ruhuna uygun şekilde dinamik, modern ve enerjik bir formda yeniden yorumlanan reklam müziğiyle tamamlanıyor.


Fotoğraf çekerek ya da telefondaki notlara yazılmış alışveriş listesi yüklendiğinde otomatik sepet oluşturan ‘Alışveriş Listem’, önceki alışverişlere göre anında sepet öneren ‘Hazır Sepetin’, siparişi gece planlayıp sabaha teslim eden ‘Randevulu Teslimat’ ve yemek siparişi verirken herkes kendi telefonundan seçimlerini yapabildiği ‘Grup Siparişi’ gibi yeni özellikler, reklam filminde doğrudan hayatın içinden sahnelerle aktarılıyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Genç besicilere büyük destek Gençlerin kırsalda üretime katılımını artırmayı hedefleyen "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" için başvurular başladı. Proje, özellikle Muş’ta hayvancılıkla uğraşan genç besiciler için önemli bir fırsat olarak öne çıkıyor. Genç üreticilerin kırsalda kalmasını teşvik etmeyi amaçlayan proje ile küçükbaş hayvancılık yapan işletme sayısının ve anaç hayvan varlığının artırılması hedefleniyor. Proje kapsamında destek almaya hak kazanan genç besicilere, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından 95 baş dişi ve 5 baş erkek olmak üzere toplam 100 baş küçükbaş hayvan temin edilecek. Muş’ta meralarda hayvan otlatan genç besiciler, proje sayesinde sürülerini büyüterek kendi işlerinin sahibi olmayı hedefliyor. Sağlanan desteklerle gençler hem ekonomik güç kazandıracak hem de büyük şehirlere göç etmeden kendi topraklarında üretim yapma imkânı bulacak. "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" ile genç besicilerin üretimde daha aktif rol alması, kırsal kalkınmanın güçlenmesi ve Türkiye genelinde hayvancılık kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Maliyetler karşısında devlet desteklerinin önemine dikkat çeken besicilerden Muhammed Zekeriya Arslan, bu tür projelerin gençleri üretime yönlendirdiğini ve hayvancılığı daha cazip hale getirdiğini ifade ederek, "Muş’ta yaşıyorum, hayvancılıkla uğraşıyorum. Bu ovalarımızda bugün üretim yapıyoruz. Devletimizin bize sunduğu bu güzel proje için başvurumuzu yaptık. İnşallah bize de çıkar. Gençlere yönelik böyle bir proje hazırlanması çok önemli. Gurbete gidip çalışmak istemiyoruz. Kendi memleketimizde, kendi işimizi yapmak istiyoruz. Devletimize bu desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz" dedi. Genç besicilerden Burhan Arslan da hayvancılıkla uğraştıklarını ifade ederek projeye başvurularını yaptığını söyledi. Besici Arslan, "Hayvancılıkla uğraşıyoruz. ‘Kırsala Bereket Hayvancılığa Destek’ projesine başvurumuzu yaptık. Gurbete gidip çalışmak istemiyoruz. Bizim hayvanlarla bir bağımız var, yaylamız var. Burada kalıp hayvancılıkla uğraşmak istiyoruz. İşimizi seviyoruz" ifadelerini kullandı.
Samsun Psikolog, diyetisyen, fizyoterapist hepsi ücretsiz: Bafra’da büyük imkan Samsun Bafra İlçe Sağlık Müdürü Dr. Hamiyet Çaylı, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde psikolog, diyetisyen ve fizyoterapist başta olmak üzere birçok branşta hizmetlerin ücretsiz olarak sunulduğunu belirterek vatandaşları bu imkanlardan yararlanmaya davet etti. Bafra İlçe Sağlık Müdürü Dr. Hamiyet Çaylı, ilçede faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezlerinin vatandaşlara sunduğu hizmetler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. "Sağlığınız hayatınızın merkezinde olsun" anlayışıyla yola çıktıklarını belirten Çaylı, bu merkezlerin aile sağlığı merkezleri ile hastaneler arasında önemli bir köprü görevi gördüğünü ifade etti. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde multidisipliner bir ekip ile hizmet verdiklerini vurgulayan Çaylı, "Psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, sosyal çalışmacı ve çocuk gelişimci arkadaşlarımızla birlikte bir ekip halinde vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz" dedi. Birkaç ay önce hizmete giren sigarayı bırakma polikliniğinin de aktif olarak çalıştığını belirten Çaylı, bu birimde sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara destek verildiğini söyledi. Ayrıca Gebe Okulu ile anne adaylarının dokuz aylık süreç boyunca yanında olduklarını ifade etti. Bafra İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün mobil sağlık hizmetleriyle de dikkat çektiğini belirten Çaylı, Yakakent, Alaçam ve Ondokuz Mayıs ilçelerinde haftanın her günü vatandaşlara hizmet ulaştırıldığını dile getirdi. Mobil ekiplerin, önceden planlama yaparak hastaları bulundukları yerden alıp Sağlıklı Hayat Merkezine getirdiğini, gerekli tüm taramaların ardından tekrar ulaşımlarını sağladığını kaydetti. Köylerde gerçekleştirilen tarama programlarının kapsamının bu yıl genişletildiğini belirten Çaylı, özellikle son iki aydır yabancı uyruklular için açılan polikliniğin de İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet verdiğini söyledi. Tüm polikliniklerin açık olduğunu ve vatandaşların ücretsiz olarak bu hizmetlerden faydalanabileceğini ifade eden Çaylı, "Bizler onlar için buradayız. Devletimizin sunduğu bu imkanları hep birlikte kullanalım istiyoruz ve tüm vatandaşlarımızı merkezlerimize davet ediyoruz" diye konuştu.
Ankara Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasına devam edildi Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararı sonrasında 76 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in de aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Müşteki sanıklar Kerem Gökay Öner ve Ufuk Gültekin ise duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Mahkeme Başkanı yargılamanın bu celse sanık beyanlarıyla devam edeceğini bildirdi. Söz alan Sertçelik, kendisine ait olduğu iddia edilen buluntu telefondaki paylaşım ve maillerin yazıldığı tarihlerde Macaristan’da telefon ve internet erişimi bulunmayan yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutuklu olduğunu söyleyerek, "Macaristan’a yazı yazılarak o tarihlerde benim nerede olduğum istensin" dedi. "Sertçelik bize vurulmasının tesadüf olduğunu söyledi" Söz verilmesi üzerine beyanda bulunan komiser Gökhan Karaca, operasyonun başlangıcında görevli olmadığını ifade ederek, "O yüzden yakalanma kısmına dair bilgim yok. Ben dosyaya 10-15 gün sonra geldim. Geldiğimde Kerem Gökay Öner benimle görüşme yaptı ve proje ekibinde beni görevlendirdi. Ben burada görevlendirildiğimde Şevket, Murat ve Kerem müdürü tanımıyordum. Daha önce Yenimahalle’de olduğum için sadece Ufuk’u biliyordum. Bana etkin pişmanlıktan faydalanacağı söylendi Serdar Sertçelik’in ve benim de görüşmem istendi ne hakkında konuşacağına dair. Mahfuz Tatar ve Semih Aslan dosyalarını incelemem istendi. Bunu inceledim. Benim bu tarihten sonra Sertçelik’in vurulmasına kadar hiçbir görüşmem yoktur. Serdar Sertçelik’in vurulduğu gün de bizim gidip görüşmemiz istendi. Keçiören’deki annesinin evine gittik. Gittiğimizde ayağı yaralıydı. Ses kayıt cihazının çalışıp çalışmadığından emin olmak için Ufuk telefonun ses kaydını açtı. İyi ki de açmış bugün görüyoruz karşılaştığımız suçlara bakınca. Sertçelik bize vurulmasının tesadüf olduğunu söyledi. Bu süreçlerde Serdar gizli tanık olduktan sonra beyanı gerekli çalışmaların yapılması için bize gönderildi. Biz de delil araştırmalarını yapıyoruz. Bizim kasıtlı olarak bir şeyler yapalım gibi bir şey olmadı. Böyle bir talimat da almadım" ifadelerinde bulundu. "Serdar Sertçelik’in gizli tanık olduğundan bile haberim yoktu" Göreve geldiği gün Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik operasyon yapıldığını öğrendiğini söyleyen tutuksuz sanık Metehan İlkyaz, "Operasyonda yer almadım. Sonrasında ekipler amiri olarak görevlendirildim. Ben sorguya, ifade almaya girmem. Savcılıktan direkt talimat almam. Biz sahada gözaltı yaparız, elde edilen delilleri teslim ederiz. Benim Serdar Sertçelik’in gizli tanık olduğundan bile haberim yoktu. Gizli tanık olduktan sonra eve götürüldü. Şevket Müdür’ün talimatıyla abisine telefon numaramızın verilmesi ifade edildi bir şey olduğunda ulaşılması için. Sonra da biz ve ekiplerimiz bir daha Sertçelik ile görüşmedik, yanına gitmedik. Bir kaç gün sonra beni aradı Serdar Sertçelik ve ’Şevket ve Ufuk Müdürüme ulaşamıyorum’ dedi. Ben de ileteceğimi söyledim" diye konuştu. Hakkındaki suçlamaları reddeden İlkyaz, "Sanık ve avukatlarından gelen hiçbir soruyu cevaplamak istemiyorum" dedi. Beyanların ardından duruşmaya saat 13.30’a kadar ara verildi. Verilen aranın ardından dinlenen sanık Nurullah Özgür Kopuk, "Serdar Sertçelik’in yalan söylediğine namusum şerefim üstüne yemin ederim. Bana kendi aralarında organize diye lakap taktılar. Serdarın abisini tanımam görmedim bilmiyorum. Benim tehdit ettiğim söyleniyor ben Serdar’ın abisini tanımam bile. Bunlar yalandır. Serdar Sertçelik bana ‘Orada neler oluyor. Sana önemli bilgiler vereceğim, yaz bana’ diye mesaj yazdı. Bende savcılığa giderek bu belgeleri teslim ettim. Vatandaşlık görevi yaptığımı düşünüyorum. Bu kişilerin şikayetçi olma dönemi haricinde tanımam. Bir suç işlemedim" beyanına yer verdi. Serdar Sertçelik’in yurt dışına kaçmasına yardımcı olmakla suçlanan sanık Mustafa Çotuk, "Serdar benim yakın arkadaşımdı. İki üç günde bir onunla görüşürdük. Onun bir dosyada gizli tanık olduğunu bilmiyordum. Biz bir gün İstanbul’a gitme planı yaptık, gittik ve aynı gün de geri döndük. Biz İstanbul’a giderken ayağında elektronik kelepçe yoktu. Vurulmadan en fazla 1 hafta 10 gün öncesinde görüşmüşüzdür. O sırada da elektronik kelepçesi yoktu. Varsa da ben görmedim, ya da gizlemiştir" iddialarını öne sürdü. Beyanların ardından söz alan Cumhuriyet Savcısı, tutuklu sanıklar Bora Kaplan, Adnan Kaplan, Serdar Sertçelik, Muhammed Kaplan, Önder Polat ve Ayhan Bakioğlu’nun tutukluluk halinin devamına şeklinde mütalaasını açıkladı. Mütalaa sonrasında söz alan tutuklu sanık Bora Kaplan, "Buradan tahliye çıkmayacağını biliyorum. Kendimizi nasıl aklayacağız bilmiyorum" dedi. Tutuklu sanık Sertçelik, "Bu davadaki iddialarımı doğrulayacak deliller polislerin mesajlaşması, benim tahliye talebim yoktur" derken tutuklu sanık Bakioğlu da, "Örgüt dahilinde kimseyi tanımıyorum, tahliyemi talep ediyorum" dedi. Beyanların ardından ara kararını kuran mahkeme tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti. Duruşma yarına ertelendi.
Antalya Eşini sokak ortasında sopayla darbettiği iddia edilen sanığa 19 yıl hapis Antalya’da Ukrayna asıllı Türk vatandaşı kadının, uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından sokak ortasında sopayla darbedildiği iddiasıyla görülen davada sanık, "tasarlama olmaksızın kadına karşı ve eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 5 Temmuz 2025 tarihinde Konyaaltı ilçesinde meydana gelen olayda, iddiaya göre otelde vardiyalı çalışan Iryna Melnychuk D., gece mesaisi sonrası evine dönerken, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eşi Mehmet Ali D. tarafından sopayla darbedildiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Başına aldığı darbeler sonucu kafatasında kırıklar ve beyin kanaması riski oluşan kadın, ellerinde çok sayıda kırıkla birlikte 16 gün hastanede tedavi gördü. İddianamede ağır ceza talebi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, sanığın mağdurun işten çıkış ve eve geliş saatlerini bildiği, elinde sopayla site çevresine geldiğinin kamera görüntüleriyle tespit edildiği, eylemin anlık öfkeyle değil tasarlayarak gerçekleştirildiği kaydedildi. İddianamede ayrıca, olay yeri yakınındaki iş yerinden alınan kamera kayıtlarının mağdura izletildiği ve mağdurun görüntülerdeki kişinin eşi Mehmet Ali D. olduğunu kesin olarak teşhis ettiği belirtildi. Sanığın daha önce de uzaklaştırma kararlarını ihlal ettiği vurgulanan iddianamede, şiddet eğilimlerinin sürdüğü, serbest kalmasının mağdur açısından tehdit oluşturacağına dikkat çekildi. Bu gerekçelerle, sanığın eyleminin "eşe karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğunu belirterek, en ağır şekilde cezalandırılması ve iyi hâl indirimi uygulanmaması istendi. Sanığın savcılıktaki ifadesinde ise olay saatinde Lara semtinde D.D. isimli bir kişinin evinde bulunduğunu, HTS kayıtlarının da bunu göstereceğini söylediği aktarıldı. Iryna Melnychuk D. ise, kolluk kuvetlerine verdiği ifade de olay günü aldığı darbeler nedeniyle geçici hafıza kaybı yaşadığını, ikametinin arka kapısından girdiği sırada arkasından bir ses duyduğunu, döndüğünde eşi Mehmet Ali D.’yi gördüğünü söyledi. Iryna D., kendisine saldıran kişinin eşi olduğunu, bunu görüntüden, sesinden ve kokusundan ayırt ettiğini söyledi. Tanık anlatımlarında da olay gecesi bir kadının yere yatırılarak defalarca darbedildiğinin görüldüğü, bağırma sesleri üzerine aşağı inen site sakinlerinin ise Iryna D.’yi yerde ve başından yoğun şekilde kan kaybeder halde bulduğu belirtti. Adli raporda hayati tehlike ve ağır kırık tespiti Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin duruşmaya yansıyan 10 Temmuz 2025 tarihli doktor raporunda, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan şekilde yaralandığı, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu ve kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği belirtildi. Kovuşturma aşamasında mahkemeye ulaşan raporda ise mağdurun duyu veya organlarından birinin işlevinde sürekli fonksiyon azalması bulunduğu kaydedildi. 4. duruşmada da Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden gelen raporda, mağdurun yüzünde sabit iz ya da değişiklik bulunmadığı, ancak duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli fonksiyon azalması niteliğinde olduğu bildirildi. Davanın 5. duruşması Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülürken, salonda tutuklu sanık Mehmet Ali D., sanık yakınları ve taraf avukatları yer aldı. Savcı, bir önceki duruşmada sanığın ölümcül bölge olan başa birden fazla kez vurması nedeniyle eyleminin "eşe karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğunu belirterek 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. "Yemin ederim ki bu suçu işlemedim" Sanık Mehmet Ali D. ise suçlamaları kabul etmeyerek beraatini ve tahliyesini talep etti. Mehmet Ali D., "İrina’yı darbetmediğimi açıkça ifade ediyorum. Bu onursuz davranışı ben gerçekleştirmedim. 10 yaşındaki kızımın üzerine yemin ederim ki İrina’yı ben darp etmedim. İnandığım tek kutsal kitap olan Kur’an-ı Kerim üzerine el basarak da yemin ederim ki bu suçu işlemedim. Yaklaşık 10 aydır tutukluyum. 10 yaşında bir kız çocuğum var. İrina ile 2 buçuk yıl birlikte yaşadık. Savaş bölgesinde yaşayan kızımın, işlemediğim bir suç nedeniyle 10 aydır benden uzak kalmasını nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. 5 Temmuz 2025 tarihinde de aynı şekilde, ‘İrina’yı ben darbetmedim’ dedim. Ben, çocuklu bir kadına şiddet uygulayacak kadar onursuz biri değilim. Üzerime atılı suç nedeniyle gecelerce ağladım. Adalete sığındım, Kur’an-ı Kerim’i kalbime koyup ilahi adalete de sığındım. İşlemediğim bir suç yüzünden ailemin yüzüne bakmakta zorlanıyorum; onların da boynu bükük kaldı. Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işleyecek kadar cani biri değilim. Bu nedenle beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" dedi. Mahkeme heyeti; sanık hakkında "tasarlama olmaksızın kadına ve eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 19 yıl hapis cezası verdi.