GÜNDEM - 28 Ocak 2026 Çarşamba 17:27

İBB Üsküdar’da yapı kayıt belgesi bulunan binayı yıktı, aile sokakta kaldı

A
A
A
İBB Üsküdar’da yapı kayıt belgesi bulunan binayı yıktı, aile sokakta kaldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı zabıta ekipleri tarafından Üsküdar’da ev sahibinin evde tadilat yaptığı ve statiği bozduğu gerekçesiyle yapı kayıt belgesi olan binada yıkım gerçekleştirildi. Aile evlerinin yıkılışını gözyaşları içinde izlerken, yaşanan olay mahalle sakinleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı.

İddiaya göre Üsküdar Emek Mahallesi Postacı Mehmet Sokak üzerinde bulunan 1955 yapımı tek katlı binada yapılan tadilat çalışması nedeniyle; İBB’ye bağlı zabıta ekiplerince yıkım kararı çıkarılarak evdeki eşyalar boşaltıldı. Yıkım öncesi çevik kuvvet ekipleri tarafından sokak üzerinde ve bina çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Sabah saatlerinde başlayan yıkım çalışması, mahalle sakinleri tarafından tepkiyle karşılandı. Yıkım öncesi ev sahipleri ve ekipler arasında yaşanan tartışma kameralara yansırken, eşyaları sokağa atılan aile, evlerinin yıkılışını gözyaşları içinde izledi. Öte yandan yıkım esnasında iş makinesinin sokaktaki su borusunu patlatması nedeniyle mahalle sular içinde kaldı. Elinde yapı kayıt belgesi bulunan ve belediyenin yıkımı usulsüz olarak gerçekleştirdiğini iddia eden Şükrü Yıldız, "5 tane çocuğum var, içeride hasta kayınvalidem var ve bu kış vakti gidecek bir yerim yok, ben nereye gideceğim?" sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi.

"Duvarı 1 metre öne alınca kapıya ’yapı tatil belgesi’ asarak yapımı mühürlediler"

Binanın sahibi Şükrü Yıldız, evinde yapmak istediği tadilatlar için gerekli başvuruları ve ödemeleri yaptığını; ardından yaptığı tadilat nedeniyle evine yapı tatil belgesi verilip mühürlendiğini dile getirdi. Yıldız, yaşanan başvuru ve iptal sürecine ilişkin şunları aktardı:

"Bu bina 1955 yapımı bir yapı. Yapı kayıt belgesi mevcut ve bu belge Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından henüz iptal edilmiş değil. Bakanlığa sorduğumuzda zaten yapı kayıt belgesi olan bir binanın belediyeler tarafından yıkılamayacağı söylenmişti. Bununla ilgili ben Haziran ayında başvuruda bulundum; çatının çok kötü olduğuna dair resimleri çektim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü’ne verdim. Onlar da benden belli bir miktar para istediler ben de istedikleri parayı yatırdım, dekontları ve makbuzları mevcut. Sonrasında çatıyı yenilemek için müsaade aldım, ama çatıyı yenilerken duvarları da çok eski olduğu için bir kısmı çöktü. Duvar çökünce ben de 1 metre ön tarafa aldım. Duvarı ön tarafa aldıktan sonra içerdeki duvarın bir kısmını yıktım. Şikayet üzerine zabıta ekipleri geldiler ve duvarı 1 metre öne aldığıma dair tutanak tutup kapıya ’yapı tatil belgesi’ asarak yapımı mühürlediler. Akabinde ertesi gün tekrar gittim ve kendilerinden ricada bulundum, bana 30 gün içerisinde yapıyı eski haline getirirsem yapı tatil belgesini iptal edeceklerini ve encümene bilgi vereceklerini söylediler. Bunun üzerine ben de 3 gün içinde yapıyı tekrar eski haline getirdim ve başvuruda bulundum. Onlar da gelip tutanak tutup, ’Yapı ön tarafa çekilmiştir, 107 metrekareden eski 85 metrekare haline gelmiştir’ şeklinde bir yazı verdiler."

"30 günlük süreyi dahi beklemeden 15 gün içinde karar yıkılma kararı çıkarttılar"

Yaptığı tadilatın iptalini yasal süre içinde gerçekleştirmesine rağmen encümen kararının buna aykırı şekilde çıkarıldığını ifade eden Yıldız, "Yapının ön duvarını yıktığım ve binanın statiğini bozduğum için yıkımın devam etmesi gerektiğini; bununla ilgili encümen kararı da olduğu için yıkımın yapılacağına dair bana tekrar bir yazı verdiler. Encümenin aldığı bu karar normalde geçersiz bir karar çünkü 30 gün içerisinde yapıyı eski haline getirdiğim halde encümenden 30 günlük süreyi dahi beklemeden, 15 gün içinde karar yıkılma kararı çıkarttılar. Konuyla ilgili mahkemeye başvurdum ve idare mahkemesi bununla ilgili ilk önce yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Akabinde gerekli belgeler toplansın diyerek ikinci bir yürütmeyi durdurma kararını iptal etti" şeklinde konuştu.

"Madem benim yapım buna uygun değildi o zaman bana hiç müsaade vermeselerdi"

Yıldız, binada yapmak istediği tadilata en baştan müsaade edilmesine rağmen sonrasında karşılaştığı yıkım kararına tepki göstererek yaşadığı mağduriyeti, "Elimde bu yapı tatil tutanağının iptaliyle ilgili bir karar var; onların ellerinde de encümen kararının ve para cezasının iptaliyle ilgili bir karar yok. Sadece yapı tatil tutanağını dayanak göstererek evimi yıkmak istiyorlar. Ben gerekli paraları yatırdım, izinlerini aldım ve mühendisler gelip baktılar, bütün her şeyini kendileri incelediler. Madem benim yapım 1955 yapımı ve buna uygun değildi; o zaman bana hiç müsaade vermeselerdi, benden para almasalardı. Veya ilk geldiklerinde tutanak tuttukları zaman ’Sen bu binanın statiğini bozmuşsun, bir daha bunu eski haline getiremezsin, buna hakkın yok’ deselerdi bana müsaade etmeselerdi ve o zaman yıksalardı. Burada bir art niyet var, burada bir sıkıntı var. Benim burada 5 tane çocuğum var ve bu kış vakti gidecek bir yerim yok, içerde bir de hasta kayınvalidem var. Ben nereye gideceğim? Hiç Allah korkuları yok" sözleriyle ifade etti.

Selami Berke Kaya - Buse Aslıhan Karkazan - Metin Başar



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.